Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > İnsan Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Türkiye'de bilim adamı neden zor yetişiyor.

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski16-12-05, 03:12  #1
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
Türkiye'de bilim adamı neden zor yetişiyor.



Değerli Dostlar,Sevgili arkadaşlar,Kıymetli okurlar !

Ülkemiz ve insanlarını hepimizin çok sevdiğinden zerrece kuşkum yok.Üç yanı denizlerle çevrili,tabiat ve doğal güzellikleriyle,iklimsel özellikleriyle ve zengin kültürel hazineleriyle yurdumuz gerçekten bir harika.İnsanımızın zengin ve değerli,çok çeşitli kültürel değerleri de var.Bunlara rağmen neden bu haldeyiz sorusu hepimizin aklını kurcalıyor.Hepimiz bir çırpıda,zorlanmaksızın bir sürü madde sıralayabiliriz.Hepsinin de doğruluk payı mutlaka vardır.Ama bilim adamı yetiştirmekte gerçekten çok zorlanıyoruz.En büyük eksikliğimizde bu olsa gerek.Çünkü onlar yaratıcı zekalarıyla kalkınmanın en büyük güç kaynağı.Türk miletinin zeka yönündenden de, pek çok milletlerden üstün ve fazlasının olduğuna da yürekten inanıyorum.O halde neden istediğimiz yerde değiliz ? Eksiklerimiz nerede ve neden kaynaklanıyor?Fikirlerimi elimden geldiği kadar ifade etmeye özen göstereceğim.Fakat değerli katkı ve katılımlarınızla gerçekleri daha görünür hale getireceğinizden eminim.Katkılarınızın güzel ülkemiz ve değerli yurttaşlarımızı onulandırması dileğiyle.

İnsanları ve yaşadıkları ülkeleri yücelten değerlerin en önemli ilkeleri,hürriyet ve demokrasidir.Ataerkil toplumsal yapımız maalesef bu önemli ilkelerin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor.Hürriyet ve demokrasi ;Türk toplumunun aile yapısında kullanılır hale gelmedikçe,zannederim eksikliğinin getirdiği sıkıntıları uzun müddet yaşamak zorunda kalacağız.Hürriyet ve demokrasiden asla korkmamalıyız,aile yapımızın bozulacağı,saygısızlık ve başıboşluk yaratacağı endişesinden uzak durmalıyız.Hürriyet ve demokrasi;aile bireylerinin kendisini ifade etme,anlayış ve algılama kapasitelerini arttırarak,iletişim becerileri ve ikna etme yeteneklerini arttıracaktır.Bu aile bireyleri arasında uygulanan hiddet ve şiddet uygulamalarını azaltarak,birbirlerine olan saygı ve sevgiyi güçlendirerek,bireylerin kendilerine olan güven duygularını pekiştirecek,görüş ve düşünce açılarını genişletecektir.İnsanları daha katılımcı ve paylaşımcı,sorumluluk sahibi bireyler haline getirecektir.Fikri hür,vicdanı hür,irfanı hür nesiller ancak bu ortamlarda yetişir ve hayat bulurlar.İllede demokrasi.Demokrasinin olmadığı ortamlar;hürriyeti kısıtlar,pasif beceriksiz ve yeteneksiz insanlar yetiştirirler.

Demokrasi,özgür tartışma ortamları yaratırlar.İnsanlar bu ortamlarda;tezlerini cesaretle ileri sürerler,katılmayanlarda cesaret ve saygıyla antitezlerini ortaya koyarlar,önyargısız tartışma ortamları bir yerde uzlaşarak sentezlerin oluşmasına imkanlar hazırlar.Her sentez;tez ve antitezleri budayarak,bireyleri daha üst seviyelere taşır.Katılımcılığı ve paylaşımcılığı zevkli hale getirerek,öncelikle bireyleri daha sonrada yaşadıkları ülkeleri yüceltirler.Ataerkil toplumsal yapımız;tez ve antitezler karşısında,bizleri alıngan ve kırılgan yapmaktadır.Antitez ileri sürenleri saygısızlıkla suçlayarak,aşağılamayı ve yargılamayı uygun görmekteyiz.Kendi alışkanlık ve düşünce kalıplarımızın yarattığı olumsuz ortamlar.Bizlerin senteze gitmesine ve birbirimizi yücelten değerlere ulaşmasına imkan tanımamaktadır.İnsan ilişkileri açısından köprüler kurmak yerine var olan köprülerin yıkılmasına neden olmaktayız.Senteze varılamayan ortamlar;eğitim ve bilimin gelişmesine,bilim adamının yetişmesine uygun ortamlar yaratamazlar.Çatışmalı ve kavgalı, bireyler ve topluluk grupları yaratarak,kin ve nefretleriyle her an intikam alma fırsatları kollarlar.Üzülerek söylemek gerekiyorsa;bunları yaşıyor ve yaşatıyoruz.Senteze varamayan toplum ve toplulukların, daha nice uzun yıllar yaşamak zorunda kalacakları ortamlardır.Bu acı gerçeğin nedenlerini,ülkesini ve insanlarını seven her vatandaş yüreğinde hissetmeli,duymalı ve duyurmalıdır.Hürriyet ve demokrasiden ödün vermeyecek kararların arkasında durmayı en büyük vatandaşlık borcu olarak olarak görmelidir.Bu ortamları yaratamazsak;bilim adamları yetiştiremeyiz,üstün zekalı yeteneklerimizi beyin göçüne zorlar,bu ortamları yaratan ülkelerin neferleri haline getiririz.Kanımızdan ve canımızdan olan bu insanlara kızmaya da hakımız yok.En azından insanlık adına,sentezlemeyi beceren ülkelerde yeteneklerini sergilemeye ve geliştirmeye devam ediyorlar.Sentezleme ortamını yarattığımızda,pek çoğu koşarak geleceklerdir.Bireyler olarak bu ortamların yaratılmasına katkı sağlamak adına gayretler göstermeliyiz.Başka ülkelere emaneten gönderdiğimiz değerler,yanıp tutuştukları vatan hasretleriyle koşarak geleceklerdir.

Üzülerek söylemek gerekirse;az okuyan, çok ve boş konuşan bireylerin oluşturduğu bir toplum yarattık.Bir ülkede kitap çok satılıyor,çok okunuyorsa o ülkedeki insanlar arasında fikir dolaşımının renkli ve zengin olduğuna hükmedebiliriz.Kitap sessiz bir fabrikadır.Fikir ve fikir sahibini gürültü etmeden yüceltir ve tanıtır.Fikri yaygınlaştırır,insanları sessiz tartışmalarla belirli safhalara götürüp yüceltir.Her evin içine,her odaya,yazıhanelere,yatakların başucuna kadar gider ve fikirleri yayar.Kitaplıkları ve kütüphaneleri olan ülkeler yücelirler ve medeniyetler kurarlar.Ülkemizin yürek yakan acı gerçeklerinden biride;kitaplıklar ve kütüphaneler yerine,kahvehaneler ve birahanelerle ülkemizi donattık.Kahvehane kültürünü toplum üzerine egemen kıldık.Bu yozlaşmış kültür;her şeyi bilen ve gerçekte çok az şey bilen,mangalda kül bırakmayan,bir konudan girip binbir konuya hızla değinebilen yetenekler yarattık.Bu ortamlar bilim adamı değil,filim adamı yaratırlar.Zengin delikanlı-fakir kız,zengin kız-fakir delikanlı filimlerini izleyerek duygusal ortamlarda ne mendiller ıslattık.

Değerli katkılarınızla konuyu dahada aydınlatıp,renklendireceğinize inanıyor,saygılar sunuyorum.
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski17-12-05, 22:29  #2
ulubatli
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,190

zar zor yetişende dışarı gidiyor. acaba neden müslümanlar eskisi gibi bilim adamı yetiştiremiyor? (ibn-i sina gibi) ama şunuda göz ardı etmemeliyiz sayın türesin: bu ülkede okur yazar oranı bir gecede %3 lere düştü!!
ulubatli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski17-12-05, 22:38  #3
ASİ12
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,511

Bunun başlıca sebebi yabancı dilde eğitim ve hazırlık sınıflarıdır.Şimdi fizik dersini İngilizce gören bir insan zaten zor olan fiziği mi anlamaya çalışsın yoksa bu sözcüğün ingilizcesi neydi onu mu hatırlasın?Hazırlık da ayrı bir dert tabi.İnsanın beynini uyuşturuyor,hazırlıkta yata yata hazırlık bitince çalışası gelmiyor insanın.İnsan bildiklerini de unutuyor hazırlıkta.Bir de bilimsel araştırma yapmak için yeterli imkânın olmaması var,ezberci eğitim sistemi var,düşünmeyi engelleyen sınav sistemi var sonra lisede öğrenciye 15 dersi dayayıp anasını ağlatan eğitim sistemi var,var da var.Bu ülkede bilim adamı olunur mu ya?
ASİ12 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski17-12-05, 22:45  #4
hancı
 
Mesajlar: n/a
Konuya binaen fıkra

Cehennemde her milletten insanı ayrı bir kazana atmışlar. Ve cehennemlikler kazandan tam kaçıp kurtulmaya çalışırken kazanın ağzındaki zebani kaçacak olanın kafasına kepçeyi geçirip adamı tırmandığı yerden tekrar kazanın içine atıyormuş.

Bir gün baş zebaninin dikkatini bir şey çeker. Türk kazanından kimse kafasını çıkarıp da kaçmaya yeltenmiyor. Türk kazanının başındaki zebaniye sorar, Burada niye kimse kaçmaya uğaşmıyor, diye. Türk kazanından sorumlu zebani cevap verir.

"Efendim bunlardan ne zaman birisi kaçmak için tırmanmaya kalksa diğerleri onu ayaklarından yakalayıp aşağı çekiyor."
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski17-12-05, 22:47  #5
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807

Sayın Ulubatlı !
Her şeyi müslümanlığa bağlarsak o zaman hiç yetiştiremeyiz.Müslümanlık dünyayı yalan sayıp,ahiret için hazırlanıyor.Ebedi hayata da ibadetle gidilir.İbadetten vakit kalırsa,geri kalanını da maişet( yaşam için gerekli yiyecek ve para) için çalışacak .Zaman kalırsa da kendinden olmayanları aşağılayıp küfredecek.Velhasıl bilime ne zaman vakit ayıracak.

Saygı ve hürmetlerimle.
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski17-12-05, 23:37  #6
ulubatli
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,190

Alıntı:
Sayın Türesin şöyle demiş:

Sayın Ulubatlı !
Her şeyi müslümanlığa bağlarsak o zaman hiç yetiştiremeyiz.Müslümanlık dünyayı yalan sayıp,ahiret için hazırlanıyor.Ebedi hayata da ibadetle gidilir.İbadetten vakit kalırsa,geri kalanını da maişet( yaşam için gerekli yiyecek ve para) için çalışacak .Zaman kalırsa da kendinden olmayanları aşağılayıp küfredecek.Velhasıl bilime ne zaman vakit ayıracak.

Saygı ve hürmetlerimle.
sayın türesin amacım bu değil. o dediğin islam değil. şeriatın sınırları çizilmediği için, din o şekilde algılanıyor. sadece ibadet. ama toplumumuzda bir boşluk var. ne olduğu belli değil. insanlar demokrasi diyor, partiler, seçimler, konuşmalar toplum gerçekte demokratik değil. aile içi demokrasi, büyük kısmında zaten yok. bir baskı var. adı belli değil. ata erkil de diyemiyorum. toplumun büyük bir kısmı gerçekle yüzleşmek istemiyor. aile içindede bu böyle. insanları gerçek manada güvence altına alan bir sistem yok. baskı ve güvensizliğin olduğu yerde zaten insanlar kendini ifede etmeden yaşamı öğrenirler. yani 'altta kalanın hayali bir gün üste çıkmak' bu anlayışın egemen olduğu bir toplumda yaşıyoruz. aile içinde bile böyle. ve çelişkilerle dolu bir toplumuz!
ulubatli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski18-12-05, 00:18  #7
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807

Değerli dostlar,Kıymetli katılımcılar ve Sayın okurlar !

Çok önemli bulduğum bu konuyu biraz daha açmayı uygun görüyorum.Değerli düşünce ve katılımlarınızı bekliyorum.

Ülkemizde bilim adamı yetiştirecek kurumların başında üniversiteler gelmektedir.Pek çoğunuz hemen işin ekonomik boyutunu öne sürecek ve mali kaynak yetersizliğini öne süreceksiniz.Daha önce bende öyle zannediyordum.Çünkü devamlı bu konu gündeme getiriliyor ve adeta bize ezberletiliyordu.Yanılmıyorsam Edison elektrik ampulünü yakıncaya kadar bir sürü buluşa imza atıyor ve 100'ün üzerinde patent alacak buluş gerçekleştiriyordu.Bunun gibi bir sürü bilim adamı maddi kaynaklardan yoksun olarak yola çıkıp,bulduklarıyla hem insanlığa hizmet ediyorlar hemde parasal kaynaklara ulaşıyorlardı.İyi bir buluş düşünün ve teorilerini ortaya koyun,para koyacak insan veya kuruluşlar ardınızdan gelirler.Bu konuda fikir ve düşünceleri olmayanlar bahaneler üretip kendilerini bilim adamı zannediyorlar.

Ülkemiz üniversitelerinin batıda olmayan bir diğer en önemli özellikleri siyasallaşmış olmalarıdır.Bu nedenlerle bilim adamımı yoksa siyasetçi yetiştiriyorlar henüz bunun kararını tam verebilmiş değiller.Bu nedenle de oralarda yetişenler öncelikle siyasallaşmayı öğreniyorlar.Bilim adamı yerine militan yetiştirmeyi kolay yol olarak seçtiğimizde,bilim adamı yetiştirme hayalleri hep bir başka bahara kalıyor.Siyasallaşmanın getirdiği ön koşullar,üniversiteler arasında işbirliğini önlemektedir.Ekip ruhu yaratmak yerine rakip ruhu yaratırsanız,onlarla cebelleşmeyi ve rakip üniversitelerdeki öğretim üyelerini küçümsemekle oyalanırsınız.Siyasal tercihlerinize göre asistan,doktor ve doçentler yetiştirir,onların bilim adamlığıyla değil siyasal görüşleriyle öğünürsünüz.

Üniversiteler arası kast sistemi,birlikte çalışmanın önündeki en büyük engellerden de biridir.Öğretim üyeleri ve öğrenciler ile onların mezunları (.....)üniversitesinde okumayı bir ayrıcalık olarak görürler.Hep birlikte onu yüceltmeyi ve oluşturdukları kast sistemini kuvvetlendirmeyi görev edinirler.Bir üniversitede okuyan öğrencinin başka bir üniversitede asistan,doktor ve doçent olması neredeyse imkansızdır.Bu nedenle dış ülkelere gidenlerin sayısı hayli fazladır.

Ataerkil düşünce yapısı,ilk okuldan üniversitelere kadar egemen olmuş bir anlayıştır.Öğretmen ve proföserlerin düşünce,eylem ve siyasal yanlarını benimsemeden yükselemezsiniz.Bilimsel düşünce ve çalışmalar,bunların gölgesinde asla gelişemez.Ağaç gölgesinde başka ürünler yetiştiremediğiniz gibi,o gölgelerin altında da bilim adamı yetiştiremezsiniz.Siyasal düşünceniz uymuyorsa dişa açılmak ve yurdu terketmek zorundasınızdır.

Ataerkil düşünce sistemi;ödüllerden ziyade cezayı ön plana çıkaran sistemler geliştirir.Kontrol etmek ve egemen olmak bu sistemin en belirgin özelliğidir.Sakın ha...diye başlayan düşünce sisteminde öğüt ve karamsarlıklar egemen olur.Yaratıcı düşünce baskı altına alınır.Yetenekler budanır,cesaret pasifize edilir.Boynuzun kulağı geçmemesine önem ve özenle dikkat edilir.Bu ortamlar bilim adamı değil,sadece itaatkar memur zihniyetli adamlar yetiştirir.Bilim adamı olmak isteyenlerse yurt dışına kaçmayı yeğlerler.

Her kurumumuzda disiplin ve ceza yönetmelikleri öncelikle yapılır.Ödül yönetmelikleri ya yoktur,ya da diğerlerinin önceliğinden henüz onlara sıra gelmemiştir.Ödül ve takdir insan yetiştirmenin,adam yetiştirmenin olmazsa olmaz koşuludur.Prinç zemin üzerine yazılmış bir kaç tatlı sözü ödül haline getiren zihniyet ödül verecek adam da yetiştiremez,adam da bulamaz.O nedenle Nobel ödüllerine hak kazanacak adamlar asla yetiştiremeyiz.Cezada ehil,ödülde cimri olan ülkeler;ne adam yetiştirir ne de bilim adamı.

Yine tekrar edeceğim.Sizlerde tekrar etmekten ve ettirmekten bıkmayınız.Bunu lütfen bir vatandaşlık borcu olarak görünüz.Tez öne sürüp,antitezlerden alınan ve kırılan,küsen ve küstüren ve sentez aşamasına gelemeyen ülkelerin insanları,değer ve yetenekleri ihraç etmek zorunda kalacaklardır.Konuya lütfen önem verelim.

Herkese selam ve saygılar.
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski18-12-05, 00:56  #8
ASİ12
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,511

Ben üniversitelerle ilgili olarak gördüğüm en büyük sorunları tekrarlayayım:
Başta hazırlık sınıfı ve yabancı dilde eğitim.(yabancı dilde eğitim diye birşey olabilir mi,insanın en iyi bildiği dil anadilidir.Niye öğrenimi zorlaştırıyoruz ki.)
Öss ve Lgs sınavları.Bunlara hazırlanmak için uğraşan öğrenciler araştırma yapamıyorlar.John NASH'İN hayatını anlatan bir film vardı:The Beautiful Mind Bu filmde John NASH'in üniversitede okurken başkalarının yazdığı kitapları okumam manasında birşey söylediği bir sahne vardı.Onu izlediğimden beri düşünürüm başkalarının bulduklarını ezberlemekle ne kazanıyoruz diye.Sizce Edison,Einstein,Newton ya da Archimedes başkalarının yaptıklarını ezberleyerek mi bilime yararlı oldular.Başkalarının yaptıklarını ezberlemekle birşey olmaz,hele yabancı dilde ezberlemekle hiç olmaz.Benim birkaç önerim var:
1) Üniversitedeki uygulama derslerinin içeriği değişsin.Mesela bilgisayar bölümünde okuyan birine daha önce yazılmış bir programı tekrar yazdırmak yerine farklı bir program yazdırılsın.Şu program böyle yazılır,şimdi ezberleyin yerine programdaki mantık şudur densin.(bi de mümkünse Türkçe söylensin.)Liselerdeki deneyde bak bunu böyle yapınca böyle oluyor yerine niye olduğu anlatılsın ve bu deneyle kanıtlanan şeyin öğrenciler tarafından farklı deneylerle kanıtlanması istensin.(Tabii önce deney yapılsın sonra sıra bunlara gelecek).Liselerde fizik sınavları uygulamalı olsun.Mesela ders verilsin sonra da her öğrenciye hatalı bir devre verilip düzeltmeleri istensin.Kuram yerine uygulamaya öncelik verilsin.
2)Üniversite öğrencisine çok az ders verilsin ki labaratuvara gidecek vakit bulabilsin.Adamlar "sınavları veremeyecez" korkusuyla kitapları ezberleyeceklerine labaratuvarda çalışmalar yapsınlar.
3)Kimya,matematik,biyoloji veya fizik mezunlarına iş alanı sağlansın.O zaman bu bölümleri makineyi tutturamadım ben de kimyaya girdim diyen insanlardan kurtarabilir ve bu işi iyi yapacak insanlara teslim etmiş oluruz.
Bitti(sonunda).Buraya görüşlerimi yazmaya devam ederim ben.
ASİ12 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski18-12-05, 01:07  #9
hancı
 
Mesajlar: n/a

Bir diğer noktada Özellikle üniversitelerde yazılı sınavlar ortadan kalkmalı. Özellikle teknik bölümlerde. Her dersten tez hazırlanmalı. Ve tek ölçüt bu olmalı. Şu anda benim kanaatim mühendislik ikiye ayrılıyor, Yazılım müh.liği ve uygulama müh.liği olarak. Artık o saçma sapan kartezyen dönüşün formülleini ezberletmekten üniversiteler vazgeçmeli.

Aynı durum sözel bölümler içinde geçerli, Örneğin ilahiyatta taberi'in görüşü yerine öğrencinin görüşü istenmeli. Kendisi adam gibi görüş beyan edebilmek için taberi'yi aşmalı Öğrenmek ve hatta aşmak zorunda kalacaktır.

Şu anda aslında ilkokullarda çok güzel bir şey oluyor. Eğitim mantalitesi bakanlık tarafından köklü olarak değiştirilmeye çalışılıyor. Umarım öğretmenlerimiz bu yeni duruma adapte olabilirler.

Eğitimci değilim. Eğitimden de hiç anlamam ama yine de bu görüşleri bir beyin fırtınası olarak ortaya koymak istedim.

Saygılar;
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski18-12-05, 01:17  #10
ASİ12
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,511

Evet sayın hancı köklü olarak değişiyor.İsterseniz bu değişim hakkında bilgi vereyim:
1)6. sınıfa kadar Türk ve İslam tarihi konuları kaldırıldı(bu adamı islamcı diye getirmişlerdi bi de.Eh tabi insanlar doğrusunu öğrenirse din sömürüsü yapmak biraz zorlaşabilir)Aslında tarih dersi beyin gelştirmek için iyi bi derstir.Mesela ... bunu yapmış,sizce neden yapmış olabilir sorusuna cevap arayan insanlar ileride daha geniş çaplı düşünebilirler.Tarih dersi tarih ezberlemekten ibaret olmamalıdır.(ezberletmek yerine dersi kaldırdılar o da bi çözüm tabi)
2)6. sınıfa kadar Türkçe dil yapısı kaldırıldı bütün gün parça okunuyor.Halbuki sözcük türetme başta olmak üzere düşünmeyi geliştiren pek çok çalışma yapılabilirdi bu derste.

ASİ12 Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-12-05 12:50 .
ASİ12 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
İlahiyat fakültesinden bilim adamı yetişir mi ? beytullah Arşiv 68 26-11-06 12:42
Bilim ve Din üzerine bir değerlendirme yam_yam Arşiv 29 31-08-06 12:53
İki yanıtın İkincisi nedir ? ibra Arşiv 23 01-12-05 14:41


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 14:42.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz