Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Ustalardan Seçkiler

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

12 Eylül ve Edebiyat / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski13-06-07, 20:45  #1
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
12 Eylül ve Edebiyat



SUÇÜSTÜ

hasköy'den dönüyordum akşamdı,dedi
ipince yürüyordum yıldızların altında
biz o zaman grevdeydik binbeşyüz işçi
sonra sattı bizi sendika
ayda bin lira yardım neye yarardı
buldukça ara işler yapardım
kaç gündür bir gül vermek istiyordum karıma

kulaksız'da bir kahveyi tarif etmişti biri
şimdi kırk yıl düşünsem çıkaramam adını
ilyas mıydı idris mi öyle birşey olmalı
ilyaslarla idrisleri karıştırmışımdır hep
bazen bir iç kanamayla kendimi karıştırdığım gibi
biri hep yusuf oysa
ve öteki hep nuri
kaç gündür bir gül vermek istiyordum karıma

benden önce birisini bulmuşlar
birkaç gün oluyormuş adam işe başlayalı
bir de özür dilediler kibarca
kaç gündür bir gül vermek istiyordum karıma.

evlere temizliğe giderdi karım
evlere temizliktem gelirdi ki elleri
pazarları rakı sofram
çay param cıgara param düşlerim
oturup utanırdım içmeye
kaç gündür bir gül vermek istiyordum karıma

hala temizliğe gidiyor karım
bir de her çarşamba olabilirse
cigaramı çamaşırımı getirir
bir yolunu bulsa tahliyemi getirecek
kalbimin iki gurbeti arasında bir akasya çiçeği
açar bütün dallarda
açar da ben
söz bulup söyleyemem
kaç gündür bir gül vermek istiyordum karıma

hasköy'den dönüyordum evet akşamdı,dedi
ipince yürüyordum yıldızların altında
yüzümün bir yarısı yakındı hep yusufa
öteki yarısı hep tuzaktı-tam ortada ben vardım
yıldızlar kadar uzak nuri'den bir kaçmayla
bir evin bahçesinde kırmızı güller vardı
belki de tatildeydi ev sahipleri
ya da bir yakınları ölmüştü uzak bir kentte
yıllardır yas içindeydi ola ki kadın
iç odalarda oturur eski albümlere bakardı
perdeleri kapalı saksıları kurumuş
kapısı kilitliydi bahçenin
ben duvardan atladım içeri
kaç gündür bir gül vermek istiyordum karıma

sonra silah sesleriyle polisler geldi
iki sokak ötede kimi vurmuşlarsa vurmuşlar
ben kimseyi vurmadım
ben grevci bir işçiydim okmeydanı'nda
evde bulunduğu söylenen o sahte kimlik
o buluşma notları da şifreli
biri aksaray'da bir büfe önü
öteki osmanbey'de bir durak
elinde selpak mendil
yüzünde bir gülümseme
hem ben yaya gidiyorum otobüsler kalabalık
üstelik o tabanca mermisi bitmiş
iki şarjör boşaltmışım bu doğru değil
gömleğime bulaşan o kan da evet
dikeni batmıştı elime demek üstüme sürmüşüm
başka birinin olmalı
ayrıca iddianamede adı geçen kişileri tanımam
ben karıma kırmızı bir gül koparacaktım
kim çaldı bu ölüme alnıma
kim çaldı bu ölümü alnıma

tahliyemi istiyorum bay yargıç.

Mecit ÜNAL
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-06-07, 20:53  #2
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Ateş Hırsızları Söylencesi

ateşi çalmaya gittim promete'nin dağlara zincirli bileklerinden

geçip buza kesmiş yanardağ ağızlarında uğuldayan rüzgar mızraklarından

geçip ateş almış buzul ırmaklarındaki ince su damarlarından

ateşi çalmaya gittim ikarus'un yanık kanatlarını ahi evran çeliğiyle sararak

geçip spartacus'ün bir dağ yamacında gömülü duran kılıç ışıltısından

geçip bedreddin'in sıska bir söğüt dalı altından ıslanan rahlesinden

ateşi çalmaya gittim tanrıların yıldırımlarını çelimsiz ellerimle yararak


ateşi çalmaya gittim

ve yenildim, ricat yollarından geri çekiliyorum bayraklarımı toplayarak


gecede yıldız var ve ay öksüz bir şarkıcıdır uzun yoldan gelmişim


şimdi rüzgar esecek şimdi mavi bir kuş yaylımı ayışığının kanadında

kipriklerime üç damla ışık düşürecek, üç damla yıldız ışığı kiprik uçlarıma


şimdi rüzgar esecek şimdi gecenin en güzel vakti demirörgünün saçağında

şakaklarıma üç tel sarmaşık düşürecek, üç asma sarmaşığı şakak duvarlarıma


şimdi rüzgar esecek şimdi haziran sağnağı dalbastı kirazların şıvgasında

dudaklarıma üç yaprak su düşürecek, üç ırmak yaprağı dudaklarımın kuytusuna


şimdi rüzgar esecek şimdi gecenin en ölüm vakti göğsümün ateş yollarında

gözlerime tuz ölümler düşürecek, üç kök kerbela tuzu gözlerimin kovuğuna


gecede yıldız var ve ay öksüz bir şarkıcıdır uzun yoldan gelmişim


gecede karınca yolları var ve ay öksüz bir şarkıcıdır uzun yoldan gelmişim


uzun yoldan gelmişim gökkuşağının ağılı bir tırpanla biçildiği çağlardan

haramiler kesmiş suyun başını.. yolların bacını verip gelmişim


uzun yoldan gelmişim ülke rüzgarlarının paslı bir katarmayla gemlendiği çağlardan

işgal taretleri düşlemiş kıyılarımı ve ocağımı zabitan

ben çapraz asmışım gözlerimin aynasına yüreğimin fişekliğini, ilk kurşun zehrini için gelmişim


uzun yoldan gelmişim dağ ateşlerinin kör bir mavzerle karartıldığı çağlardan

kanlı bir rüzgar gibi geçmişim ay uçurumlarından ve küle tohum serpmişim

bir çayırkuşları aldanmış harladığım köze bir de o eşkıya dili koyakların ......

Emirhan Oğuz
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.

Anadolu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-06-07 11:11 .
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-06-07, 20:56  #3
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Ateş Hırsızları Söylencesi

......

uzun yoldan gelmişim yalnız kuşbazların taş tabutluklarda çürütüldüğü çağlardan

kutsal bir kitap gibi taşımışım koynumda eski söylencelerin ceylan derisine kazınmış umudunu

demişim zeytinin karasında akşam ve başağın sarısında seher

yazılmasın mülkiyetine bir bezirgan zulmetin, avuçlarımdan çatalkaralar uçurmuşum

ve akmış sansaryan hücrelerine ebabil öfkelerimin ince soluğu... öfkemin adını bilip gelmişim


uzun yoldan gelmişim haziran ateşçilerinin tank sesleriyle durdurulduğu çağlardan

bakmışım emeğim üvey evlat ve şerit ana sövmüş ve çökmüş böğrüme duvar

oturmuşum loş bir mahzende kırık bir portakal sandığı üzerine, ışığa bakmışım

ellerime benzeyen eller görmüşüm ve kenetli avuçlarda yarınımın yazgısı

ve abanmışım da bir sabah sağır vardiyalarda sürgünken şalterin kolu

sımsıkı tutmuş alanların kapısını zadegan, adımlarımın diyetini verip gelmişim


uzun yoldan gelmişim kent ufuklarının kuduz bir hırızmayla yırtıldığı çağlardan

derelerim kana kesmiş ve asılmış gözlerimin burcuna üç dağın yaftası

öksüz bir evlat gibi sürüklemişim cesedimi bozbulanık niksar uçurumlarında

duvarlara künyem kazınmış ve adımı okumuşlar radyoda, gülümseyerek dinlemişim

sonra yeniden okumuşum ishakça elyazmamı uzun karartma akşamlarında

öfkeme yeni hatlar çizmişim, çırılçıplak savurmuşum gencömrümü yakıcı buz ışığına

ve saray eşiklerine dayanmışım da yürüyüp dev adımlarla.. çoğalışımın bedelini bilip gelmişim


gecede ateş aylası var ve ay öksüz bir şarkıcıdır uzun yoldan gelmişim


uzun yoldan geliyorum kulaklarım çınlıyor vur emriyle arandım

san pus içinde bir çığlıktım aradım kendi yankımı ateş aylalarında

ham bir çağlayı ısırmak gibi bir şeydi erteledim gencömrümün kırık aşklarını

sormadım neydi beni savuran o çağ yangınlarının gizemli burgacında

bıraktım çocuk ellerimi dereotlarının gölgesinde yılları ışık hızıyla aktım

ve işledim geçtiğim bıçak yollarındaki çiçek harmanını belleğimin kurşuni fanusuna


uzun yoldan geliyorum kulaklarım çınlıyor vur emriyle arandım


gecede ateş aylası var ve ay değirmi bıçaktır ölüm yollarında......

Emirhan Oğuz
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.

Anadolu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-06-07 11:11 .
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-06-07, 21:04  #4
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Ateş Hırsızları Söylencesi

.......

uzun yoldan geliyorum gözlerim kararıyor risalesini tuttum tarihin

upuzun yatmışım ranzama cehennem göklerde bir yıldız kadar yalnız

şimdi rüzgar esecek diyorum şimdi biraz daha dallanacak gözkovuğumdaki çuvaldız

şimdi kum fırtınası kirpiklerimde şimdi bir kök tuz damarı gözbebeklerim

uzun yoldan geliyorum, kaybolmuş surelerini okudum eski kitabelerin

içinde her gece bir çölün boğulduğu ve her sabah bir denizi dirilten söylencelerin

upuzun yatıyorum ranzamda ve ay öksüz bir şarkıcıdır ondan dinledim

takdiri tahfife yer yok azami hadden hüküm giydim


gecede ölüm mahyası var ve ay değirmi bir bıçaktır hücre penceresinde


takdiri tahfife yer yok, yokluğumda tefhim edildi hüküm

çün cürmüm sabit gırtlağıma pas akıyor vur emriyle arandım

upuzun yatmışım ranzama ateş aylalarında bir kıvılcım kadar yalnız

neyi anlatır bir kıvılcımın yalnızlığı diyorum, ömrümce bu soruyu aradım

bir çığlıkla koşuyor arkadaşların yanıtı hasta siempre comandante

bir direnç türküsü ki yankısı düşüyor blokların çatkısına

gecede ölüm mahyası var, kendi damarlarını oyuyor kanım


uzun yoldan geliyorum ölüm açlıklaarının ortasındayım


kanım kendi damarlarını kemiriyor, uzun açlıkların ortasındayım

bir yıldız tozu kadar yalnızım ışıltılı bir yıldız kumsalında

çığlığın çığlığa çarparak büyüdüğü çağlardan gelmişim

gece silah sesleriyle inmiş caddelere perdeler çekilmiş kapılar sürgülü

ve gün silah sesleriyle kopmuş da geceden, gece afişlerinin kıyısında durup bakmışım

genç ölüler görmüşüm yaralarına yağmur sızan güzelim ölüler

çocukların oyun taşını kavurmuş toplukırımların rüzgarı

pencereye çakılı gözleri görmüşüm oğul yitirmiş anaların, iki buz yumağı

ve çığlığımızdan nasiplenen yol yorgunlarını görmüşüm

ışıltılı imgeleri korkuya adamışlar, mırıldanmışlar kendi sarsak acılarını

ben delifişek umutlarla yürümüşüm kırık çitli avlulardan haziran sabahına

ince bir çalıgülü bırakmışım sardunya dallarında ışıyan çiğ tanesine, çıplak ve ince

yürümüşüm ve uzun ölümler ortasında bulmuşum kendimi

çiğ tanesine iklimler düşünce

gecede ölüm mahyası var bize vaad edildi işkence.

Emirhan Oğuz




__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-06-07, 21:24  #5
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Bitmemiş Sevdalar

Yeni kısalttığı kırlaşmış saçları ve kısa sakalı çökük elmacık kemiklerinin üzerinde tam da yaşamın kendisine özene bezene yapmış olduğu kötü bir maske gibi duruyordu ve ben onu yani yoldaşımı anımsayamamıştım. Akşam eve geldiğimde aklımı tırmalayan onu, hâlâ anımsamazken, gece ne alaka ise tam da yatağın zevk verdiği bir anda dişimin ağrısıyla ani bir kalkış onun kim olduğunu anımsatıyor. O deli görünümlü bitlenmiş adam Burhan’dı. Kalkıp bir sigara içip ağlamaya başladım. Bu olayın ardından tüm dostlara ve onu tanıyacak olanlara sorduğum halde bulamamıştım, elimdeki tek veri onun genelde, tren garında yatar olduğunu bilmekti; ama bilmediğim ve sonradan öğreneceğim ise daha da dramatik bir öyküydü. Burhan 12 Eylül 1980’den önce, Serap’la devrim nikahı yapıp birlikte yaşamlarını devrimci ahlak kurallarında meyvelendireceklerdi.
Serap darbe öncesi yeni öğretmen olmuştu. Kura çekiminde Sivas çıkmış, Burhan ise Bolu’ya kura çekmişti. Resmi nikahları olmadığından ayrışan yaşamlarını birleştirmenin olurunu ararken, Serap’ın 4 aylık hamile haliyle Burhan ile beraber göz altına alınmışlardı. Serap bırakılırken Burhan tutuklanarak Mamak E Tipi Cezaevi’ne gönderilmişti. Burhan’ın hastalıklı annesi, oğlunun mahkumiyetine fazla dayanamayınca ölüme yenik düştü. Babası ve arkadaşları onu yalnız bırakmadılar ve ben zoraki askere götürülürken, Serap Sivas’a gitmek zorunda bırakılmıştı. 12 Eylül darbesi ülkeye ve insanlığa yaptığı ihanetinde, uzun zaman birbirimizden haberdar olmadan bireysel telaş ve kaçışlar devam ediyordu. Serap sık sık Burhan’ı ziyarete gelip parasız bırakmamıştı, taki 1984 Ocak ayına kadar. Bir gece Burhan’ı başka davalardan yine işkenceye alırlar, işte ne olduysa o gece şubede oldu Burhan aklına sahip çıkamamıştı ve aklı başkaca çalışıyor olmuştu. Şubede Burhan’ın delirdiğinin farkına varan UZMANLAR bir şekilde Burhan’ın tahliyesini sağlamış ve onu sokakların karanlığına emanet etmişlerdi.
Burhan’ın serseri yaşamını ne babası ne de Serap bilemeden cezaevlerinde, morglarda, hastanelerde ve şubelerde aradılarsa da kimse ne ne olduğunu söyledi ne de ona rastlayabildiler. Burhan bir şekilde trenle İstanbul’a gitmiş olmalıydı, onu tanıyan en son ben idim ya da ben öyle biliyordum. Serap 1990 yılına kadar bırakmadan ve her fırsat Burhan’ı ararken sonunda annesinden kalma evine yani o da İstanbul’a son atamasını yaptırarak 10 yaşındaki oğlu ile oraya yerleşmişti. Burhan sahilde teneke bir kulübede avareliğini sürdürürken kimi acıyıp tıraş ettiriyordu kimi hamamda yıkanmasını sağlıyordu, kimi de para veya yiyecek bir şeyler vererek sorumluluklarını yerine getirmenin iç huzuruyla yine Burhan’ı yalnız bırakıyorlardı.
Bir gün bir doktor Burhan’a şöyle demişti: “Aslında sıkı bir tedaviyle, yararlı bir yurttaş olabilirsin.” Bir keresinde de Burhan’ı evinin yakınında gören isterikli bir kadın onu her defasında alıp yıkayıp sonra da kendini becertiyordu. Burhan yıkanıp tıraş olduğunda oldukça yakışıklı biri olabiliyordu; ama o haliyle geçici bir süre. Bir gün de sokağın karanlık kuytusunda yaşlı bir kadının, iki genç tarafından çantasının gasp edildiğini gören Burhan kadına taraf olunca gençler onun görünümünden korkup kaçtılar, yaşlı kadın ona teşekkür ederken polis gelerek olaya el koymak istemiş ama kadın yaşanılanı anlatınca da polisler Burhan’a teşekkür etmek isterken, tokalaşmak için el uzattıklarında Burhan: “Ben suçsuzum, ben suçsuzum” deyince herkes kendi yoluna devam etmişti.
Burhan uzun ve kırlaşmış saçlarıyla son zamanlarda Serap’ın evinin önünden geçiyordu ve Serap’ı her gördüğünde anlamsız bakışlarıyla onu rahatsız etmeden izliyordu. Bir gün Serap da onu fark etmiş ve çantasından çıkardığı bir elma ile bir mandalinayı ona vermişti. Burhan meyveleri alırken ürkek ve yüzüne bakmadan alır almaz hızla yanından uzaklaşmıştı. Serap meyve verdiği adamı gördüğünden beri duvarda asılı olan Burhan’ın resmine daha sık bakar olmuştu. Ona yazdığı bir şiiri alıp okudu sonra ağılyordu ki 20 yaşına yeni girmiş oğlu küçük Burhan gelip onu öperek teselli etmeye çalıştı. Sonra gördüğü avare adamı anlattı. Küçük Burhan da: “Ben o adamı sık sık görüyorum, zararsız birine benziyor... dediklerine göre eskiden okumuş akıllı bir adammış.” “Beni yağmurlar ısladı her an, Özledim baharıma gel Burhan” Güneşin çok samimi olduğu bir zamanda Serap evinin önünde seyyar satıcıdan karpuz alırken, az ötesinde Burhan onu izliyordu, Serap karpuzun parasını öderken parası çıkışmayınca eve gidip getirecekti ki birden Burhan’ı görüp şakacı bir dille: “Sen de para var mı, ne dersin verebilir misin?” deyince Burhan oturduğu kaldırımdan kalkıp Serap’ın yanına gelerek ellerini tüm ceplerine sokup para ararken birden duraklayıp koynundan bir cüzdan çıkardı. İçinden para almak istedi elleri titriyordu ve cüzdanı elinden yere düşürünce de, Serap ondan önce eğilerek cüzdanı alıp cüzdanın arasından yarısı dışına çıkmış bir kimlik görünce kimliğe bakmak istedi. O anda Burhan yerinde duramayıp sürekli ayaklarını indirip kaldırıyordu; Serap elindeki kimliğe bakınca evinin duvarına asılı resmin aynısını kimliğin üzerinde görünce karmaşık bir ses çıkararak Burhan’a sarıldı. Evin bahçesinde sandalye üzerinde Burhan’ı bir berber tıraş ediyordu; küçük Burhan gelince annesi yaşadıklarını anlattı. Oğlu öylece merdivene oturarak ağlarken annesi de ona katılarak ağlaşmaya başlayınca da, berber saf saf onlara bakındı. Tıraştan sonra Serap Burhan’ı kendi elleriyle banyosunu yaptırdıktan sonra, getirdiği elbiseleri giydirip salona geldiklerinde oğul Burhan basanı görünce: “Bu ne anne Kadir İnanır gibi adam!” deyince annesi de: “Eeee boşuna sevdamı yıllandırmadım.” “Anneciğim sizin sevdanız Bitlenmiş Sevda.” Ve ben de 20 yıl sonra bu sevdaya Ankara’ya geldiklerinde tanık olacaktım.

Kaynak:http://www.78liler.org/
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-06-07, 22:01  #6
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Seni aldatıyorum

oysa dokuz yılı daha yeni aştı
gündüz ve gecelerimiz
ve belki bir ömür boyu daha beraber olacağız
ama söylemem gereken birşey var
demir ranzam itiraf ediyorum
hovarda düşlerimde her an
seni aldatıyorum.

Tarık Uygun
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-06-07, 23:49  #7
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Şimdi sizsiz

öyle fukarayım ki öyle ıssız
şimdi sizsiz sevgili
sevinçlerim öyle dumanlı cansız
ve hasretiniz durgun bir göl değil ki
bin nehrin su taşıdığı bir deniz
deniz öksüz çaresiz

yumuşak kılmıştım yüreğimi
esrarengiz hiçbir kuşun konamadığı
çınarlar büyütmüştüm yemyeşil
ölümcül darbelerin kıramadığı

sert dallar tez kırılır
toprak gibi yumuşak
toprak gibi ana
toprak gibi berrak kılmıştım
bilmezdim böyle ıssız kalınır
böyle sevdalanılır
böyle gurbetlenilir
böyle ağlanır

taş toprağa çalınır
çalınmaz toprak taşa
ve taş ufalanır küçülür
ve toprak
ve bunu bilmek nasıl da güzel

hasretinizi
on yıl sonra Akdeniz'i
tekrar görmek gibi
sessiz volkanlarda yaşamak
sizsizliğin ıssızlığı şimdi
ancak ve ancak
kervan yüklü umutlarla susturmak
Yemen'den Managua'ya uzanan
başsız sonsuz deve kervanına
yüklenmeyecek kadar
ağır hasret yükünün efsanesi
ağır
güzel
kutlu
ve muhteşem

Ayşe Hülya
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski14-06-07, 10:57  #8
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Ummadık zamanda

Neden böyle oldu diye sorma güzel annem

sevmeliydi insanlar

seven ben oldum

çığlıklara

kelepçelere

tank seslerine rağmen

konuşmalıydı insanlar

konuşan ben oldum

güz yağmurlarında

Acıya batmamış yürektin annem

hoyrat rüzgarlar esmezken daha

doyum olmayan

tatlı bir temaşaydı gözlerin

yüreğin yüreğimdi

Karalar bağlama annem

başın öne eğilmesin

acının hüznü var gözlerinde

sil gözlerini

düşen insanların kanı

anaların gözyaşıyla sulanıyor gelecek

gurura dönüştür acıyı

kelepçeli kollarına ağlama

ağlayan sen olma

Çiçekler açmalıydı annem

onca kar kışa rağmen

yüreği çiçeklenen ben oldum

buz tutmuş atmosfer içinde

Kararlı adımlarla ölmek gerekti annem

ölen ben oldum

öldü bil beni ne çıkar

ummadık zamanda doğmak üzere.



Özgür Ovacık
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski14-06-07, 11:00  #9
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Yıldızlar ışısın

biliyorum dağın damarını kestiler
yolunu kestiler o sevdalı ırmağın
hasretin türküsünü söylerken al duvaklı gelin
o güzel türkünün damarını kestiler

ama kanat çırp sen yine bir yıldız ışısın
bir güneş pırıltısı aksın kanatlarından

biliyorum şimdi topraklar filizsizdir
dağlar karanlık bir gece gibi ıssızdır
acının soğuklarıyla yıkandı bütün şafaklar
kanat çıptığımız köyler kentler sessizdir

ama kanat çırp sen bir yıldız ışısın
bir güneş pırıltısı aksın kanatlarından

biliyorum şimdi zaman sistir ve kardır
ama kar bahara ve sis yaza kadardır
soğuk adımlarına bakma sen kış sabahlarının
ve saçlarına matem çiçekleri takma

ama kanat çırp sen yine bir yıldız ışısın
bir güneş pırıltısı aksın kanatlarından


Ersin Ergün
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski14-06-07, 11:02  #10
Anadolu
Ayrıldı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,521
Sende korkarsın

Sen de korkarsın küçüğüm sen
Herşeyden önce insansın çünkü
Sevmekten kaybetmekten ya da ölümden
Görünmez ihanetin o kara yüzü
Doğaldır küçüğüm korku insana
Kabul etmeli böyledir gerçek
Ama yiğitsen sağlam bir inancın varsa
Elindedir bunu belli etmemek
Yiğitlik kokmamak değildir küçüğüm
Korkuyu inançla yok edebilmektir
Kolay çözülmeyen bir düğüm
Ve..... eğilmez bir baş olabilmektir
Unutma yarınların umudu sende
Korkuyu yen boyun eğme düşmana
Yiğit olmalısın ölürken bile
Çünkü yakışanı budur insana.


Mustafa Özenç
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir.
Anadolu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Altı-Yedi Eylül Olayları Antioksidan Tarih 11 06-09-07 13:32
12 Eylül ve ülke tarihinin utanç manzaraları Antioksidan Türkiye Siyaseti 16 13-06-07 15:16


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 23:57.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz