"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484
| Evet arkadaşlar inançlar bölümünde açılan konulara baktığım zaman bu konuda tam bir bilgi olmadığını ve bir çok kişinin ateizm ile evlilik kavramını, aile kurumunu yan yana getiremediğini gördüm. Bu doğru olabilir mi?Yani Ateistler aile sorumluluğundan ve bilincinden uzak insanlarmıdır? Ateizmin evliliğe ve aileye bakış açısını belirleyen öğeler neler?anibal'in yazdığı gibi bir anlayışları varsa eğer aile fertlerinin ve aile sorumluluğunun ne olduğunu biliyorlar mı sizce? Ne sınavı, ne amacı? Babanda testeron, ananda östrojen.. İşte eşyanın tabiatı, el mahkum sen doğdun.. Amaç, bu iki hormonun önlenemez dürtüsünü yerine getirmekti.. Ötesi zaten evrimin seni getirdiği yer.. Sizce bu cümlelerin neresinde anne-babaya saygı dünyaya gelen çocuğa sevgi ve eşine karşı aşk var? http://www.yaziyaz.com/forum/thread17808-2.html (Ben bu düşünceyi bir çok ateistin paylaşmadığını biliyorum. Ancak ne yazık ki alıntı yaptığım konu içinde hiç bir ateistin itirazıda yoktur.En azından burda bu yaklaşımı kabul etmediklerini açıklamalarını bekliyorum.) |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 35
| Sayın alptegin; aslında bakarsanız sayın anibal'ın o cümlesi, hakikati haddinden net şekilde ifade etmektedir. Bu netlik, düşüncenin sorumsuz görünmesine ve küçümsenmesine yol açabilmekte ise de, gerçeğin ta kendisidir. Öyle ya, eşe duyulacak aşkı dahi ifade edebilen bir düşüncedir. Sevgi ya da saygı, bu forumda çeşitli şekillderde ifade edildiği gibi yalnız dini hükümlerde görülebilen olgular değil; hayvan aleminin doğal yapısı içinde varolabilen hislerdir ve Tanrı'ya inansın-inanmasın her insanda vardı. Öte yandan çeşitli etmenlerle bastırılan ve uzak duyguların baskınlaştırıldığı insaların varlığı ve belki bunların tanrıtanımazlığı, gözlenen durumun Tanrı inancının yoksunluğundan geldiğini göstermez; Tanrı inancının hakim olduğu toplumlarda dahi bireylerde sağlıksız hallerin olabilceğini ispatlar. O halde bunu Tanrı inancıyla bağdaştırmak doğru değildir. Zira, gerçekten inanan insanların dahi değişebildiği açık bir gerçektir. Öyleyse ateist bir insanda aile kavramının sağlıklı şekilde yer edineceğini söylemek zor değildir. Öyle ki, ahlaki değerlerin Tanrı korkusu duymayan bir ateistte biçimlenebilmesi; sırf Allah korkusu yüzünden ahlak maskesi takan bir inanandan daha kıymetlidir.(Bu laf bütün inananlara değildir; ancak inananların içinde bu durumda olanlar da vardır.) |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484
| Elbette ki sevgi,saygı,aile bağları ve aşk gibi konular din tekelinde değildir. Ancak bu kavramların bileşkesi olan aileninde bir temelden beslenmesi gerekir. Bu inanan bir insan için çoğu zaman din eksenlidir. İnanmayan birisi ise bu kaynağı kendi dünyasında oluşturabilir buna hiç bir itirazım yok benim. Ancak yukarda ki ifadeler işin biyolojik boyutundan ve bu boyutun çok ilkel bir dürtüye dönüşmesinin yansımasından başka bir şey değil.Hayvani bir isteğin sonucunda oluşmayı tasvir ediyor yani. Oysa aile kurumu bunun için oluşturulmaz.Öyle düşünecek olursak bu bizi anneye babaya saygıya değil nefrete bile ulaştırabilir.Hayattan istediğini bulamayan biri için bunlar çektiği eziyetin kaynağı olacaktır o zaman.Kendini ihtiyaç gideren iki ucubenin meydana getirdiği bir frankestein olarak görecektir. Bu nedenle eğer bu ateist görüş ise eşine ve çocuklarına nasıl bir bakış açısıdır bu anlayamıyorum ben. |
| #4 | ||
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,653
| Alıntı:
Size göre evlilik kurumu ya da aile kurumu hangi amacla kurulur? Aile asil olarak neslin devamini saglamak icin ortaya cikmis bir kurum degil midir? Bir ateist aile kurar ve ya kurmaz, bu bir tercihtir ve sadece kisiyi baglar. Ateizm bu konuda herhangi birsey söylemez. Mesela, anarsizm aile kurumunu bir baski kurumu olarak görür ve ortadan kaldirilmasi gerektigini ileri sürer. Oysa Ateist felsefede böyle bir sey göremeyiz. __________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir... Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig | |
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484
| Alıntı:
Neslin devamı bunun biyolojik sonucudur.Aksi halde oluşturulan kurumun manası kalmaz.Kurulur bir sperm bankası ve insanlar nesillerini devam ettirirler. Belgeselleri izlerseniz orada çok fazla sayıda neslin devamı için bir araya gelen canlı türü izleyebilirsiniz. İnsanın kurduğu ailede ve evlilik kurumunda ise bir araya gelişin amacı sadece biyolojik bir olay değildir. | |
| #6 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> Ancak bu kavramların bileşkesi olan aileninde bir temelden beslenmesi gerekir. İşte o temel, aynen bu biyolojik olgudan ibarettir. İnsanını kurduğu evlilik müessesesinin temeli biyolojik yapımızdır.. Bunun ötesinde hiç bir şey yoktur.. Bunun aksini iddia eden, tarih boyu harem sahibi olmuş muhammed gibilerin hayatını inceleyebilir.. Sürülerde, alfa erkeğin harem sahibi olması bilinen bir konudur... |
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484
| Alıntı:
Hayvani bir bilinç hariç başka bir şey yoksa sen ve senin gibi düşünenlerin durumu nedir? Bu arada konuyu çarpıtma sana İslamdan bahseden yok.Kendi görüşlerini açıkla artık. Onlar şöyle yapıyoru bırak ve bilim adamı/kadını kişiliğinle sorulanlara cevap ver. tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 25-06-07 18:25 . | |
| #8 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> Eğer öyle ise neden aile kurumuna ihtiyaç duydun. Çünkü, sürü canlısı olarak genlerim bunun böyle olmasını gerektiriyor.. Genler diyor ki, üre, bebek sahibi ol.. Eh, bebekte babası olmadan doğru düzgün büyüyemeyeceğine göre.. Genler gene diyor ki: Ona sahip çık.. Sen ise buna evlat sevgisi diyorsun.. Aile olma, sosyal yaşantı vs. hepsi genetik kombinasyonun insanlara verdiği özelliklerdir.. İnsandan bir kaç adım önce harem türü, baskın erkeğin dişilere sahip olup diğerlerini kovaladığı bir durumdaydık. Fakat kadınların hamilelik sürelerinin artması, bebeklerin daha prematüre doğuyor olması, daha küçük haremlere doğru türümüzü kanalize etti. Özellikle kadınların daha az eşi olanları (tercihan bekarları) tercih etmesi de seksüel seleksiyon yoluyla insanları daha az eşli olmaya doğru sürükledi.. İnsanın biyolojik yapısı ve antropoloji bu hususları güzelce açıklamaktadır. Gidiniz öğreniniz.. tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 25-06-07 18:26 . |
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484
| Alıntı:
Hayvanlar yavruları belli bir düzeye gelince onunla tüm ilişkilerini keserler hatta hiç bir durumda onlara yardımcı olmadıkları gibi senin bahsettiğin sürü pisikolojisi ile kardeşler arası nesil üretme aktivitesi bile görülebilir.İnsanların bu konuda farklı olmasının nedeni nedir? Daha başka bir soruda şu insanda ki utanma duygusunu ne ile açıklıyorsun? Bir insanın yüzü ya sıcaktan ve ya utanmadan dolayı kızarır.Sen hiç utandığı için kızaran bir hayvan gördün mü? Aile içi ilişkilerde ki utanma,edep,kardeşlik,baba,ana gibi kavramların oluşmasında baskın unsur nedir? | |
| #10 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| >>> O halde 90 yaşına gelmiş bir babanın 60 yaşında ki çocuğunun uyurken üstünü açık gördüğü zaman içinin ezilmesini ve gidip üstünü örtmesini ne ile açıklıyorsun. Söyledik ya.. Genetik.. İnsan yavrusunu büyütmek zorundadır, genetik buna koşullar insanı.. Sen, bir leoparın öldürdüğü ve yediği maymunun yavrusuna sahip çıkıp onu korumasını nasıl açıklıyorsun? >>> Hayvanlar yavruları belli bir düzeye gelince onunla tüm ilişkilerini keserler hatta hiç bir durumda onlara yardımcı olmadıkları gibi senin bahsettiğin sürü pisikolojisi ile kardeşler arası nesil üretme aktivitesi bile görülebilir.İnsanların bu konuda farklı olmasının nedeni nedir? Genelleme yapmak seni kurtarmaz.. Bu tüm hayvanlar için geçerli değildir.. Kobralar yavrularını yiyebilir.. Ama filler yavrularını korurlar, yıllar geçse de.. Kaldı ki, sürü davranışı gösteren hemen tüm memeliler bunu böyle yaparlar.. Ama konuyu biraz daha netleştirelim.. İnsan için yavru büyütmek daha zordur.. Bu nedenle yavruyu çok daha ihtimamlı tutmaları gerekir.. Yaşanan evrim sürecinde insan yavrusunu daha çok kollamak zorunda olmuş, bu da evlat sevgisi denen şeyin insanlarda bir hayli çoğalmasına sebep olmuştur.. Ama, evlatları için kendini feda eden, muhakkak öldüren somon balığı gibi canlılarda mevcuttur.. >>> Sen hiç utandığı için kızaran bir hayvan gördün mü? Evet, şempanzeler ve orangutanlar bunu aynen yapar.. Hoş onların kızarması pek az belirgindir, malum tüyler.. >>> Aile içi ilişkilerde ki utanma,edep,kardeşlik,baba,ana gibi kavramların oluşmasında baskın unsur nedir? Kaç defa söyleyeceğiz, sürü psikolojisi.. |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ailenin Evrenselliği. | Türesin | İnsan Bilimleri | 0 | 11-06-06 12:36 |
| Sağlıklı Aile | solfej | Arşiv | 0 | 02-08-05 13:45 |