| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
İnsan davranışları üzerine/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli arkadaşlar ,Sevgili Dostlar ! İnsan davranışları, alışkanlıklar ,düşünce kalıpları vs.üzerine mümkün olduğunca fazla kitap okudum.İnsan ve psikolojisi ile ilgili kitaplara büyük ilgi duydum.Yılar öncesinden başlayan bu ilgi beni oldukça bilgilendirdi.Hatta bazı derneklerde " Kendini bil,kendini tanı" konulu ücretsiz seminerler verdim.Belli yaşa gelmiş her insanın hayatı tecrübe ve deneyimlerle doludur.Bu nedenle de pek çok insan benim hayatım bir roman diye söze başlarlar.Doğrudurda;çocukluk yıllarından geldiği yaşa kadarki bütün hayatında,sevgiler,coşkular,acılar ve ızdıraplar,tatlı-acı anılar,aşklar,vs.herşey vardır. Bütün insanların en çok benzeyen ortak isteklerine gelince;her insan sevmek,sevilmek,beğenilmek ve takdir edilmek ister.Hemen hemen bütün düşünce ve eylemlemlerimizin ana temesı budur.Bunlarla ilgili isteklerimiz yeterince karşılanamazsa,yaşantımızdan zevk alamayız. Öğrendiklerimi sürekli gözlemlemekte,insanları dikkatlice dinlemekte ve onlara değer vermekteyim.Her düşünce ve alışkanklıklarımızda geçmiş yaşantılarımızın izlerini taşımaktayız.Onların yaşantımız üzerindeki etkileri;hayata nasıl bakacağımızı,neleri düşünüp neleri yapacağımızı belirler.Bu nedenle insan davranışları ve söylemleri konusunda küçük ip uçları vermeyi uygun gördüm.Siz değerli katılımcıların tecrübe ve deneyimleri konuyu şüphesiz hem ilgi çekici hale getirecek,hemde zenginleştirecektir. Önceliği doğrucu davud'lara vererek söze başlayacak olursak;bu kişiler genellikle en tehlikeli kişilerdir,sürekli doğruluk ve dürüstlükten dem vururlar,cümle aralarında ve söylemlerinin çoğu yerlerinde bu ifadeleri sıkça kullanarak karşılarındaki insanlara güven aşılamayı gerek görürler.Güven aşılama işlemini başarıyla tamamladıklarında,karşısındaki insan veya insanları nasıl tongaya düşüreceklerinin hesaplarını yapmaya başlarlar.Bu işlerde uzmanlaşmış insanlar,uzun vadede daha büyük bir vurgun planlıyorlarsa,aşırı dürüst davranırlar ve sık sık ortamın ne kadar bozulduğundan dem vururlar.En büyük kazıklarda onlar tarafından atılır.Geçekten dürüst insanlar,söylemleriyle değil eylemleriyle dürüstlüklerini kanıtlarlar.Doğrucu davutlarla dürüst insanı,söylemlerinden değil eylemlerinden tanımalısınız. Yalancılar;doğrucu davutlarla yakın akrabalık içersindedirler,çoğunlukla da iki özellik birlikte kullanılır.Sık sık yemin etme gereği duyarlar,yeminleri oldukça boldur,yalancılıklarını yeminleriyle örtmeye çalışırlar.Acemiler yalan söylediklerini vucut dilleriyle dışa vururlar;yüzleri kızarır,yüzünüze bakmaktan çekinirler,yalan söylerlerken göz temesında bulunmamaya gayret ederler.Uzmanlar ise bunları çoktan aşmışlardır;vucut dilleri sırlarını kolay kolay açığa vurmaz.Hani deriz ya "gözümün içine baka baka yalan söylüyor".Çok iyi dinlenildiğinde mutlaka bir açık verirler.Zeki ve uyanık olduğu konusunda biraz pohpohlarsanız,bir müddet sonra başkalarını nasıl keriz yerine koydukları konusunda övünmeye başlarlar.Bir söz vardır "övünmek isteyen merdi kıpti (çingene) sirkatini (hırsızlığını) söylermiş".Söylemlerinde sık sık yemine başvuranlar konusunda dikkatli olunmanız tavsiye edilir. Acı çekmiş,hayatı başarısızlıklarla dolu insanlar;genellikle öğüt vermeyi çok severler.Neler gördük biz,neler çektik biz diyen sözlerle söze başlamayı severler.Anlatacak çok şeyleri vardır.Genellikle kuşku duyarlar,cesaretleri kırıldıklarından insanlara hep dikkatli olmayı,kimseye güven duymamayı öğütlerler.Bir iş yapmayı ve bu insanlardan akıl almayı denerseniz,uzak durmanızı tavsiye ederim.Zira bütün cesaretinizi kıracak,yelkenlerinizi suya indirecek bütün öğütleri vereceklerdir.Bilhassa gençlerin özellikle uzak durmaları gereken kişilerdir. Kendileri ve yakınları büyük tehlike atlatanlar,hele de ölüm gibi acı deneyimler yaşamışlarsa;yakınlarına evden çıkarken,uzun yola çıkarlarken,uzun uzun korku ve endişe kaynalkı nasihatler verirler.Aynı acıları tekrar yaşamak korkuları içerisinde olurlar,azıcık geç kaldığınızda teleşlanırlar,ortalığı ayağa kaldırmaktan bile çekinmezler.Korku ve endişeleri; sürekli denetim ve kontrol altında bulundurma isteklerini kamçılar,onlardan uzakta bile olsanız sık sık sizi ararlar veya aramanızı isterler. Alınganlar;kendilerini yetersiz,ezik,başarısız bulanlar ve kendilerine acıyanlar genellikle alıngan olurlar.Kendileri alıngan olduklarından herkesi öyle görüp alınganlıkla şuçlarlar.Kendi alınganlıklarını,karşılarındakine ve başkalarına monte etmeye çalışırlar.Başkalrının alınganlıklarından dem vurup,karşılarındakilerden çikayetçi olurlar. Dünyayı ben yarattım ve herşeyi ben daha iyi bilirim diyenler;sevgiye,övgüye ve itibara çok önem verirler,açlık ve susuzlukları bunlaradır.Herkesle dalga geçer alaya alırlar,kendilerini dünyanın merkezine koyup,dünyayı kendilerinin idare ettiklerini sanırlar.Kendilerini hep en üstün görme ve takdir edilme yönünde tavırlar takınırlar.Onları ne kadar çok överseniz,onlar tarafından da takdir edilirsiniz.Düşünce ve söylemlerini takdir etmezseniz,susmanız daha iyidir.Yererseniz vay başınıza geleceklere,onlar tarafından aşağılanmayı göze almışsınız demektir. Benim vereceğim ipuçları şimdilik bu kadar.Katılımlarınız bilgilerimizi genişletecektir.Saygı ve hürmetlerimle. |
|
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli Arkadaşlar,Sevgili Dostlar ! Bu günde,Mükemmelliyetçi ve Temizlik hastaları tiplerine değinmek istiyorum. Mükemmelliyetçi tipler;genellikle kimseye güven duymazlar,her şeyi en ince detaylarına kadar araştırmak ve incelemeyi severler.Ne yapmanız konusunda genellikle insiyatif tanımazlar.Yapmanız gerekenler konusunda,en ince ayrıntılarına kadar planlar yapıp ellerinize verirler,sapmalar olursa vay halinize.Uzun uzun anlatır,istemediğiniz konferansları dinlemek zorunda kalırsınız.Egemen bir yapıları vardır,herşeyinizi kontrol ve denetimde tutmak isterler.Sonuçtan ziyade gidilecek yol veya yollar onlar için daha önemlidir.Farklı yollardan aynı sonucu bile elde etseniz,kendilerine isyan bayrağı çekilmiş addederler.Bu tip patronların çalışanları ve ebeveynlerin çocukları olmak gerçekten zor.Onlara sabır etmekten başka bir yol yoktur. Temizlik ve titizlik hastaları;günlerinin çoğunu temizlik ve titiz davranmakla geçirirler.Hastalıkve mikroplara karşı aşırı derecede duyarlıdırlar.En ufak bir şeyden hastalık kapacakları endişesini duyarlar.En önemli konuları bu olduğundan,bu konulardan bahsedilmesinden zevk duyarlar.Bulundukları ortamları titizlikle göden geçirip uyarıcı olurlar.Bulundukları ortamları beğenmediklerinde diken üstünde olurlar ve yakınlarınında diken üstünde olmalarını sağlarlar.Böyle ebeveynlerin çocukları genellikle dışarıda ellerini bir şeylere süremez,topraklarla veya kumlarla oynayamaz,hayvanlara dokunamazlar.Çoğunlukla ebeveynlerinin ikazlarıyla karşılaşırlar.Bu kişi evin hanımı ise,işten yorgun argın eve gelen bir aile reisinin işi zor demektir.Sürekli talimatlarla adamın canına okurlar.Ya ona uyacak ve uymak zorunda kalacaklar veya eve geç gelmeyi,evden kaçmayı tercih edeceklerdir. Saygı ve hürmetlerimle. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| Bu davranış biçimleri insana nasıl verildi? Bu davranışlırı ailemiz değilde biz seçemezmiyiz? İnsanın bu kavramlardan yoksun yaşaması, yoksun bir kişiliği olabilirmi? Bunların başlangıcı yoksa insan güdüsümü? Peki bu çeşitlilik? Hermes Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 28-07-06 14:49 . |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 74
| İnsanın ne olup ne olmadığı, sevgi ve mutluluk kavramlarının biyolojik ve duygusal oluşumları konusunda oldukça meraklıyım, siteye hem değişik fikir ve teoriler bulmak, hemde bendekileri paylaşmak için üye oldum. mesela bir insanın artık sadece organik bir bedenden ibaret bir varlık olmadığını biliyorum. İnsanın yaratılış macerası ilk etapta organik olarak başlar. Anne karnında dördüncü aydan itibaren beyin aktif olarak yaşamaya başlar. Aynı anda Ruh beden dediğimiz enerji boyutlu beden üretmeye de başlar. Biyolojik bedenimiz atomik madde boyutunda tüm diğer canlılar gibi Astrolojik olarak programlanmış, genetik olarakta en son en gelişmiş organik canlı türüdür. O kadar gelişmişki, hem asıl "Ben" olmamızı sağlayan BİLİNÇ dediğimiz benliğimizi, hemde madde boyutundan sonra bir tür enerji boyutlu sonsuz denecek kadar uzun bir zaman kullanacağımız RUH bedenimizi üretebilme ve geliştirebilme yetenekleri verilmiş bir makina, bir bilgisayar, bir robot, ne derseniz deyin, okadar mükemmel bir alettir. Kumanda merkezi olan beyin astrolojik olarak doğum aşamasına kadar olan dönemde programlanır. Diğer organik canlılardan farkı orjinal olarak kurulan program, istenildiğinde değiştirebilme şifresi bilinç dediğimiz "ben"liğimize verilmiştir. Şimdilik bu kadar yazıp okuyanları sıkmayayım. Hoşçakalın, selamette olun. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| A.B.D.'deki kasırgalar üzerine | spartaküs | Türkiye Siyaseti | 5 | 08-08-06 19:52 |
| Zeka üzerine anlamlı sözler | petricli | İnsan Bilimleri | 4 | 28-06-06 11:19 |
| 7 Renkli İnsan | ugurozaltn | Konu Dışı | 2 | 26-10-05 22:31 |
| Gen - İnsan Etiği paralelliği - Gen mutasyonu | ugurozaltn | Doğa Bilimleri | 0 | 13-10-05 17:53 |