"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Kesik Esintiler.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 10
| O kadar çok düşünüyorum ki bu aralar...Kafamın patlamasından ve o saçma , kendini bilmez fikirlerimin etrafa dağılmasından korkuyorum… “ Dağılırsa dağılsın mı? “ Yok yok dağılmasın…Anlamasınlar ne kadar “güçsüz” olduğumu …Ne kadar “sağlam” durabilmek istediğimi hayata karşı…Ama hep yenildiğimi , her engele takılıp düştüğümü, anlamasınlar işte…Diyecekler ki : “ Her engel insanı büyütür kızım… “ .Olmuyor işte , o engeller beni daha çok boşluğa çekiyor, daha çok bilinmeze sürükleniyorum ve evet sonunda daha çok uzaklaşıyorum kendimden… Kendimden uzaklaştıkça da şu sorular beliriyor küçük aklımda : … “Ne yaptım bu dünya için , kendim için ?, Ya da olmalı mıyım bu dünyada? , Olsam , olmasam fark eder mi?, İhtiyacın var mı bana dünya? “…Daha kendini bulamamış bir insan , daha kendi “ özgürlüğünü “ betimleyememiş bir insan …ha dünya sorarım sana fark eder mi senin için varmışım yokmuşum? … Ah şimdi fark ettim aslında kafam patlamış…Baksanıza dökülmüş, her yere saçılmış fikirlerim…O zaman söyleyeyim artık kafamdakileri . Ben sadece şu hayata karşı “ sağlam “ durabilmek istiyorum… Vee artık benim de bir öyküm olsun istiyorum , kendi “ özgürlüğümü “ betimleyebileceğim…. __________________
Gerçekçi ol, imkansızı iste...! |
|
| #2 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 602
| Bu köprüyü geçip bana gelir misin etim/tırnağim? Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi veya manasını kelimelerimiz ile anlatamadığımız aşkımıza dair hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür yaşamımızda bize ait olarak. Bu aynı et ile tırnak ilişkisine benzer. Acıyı birlikte hissedersiniz, birlikte ağlar, birlikte güler hale gelip, et ile tırnak haline dönüşürsünüz. Bizi ayıran küçücük bir köprü vardır aslında bu noktada, hepsi o kadar ufak sorunlara temel oluşturur ki, anlaşamadığımız zamanlarda çıkan münazaralar da yüzüstünde sivilce gibi pütürlü bir şekilde yansır hepimize. İşte bu noktaya, tam olarak sende bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam bana birşeyler fısıldayabilirmisin :"Bu köprüyü geçip bana gelir misin etim/tırnağim?" yanlışsa sana fısıldananlar kulaklarını tıkarmısın benim için?eğer yapamazsan işte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın, dudakların titrer, gözlerin dolar ve çeker gidersin. O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde/geleceğimizde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız yalan bir kere girerse aramıza sevgilim.
__________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." |
|
| #3 | |
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 602
| Bir kişisel kimlik hissinden yoksun, kendisini yabancı hisseden. Ve kendilerinin asla etkileyemediği bir dünyadan korkan o kadar çok insan var ki günümüzde. Bu yüzden bireysel özgürlükler savunuldugun da, bu insanlar sürekli sığ bir yüzeyde elestri yapar özgürlükcülere. Özgür bir toplum tabi ki tüm bireylerinin akıl sağlığını garanti edemez. Özgürlük insanın gerçek tatminini sağlamaya yeterli bir durum değildir, fakat gerceklestire bilmesi icin gerekli bir durumdur. Cünkü insan bireysel özgürlügünü, fikirlerin de saglayamadıgı sürece asla özgürce yasayabilemez. Akıl hastalvgını özgür bir düsünce eylemiymis gibi yansıtmakta dogru degildir. Ve düsünceden uzak bir davranıstır. Bunun degisimi ise Düşüne bilmekten ve yaşayabilmek icin düşünceyi tercih ederek özgürleşebilmekten gecer . Düşünmeyi tercih etme, realitenin gerçeklerini tanımlama, neyin doğru veya yanlış oldugunu; neyin haklı veya haksız olduğu konusunda hüküm verme sorumluluğunu üstlenme insanın kendini özgürlestirme şeklidir. Bu, insanın bir rasyonel varlık olarak kendi tabiatını kabul etmesidir, entelektüel bağımsızlığının sorumluluğunu kabul etmesidir. Ve kendi aklının başarısına inanmasına bağlıdır. Bencil olmanın özünde ise kişinin bilincini devreden çıkarması vardır. Yani kisisel bir özgürlük isterken bilincli bir özgürlük istegi ile kisi varolmayi kendisinden yola cikarak herkes icin gelistirmelidir. Bireysel özgürlügüde canilik ile ilintilemek tamamen bilinc dısıdır! Buna yol acan olgu ise "İnsan kavramlar yoluyla değil, ezberlenmiş üstü kapalı kelimelerle olaylari irdelediginde. Yani, bazı durumlarla ilgili olan, fakat kullanıcısının içeriğini doğru şekilde anlamadığı söylemlere elestiri getirirken, öğrenilmiş seslerle fonksiyon gösterir. "Bu, bugünün düşünmeyen insanlarının yaptıgı en sıg harekettir ve fazlaca soyut, fazlaca entelektüel görünüslü bir tepki mekanizmasidir. Bundan sıyrıldıgında insan, özgürlügü anlayabilecektir. Yoksa surekli yönetilen olarak kalacaktır. Saygı duyulması gereken ise, kisilerin insani düşünceleridir. __________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Diyarbakır'dan esintiler | stran | Arşiv | 82 | 05-11-06 16:26 |