"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| ''reel'' sosyalizm nedir ne değildir? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 453
| başka bir başlık altında konuşma bu noktaya kaydığı için bu konuda ayrı bir başlık açmak istedim. sosyalizm kelimesinin başına ''reel'' i ekleyenlerin anlatmak istediği nedir? öncelikle ben birkaç giriş yapayım: reel sosyalizmden anladığımız pratikte yaşanmış olan sosyalizm deneyimidir. yani ekim devrimi ile başlayan ve 90'ların başında son bulan bir deneyimden bahsediyoruz. reel sosyalizmi savunmak nedir? pratikte yaşanmış olan sosyalizmi yani ekim devriminden 90 lara kadar gelen süreci sahiplenmek demektir. işte tartışmaların kökeni de buraya dayanıyor aslında. pratikte yaşanmış olan sosyalizm savunulmalı mıdır? belirli bir kesimin Stalin sonrası dönemi ''revizyonizm'' diye tanımlaması ne kadar doğrudur? sosyalizmi savunmak hem Lenin'i hem Stalin'i hem Kruşçev'i Brejnev'i Gorbaçov'u savunmak mıdır? sağlıklı bir tartışma olur umarım. herkese saygılar... |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 972
| Önce bazı şeyleri netleştirmek lazım... Savunmak mı? Sahip çıkmak mı?? Eğer söz konusu olan reel sosyalizm ise yani Dünya'da 72 günlük paris komünü deneyiminden sonra ki en uzun süren sosyalizm deneyimi ise bu iyi tarafıyla kötü tarafıyla o deneyimin mimarlarının yani komünistlerin mirasıdır.Tarihidir,kitabıdır... Yani söz konusu olan sahip çıkmaktır.Çünkü bu deneyimler ne küçük burjuva liberallerinin,ne kafatasçı faşistlerin ne de sosyal demokratlarındır. Bizim olana biz sahip çıkmaz isek kim çıkacak? Bu noktada anlaşmak lazımdır. Sovyetler komünistlerin onurudur,tarihidir.Ve yapmamız gereken onu bütün Soğuk Savaş propagandası tezlerin,savların yol göstericiliğinde yerin dibine sokmak değil kendi siyasal aklımızla,kavrayışımızla "bizim" tarih bilincimiz ve yorumlama şeklimizle ele almaktır.Takdir edersiniz ki bir liberal ideolog'un sovyetlere bakarken kullandığı terminoloji ve belgeler ve düşünüş sistemi farklıdır,komünistlerin farklıdır.Bu nokta da bizim sistemimiz işçi sınıfı'nın devrimci kitabı olan Markisizm-Leninizm,yorumlarımıza yol göteren ise Tarihsel Materyalizmdir. Ve elbette bu yorumlama ve geri bakış bazı eleminasyonlarıda beraberinde getirir.Biz Sovyetlerin sınıf savaşımı adına ortaya koyduğu basiretsizlikleri sahiplenip savunur muyuz? Hayır... Ama ya 1920lerin sanayi bunalımının Devrimin ülkesini zerre kadar etkilememesi,kısa sürede gerçekletirilen sanayileşme ve atağı ve kamu hizmetlerinin en temel insani hakların en ileri kapitalist ülkeden bile daha ileri olmasını ve Nazi faşizmini neredeyse Dünya'dan tek başına silmesini?? Bunları bir kenara atabilirmiyiz? Hayır...Sahip çıkarız,Savurunuz!Bu liste daha da ayrıntılandırılabilip,açılabilir. Zaten tartışmanın ilerleyen bölümlerinde bunları daha derinlemesine ele alırız. İşte tüm bu yaşanmışlığı,doğruları,hataları ve elle tutulur derece de gerçekliği ile biz Sovyet ve doğu avrupa deneyimlerini bir bütün olarak Reel Sosyalizm adı altında topluyoruz. Perspektifimiz budur... Liderliklere gelir isek... Bu sahip çıkma meselesi sizin dile getirdiğiniz kadar "kabaca" ve düz mantık ile ele alınamaz... Elbette işçi sınıfı'nı devrimci mücadelesi için de Stalin isminin ayrı bir önemi vardır. Elbette SBKP kadrolarının da çok ayrı yerleri vardır.Ama bu bizim odak noktamızı daraltıp lider fetişistliği yapmamız anlamına mı gelir?? Söylediğiniz ne kadar mantıklıdır? Gorbaçov gibi bir hain nasıl sahip çıkılabilir? Kruşçev gibi basiretsiz biri bizim için Stalin kadar ayrı bir önem ifade etmez.Ve burada ki mesele "kişilik" değil gerçekten siyasal "basiretsizlik"tir. Ya brejniev? Mümkün müdür Stalin ile aynı ağırlıkta ele alınması?? Değildir. Brejniev,Kruşçev,Gorbaçov...Koskoca Sovyetleri bu üç göze hoş görünmeyen şahıs üzerinden mahkum etmeye kimin gücü yetebilir? Sovyetler birliğinde SBKP adına Stalin'den sonra birsürü yalnışı ve beceriksizlik ile dolu tabloyu elbette değiştremeyiz.Tarih tahrifatı komünistlerin işi değildir.Ama bütün bu görünür de ki tersliklere rağmen ve yine Stalin'den sonra bile SBKP'nin son derece fedakar,çalışkan ve gerçekten İşçi sınıfı'nın mücadelesine yürekten inanmış kadrolarının olmadığını inkar edemeyiz. Sözün özü: Yaşananlar reel'dir. Yanlışı ile doğrusuyla bizimdir.Bu tarihi etraflıca ele almamak,hesaplaşmamak bundan kaçmak anlamına gelir o zaman da söz konusu olan bizim basiretsizliğimizdir. Sovyetler BİZİMDİR. ![]() Saygılar, Jakoben __________________
"Bütün ideolojik ayrılıkların temeli ,devrim isteyip istememeye değil, devrim yapmak için yola çıkmaya, savaşmaya cesaret edip edememeye dayanır. işte bu yüzden, devrim için savaşmayana sosyalist denmez." -MAHİR ÇAYAN- Jakoben Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-06-07 18:45 . |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 84
| Benim görüşüme göre Stalin Sosyalizmin çökmesinde ABD den daha fazla rol oynamıştır savunulacak tarafları çok azdır. Ama dünyanın en büyük devrimcisi denilen Lenin'e saldırmaya kimsenin cesaret edemeyeceğini düşünüyorum çünkü gerçekten yaptığı şeyler inanılmaz. Stalin'in sosyalizme verdiği en büyük zarar ise açıktır ki Troçki'nin sürgüne gönderilmesidir. Belki de dünya üzerinde yetişmiş en akıllı sosyalist olan Troçki'yi Lenin aramıza en geç katılan ama en zeki ve sosyalist olanımız diyerek tanımlamıştır ve Stalinin adeta despotik rejime dönüşen sözde sosyalist felsefesinden ve yönetiminden çok daha kolay ve akılcıl bir sosyalizm çeşitidir Troçki'nin düşüncesinde ki sosyalizm __________________
Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluğuna, romen soytarılığına karşı Türk devrimcisiyim... |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 216
| Sahiplenme noktasındaki doğru ve yerinde tespitleri nedeni ile sayın Jakoben'i tebrik ederim. Bu noktada sürekli gündeme gelen Stalin'in Sosyalizm tarihindeki rolüne gelince işte burada da sahiplenme olgusu ön plana çıkıyor. Doğrudur Stalin'in Lenin sonrası pek çok yanlışı olmuştur ancak yaptığı uygulamalarıdönemin konjonktürel şartları içerisinde değerlendirmek gerekmektedir. Toçki'den yararlanmaması hata olarak görülebilir ancak ben şahsımca Stalin'in "Tek Ülkede Sosyalizm" tezini dönemin şartları ve Troçki'nin Sürekli Devrim tezikarşılaştırmalarını göz önüne aldığımda çok daha tutarlı buluyorum. Reel sosyalizm noktasında da özellikle forum içerisinde ikiye ayrıldığımızı gözlemliyorum... Kimi arkadaşlar yaşanan Ekim Devriminden sonra Sovyetler Birliği'ndeki sistemi Sosyalizm olarak kabul etmiyorlar. Bu arkadaşlara göre yaşanılan sosyalizme geçiş aşamasındaki işçi devleti sistemidir. Ben ve benim gibi düşünen 2. grup ise yaşananın bir sosyalizm deneyimi olduğunu savunuyoruz. Yaşanan deneyimi sosyalizm olarak kabul etmeyen arkadaşlara göre otomatik olarak reel sosyalizm diye bir şey de yok... Bizler ise reel sosyalizmi tartışıyoruz... Eksikleri yokmuydu.... Vardı tabii ki... Özellikle Stalin dönemi itibariyle çok ciddi bir bürokratik yapıya bürünen devlette yeni bir sınıf yaratıldı. Devlet kapitalizmi yaşandı,işçiler gerektiği kadar yönetimde söz sahibi olamadı... Prag,Afganistan gibi müdahalelerle özündeki anti-emperyalist ruhtan uzaklaştı... Bunun gibi pek çok hata sayılabilir... Ancak bu hatalar üzerinden sosylizmi mahkum etmek doğru değildir... Her ne olursa olsun bu deneyim 80 yıla yakın tüm dünyanı n kapitalist evemperyalist büyük güçlerine karşı tek başına kafa tutarak başka bir dünyanın var olabileceğini göstermiştir... Eğer tarihsel ve diyalektik meteryalizme inanıyorsak bilmeliyiz ki sosyalizm ölmedi sadece tarih istasyonunda bir mola verdi... Sosyalizm treninin yeniden yola çıkması için yapılması gereken tarih labaratuvarında geçmiş deniyimi iyi analiz etmek... |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 84
| Ki bu da sitalin gibi toplumu despotik yönetimle yönetmeyip gerçek sosyalizme insanları inandırmaktan ggeçiyor aslında __________________
Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluğuna, romen soytarılığına karşı Türk devrimcisiyim... |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 453
| evet o halde tartışmaya devam edelim. şimdi bu noktaya kadarki görüşler. ''reel'' sosyalizmi savunmam ama sahiplenirim. peki şu sahiplenme mevzusunu açalım birazs öyleyse. bir kere stalin ve lenin'in yaşadığı yıllarda kimsenin sosyalizm kelimesinin başına ''reel '' lafını eklemek aklına gelmemiştir. bu laf revizyonizm diye nitendirilen yıllarda bu döneme sahip çıkanların ortaya atmış olduğu bir laf.işin normal olanı şudur ki sosyalizm tektir bunun reeli şusu busu olmaz. rehberimiz marsizm- leninizm ise teoride de pratikte de sosyalizm sosyalizmdir. sizin deyiminizle reel sosyalizme sahip çıkmak yani pratikte yaşanmış olan sosyalizme sahip çıkmak. bunun bütününe sahip çıkmaktır. öyleyse buradan çıkan sonuç nedir? Kominformdan atılan Tito revizyonizmi de bunu kapsar. şimdi tito revizyonizmi kominformdan atıldığında yanlış mı yapıldı peki? öte yandan sizin deyimiizle reel sosyalizmi sahiplenmek Çavuşeşku romanyasını sahiplenmektir. ''savunmuyorum ama sahip çıkıyorum'' peki Troçki menşevizmine de sahip çıkılmalı mı? bugün Çin'in başında Çin KOMÜNİST partisi var. peki sosyalizmi sahilenmek adına bugünkü ismen sosyalist Çin i de sahipleniyor musunuz? veya yine sizin söyleminizle ''reel sosyalizm'' i sahiplenmenin sınırı nedir? Zamanında Enver Hoca SBKP nin kapitalist restorasyona doğru saptığı yıllarda bunu şiddetle eleştirdiğinde bu yüzden o dönemde SOSYAL EMPERYALİST RUSYA yoluna girmiş olan SSCB nin tarafında mıydınız? yoksa bunu mahkum edenlerin mi tarafındaydınız? yoksa Arnavutluk'un bu noktaya dikkat çekmesinden sonra REEL SOSYALİZME sahip çıkmak adına Arnavutluk'un yalnızlaştırılmasına göz mü yumdunuz? Kruşçev ile başlayan revizyonist yıllardaki SBKP politikalarına şöyle bir göz atalım: o dönemde strateji neydi? kapitalizm ile sosyalizm arasındaki mücadeleyi proletarya ve burjuvazi arasındaki mücadele temelinden koparıp iki kamp arasındaki teknolojik ve ekonomik yarışa indirgeyen barışçıl yarış, barış içinde bir arada yaşama indirgeyen bir strateji, sovyetleri işçi sınıfının devleti temelinden koparıp tüm halkın devleti sloganını ön plana çıkaran bir strateji. Brejnev döneminde pazar ekonomisine atılan ilk adımlar. bunlara da mı sahip çıkılmalı? işçi sınıfının devletini kapitalizm yoluna sokan faaliyetlere karşı REEL SOSYALİZMİ SAHİPLENMEK ADINA suskun kalmak mı? hangisine sahip çıkacağız? Lenin ve Stalin dönemi politikalara mı? yoksa hepsine birden mi? Kruşçev döneminde batı avrupa komünist partilerinin Avrupa komünizmi sloganına ve ardından adım adım sosyal demokratlaşmasına mı sahip çıkacağız yoksa? |
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 453
| Alıntı:
Stalin ölümüne yakın ikinci dünya savaşından sonra parti kadrolarındaki ciddi zaafa dikkat çekmiş ve genç yetişen kadrolları ileride doğması muhtemel bürokrasiye karşı ciddi bir şekilde uyarmıştır. Stalin döneminde devlet kapitalizmine sapma gibi bir durumdan söz edemzsiniz. Ki dünyanın bugüne kadar gördüğü en ilerici anayasa olan 36 sovyet anayasası da Stalin'in liderliğindeki SBKP zamanında geniş bir şekilde tartışılarak bu tartışmalara halkın da katılımıyla kılı kırk yararak oluşturulmuştur. Stalin dönemi politikaları devlet kapitalizmi olarak değerlendirmek Lenin'e de ihanettir sosyalizme de ihanettir. Ekim devriminden sonraki dönemi sosyalizm olarak kabul etmiyorsanız o zaman Lenin'i de reddedeceksiniz. | |
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 453
| Alıntı:
ekim devrimi sonrası bolşeviklerin yaptığı ilk hamle neydi? kapitalist gelişimi sağlayamamış rusyayı proletaryanın kontrolünde kapitalizmi geliştirme politikasına sokmak. Buradan hareketle NEP dönemi yaşandı. dönemin troçkistleri ilk etapta bu politikaya şiddetle karşı çıkmıştır. hiçbir troçkist de bunu yalanlayamaz. sosyalizmin inşaası dönemi de daha çok Stalin'in önderliğindeki döneme denk gelir.şimdi bu adamın döneminde ard arda 5 yıllık planlarla sosyalizmin inşaası yapılıyor. Sovyetler muazzam bir gelişme dönemine giriyor ondan sonra siz Stalin'i sosyalizmin çökmesine sebep olan adam ilan ediyorsunuz. ortada hazır bir sosyalizm dönemi olsa Stalin bunu yolundan saptırdı diye eleştirseniz bu eleştiri anlaşılırdır. ancak zaten sosyalizmin inşaası büyük bir bölümü Stalin'in liderliği döneminde gerçekleşmiştir. Troçki'nin sürgüne gönderilmesi meselesine gelelim: Bilindiği gibi Lenin'in ölümünün ardından devrim sonrası dahi Lenin ile parti içinde birtakım zıtlıklara düşen Troçki (bunlara verilecek örnek çoktur. mesela en önemlilerinden biri köylülükle ittifak konusu. Troçki köylülüğün rolünü dışlayıcı bir tutum sergilemiştir)birden kendini LEnin'in halefi ilan etmiştir(ki devrim öncesi uzun bir muhaliflik sürecini burada tekrar tekrar yazmanın manası yok) SBKP nin başına Stalin geldikten sonra Troçki parti içerisinde her türlü hizip faaliyetlerine hız vermiştir. hatta bu faaliyetlerde yanına Zİnovyev i de katmıştır. demokratik merkeziyetçilik konusunu bu noktada biraz açıklamak lazım. nedir demokratik merkeziyetçilik? parti içerisinde uzun tartışmalar sonucu oy çokluğu veya oy birliği ile bir karar alınır ve o kararın yanlış olduğunu düşünenler dahi o kararı uygulamak zorundadır. yani bir karar alındıktan sonra buna muhalefet etmek olamaz. bunun adı hizipçiliktir. Troçki aynen bu şekilde hareket emiştir. parti faaliyetlerini baltalayan bir zihniyeti örgütleme yoluna girmiştir. yani parti içinde ayrı bir örgütlenme yolunu seçmiştir. Bu faaliyetleri açığa çıkarıldığında DEFALARCA UYARILMASINA RAĞMEN aynı faaliyetleri arttırarak devam ettirmiştir. bu yüzden de partiden atılmıştır. bununla da yetinmeyip partiden atılmasının ardından ülke içerisinde bir kaos ortamı yaratmak için sosyalizmin inşaasını baltalamak için her türlü faaliyeti yürütmüştür. Bu faaliyetler şiddetle mahkum edildiği zaman Stalin'e de GADDAR sıfatını yapıştırmıştır. neyse burada troçki stalin mevzusunu tartışmaya dönmesin iş. konumuz reel sosyalizm. Troçki konusunda söylenecek son söz şudur ki Troçkizmi mahkum etmek marksistler için bir görevdir. | |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 84
| Troçki-Stalin mevzusu tartışmaya dönmesin sözüne saygı duyarak konuyu devam ettirmiyorum fakat bence bunu dedikten sonra son sözü söylemeniz yakışık almadı __________________
Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluğuna, romen soytarılığına karşı Türk devrimcisiyim... |
|
| #10 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,515
| Kitlelerin bu uygulamadaki yeri neydi?Asker,işçi,köylü Sovyetler'i,konseyler,sendikalar tüm bunların parti ile olan ilişkileri nasıldı? __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Komünizm nedir, ne değildir? | küçükkarabalık | Siyasi İdeolojiler | 720 | Dün 20:16 |
| İstatistiklerle yönetilen Türkiye | amatör33 | Türkiye Siyaseti | 17 | 08-04-07 04:14 |
| Dolar bazında ne kadar reel faiz ödedik ? | Omega | Ekonomi | 0 | 17-10-06 00:32 |
| Türban nedir - ne değildir ? | ugurozaltn | Arşiv | 19 | 25-12-05 17:56 |