"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Sosyalizm'de bürokrasi olur mu?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| Özellikle SSCB'nin çöküşünden sonra birtakım eleştiriler sosyalizm'de bürokrasinin olmayacağı, bunun devlet kapitalizm'ine dönüşeceği tezi üzerine dayanıyor. 89 çöküşü de sanki bunu onaylıyor gibi. Gerçekten sosyalist devlette bürokrasi yok mudur? |
|
| #2 | ||
Yazar Adayı
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
| Alıntı:
Bir işçi devletinde bürokrasinin olmayacağı doğrudur. SSCB üzerine konuşursak, SSCB tam anlamıyla bir bürokratik diktatörlük konumuna yükselmişti. İşçilerin SSCB'sinden çıkıp, bürokrasinin SSCB'si olmuştu. Üçüncü olarak kimileri tarih boyunca SSCB'de "devlet kapitalizmi" olduğunu söylediler. Bunlara en güzel örnek Hugo Urbahns ve Tony Cliff'dir. Ancak SSCB üzerine öne sürülen bu tez yanlıştır. Çünkü devlet kapitalizmi sanılandan farklı bir sosyo-ekonomik formasyondur. Devlet kapitalizmi, üretim araçları üzerinde devlet mülkiyetini öngörürken aynı zamanda kapitalist özel mülkiyete de izin verir. Ancak SSCB'yi "devlet kapitalizmi" olarak açıklamak yanlış olur. Çünkü SSCB'de tamamen bir devlet mülkiyeti vardı. Dolayısıyla kapitalizmin olmazsa olmazlarından rekabet ve arz-talep SSCB'de yoktu. Üretim araçlarının tamamen devlette olduğu ve kapitalist özel mülkiyetin varolmadığı bir yer ancak bürokratik bir rejim olabilir. __________________
Ezberlerinizi bozma ve gerçeklere dönme vakti geldi. | |
|
| #3 | |
Siyaset ![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: İzmir/Kıbrıs
Mesajlar: 1,033
| O zaman doğru nedir? Kapitalizmin hep plansız ve bireysel çıkarları ön plana çıkaran eşitsiz bir ekonomik yapısı olduğunu söylüyoruz. Buna karşın sosyalizmin ekonomik ilişkileri, çalışmayı bir zorunluluk olarak değil gereksinim olarak ve "planlanmış" bir şekilde örgütleyerek insanın kolektif yaratıcı gücünü açığa çıkaracağını ileri sürüyoruz. Bu anlamda sosyalist kuruluşta rol alacak örgütsel/üretici birimlerin teknik gelişmişliği, üretim yeteneği ile toplumun acil, genel ihtiyaçları arasında var olan açı nasıl kapatılabilir? Yanı sıra mesela teknolojik girdiler yaparak ekonomide ilerleme, verimlilik artışı nasıl sağlanabilir? Ve üretim birimlerinin eşitsiz gelişmesi nasıl önlenebilir? Yani tek tek fabrikaları değil de, toplamda bir sosyalist devleti, ülkeyi, işçi devletini (her ne diyorsanız işte) düşünürsek koordinasyonu, paylaşımı, ilerlemeyi sağlayacak yapı nedir, nasıl örgütlenmelidir? __________________
gitme yada git ama beni bırakma |
|
| #4 | |
Genel Moderatör ![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 5,434
| Sosyalizm mutlak bir toplumsal eşitlikten bahseder. Örneğin Marks bir memurun maaşının bir işçininkinden fazla olmaması üzerinde önemle durmuştur, çünkü bunun ilerde Devletin insana hizmet etmekten cok devletin ayrıcalıklı bir yapıya dönüşeceğini dikkate almıştır ve buna karşı çıkmıştır. Lenin ise kitlelerin düşük fiyatları ve adil fiyatları güvence altına alan ve çok fazla para harcamayıp direk hizmeti kitlelere yapan bir devlet modelinden bahsetmiştir bir kitabında. Yani sosyalizmin doğuşunda ve yorumlanışında mutlak eşitlik prensibi çok önemli bir temeli oluşturmaktadır. Mülkiyeti kamulaştırmış olan bir sistemde bürosrasinin hakim olması söz konusu olamaz. Bürokrasi ve devlet sınıflar için mutlak bir baskı aracıdır ve ayrımcıdır. O yüzden sosyalizme geçiş evresinde(devletin sönümlenme sürecinde) baz alınması gereken bürokrasinin temellerinin yıkılıp toplumsal ayrımcılığın tamamen ortadan kaldırılmasıdır, aksi takdirde bürokratik bir dikdatörlük kaçınılmaz olacaktır. Diğer bir konu da "Sosyalist devlet" terimidir. Çoğu sosyalist bu terime karşıdır, çünkü sosyalizmde devlet olmayacağını onun sadece bir işçi diktası olacağını savunur, bu tezi de aynı nedenlerden dolayı öne sürer. Çünkü devlet ve bürokrasi sınıfların birbirine uyguladıkları baskı araçlarıdır ve sosyalizmde ki eşitlik prensibine direk aykırı olduğu için Sosyalizmde bir devletten söz edilemez ve sosyalizm için ise devletin sönümlenmesi ön koşullardan biridir. Saygıyla... __________________
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet İnsanların Kanatları Yüreklerinde.. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 156
| Arkadaşlar, Marx, sosyalizmde devletin, burjuvazinin ve onun dünya anlayışı olan kapitalist yaşam biçiminin tamamen ortadan kaldırılması için bir araç olduğunu, komunizmde ise tamamen ortadan kalkacağını savunur. Bence hukuk ve yasalar her zaman gereklidir, yoksa kaos ve anarşi kaçınılmazdır. Sovyet rejimi, çoğunluğu teşkil eden köylülerin toprağa aşırı bağımlılığı ve işçi sınıfının güçlü olmaması gibi sebeplerle gerçekleştirememiş, devlet eliyle işçi sınıfı oluşturulması yoluna gidildiyse de işçiler ve emekçiler sistemden dışlanmış ve sovyet rejimi Marksizmden koparak tamamen asker-sivil bürokratik faşizmine dönüşmüştür. Marxın dediğinin tam aksine Avrupadaki işçiler, egemen sınıflar üzerinde bolşevik ihtilalinin ve yaydığı komunizm tehlikesinin etkisiyle günde sekiz saat hatta bunun da altında çalışma saatleri, insan onuruna yaraşır ücret, işsizlik maaşı, çalışma sigortası, seçimlerde eşit oy hakkı gibi kapitalizmde gerçekleşmesi mümkün gözükmeyen muazzam sosyal haklar elde etmişlerdi. Ayrıca çiftçiler ve küçük yatırımcılar yani Kobiler subvansiye edilerek küresel kapitalizm altında ezilmemelerine ABD dahil her batı ülkesi dikkat etmektedir. Dolayısıyla bü ülkelerde her ne kadar işsizlik ve yoksulluk devam etsede batı ülkelerindeki geniş emekçi kitleler devrimciliklerini yitirmiş sisteme entegre olmuşlardır. Bunun en açık kanıtı, Marksist bir geçmişi olan Blair önderliğindeki İngiliz İşçi partisinin, Irak işgalinde ABDye destek vermesidir. Bu da İngiltere'de işçi sınıfının sömürgelerden pay aldığı oranda sesini çıkartmadığı veya yeterince çıkarmadığı sonucuna götürür ki bu da Marx'ın ifadesi ile "işçilerin vatanı olmaz" tezinin çöktüğünün en önemli kanıtıdır. Ancak Lenin'in "milletlerin değil farklı ülkelerdeki egemen sınıfların çatışması" olarak ilan ettiği emperyalizm anlayışı günümüzde de geçerliliğini korumakta fakat batılı işçiler açısından amaçta bir sapma olduğu açıkça görülmektedir. |
|
| #6 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| Alıntı:
Sosyalizm'in teknolojisi gelişmiş, bilinçli sanayi proleterine de aynı zamanda bunun için gerek var. | |
|
| #7 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| Bürokrasi anlayışlarımız farklı tellerden çalmakta devam ediyor.Bürokrasinin en temel nedeni partinin tabandan kopmasıdır. Parti ile kitleler arasında bağ koparsa,mesafe açılırsa varacağı yer bürokrasidir.İnsanı sömürüden,eşitsizlikten,yabancılaşmadan kurtaracağım diyeceksin sonra da kendi iktidarın adına aynısını yapacaksın.İşte Marksizm'in temel yanılgısı budur.Daha açıkçası yorumlanışındaki fark bunu ortaya çıkarır.Soyut,siyasi pratiğe yönelik olmayan kavramların Marksizm ile alakası yoktur. İtalya'da Fabrika Komite ve Konseyleri,Yugoslavya'da Tito'nun Halk Komiteleri ve Türkiye'de Devrimci Yol'un Direniş Komiteleri bu anlamda Marksizm'in yaratıcı yanlarıdır.Sovyetler'in(İşçi-Asker-Köylü Sovyetleri) iyi incelenmesinde yarar var.Sovyetler'le beraber,Fabrika Konseyleri ve Sendikalar'ın,hatta muhalefetin hangi yüce idealler uğruna;nelere çevrildiğinin iyi irdelenmesi gerekmektedir.Sonra birileri çıkıp SSCB emekçileri;SSCB yıkıldığında hala 1920'lerde dediğinde birilerini savunma pozisyonuna giriyoruz. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
| #8 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| Alıntı:
Temel bir yanlış olduğu için bu tür hataların yapılmaması gerek. Bakın; diyelim ki ben bürokrasiyi savunuyorum; siz ise olmamasını söylüyorsunuz. Tartışma sağa sola gitmeden bu konu üzerinde yoğunlaşmalı. Böyle olursa bir şeyler öğrenebilme, bir konunun açığa çıkması, tartışılan konu ne ise o konunun daha iyi anlaşılması, okurların o konunun tartışmasından yararlanması...mümkün olabilir. Konu sapmalar gösterdiğinde özünden ayrılıp farklı yollara gittiğinde, söyleyen ne söylerse söylesin, söylenen şey üzerinden marksizm'e gönderme yaparak eleştirmek...-hiç doğru bir yöntem değil. Böyle yapıldığında konu mu tartışılacak, Marksizm'in ne olduğu mu ortaya konulacak...-oldukça fazla karışıklık oluyor. Ve konuların da tartışıulmadan belirsizlik içinde kalmasına neden olunuyor. Örnek: Ben yukarda bürokrasinin olması gerektiğini ama proletarya tarafından mutlak bir denetim altında olması gerektiğini söyledim. Sizin yanıtınız bir çeşit kestirip atma. "İşte Marksizm'in temel yanılgısı budur." (Marksizm Marks'ın görüşleridir.) Şimdi ne yapmak gerektiği konusunda zorlanıyorum. Marks pratik konusunda genel yaklaşımlarda bulunmuştur. Bu da doğaldır. Çünkü genel yaklaşımların her ülke koşullarına göre bir takım sapmalar içinde olacağı anlaşılır bir konu. Eğer burada bir detay olabilseydi, farklı ülkelerdeki koşullarla çelişik durumlar da ortaya çıkabilirdi. Kısaca Marksizm'in yanlışlanabilir olduğuna ilişkin saptamanız yerinde de değil, doğru da değil, gerçekçi de değil. Çünkü bu konuya yönelik somut bir açıklama yoktur, Marks'da. Ama bazı konuşmalarından bir şeyler çıkarabiliyoruz. Bakunin bir gün Marks'la Paris Komünü üzerine tartışırken yönetime nasıl bir katılım olacağını söylediğinde Marks halkın tamamından sözeder. Bakunin şaşkınlıkla soruyu yinelediğinde "Evet der; 100 milyon kişi". Buradan çıkarılan proletarya'nin alınan bütün kararlarda etkili olacak bir yapılanma içinde olması gerektiğidir. Ama bu pratikte nasıl işleyecektir.? Sosyalist devrim olduğunda, devlet hem baskıcı özelliğiyle ve hem de planlayıcı ve yönlendirici özelliğiyle var olmak zorundadır. Eğitim, sağlık ve çeşitli hizmetler kapitalizmin bıraktığı yerden aynen sosyalist ilkeler doğrultusunda devam edecektir. Ama Marks'ın söylediği gibi, bunu proletarya'nın doğrudan yapabilmesi gereklidir. İki tane nedeni var bunun. 1- Proletarya iktidarını aracısız ve öncüsüz bir şekilde götürerek sınıfsız topluma varacaktır. Ama bunun pratik işleyişi nasıl olacaktır? Sözgelimi ülkenin ( devrimin geniş bir coğrafya ölçeği içinde gözönüne alındığı düşünülürse bölgenin demek daha doğru olur) ihtiyaçlarının saptanabilmesi bunların dağıtım organizasyonlarının yerine getirilmesi, sözgelimi itfaiye, polis, hatta gizli ajan ihtiyaçlarının nasıl organize edileceği yine devlet içindeki bürokrasi ( sözcüğe aldanmamak gerek, bu yine birtakım eğitimlerden geçmiş sanayi işçisi olacaktır. Olmak zorundadır.) tarafından gerçekleştirilmek zorundadır. Buradaki fark, bu olgunun klasik bir sınıf haline dönüşmeyecek önlemlerin alınmasıdır. Sadece bu konuda değil. Benzer her konuda proletarya diktatörlüğü alınması gerekli bütün kararlarda parti yönetimiyle eşit yönetim hakkına sahip olacaktır. Bürokrasi muhtemel bir yapı değişikliğiyle birlikte proletaryanın emrinde olacaktır. Yani altyapı üstyapı ilişkisi bu sistem içinde kesinlikle proletaryanın yönetim ağırlığıyla mümkün olmalıdır. Bunun nasıl olması gerektiğini belirleyecek olan da ülke/bölge koşullarıdır. 2-İkinci önemli neden proletarya'nin öncülüğünde yapılmayan hiç bir şey insan/toplum döngüsünü gerçekleştiremez. Daha önceki yazımda sınıfsız toplumun özelliklerinden sözederken "cennet gibi" bir özellikten sözedilmişti. Karşılıksız çalışma, sabah balık akşam felsefe gibi...Bu aşama artık insanın yabancılaşma baskısından kurtulduğu aşamadır. Bunun gerçekleşebilmesi insanın bu süreçte özellikle etkin olma durumuyla ilgilidir. Proletarya'nın sınıfsız topluma varabilmede kendisini kendisine yabancılaştıran bütün etkenlerden kurtulabilme süreci yine Marks'ın söylediği gibi aracısız gerçekleşebilmelidir. Hiç bir güç proletarya adına hareket etmemelidir. Devinimi yaratan proletarya bizzat bunu kendisi gerçekleştirmelidir. Onun için proletaryanın etkinliği bu geçiş sürecinde yadsınamaz.. Konu kısaca özetlenecekse, geçiş sürecinin sınıfsız topluma varabilmesi Marks'ın söylediği gibi "Evet, tamamı yönetecek" şeklinde proletarya tarafından aracısız yürütülmelidir. Ama bu, süreci sınıfsız topluma yöneltecek çalışmaların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bütün planlama, ve her türlü hizmet, doğrudan bilinçli sanayi işçisinin kontrolunda gerçekleştirilir. Bunun için bürokrasinin olması, tıpkı polis gibi, bu koşullar altında bir sorun yaratmayacaktır. | |
|
| #9 | ||
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| Alıntı:
Sayın Melnur Marx aşılmalıdır.Ben 2 007 yılında Marx'ın aşılamamış olduğuna şaşıyorum.Bu Marksizm'in reddi değildir.İnsanların kendilerinden birşeyler katabileceğine inanıyorum.Marksizm'i dünyayı anlamaya çalışacağımız yöntem olarak düşünüyorum ben.Şimdi burdan devam edebiliriz.Saygılarımla. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. | |
|
| #10 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,515
| Alıntı:
Einştein aşılmalıdır demekle Einştein aşılmaz. Sonra neden? Bu bir "saplantı"ya dönmüş sizde. Marks olmadan sosyalizm olmaz. Neyi savunuyorsunuz anlamak mümkün değil. Avrupa Komünizmi, Sosyal demokrasi, Kapitalizm, Sosyalizm geriye bir şey kalmıyor ki! Sosyalizm'i özellikle ekledim. Çünkü Marks dışarda bırakıldığında sosyalizm sadece lafta kalır. Sadece birşeylere karşı olursunuz. Ama Marks olmazsa, ortaya koyacağınız şeyler sadece spekülasyon olarak kalır. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Cinsellik Üstüne... | melnur | İnsan Bilimleri | 88 | 11-03-08 19:24 |
| Yunus Emre | rua | Ustalardan Seçkiler | 29 | 06-11-07 00:35 |
| Bir yakınınız öldürülüp tecavüze uğrasa alacağı cezaya razı olur musunuz? | kaan | Arşiv | 100 | 10-04-07 17:07 |