"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 93
| Bir önerme öne sürüldüğünde kendi varlığının gerekliliği olarak başka önermeleri de kabul etmek zorundadır. Söz gelimi "İnsan iki ayaklı bir canlıdır." önermesinin ne dediğini (ve doğal olarak doğruluğunu) anlamak için "iki", "ayak" vs. kelimelerin anlamı hakkında önsel bir bilgiyi haiz olmak gerekir. Önermeyi öne süren, bu bilgilerin muhatapta var olduğunu varsayar. Aynı şekilde kavramların kökleri de dallı budaklıdır. Söz gelimi elma kavramı muhatabın daha önceki deneyimlerine göre onda bir imgelemin oluşmasına neden olur, bu imgelem elma kavramının ta kendisidir, ve bu imgelemin kırmızı olması zorunluysa o kişinin kafasındaki elma kavramının kırmızı olması da zorunludur; "Elma tanımı gereği kırmızıdır." denir. İnsanın kulluk, ubudiyet, tapınma özelliklerinin tıpkı elma örneğinde olduğu gibi insan kavramının içsel yani insanı "insan" yapan bir özelliği olduğu söyleniyorsa bu gösterilmelidir ki ubudiyetin insan kavramının içsel bir özelliği olması subjenin imgeleminde "ubudiyet" ve "insan"ın ne olduğu ile yakından ilişkilidir. Bu durumda önce "ubudiyet"in ne olduğu hakkında bir şeyler söylenmelidir. Bir edimde bulunurken dikkate alınan hususlar olacaktır. Pahalı bir şey ekonomik nedenlerden ötürü alınmayacak ve sağlık nedeniyle, bünye fazla zorlanmayacaktır. Bu nedenler subjektiftir, bir kişi için para herhangi bir edimde bulunmaya karar verme esnasında önemli bir rol oynarken diğer bir kişi için hiç önemli olmayabilir. Her insanın kendine ait ve kendine has değer yargıları vardır. Lâkin bu değer yargıları her konuda olmak zorunda değildir, yani, bir edimde bulunurken ille de "Şu nedenle..." denilmek zorunda değildir. Bu durumda, "ubudiyet"ten kasıt eğer bir işi yaparken göz önünde bulundurulan öncelikler ise bir insanın içsel özelliği olarak ubudiyetten bahsetmek mümkün değildir, zira hiçbir konu hakkında hiçbir fikri olmayıp tamamen anlık isteklerine göre yaşayan bir insan (şüphesiz bu davranış bir "fikir" olarak adlandırılamaz) tasavvur edilebilir. Öte yandan, belli kriterlere bağlı ve onların dışına asla çıkmayan, hayatının her alanını kontrol eden (ya da kontrol ettiğini zanneden) bir insan tasavvur etmek de mümkündür. Kimi filozoflar bu kontrol mekanizmasını bir düşünce sistemi ya da etik sistem, ahlâkî değerler bütünü olarak ele almış ve insanın özgürlüğüne kavuşması için tüm bu ikonları yıkıp yerine kendi ikonlarını koyması gerektiğini savunmuş. Bu filozofların çoğu kendisini ateist olarak tanımlar. Ateizm bu bağlamda, hiçbir düşünce sistemini kabul etmemek değil, Tanrı'ya bağlı bir düşünce sistemini kabul etmemek demektir. Ateizm kavramı alınıp kullanılageldiği anlamın dışına çıkartılarak (meselâ Tanrı dışındaki şeyleri de tanrı kabul ederek) yapılan yorumlar (meselâ "Bir ateist Tanrı'ya inanmıyorsa şu şu şu tanrılara da inanmamalıdır.") yorumcuyu bağlar ve yorumcunun kendi kavramlarıyla oynadığı bir oyun olabilir ancak. Ateizm-teizm konusu ile özgürlük-bağlılık konusu ayrı ayrı ele alınmalıdır, nitekim yukarıda anılan özgürlükçü filozofların görüşleri genel olarak ateist bir bakış açısı ile şekillenmiş olsa da ateist bir insanın da bağlı olması o görüşe göre beklenebilen bir durumdur ve o zaman o ateistin de kendi bağlılıklarını yıkması gerekir özgürlüğüne kavuşması için. Peki yerine bir şey koymayacak mı sonuç olarak? Koyacak. İşte bahsi edilen filozoflar özgürlüğe ulaşmanın bu yolla olacağını savunur ve özgürlük-bağlılık konusunda üzerinde durulan asıl nokta neye inanıldığı değil, inançlının hangi basamaklardan geçip de o inanca geldiğidir. Tabii ki ne insanın zihinsel özgürlüğünün sadece bu yolla savunulabileceğini ne de özgürlükçü filozofların görüşlerinin bahsettiğim bu noktada uzlaştıklarını söylüyorum; yaptığım, sadece olası özgürlükçü bir görüşten bahsetmek. __________________
Bilinmeyen bir güç bizi kendine çekiyor. Dünya'dan çok uzaklaştık. Göstergeler çalışmıyor. |
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,584
| Alıntı:
Bu noktaya geline kadar ise ( Tanrı beni görmüyor mu, Adelet ? ) gibi kavramları sorguluyorlar....sonrası evrim v.s bilimselliği tartışılan konularla da desteklenmeye çalışıyorlar(kısmi geçerlilik taşır).... Aslında bahis ettiğiniz özgürlükçü görüşü sürdürebilmek için kuralları yıktıktan sonra yeni düzenle de çatışacağını ifade etmişsiniz sanırım... Bu nokta da ifade edilenbir çelişki doğuyor, o halde sürekli devrimci,kurallara aykırı bir yaklaşım.... Buna da ben devrim değil, yıkım derim... Muhtemelen Ataizm... bilimi refarens almaya çalışıyor, dolayısla madde ye kendilerine inanıyorlar... Buna her ne kadar tapma,tapınma gibi kavramlar ile yaklaşamasakta inanç'ın zıttı olarak kullanabiliriz.Ama ben ateizmin çizgisini çok daha farklı görüyorum çünkü kendi içinde bile oturmuş bir sistemik olduğunu düşünmüyorum... __________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... | |
| #3 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> İlimi refarens almaya çalışıyor, dolayısla madde ye kendilerine inanıyorlar... Külliyeten yanılgı.. İlim, daha doğrusu bilim kendine bir misyon edinmiş: Neyin ne olduğunu ortaya koymak.. Bu yolda da sağlam adımlar atmış. Böylece mesela İstanbul bir deprem olacağını söyleyebiliyor. Bugün yağmur yağacağını da dün söylemişti.. Madde ve kendin varsın, işte o sağlam adımlar sayesinde bundan %100 eminsin.. Ama öyle, yada böyle, kesin olan senin bir şekilde var olduğundur.. Ve bu inanmak değil bilmektir.. Ateist ise, eskilerin masallarına masal deme cesareti olan insandır.. Ateist olmayan ise, masalı gerçek sanıp, kendini kurtaracak beyaz atlı prensi bekleyen, beklerken de lazım olur diye saçını uzatan adamdır.. |
| #4 | |||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 2,584
| Sn ANİbal Burada sizin ifadenizi belirttim zaten ![]() Alıntı:
Alıntı:
Teist bir inanç değil madde ye olan .... olanı bilmek gerisinin de bilim ile geleceğine inanmak yani yine ileriye doğru bir öngörü - inanç yok mu ? __________________
Silkin doğrul artık günü geldi kavganın Mehmet olup dağlar da destanlar yazmanın... | ||
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,050
| Kanaatime göre tapmasız hiçbir insan yoktur.Bundan dolayı tapma hakkını evrenin sistemindeki gerçeklerein orat adı olan Allaha vermeyen elbette onu en başta kendisine vermektedir.Bunun için ateist olmak da gerekmez.Hayatında herşeyi kendi isteği üzerine inşa eden de böyledir. |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ateistler Yaratıcının olmadığını kanıtlayabilir misiniz? | alperizm | Arşiv | 236 | 03-08-07 10:52 |
| Ateistler bosuna mi inanmiyor? | canugur | Arşiv | 21 | 24-06-07 19:29 |
| Ateistler haklısınız; Öyle bir Tanrı yok, fakat Allah var. | efendiçocuk | Arşiv | 204 | 14-06-07 08:56 |