"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Hayaller, Yalanlar, Ortadoğu ve Batı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1
| HAYALLER, YALANLAR, ORTADOĞU ve BATI ABD ordusu Kuzey Irak’ta yer alan Erbil, Dohuk ve Süleymaniye illerinin yönetimini 30 Mayıs günü Kürt Bölgesel Yönetimine devretti; böylece, Irak’ın kuzeyinden çekilen ABD güçleri konuşlandığı 18 ilin 7’sini terk etmiş oldu. Bu devir teslime ilişkin anlaşma ile Kuzey’deki güvenlik her ne kadar Kürtlere verilmiş olsa da bu anlaşma Irak ve ABD ordusu ile kordinasyonu da öngörmektedir. KDP lideri, 30 Mayıs 2007 ’de ABD kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki bu üç ilin yönetimini Kürt Bölgesel Yönetimi’ne devretmesiyle hayallerine biraz daha yaklaştığını düşünmektedir. Geçmişte Araplar da Ortadoğu’da hayallere sahiplerdi. Onlar da Batı’ya güvenmişti. Kendilerine her zaman hoşgörü ile davranmış olan Türklere 1. Dünya Savaşı’nda ihanet edip bağımsız, büyük Arap Ülkesi için, Hıristiyan olan üstüne üstlük sonrasında Araplara oldukça acı yaşatacak olan Yahudiler ile sıkı fıkı ilişki içinde bulunan İngiliz ve Fransızlar ile beraber Müslüman Türklere karşı savaşmışlardır. Bu işbirliği sonucunda Türkler Ortadoğu’nun o kesiminden kuzeye doğru çekilmişlerdir. Bu noktaya kadar her şey Arapların lehine gözükürken hiç kimse gerçeklerin farkında değilken 1916 yılında gizlice imzalanan “Sykes-Picot Antlaşması” ile Arapların aslında boşa kürek çektiği ortaya çıkmıştır. “Sykes-Picot” ile Mekke Şerifi Hüseyin’in “Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendine bağlı bir Arap Devleti kurma” hayali, kendisinin çok güvendiği zamanın ABD’si olan İngiltere ve onun ortağı Fransa tarafından yıkılacak, yerle bir edilecektir. Üstüne üstlük Mekke Şerifi’nin yediği darbe bununla kalmayacaktır. Zira, Hüseyin bu durumdan 1917 yılının sonlarına kadar haberdar olamayacaktır. Hüseyin’in hayal ettiği toprakları aralarında bölüşen İngiliz ve Fransızların entrikaları bununla sınırlı kalmamıştır. Hüseyin ile anlaşma zemini ararken Necd Emiri İbn-i Suud ile de anlaşmışlardır. İbn-i Suud’e vaat edilen topraklar aslında Hüseyin’e verilen topraklardır. Gerçekleşen bu el sıkışmadan habersiz olan Hüseyin kendini “Arabistan Kralı” ilan etmiştir. Sonuçta ise eline hiçbir şey geçmemiştir. Bu olay büyük devletlerin “iyi geçindiklerini insanları” ne kadar kısa zamanda harcayabileceklerinin bir örneği olmuştur. Bu devletler insanları kullanıp kullanıp bir paçavra gibi atmışlardır. Geçmişi bugüne uyarladığımızda; Mekke Şerifi Hüseyin’in deneyimlerinden bir ders çıkartmayan Kürtler de kendilerini yaşadıkları bölgenin kralı ilan etmiş gibi görünmektedir. Kürtlerin hayallerinin benzerini kuran Hüseyin’in sonu hüsran olmuştur. Fakat bu ihanetin Araplar için en acı veren sonucu İngiliz Dış İşleri Bakanı Balfour’un 2 Kasım 1917’de, Siyonist Dernekler Başkanı Lord Rothschild’a yazdığı daha sonra “Balfour Deklarasyonu” adını alacak mektup olacaktır. Bu deklarasyon Türkler çekildikten sonra geride kalan Arapların topraklarını başka bir ulusa yani Yahudilere tahsis edilmesi için verilen bir sözdü. Doğal olarak bu bildiri Araplar tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Görüldüğü gibi Batı’nın yalanları ve boş vaatleri Araplara pahalıya mal olmuştur. Üstelik günümüzde Ortadoğu’daki kanayan yara olan Arap-İsrail çatışması böylece ortaya çıkmış olup Arap Devletleri’nin Ortadoğu’daki “Habis Ur” diye tarif ettikleri İsrail Devleti’nin kurulacağı artık kesinleşmiştir. Bir Arap Şerifi’nin büyük hayali bumerang gibi geri dönüp kendine çarpmış ve Arapların günümüzdeki en büyük derdi olan Yahudi Devleti’nin kuruluşuna yardımcı olarak Siyonist ideolojinin işini kolaylaştırmıştır. Kürtlerin de “Büyük Kürt Devleti” hayali gördüğü bilinmektedir. Kürtler 1. Körfez Savaşı’ndan sonra kendilerine ciddi anlamda kol kanat geren Türkiye Cumhuriyeti’ne aklı sıra kafa tutmaktadır. Mekke Şerifi Hüseyin’in İngilizlerin desteğini alması gibi “günümüzün Hüseyin’i” Kürtler ise, ABD desteği almaktadır. Hüseyin’in aldatılması; geçmişte ihtiraslı şahısların kendilerini tatmin etmek için büyük devletlerin büyük vaatlerine kanarak boylarından büyük laf etmelerinin sonuçlarından biridir. Kürtler de onunla aynı yolda gözükmektedir. Kürtler şunu bilmelidir ki kapalı kapılar ardında Ortadoğu görüşülmektedir. Üstelik onlar bu toplantılara dahil değildir. Dolayısı ile kendilerine destek veren ülkelere fazla güvenmeleri onların sonu olabilecektir. KDP ve KYB etrafındaki devletler ile iyi geçinmek zorundadır. Kendi topraklarından komşu devletlere sızan tehditlere ev sahipliği yaparak ellerine bir şey geçmeyecektir. Hatırlatmakta fayda vardır ki, Batılı devletler bu bölgenin yerlisi değildir. İşleri ve çıkarları bitince günümüzde uyguladıkları politikaları değiştireceklerdir. Samed Naimi |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Batı Mitolojisinin Paradigması | bulutilke | Metafizik, Mitoloji ve Bilimkurgu | 1 | 08-08-06 19:34 |
| Ortadoğu 2 | T.H.V.C | Dünya Siyaseti | 5 | 21-07-06 11:54 |