| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Mektuplar..Sevdiklerinize hatta kendinize/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 309
| Bizi Kendilerine Hep Yabancı, Hep Aykırı Gördüler Kapım önce açılıyor,sonra kapanıyor...Merdivenlerden inişini,ayak seslerini duyuyorum. Yüreğindeki sıkıntıyı, o ürkek yorgunluğunu, birazdan kentin o karanlık akıntısına bırakacağın ruhunun telaşlı sancısını duyuyorum buradan. Bizi gözeten o büyü hızla eksiliyor hayatımızdan . Artık aşkımız bizi korumuyor,sevgili, biliyorsun. Eksik ,kaçak,korkak yaşıyoruz kimbilir ne zamandır,birbirimizden gizlice ... Aşklar sahiplerine ,onların yazgılarına,öykülerine benzer sevgili. Bizim de aşkımız ürkek, yaralanmış çocukluğumuz gibiydi: Hoyratlıklardan,kabalıklardan,duygusuz dalgınlıklardan sonsuz alınganlıklara kapılıp hep arka odalara çekilen ... Bu hayat ,bize nasıl acımasız ve hoyrat davrandıysa biz de kendimize ve aşkımıza öyle davrandık sevgili. Birbirimize yaptıklarımızı nasılsa bir gün unuturuz ,unutulur sandık. Zamanın bağışlayıcı olduğunu ve her şeyi yoluna koyacağına inandık. Ne çok yanılmışız! Meğer zaman aşkların en acımasız tanığıymış. Ömür gibi ,insanın aşkına gösterdiği hoyratlığı da sınırlıymış. Meğer o aşk,hayatımızın tek kristaliymiş sevgili. Şimdi seslerimizi örten tesellisiz hüzünlerden,sıkıntılı kaygılardan,bizi zehirleyen kuşkularımızdan anlıyoruz bunu, gidişin bir vedaysa, ve artık hazırsak o büyük ayrılığa; yeni bir hayat kurana dek,eminim yine de birbirimizden, üzerine acılarımızın gölgesi vuran tarihimizden ,paylaştığımız o kutsal sırdan güç alacağız. Biliyorum,şimdi benden çok uzakta ,bir başka şehirde de olsan,sen de benim gibi çaresiz bir fahiş..yi sürükleyerek götüren polislere öfkeyle karşı koyacaksın. Yaşlı, düşkün insanlarla,kimsesiz çocuklarla paylaşacaksın elindeki avucundaki son parayı... Azınlıkları,kadınları,eşcinselleri aşağılamak isteyenlere sen de benim gibi karşı koyacak, belki de öfkelenip onların bulunduğu yeri lanetli bir protestoyla terkedeceksin. Biliyorum, sen de benim gibi,insanların savaşlardan uzak ,barış içinde yaşamalarını sağlamak için ne kadar hayalci ve ne kadar sonucu umutsuz da olsa bir takım etkinliklere katılacak, çocuksu ve en çok da hüzünlü dernek binalarında ,ne yapmalı,nasıl yapmalı diye kendini hırpalayacaksın. Sen de benim gibi hep o saatlerde ,göğsüne bastırdığın bir kitapla unutulmuş bir tren istasyonuna ,ya da terkedilmiş bir kıyı kahvesine gidip ,insanların birbirlerine bu denli duyarsız ve aşklarına karşı bu denli hoyrat olmalarının sebebini ıstıraplarını yitirdiklerine bağlayacaksın. Sımsıcak,kor gibi olan ve hayata çırılçıplak dokunmalarını sağlayacak olan ıstıraplarını... Biliyorum, birisinden çok etkilensen , o insan seni yaralı çocukluğu ,yazgısı ve öyküsüyle içini acıtsa,bu acının o coşkulu hüznünü daha da derinden hissedebilmek için bir süre sonra sen de benim gibi içinden “o şimdi gitse ve ben onu özlesem” diyeceksin(1) Birisi sana, kimi insanlar neden intihar eder diye sorduğunda,eminim senin de hemen aklına ikimizin de günlerce unutamadığı o film gelecek hemen: Hani sevdiği adama duyduğu o yoğun ,o tutkulu aşkın bir gün biteceğinden korkup, böyle bir şeyi yaşamamak için, kendini sulara atan kadını ve sevdiği adamı anlatan o şiir ve keder yüklü film....(2) Biliyorum, çok uzaklarda da olsan ,tıpkı benim seni düşündüğüm gibi sen de beni düşüneceksin. Korkularımı,sancılarımı, o yarım kalan arzularımı,yenilgilerimi...Bu zorba ,bu adaletsiz sistemde ayakta kalabilmek,iyi,kötü işimi sürdürebilmek ,karnımı doyurabilmek için katlandıklarımı, susup içime attıklarımı... Gidişin bir vedaysa,artık hazırsak o büyük ayrılığa ve bizi birbirimize bağlayan,ama yine de altında kaldığımız anılardan yorulmuş olsak da, yine de geriye bir tek şey kalacak sevgili, bir tek o garip, o tuhaf sır: Bu ülkedeki insanların çoğunluğu, ikimizi de kendilerinden saymadılar. Ne yapsak, ne etsek bizi hep yabancı ve aykırı gördüler. İşte sana bu yüzden azınlık ve aykırı bir duyguyla yeniden ve hep tekrar tekrar aşık olmak isterdim. (1) Ahmet Hamdi Tanpınar, Bir Yaz Yağmuru (2) Berberin Kocası Cezmi ERSÖZ Yorumsuz... |
|
| #2 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| İki kez okudum. Ve sanırım bir çok kez okuyacağım. Yazıdan herkes eminim bir şeyler çıkarır kendince... Ama ben yine sevgiyi çıkardım. Bir ülkede yaşanan hoyratlık ve acımasızlığın toplumda oluşturduğu ölümcül duyarsızlığa karşın yine de, bir yerlerde sevginin ve umudun yeşerdiğini, yeşertildiğini hiç de akıldan çıkartmamak gerek. Bir yerlerde yeşeriyor o sevgi... Köhnemiş dernek binalarında.. Mitinglerde, pankartlarda... Ama yaşanan da bir şey var. İçimize gömdüğümüz acı...Hiç konuşulmayanlar Sanırım, hüznün de kendine özgü bir gerçekliği var. Kendine özgü duruşu... |
|
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli Portia ! Hüzünlü bir hikaye.İnsanların çoğu gerçekten büyük acılar içinde.Çektiği acıların en büyük kaynağı ve hepsinin ortak bir yanı,kendilerine göre bir dünya kurmak istemeleri.Kendilerine göre dünyayı değiştirmek istemeleri.Bu en zor ve hiç başaramayacak olacakları işler de kendileri için en büyük acı ve ısdırap kaynağı.Oysa dünyayı değiştirmek yerine kendilerini değiştirebilseler,acılarının çoğu dinecek.Belki bunu düşünemiyorlardır veya kendilerini değiştirmek dünyayı değiştirmekten daha zor geliyordur,kimbilir. Saygı ve hürmetlerimle. |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Sn.Türesin, Aydının acısı genellikle yaşadığı dünyadan kaynaklanır. Yaşadığı dünyanın duyumsattıklarından...Onun için kesin çözümler biraz olanaksız gibidir bu durumlarda. Yaşananlar, ülkenin gerçeği bir başka insanını umurunda değilken ve hatta farkında bile olmazken,-bilirsiniz- aydın insanın derdidir. Canını acıtır durmadan... Çözüm zor. Çözüm "değişmeden" direnmek... Kaybolmadan, yitip gitmeden...direnmektir. Ben böyle düşünüyorum. |
|
| #5 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 309
| Can Yücel i okuyorum babacıgım; "ben en çok babamı sevdim!" diyor, duygularıma tercüman olurcasına. Yaptığımız kır gezintileri geliyor aklıma, taa uzak yollara kadar gidişimiz ve sana güçlü görünmek için yorulup yorulmadıgımı sordugunda hep "hayır yorulmadım!" deyişimi. Oysa ne cok yorulurdum.. Okuduğum kitapları senden saklardım, geçmişte neler yaptığını, niçin sürüldüğünü, ezildiğini, yanlış anlaşıldıgını anlamak istercesine. Her gördüğünde kızıp attığın kitapları bırakmayacağımı çok iyi bilirdin. Sana benzedigimi, senin gibi hiç bir seye boyun eğmeyeceğimi bilirdin ve bunu bile bile içten bir gururla bunu görmeye çalısırdın. Zaman beni senden ayırdı, Ben yalnızlığın ve "özgürlüğün", yeni seyler keşfetmenin heyecanıyla kendimi bilinmezliklere atıyordum, sen bir adım geriden beni sakin sakin izliyordun.. Yanlışlarımı olgunlukla görmemiş gibi davranıyordun.. Hep senin çocugundum! Sana benziyordum cünkü; asla yılmazdım, asla oynamazdım...yanlış yapmazdım.. İçinde hayata karsı büyüttüğün kininin ben de olmayacagını düşünüyordun, ama nerden bilebilirdin ki bir gün senden farklılasacağımı... Senin durmadığın kuytuluklarda, bilinmezliklerde durup derinlere batacagımı.. İnanamadın karşında gördüğün "bana".. hala inanmak istemiyorsun hala "toz kondurmadıgın" asi kızınım zannediyorsun... Sana verdiğim sözü tutamıyorum babacııgım.. Senin inandıgın seylere inanıp sonra da ileri bakamıyorum.. ve sen inanmamakta dirensen de hayallerini kurduğun "asi kızın" hayallerinden cıkıyor... Benliğinden, ruhundan ve idealinden uzak geçirdiğim her gün için senden özür diliyorum babacığım.. Ne yapsan hayallerine dönemiyorum, olmuyor, olmuyor.. portia Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-12-05 01:22 . |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Melnur ! Aydın dediklerinde değişime direnenlerden ve dünyayı değiştirmek gibi bir düşünce içinde olmalarından onlarda acı çekmektedir.Aynı zamanda başkalrınada acılar çektirmektedir.Her görüşe göre aydın bulmak imkansız değil.Bazen insanlar,benim aydınım senin aydınını döver cinsinden onlarıda kapıştırmaktadır.Bazen TV lerde aydınların tartışmalarını izlediğimizde kimin aydın olduğu konusunda halk kuşkuya bile düşmektedir.Hekes kendi düşünce yapısına uygun bir aydını kolaylıkla bulmakta.Tencere ve kapak misali.Solcu,sağcı,milliyetçi,dinci,feminist,ateis t,hümanist,liberal,kapitalist,faşist .Seçmece ve kesmece ,renk renk ,beğen beğen al.Benim aklıma gelen bunlar,tamamlayabilirsen okuyanlara faydamız olur,belki yeni alternatifler denemek isteyenler çıkar. Saygı ve hürmetlerimle. |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli Portia ! Zaten bütün acılarımızın kaynağında bir türlü kendimiz olamamak vardır.Genellikle bizim dışımızdakilerin hayallerinin peşinde gitmeye çabalarız hep.Sonunda kendi hayallerimizi gerçekleştiremeden çocuklarımıza miras bırakırız gereğinin yapılması için.Hatta onları zorlarız,senin hayallerin nedir diye sorma gereğini bile duymadan. Saygılarımla,sağlıcakla kal. |
|
| #8 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Ya da hayallerin gerçekten iyi olduğuna inanırız, öyle duyumsarız, öyle düşünürüz... Ama bütün bunlara anlam verecek,bütün bunları anlamlı kılacak, bütün bunları belki pratiğe dökecek bir şeyin eksikliğini de hep içimizde hissederiz. Ve ülkemizde hep böyle olur nedense... Güç yoktur, irade yoktur, cesaret yoktur. Bir türlü yapamazsınız. Elinizden bir şey gelmez. Gerçekten öyle düşünmenize, öyle duyumsamanıza rağmen... Hayat geçer; siz hem konuşup ve yazmakta; hem de kılıflar aramakla meşgulsunuz... ...el sallanır ardından! melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 29-12-05 11:52 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|