"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Bu nedir?



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski23-06-07, 13:01  #1
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,660
Tanrı'nın Emirleri



Dostlar,

Dinler bir koşullamadır. Çünki hiç bir insan bir dine mensup olarak doğmaz. Bunu herkes bilir ama, dindar geçinenlerin çoğu bu gerçeği kabule yanaşmaz. Ve doğuştan herkesin İSLAM olarak doğduğu şeklinde bir yanılgıyı aklına kasdi varmışcasına savunur durur!

Benim burada anlatmaya çalıştığım konu İlahi Dinlerin TANRI'yı hiç bilmedikleri konusudur. Ya da TANRI'ya hiç inanmazlar.

O derecede saçmalarlar ki, karşılarında tüm görkemiyle duran VAROLUŞU adeta görmezden gelerek TANRI'nın görünmediğini de söylerler. TANRI bu kişiler için salt insan gibi düşünen, insani duyguları olan, kızan, seven,bağışlayan, cezalandıran, beddua eden, diğer dinleri ve mensuplarını, sadece İslam olmaya davet eden, emirler yağdıran, herkesi kendisinin kulu olarak gören böylesi bir varlıktır.

Kutsal kitabın bir vahiy sonucu olarak seçkin bir elçiye inebileceğine kanan bu insanlar, kandıranın kendi düşünce ve davranışlarını ve de duygusal eylemlerini ALLAH'a atfetmiş olduğunu asla görmek istemezler.

Şimdi TANRI'yı ne derecede tanımadıklarını sizlere açıklarken, TANRI EMİRLERİNİN nasıl olduğuna bakmakta yarar görüyorum.

Şayet TANRI bir şekilde emir verecekse, o emir zaten kendiliğinden açık bir şekilde varlığını gösterir. --HERKESİN BEYNİ OLACAK-- HERKESİN KALBİ
OLACAK--
diye bir TANRI EMRİ varsa, Çin'de de, Fransa'da da, Türkiye'de de velhasıl heryerdeki insanın bu emre uygun olarak oluşumu olduğunu görmekteyiz. TANRI EMRİ budur...Yoksa TANRI EMREDECEK, ve bazıları bu emre uyacak,,,bazıları da uymayacak, onlar da kendi inançları doğrultusundaki TANRILARININ veya inançlarının emirlerine uygun
bir yapıda olacak bir durumu kimse bana gösteremez.


TANRI evrensel bir değerdeyse, o zaman onun emirlerine herkes ve her yerde aynen uymak zorundadır.Eğer TANRI insanların yaşam için havayı solumalarına karar vermiş ve bunu bu tarzda emretmişse, o zaman solumadan hiç kimse yaşayamayacaktır.

Yani dostlarım, İLAHİ DİNLERDEKİ gibi TANRI'nın isteyip de, emredip de,
insanların seçimine kalmış, kendi iradeleriyle karşı koyabilecekleri bir durumdan söz etmek, TANRI'yı tanımamak demektir.

Bu açıdan tüm İlahi dinler TANRI TANIMAYAN, O'nu kendileri gibi, düşünen,kızan, seven nefret eden, beddua eden bir varlık olarak
betimliyorlarsa, bu sizce neyi göstermektedir?

işte farkındalık diye devamlı bir şekilde sözünü ettiğim durum,açıkça,
karşımızda olanı görebilmek ve duyumsayabilmekten geçer.

Karşımızdakini, görmezden gelerek, başkalarının düşüncelerini TANRI'ya atfetmelerini TANRI, yani İslamî TANRI , ALLAH olarak
sunmalarına AKIL İTİRAZ EDER. İtiraz etmeyen akıl da, kendi aklımız olamaz.

Sevecenlikle,
sesli is offline  
Eski03-07-07, 15:24  #2
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117

Alıntı:
Sayın sesli şöyle demiş:

Mesajı Göster
Dostlar,

Dinler bir koşullamadır. Çünki hiç bir insan bir dine mensup olarak doğmaz. Bunu herkes bilir ama, dindar geçinenlerin çoğu bu gerçeği kabule yanaşmaz. Ve doğuştan herkesin İSLAM olarak doğduğu şeklinde bir yanılgıyı aklına kasdi varmışcasına savunur durur!

Benim burada anlatmaya çalıştığım konu İlahi Dinlerin TANRI'yı hiç bilmedikleri konusudur. Ya da TANRI'ya hiç inanmazlar.

O derecede saçmalarlar ki, karşılarında tüm görkemiyle duran VAROLUŞU adeta görmezden gelerek TANRI'nın görünmediğini de söylerler. TANRI bu kişiler için salt insan gibi düşünen, insani duyguları olan, kızan, seven,bağışlayan, cezalandıran, beddua eden, diğer dinleri ve mensuplarını, sadece İslam olmaya davet eden, emirler yağdıran, herkesi kendisinin kulu olarak gören böylesi bir varlıktır.

Kutsal kitabın bir vahiy sonucu olarak seçkin bir elçiye inebileceğine kanan bu insanlar, kandıranın kendi düşünce ve davranışlarını ve de duygusal eylemlerini ALLAH'a atfetmiş olduğunu asla görmek istemezler.

Şimdi TANRI'yı ne derecede tanımadıklarını sizlere açıklarken, TANRI EMİRLERİNİN nasıl olduğuna bakmakta yarar görüyorum.

Şayet TANRI bir şekilde emir verecekse, o emir zaten kendiliğinden açık bir şekilde varlığını gösterir. --HERKESİN BEYNİ OLACAK-- HERKESİN KALBİ
OLACAK--diye bir TANRI EMRİ varsa, Çin'de de, Fransa'da da, Türkiye'de de velhasıl heryerdeki insanın bu emre uygun olarak oluşumu olduğunu görmekteyiz. TANRI EMRİ budur...Yoksa TANRI EMREDECEK, ve bazıları bu emre uyacak,,,bazıları da uymayacak, onlar da kendi inançları doğrultusundaki TANRILARININ veya inançlarının emirlerine uygun
bir yapıda olacak bir durumu kimse bana gösteremez.

TANRI evrensel bir değerdeyse, o zaman onun emirlerine herkes ve her yerde aynen uymak zorundadır.Eğer TANRI insanların yaşam için havayı solumalarına karar vermiş ve bunu bu tarzda emretmişse, o zaman solumadan hiç kimse yaşayamayacaktır.

Yani dostlarım, İLAHİ DİNLERDEKİ gibi TANRI'nın isteyip de, emredip de,
insanların seçimine kalmış, kendi iradeleriyle karşı koyabilecekleri bir durumdan söz etmek, TANRI'yı tanımamak demektir.

Bu açıdan tüm İlahi dinler TANRI TANIMAYAN, O'nu kendileri gibi, düşünen,kızan, seven nefret eden, beddua eden bir varlık olarak
betimliyorlarsa, bu sizce neyi göstermektedir?

işte farkındalık diye devamlı bir şekilde sözünü ettiğim durum,açıkça,
karşımızda olanı görebilmek ve duyumsayabilmekten geçer.

Karşımızdakini, görmezden gelerek, başkalarının düşüncelerini TANRI'ya atfetmelerini TANRI, yani İslamî TANRI , ALLAH olarak
sunmalarına AKIL İTİRAZ EDER. İtiraz etmeyen akıl da, kendi aklımız olamaz.

Sevecenlikle,
Aslında hayatın kendisi bir koşullanmadır.Dinler bu koşullanmayı hep kaldırmışlardır.Peygamberler geldikleri toplumlarında devamlı koşullanmış inançlarla mücade etmişlerdir.

Doğuştan müslüman kavramı sandığın anlamdaki islam değil..Orada islam kişiliğin yaratılış düzeni ve sistemi kastedilmekte..

İlahi dinler tanrının gözle görülmediğini söylerler ama bunu derken hayatın hiçbir alanında hissedilmezler diye birsöylemi yoktur.Ancak sonradan milletin bu hale getirdiği de bir gerçektir.

Ebu Lehep gibi birkaç istisayı aradan çıkarırsak ilahi din genelde inanmayanı değil inanmayışı eleştirir.İNANMAYI İSE BU BAĞLAMDA İNANMAYA TERCİH ETMESİNİ KULLARI ARASINDA TARF TUTMAK OLARAK değil de iyiliği kötülüğe tercih etmek olarak anlamak mümkündür.

Belli bir dönem insanlığın salt bilinçleriyle evrendeki gerçeklerigörmeleri zordu.O esnada hem ahlak hem de gerçeklikler konusunda peygamberler bu işte görev almışlardır.Bu durumda insanlar Tanrısal mesajı daha net anlayabilmişlerdir.Çünkü elçikonumunda bir rehberi olmasa yeryüzüde insan sayısı kadar inanç olacaktır.

Tanrının Allah olarak sunulmasının herhangi bir farkı yoktur.Sadece Tanrı Türkçedir,Allah ise Arapça...
özedönüş is online now  
Eski04-07-07, 09:35  #3
ABCDE
Felsefe - İnançlar
 
ABCDE'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,680

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Aslında hayatın kendisi bir koşullanmadır. Dinler bu koşullanmayı hep kaldırmışlardır.Peygamberler geldikleri toplumlarında devamlı koşullanmış inançlarla mücade etmişlerdir.

Doğuştan müslüman kavramı sandığın anlamdaki islam değil..Orada islam kişiliğin yaratılış düzeni ve sistemi kastedilmekte..

İlahi dinler tanrının gözle görülmediğini söylerler ama bunu derken hayatın hiçbir alanında hissedilmezler diye birsöylemi yoktur.Ancak sonradan milletin bu hale getirdiği de bir gerçektir.

Ebu Lehep gibi birkaç istisayı aradan çıkarırsak ilahi din genelde inanmayanı değil inanmayışı eleştirir.İNANMAYI İSE BU BAĞLAMDA İNANMAYA TERCİH ETMESİNİ KULLARI ARASINDA TARF TUTMAK OLARAK değil de iyiliği kötülüğe tercih etmek olarak anlamak mümkündür.

Belli bir dönem insanlığın salt bilinçleriyle evrendeki gerçekleri görmeleri zordu.O esnada hem ahlak hem de gerçeklikler konusunda peygamberler bu işte görev almışlardır.Bu durumda insanlar Tanrısal mesajı daha net anlayabilmişlerdir.Çünkü elçi konumunda bir rehberi olmasa yeryüzüde insan sayısı kadar inanç olacaktır.

Tanrının Allah olarak sunulmasının herhangi bir farkı yoktur.Sadece Tanrı Türkçedir,Allah ise Arapça...
Sayin özedönüs,

"Dinler kosullanmalari kaldirmislardir" yerine, yeni kosullanmisliklar getirerek evrim gecirmisler demeniz daha yerinde olurdu. Cünkü sayin sesli'nin ifade ettigi gibi "dinler" kosullanmalardan ibaret kültür ögeleridir.

Herkes'i "islam"a inaniyor olarak dogdugunu iddia etmek bir bagnazliktir ve islam bunu bizlere acikca göstermektedir. Madem iddia ettiginiz üzere burada ki kasit yaratilis düzeni ise karsiniza cikabilecek muhtemel bir-iki soruyu cevaplandirmanizi rica edecegim.

Soru1:
6.
Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen uyarsan da uyarmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.

7.
Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.


Yukarida Bakara bölümünden iki "kisim" alintilandi. Burada islam'in Allah'i acik olarak herkes'e yaratilista esit olarak davranmadigini belirtmiyor mu sizce?

Soru2: Bir baska cografya'da "islam" kavramini hic duymadan yasamini devam ettiren (mesela afrika yerlileri) insanlar madem ayni kodlarla yaratilmislar ise neden "islam" inancina ulasamiyorlar?

Sizin "ilahi" olarak degerlendirdiginiz dinlerin hicbiri ilahi degildir. Diger bütün dinler gibi insan ürünüdür. Islam'in bir farki tanri tanimini bilimsel alanin disina tasimis olmasidir.

"iyilik" ve "kötülük" kavramlari basli basina inanan icin bir paradosktur sn. özedönüs. Söyle ki: Herseye gücü yeten bir tanri hangi amaci gerceklestirmek icin "kötülük" kavramini yaratmistir?

Insanlar her dönemde cevrelerini sorgulamislardir. Gercegi görmeleri zordu bu yüzden tanri elci gönderdi demek gülünc olmakla birlikte sahip oldugunuz akla ihanettir diye düsünmekteyim.
__________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir...
Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig
ABCDE is online now  
Eski04-07-07, 10:35  #4
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117


Sayın ABCDE şöyle demiş

Sayin özedönüs,

"Dinler koşullanmaları kaldırmışlardır" yerine, yeni koşullanmışlıklar getirerek evrim geçirmişler demeniz daha yerinde olurdu. Cünkü sayın seslinin ifade ettiği gibi "dinler" koşullanmalardan ibaret kültür öğeleridir
.

Sayın ABCDE

Öncellikle islamın koşullanmayı kaldırdığına yönelik ayetten örnek getireyim:

Bakara 170. ayeti açıp bakınız ne diyor?
Onlara: Allah'ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, "Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?
Hucurat 14 "Araplar inandık dediler. Onlara iman falan etmediniz sadece (eller yukarı) TESLİM oldunuz. İman kalplerinize inmedi (Ağzınızda kaldı, lafta kaldı).
Öte yandan hz.İbrahimin Allahı bulana kadar sorgulayarak geçirdiği aşamalar bildirilmektedir.Tüm bunlar imanın pat diye inanmak olmadığını gösterecek durumlardır.Günümüz Müslümanlığında genelde aileden gelen kültürün etkisi olduğundan dinlerin çıkışını da böyle sanmaya gidiyorsunuz.Diğer taraftan sayın sesli ile yaptığım bir tartışmada söylediğim gibi inanmak ve iman etmek de aslında aynı şey değildir.Kuran inanmayı değil iman etmeyi öngörür.Çünkü Salt inanmak Arapçada''itikad'' anlamında gelirken,iman’ içsel güven duygusunun derin bir bilme ile gerçeklenmiş halidir.Derinleşmiş bir bilginin ilgili konuda bilinmeyeni, görünmeyeni tarif edebilme gücü vardır.

Zaten,görülen bir olguda inanç duygusuna da, ileri düşünceye de yer yoktur.

Bu bakımdan ''emn'' kökünden gelen ‘iman’, görünen âleme bakarak
görülmeyen boyutlar hakkında çıkarımlarda bulunmak, bu çıkarımları delillendirmek anlamında kullanabileceğimiz bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

İslâm dininde kullanılan ıstılahî anlamıyla ‘iman,’ Yaratıcının hem varlığından hem güvenilirliğinden emin olmaktır. Yalnızca var olduğunu bilmek(salt inanmak) bizim gibi perdeli bir diyarda yaşayan varlıklar için imanın birinci mertebesi olan inançtır. İmanı tamamlayan unsur ise Yaratıcıya karşı
insanın iç dünyasında, enfüsünde oluşan güven duygusudur
. Böyle bir duygu ise ancak yakından tanıyarak O’nun Kendisini terk etmediğimiz sürece bizi terk etmeyeceğinden, zulmetmeyeceğinden, en ince meselelere vâkıf ve hâkim olduğundan, kudretinden, azametinden, rahmetinden.. emin olmakla
mümkündür. Özetle, iman, her hal ve şart altında Allahtan emin olmakla mümkün olacaktır.

Dolayısıyala bir terim olarak imanı salt bir inanmak ile “İnanıyorum, öyle ise vardır, böyledir ha valla” deyip kestirip atmaya hakkımız yoktur. Yaratıcı kendi
sıfatlarından emin olarak “bakınız, düşününüz, aklediniz, şuurunuzla sınayınız, kendi duygularınızla karşılaştırınız” gibi hitaplarla, insanı inancını teyide, yakîn ve emniyet düzeyine çıkarmaya davet etmektedir.


O halde,din ‘inanmak’la kalmayıp, ‘imana davet eder.İman da ise koşullanmaya yer yoktur.


Herkes'i "İslam”a inanıyor olarak doğduğunu iddia etmek bir bağnazlıktır ve İslam bunu bizlere açıkça göstermektedir. Madem iddia ettiğiniz üzere burada ki kasıt yaratılış düzeni ise karşınıza çıkabilecek muhtemel bir-iki soruyu cevaplandırmanızı rica edeceğim.


Bu sorularınız geçmeden önce öncelikli kimlik adıyla forumdaki makalemin linkini vereyim.Bu konuda en detaylı yazıyı orada bulabilirsiniz.


http://yaziyaz.com/forum/thread13423.html

Soru1:

6.
Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen uyarsan da uyarmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.

7.
Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.

Yukarida Bakara bölümünden iki "kisim" alintilandi. Burada islam'in Allah'i acik olarak herkes'e yaratilista esit olarak davranmadigini belirtmiyor mu sizce?

İlk okunuşta böyle bir izlenimverdiği açıktır.Bu ayetler karşısında insan şu soruları sormadan yapamıyor

.Madem Allah kafirlerin kalplerini mühürlüyor, sonra neden kafir oldukları için onları cehenneme atıyor?",
]"Cezanın cehennemde verileceği söylendiği halde neden daha bu dünyada iken günah işlediler diye insanları helak ediyor, cezalandırıyor?",

"Neden sefalet içinde açlıktan ölenlere yardım edip onları zengin etmiyor; Zalimlere çengel atmıyor, zulüm içinde ölüp gitmelerine göz yumuyor?",


"Bu tür ifadeler, Allah'ın iradesi karşısında insanın rüzgarın önündeki yaprak gibi savrulup durduğu izlenimi veriyor; demek ne yazılmışsa başımıza gelecek, geriye yapılacak hiçbir şey kalmıyor.


Kanatime göre bunlar Kuranın Allah merkezli bir dil ile örülmesinden kaynaklanmaktadır.Geldiği toplumu şirk sisteminden kurtarmak için Allahın gücünü her şeyin önünde tutmak istemitir.Halbu ki tüm açıklamlarda ve genel bakışta anlaşılan konu odur ki kişi kendi sonunu hazırlıyor.Burada bunun Allahin iradesi ile olduğu sadece ifade ediliyor.Yoksa öyle düşünüp istediğini ateşe atma olayı değil..

Soru2: Bir baska cografya'da "islam" kavramini hic duymadan yasamini devam ettiren (mesela afrika yerlileri) insanlar madem ayni kodlarla yaratilmislar ise neden "islam" inancina ulasamiyorlar
?

Bu soru da orada geçecek bir konudur.İnsan bir kod ile doğsa da eğer çevresi onu değiştirse nerde onu bulacaktır.Kladı ki orta doğuda terör ve kabile savaşlarının dini haline getirilmiş günümüzde bunu beklemek hayaldir.
.

"iyilik" ve "kötülük" kavramlari basli basina inanan icin bir paradosktur sn. özedönüs. Söyle ki: Herseye gücü yeten bir tanri hangi amaci gerceklestirmek icin "kötülük" kavramini yaratmistir?


Kötülük olmadan iyilik bilinmez. Evrende her şey zıddıyla bilinmiyor mu?

Insanlar her dönemde cevrelerini sorgulamislardir. Gercegi görmeleri zordu bu yüzden tanri elci gönderdi demek gülünc olmakla birlikte sahip oldugunuz akla ihanettir diye düsünmekteyim.


İnsanlar her zaman çevrelerini sorgulamış olabilir.TEK TÜK AMA..Ayrıca bunların da ne kadarı gerçeği bulabilmiştir.Vahiy aklı pasivize eden bir olgu değil aklın kavramayabileceği konularda başvurulması gereken bir olgudur.
özedönüş is online now  
Eski04-07-07, 10:48  #5
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

>>> Evrende her şey zıddıyla bilinmiyor mu?

Yok böyle bir şey sn. özedönüş, "sen de mi brütüs?" mü diyelim size de... Ne zıddıyla bilinir, kötülük iyiliğin zıttı mıdır? Bir çocuğa şeker vermek iyilikse, zıttı elinden almak (ve dişlerinin çürümesine yada iştahının kaçmasına engel olmak) kötülük müdür?

Fotonun zıttı nedir, nerden biliyoruz biz fotonu?

Siz nadide müslümanlardansınız, lütfen böyle kerameti kendinden menkul laflar ederek bizi üzmeyin..
anibal is offline  
Eski04-07-07, 10:57  #6
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117

İnanın bu cümleye yorumgetireceğinizi tahmin ediyordum.Ama öyle değilmi

Varlık-yokluk
Büyüklük-küçüklük-ilk-son

liste uzatmayalım.Ancak iyi ve kötü birbirlerinin zıdı olmalarına rağmen göreceli olabilirler.Örnek verdiklerini ben göreceli olanlarına örnek olarak kabul ediyorum.
özedönüş is online now  
Eski04-07-07, 11:01  #7
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

Sn. Özedönüş ne bilimde, ne felsefede, her şey zıttıyla bilinir diye bir şey yok.. Her şey kendiyle bilinir.. Bu insanı angut yerine koyan, acayip ve boş bir laftan ibarettir.. Kötülük, kötülüktür, kötülüğün bilinmesi, karşılığı iyiliği gerektirmez.. Kırmızı, kırmızıdır, bir anti-kırmızı vs. zıttı yoktur..

Kaz yanmasın diye çevirirken bu kadar basit çamurlara battığınızı görmek bizi üzüyor sn. Özedönüş..
anibal is offline  
Eski04-07-07, 11:11  #8
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,117

Alıntı:
Sayın anibal şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sn. Özedönüş ne bilimde, ne felsefede, her şey zıttıyla bilinir diye bir şey yok.. Her şey kendiyle bilinir.. Bu insanı angut yerine koyan, acayip ve boş bir laftan ibarettir.. Kötülük, kötülüktür, kötülüğün bilinmesi, karşılığı iyiliği gerektirmez.. Kırmızı, kırmızıdır, bir anti-kırmızı vs. zıttı yoktur..

Kaz yanmasın diye çevirirken bu kadar basit çamurlara battığınızı görmek bizi üzüyor sn. Özedönüş..
Bence o kadar da değil..Aslında konu tartışmayacak kadar da açıktır yani..Evrende neyi gösterecksen bir zıtı vardır.Ölüm hayat var yok,uzun kısa

Tanımları göreceli olabilir ama zıdını inkar edemyiz.İşte zıdı olmayan tek varlık Tanrı olduğundan kendisi bilinnöiyor sanırım.
özedönüş is online now  
Eski04-07-07, 11:32  #9
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

>>> Evrende neyi gösterecksen bir zıtı vardır.

Yok böyle bir şey sn. özedönüş.. Fotonun zıttı nedir? Kırmızı'nın zıttı nedir? Tanrının zıttı nedir?

Zıt, bir şeyin diğerinin tersi "olmasıdır". Yokluk, varlığın zıddı değil, varlığın "olmamasıdır". Bir çiçeğin tersi, yani zıttı nasıl olur mesela? Zıtlık dediğimiz kavram, bir nesneyi, varlığı açıklamaz, birindeki X özelliğinin tersi bir Y özelliğinin varlığını gösterir o kadar, zıt denebilmesi için öncelikle varlıkların her ikisi de mevcut olmalı, biliniyor olmalıdır..

Yapmaya çalıştığınız şey, diyalektiğin "yanlışlanabilirlik" ilkesini çarpıtmaktan ibaret.. Basitçe şöyle özetlenebilir: “Her şey” genellemesi ayrı ve “var olan” “şeylerin” kendiliğinden kabulüdür. Dolayısıyla şeylerin ontolojisi üzerinde kalan, bunu aşan bir yaklaşım değildir. Dolayısıyla şeylerin metafizik olarak var olduklarını peşinen kabul etmektedir. “Zıddıyla kaimdir.” Kısmında ise “zıtlığın” kabulüyle “bir şey olmayan” başka bir şeyin varlığı kabul edilir. Yani? “Çelişmezlik “ aksiyomu kendiliğinden “var sayılır”. Yani ? “Bir şey hem A hem B olamaz…”

İşte olay budur.. Bir şey, hem iyi, hem kötü olamaz yani.. Ama öyle olmaz pratikte, o ayrı bir şey.. Dahası, bu ilkenin bir şeyi anlamak, bilmek vs. için kullanılması abestir. Ama daha dahası, kötülük olmasaydı, iyilik bilinmezdi gibi bir laf boş laftır.. Fotonun zıttını bilmiyoruz, fotonu nerden biliyoruz? Kırmızının zıttını bilmiyoruz, ama kırmızıyı biliyoruz, renk körü değilsek..

Kısaca, "Kötülük olmasa iyilik bilinmezdi" gibi bir yaklaşımı, "Her şey zıttıyla bilinir" diyerek öne sürmek, kar ile pislik örtme girişiminden öte değildir.. Ve mevsim yaz, karın erimesi saniyeler sürer.. Eğer kötülük olmasaydı, biz gene iyiliği biliyor olurduk, tıpkı kırmızıyı bildiğimiz gibi..
anibal is offline  
Eski04-07-07, 12:45  #10
hebun
 
hebun'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,204

Sn. özedönüş demiş kİ:" Kötülük olmadan iyilik bilinmez" . Ve Allahın kötülüğü yaratmasının sebebi olduğunu ssöylüyorsunuz galiba.

Ben burda iki şey sormak istiyorum:
1.Neden iyiliğin bilinmesi gerekiyor ki kalkıp bunun için kötülük yaratılıyor.?

2.Herşey illa ki zıddyla bilinse bile Allah bunu değiştiremez miydi? Yani iyiliği, kötülüğün varlığına ihtiyaç duymadan , kendi başına bilenebilecek bir şey olarak yaratamaz mıydı?
__________________
- Allah bizi yarattı,atatürk bizi kurtardı,devlet bizi okuttu,ordu bizi koruyor .....

-Kredi kartı geçiyor mu?
hebun is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Tanrı'nın egosu var mıdır? Plennik Konu Dışı 53 22-03-08 20:23
Laiklik? Maurad Türkiye Siyaseti 3 29-05-07 11:36
Tanrının varlığını ve ya Yokluğunu ispatlayamazsınız /Crusader/ Arşiv 89 20-04-06 12:47


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 13:46.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz