"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| Bakıyoruz ki iki taraf var ve kendilerine göre benimsedikleri fikirler doğrultusunda hayatlarını şekillendiriyorlar... inançlı olan hayata "araç" diyor, inançsız olan ise "amaç"... Peki, ben bu amaç denilenin gerçek anlamdaki amacını soruyorum, bu nedir? buradaki amaç deyip huzura kavuşma kolaylığını doğuran etken insan ömrünün uzun olması veya kendine uzun gelmesi midir... insanın ömrü 5 yıl olsaydı bu amaç denilen hayat için bu kadar değer biçilir miydi... gelişme daha hızlı olsaydı ve insanın ömrü diyelim ki 5 yıl olsaydı... Yoksa insan karanlığı tanımadığı için her yanı aydınlık mı sanıyor... ölümü bilmediği için ölümü uzak görüyor, bu kesin... ama hayatın değerini bu ölüm bitiriyorsa hayat nasıl anlamsız bir amaç haline geliyor? Okumak, büyük adam olmak, güzel insan olmak, zengin olmak, değerli ve saygın bir yere gelmek, mükemmel bir aile hayatı ve mutlu bir yaşam diyelim... "o yaşam sona erene kadar arkada bıraktıkların senin amacındır" derler... Bakalım ben geride ne bırakıyorum, bir umudumu burada bırakıp ölüme gidiyorum ve bir anlamımı bırakıyorum...bu anlam için insanlar arkamdan üzülüyorlar, benim bir değerim var ve o değer karanlığa karıştığı için arkada kalanlar üzülüyor... ama derler ki "anlamı sen doğurdun bu amaçsızlığa anlam yüklemenin sorumlusu sensin..." Aslında ben bir şey doğurduğumu hatırlamıyorum, ray sistemini ben kurmadım, kendime geldiğimde bu rayın üstünde gidiyordum, bazılarının raydan çıktığını gördüm, çıkarken bana; "nereye, boşversene sonunda duvar var zaten, yolu yok..." gibi sözler fırlattıklarını duymuştum...Biri şöyle desin, adı Vislod olsun ve şöyle desin: "Bir tanrıya ihtiyaç duymadan yaşadım, güç sahibi oldum, kendime güvendim, her şeyi kendi başıma yapmasını iyi bildim, yıllar geçti, güzel bir mesleğim oldu, güzel bir kadınla evlendim, bir erkek çocuğumuz oldu, ben gayet iyi para kazandım, daha sonra ek iş olarak ressamlık, yazarlık ve müzisyenlik yapmaya başladım, gayet güzel şeyler ürettim, ürettiğim şeylerden insanlar yararlandılar ve bu şekilde bir hayatlıktan sonra günün birinde öldüm..." Şimdi Vislod'a sormak istediğim bir şey var... "ne oldu?" dünyadaki varlığın sona erdi, "bir hayat tesellisi olarak arkanda bıraktıkların yaşatılacak" sözü verildi... arkanda bıraktıklarından insanlar faydalandı, hatta yüzyıllarca senin ismini tekrarlayıp durdular, hiç unutulmadın... Ama bu sana hayattaki çok küçük bir tebessüm kadar bir canlılık değeri kazandıramadı, çünkü sen yok oldun, insanlar sadece kendi aralarında bir değerlik atıp tuttular... Bu sadece yaşayan insanların bir anlık farkındalıkları oldu... ------- Ve zaman geçince dünyanın tamamen yok olacağını bile bile, "dünyaya bir şeyler bırakmak benim amacımdır" dedin... zaman geldi ve dünya tamamen yok oldu, tüm canlılar öldü, ne bir değer ne de bir anlam kalmadı.. sonsuz bir sessizlik başladı.. Her şey unutuldu, her şey yaşandı geçti... her şey bitti... her şey bir heveslik kaldı... her şeyin değeri bir anlıkmış meğer... zamanı geldi ve sayılar sıfırlandı... "Bir değer bırakarak gidiyorum" demiştin, şimdi o değer de değersizliğe karıştı, bak... --------------- Peki şimdi ne olacak Vislod? bir amacın vardı ve sonunda yol daraldı daraldı ve çıkmaz bir yere geldi... amaç dediğin hayat, seni yarı yolda bıraktı ve daha da fazlası seni aldattı... ------------------------------------- ---------------------------- Ben şahsen bu söylenen amaçların, inancın amacına bir tepki olarak doğduğunu düşünüyorum... Hayatı pek ciddiye almayan ve "hayattan ötedeki gerçek hayat" diye tutturan insanları gören kafası boş biri (yani herhangi bir fikri olmayan biri) bu insanlara tepki vermek için "hayat amaçtır" dedi... insan doğası gereği tepki vermeye meyillidir, kesin doğru ve kesin yanlış nedir bilemediği için insancıl küçük tepkiler doğar ve bu tepkiler beraberinde daha büyük fikirleri tetikler ve bu yolda genişleyen fikir bir "taraf" olma haline gelir... İnançlı olanın bir amacı vardır, o bu dünyadaki hayatı bir araç ve bir köprü olarak düşünerek ölümden sonrası için umut eder... Kendine göre bir değer arar ve bu ona en anlamlısı gelir... dini kitaplara inanır... çünkü inanmayı seçer, kesin bildiği bir şey yok, diğer taraf gibi... sadece seçer ve burayı bir seçim hayatlığı olarak görür... Amacı dünya hayatlığı ile doğru orantılıdır... Dünyanın gerçek hayat olmadığını söyler, her anlamın ve değerin bir anlık insan hevesinden doğduğunu kabullenir ve dünya tamamen yok olduğu zaman, dünyayı amaç olarak görmediği için aldanmamış olur... Bu tabii ki ona hiç bir şey kazandırmaz, (ahiret inancına girmiyorum) ama inançsız olan gibi "bu dünya amaçtır" demediği için haklı çıkar... Sonuçta şu görünür ki, inançsız olan sistemle ters orantıda bir amaçlık fikrini benimsedi ve sonunda aldatıldı... inançlı olan ise sistemle doğru orantıda bir amaç edindi (dünyayı amaç görmeme diyelim) ve dünya tamamen yok olduğunda bunu bilmiş oldu... Bu aslında iki tarafa da bir şey kazandırmadı ama inançlı olan kandırılmamış oldu, "dünya geçicidir" dedi ve bildi, dünyaya değer vermedi ve dünya da onu haklı çıkartarak değersizlik içinde kayboldu... Dikkat ederseniz ahiret konularına girmedim, bu sınırda tartışmak istiyorum sadece... Şimdi herkes bir cevap bulup versin bakalım, gerçekten de merak ediyorum... |
| #2 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| İnançlı olanın aldatılmadığı fikri külliyeten yanlış.. İnançlı olan aldatılmış olandır.. Ömrünü bir aldanmışlık içinde, safsataya boğulmuş, büyük ihtimalle vicdanını bazı törelere satmış halde yaşar.. Bu açıdan da külliyeten zarardadır, çünkü, hiç bir zaman insan olmayı anlayamadan yaşayıp gitmiş olacaktır.. İnsan olduğunu bilmek ve o bilinçle insan olma gururuyla yaşamak inançlıların anlayamayacakları büyük bir kazanımdır.. Ha, elbette, genel olarak inançlı olanları tüm hayatlarını boş bir öğreti üzerine temellendirip dünyayı kendilerine zindan etmiş olacakları gerçeğini de unutmayalım.. |
| #3 | |
İnançlar & Dinler ![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 685
| sayın godot, bu dünyayı araç olarak gören insanlar, ahirete hazırlanırken tanrının yada dinlerin varlığına inanmayan insanları rahatsız etmedikleri sürece herhangi bir sorun olacağını zannetmiyorum. Herkes istediğine inanmakta özgürdür. İnançlı insanların öldükten sonra aldanmamış olduğunu söylüyorsunuz. Halbuki bir düşünsenize eğer öbür dünya diye birşey yoksa, dindar insanların yaptıkları onca ibadetler, kendilerini kısıtladıkları dünyevi zevkler, dinin gerektirdiği için siyah çarşaflara bürünmek, öbür dünyada cehenneme gitmesin diye çocuklarını korkutmak, bilimsel gerçekleri dini inançlarına uymadığından dolayı reddetmek. İnandıkları dini tüm dünyaya yaymak için savaşmak, eşcinsel insanları asmak. Kendisinin dine uymayan bir kimliği varsa bunu bastırmak, kendini gerçekleştirememek. Yazık değil mi? İnanmayan insanlar ise sadece bu hayat varolduğu için bu hayatı anlamlandırmaya çalışacaktır. İbadete harcayacağı enerjiyi bu dünya için kullanacaktır. Günah olduğuna inanmadığı için kendini cinsellikten mahrum bırakmayacaktır. Hayatı daha dolu ve mutlu bir şekilde yaşayabilecektir. Tabi ki inanmayanların da inanan insanların haklarına saygı duyması gerekiyor. Ben bir yaratıcının olması gerektiğine inanıyorum. Bu yazdıklarımın sizin sorunuza cevap olabileceğini düşünüyorum. |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: erzurum
Mesajlar: 642
| İnançlı olan insanın yaşama amacı nedir peki? __________________
Milliyetçilik faşizme açılan kapıdır... |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
| İnançsız hayatın amacını inançsızın vermesi gerekir.Ama madem inançlı insanın hayat amacı nedir diye soruldu şöyle cevap verelim. İnançlı insan için hayat bir farkına varmaktan ibarettir.Bir zamanlar yokken nasılda varolduğunun bilincine erişmektir.Anacak inançlı gerçekten adına layık bir inançlı olabilmesi için uğraş vermesi gerekir.Kendi her türlü kötülükten koruması gerekir.O zaman kendisine yeni açılımlar açılacaktır. Bu arada sayın Meycinin yorumunu okurken çok üzüldüm.Dinin insan hayatında sanki hiçbir zaman içselleşmeyen ve hep zorla bazı emir ve yasaklara yönelten bir yaşam biçimi olduğunu sandığından Dindarların her zaman bir psikolojik baskı altında olduğunu sanmaktadır.Oysa inançlı bu hayatı kendisiyle mücadele alanı gördüğünden kendisiyle yaptığı mücadele sonunda başarılı olduğunda dini emirleri zaten hayatında içselleştirmeye başlar.Artık ibadetler bir borç ve sıkılarak yapılan bir şekil jimnastiği değil onu evreni çepeçevre saran ve gönlünü mükemmel bir şekilde zevk içinde bırakan bir huzura eriştirir. Din modern zamanımızda işlevini görmediğinden ve tamamen insan ürünü bir şekil jimnastiği haline geldiğinden dini emirlerin de katı ve insanları zorlayan şeyler olduğu sanılmaktadır.Bundandır ki namazsızlık her geçen gün inananlar arasında bile yayılmaktadır. Bugün çoğunuzun deizme veya ateizme veya Agnostisizme yönelmesindeki etken dinin evrenin her alanının kuşatan ve insanı kendisine getiren yönünü görmemenizdir. |
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| Alıntı:
ama ben sistemin gittiği yol paralelinde insan amacının çizgisini ortaya koyuyorum... İnançlı olan aldatılmış mı olur? eğer sonsuzluk değil de bir son varsa ahiret yoksa aldatılmış olur bir nevi ama ben dünyadaki amaçtan bahsettim daha çok... İnançlı olan dünyaya değer vermez ve bir gün dünya yok olup gittiğinde ve geride hiçbir anlam bırakmadığında kendi fikri bunun üstüne oturmuş olur ve bunu bilmiş olur, dünya hayatı için "değersiz" der ve dünya da değersizlik içinde kaybolduğunda bunu bilmiş olur, tekrar ediyorum bazı yerleri... Ama inançsız olan dünya hayatına "amaç" diyen birinin fikri, dünya yok olduğunda şaşkınlığa uğrar, dünyanın yok olmasından bahsediyorum daha ilerisine gitmiyorum... bir gün gelip de dünyanın yok olacağını herkes bilir, bunun üzerine söylüyorum bunları... Yukarıdaki uzun yazımda gerektiği kadar anlattım ve inançsız insanın gittiği yoldan sonra geldiği çıkmazı açıkladım... | |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: erzurum
Mesajlar: 642
| Aslında deizm ateizm de birer inançtır. Ama bu soruda inançtan kasıt teist dinler ise, hayatın; inanç esaslarının belli ve dar kritelerine bağlı kalıp sert dayatmalar içerisinde yaşanması dışında birşey değildir diye düşünüyorum. İnanan insanın amacı değilde sebebi bence birşeyle bağımlı olmadan yaşayamamasıdır. Kendisi iyiyi kötüyü ayırt edemeyen insanın bir kural kitabına ihtiyaç duyduğu kesindir. Amaç nedir? Cennete gidip rahat rahat yaşamak mı? Öyle olacağını mı sanıyorlar ki? Neden varolup olmadığından emin olunmayan (gidip gelipte anlatan biri mi var) bir dünya için yaşayasın? Burada nefsini tutan orada her istediğini yapabilecekmiş... O zaman orası buradan daha da pis bir dünya olur buna eminim... saygılarımla __________________
Milliyetçilik faşizme açılan kapıdır... |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: Ankara
Mesajlar: 175
| inançsız olmak, insanın aklını sınırlayan bütün prangaların ortadan kalkmasına yardım eder. İnançsız insanın amacı mı? Sınırsız gelişim..Zaman kısıtlı ne de olsa = ) |
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 279
| Alıntı:
İnançsız olan ile inançlı olanın bu hayatta yaptıkları, her ne şekilde olursa olsun eşit olarak son bulacaktır... Dünyanın ve canlılığın tamamen yok olacağı zamanı göz önüne getirip bakalım, ve geçmişte insanların ne düşündüklerini hatırlamaya çalışalım... Birisi demişti ki; "hayatını boşa geçirme, her şeyi yapmaya bak, başka bir hayat yok çünkü..." Diğeri ise; "Hayata aldanma, hayat amaç değil bir araçtır, hayat değersizdir, kend,dn, hayata adama..." inançsız olan dünya hayatına adandığı için zaten başka bir hayat olasılığına kapısını kapadığı için bir fayda elde edemez... inançlı ise kendini dünya hayatına adamadığı için bir başka kapı hazırlar, kapının ardına başka bir hayat olduğuna inanır, çünkü "eğer dünya varsa başka bir dünya da olabilir" diye düşünür... Son varsa ikisi de kaybetmiş olur... Son yoksa inançsız olan kaybetmiş olur... | |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 178
| ot gibi diyeceğim ama otlarda zikreder tanımsızzzz __________________
geçti istemem gelmeni,yokluğunda buldum seni,bırak vehmimde gölgeni,gelme artık neye yarar? |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|