"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Nasıl bir dünya ve nasıl bir Türkiye?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| Sosyalizmi tek başına anlatıp durmak,bu sorunun cevabını vermeden pek mümkün değil?Sebebi ise bunun cevabını veremeyen bir solun yolunu çizemeyeceği gerçeğidir. Kapitalizm/emperyalizm ne halde?Türkiye'nin ilişkileri nelerdir?Türkiye'yi ve dünyayı yönetenler kimlerdir?İlişkileri nedir?Ülkenin sınıfsal dokusu nedir?Yönetenler ittifakında kimler var?Aralarındaki çelişkiler ülkedeki sürekli krize nasıl yansıyor?Ülkede sürekli bir kriz var mı?Varsa bu krizin kaynağı nedir?Sosyalistler bu bu krizde nasıl davranmalı?Bu kriz neden devrimcileşmiyor?Devrimciler sadece illegaliteyi mi düşünmeli?İllegalite ne demek?Devrimci hareket öyle birden mi çıkar?Birden çıkmıyacaksa çıkması için gerekli koşullar nelerdir? Kısacası kapitalizm/emperyalizmin tek tabanca olduğu bir dünyada,sosyalizm yolunu bu ve benzeri sorular çizeceği gibi,Devrimci Hareketi'de,onun hareket tarzınıda bunlar çizecektir.Bunların cevabını veremeyen solun,illegalite gibi şeylerle uğraşmasındaki mantığı kavramış değilim. Nasıl bir dünya ve nasıl bir Türkiye'de yaşıyoruz? __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
| #2 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415
| Alıntı:
Kapitalizm üretici güçler ve üretim ilişkilerinin doğal bir sonucu olarak sürekli çelişki/kriz durumundadır. Sosyalizm'in çöküşünden sonra da bütün dünyaya egemen olmuştur. Ama kapitalizm'in halklara ne verdiğini tek boyutta ele almak da mümkün değildir. Sözgelimi gelişmiş ülkelerde artı değerinden, ve üçüncü dünyadan parsellediğinden pay veriyor. Daha iyi bir yaşam için sosyal devlet olgusunu yerleştiriyor. Bütün bunları yaparken de amacı üretenlerin uyanışını önlemek ve en azından pasifize etmek. Taleplerin "reform" olma niteliğinden öteye taşmamasını sağlamak. Kısaca buralarda kendisi için "tehlikesiz" bir ortam içinde olmak. Bütün bunları yaparken de, Marksist düşünürlerin sözünü ettiği krizi üçüncü dünya ülkelerine pas ediyor. Kendi içinde çıkabilecek muhtemel krizleri önlerken, önleme başarısını gösterirken, geri kalmış ülkelerdekrizlerin artmasına yol açıyor. Geri kalmış ülkelerdeki açlık, yokluk..-her türlü memnuniyetsizliğin artmasına da yol açabiliyor. Kısaca kapitalizm sürekli kriz demektir. Bu kriz her koşullarına göre farklı şekillerde yaşanmaktadır. Sosyalizm'in çöküşünden sonra bütün ülkelerde yaşanan aşağı yukarı bu.Bunu çeşitli kavramlar kullanarak farklı cümlelerle aktarmak da mümkün. Uluslararsı tekelci sermaye diyebilirsiniz, elit diyebilirsiniz, oligarşi diyebilirsiniz, faşizm, gizli faşizm..vb. Değişen çok fazla şey yoktur. Ne yapılması gerektiği konusu, sosyalizm'in ne olup olmadığında, Ekim devrimiyle 70 küsür yıllık bir deneyimin çöküş nedenlerinde aranacaktır. Çözüm buralarda aranmalıdır. Geleceğin nasıl bir dünya olduğunu biliyoruz. Bunu Marks'ın kapitalizm eleştirilerinden çıkarabiliyoruz. Ama bilinmeyen pek çok şey de var. Kapitalizm'den sınıfsız topluma nasıl geçileceğini bilmiyoruz. Bu pratiğin nasıl gerçekleştirileceği konusunda 19.yy.ın ortalarından beri süren, çöküşten sonra daha da fazla soru oluşturan bir tablo var karşımızda. Klasik söylem artık bir kenara bırakılmalıdır. Öncelikle bireysel olarak anlamaya ihtiyacımız var. Toplumsal sorumluluk ise kitleyi hedefleyen bir partinin oluşumudur. Lenin bunun yanıtını veriyor. Bilinç aktarımı. "Dışardan" ne kadar olabiliyorsa o kadar. Yapılması gereken sosyalizm yolunun açık tutulmasıdır. Ülke koşulunda bu size ne anlatıyorsa onu yaparsınız. Marks eğer, geri kalmış ülkelerde düzenin eleştirisi ve geeriletilmesi mistik yapının geriletilmesi diyorsa bunu yapmaya alışabilirsiniz. Ya da bir yorum yapabilir, ülkenin bir kriz anını yakalayıp "öncü birliklerle" halka hedef gösterme adına bir karakol bombalayabilirsiniz.(!) Bir daha yinelemekte yarar var. Geri kalmış ülkelerde sürekli kriz vardır. Ama burjuvazinin elinde bu krizi örtme ve alternatif üretme yolları da vardır. İlle de yönetim şeklini değiştirerek de yapmaz. ( Hemen açık faşizme geçme gibi.) Krizi -çelişkiyi- sürdürebilir ve kabul edilebilir hale getiren yöntemi de vardır. Marks'ın daha 19.yy ortalarında bize söylediği şey: Felsefesi, idealizmi, bunun somut şekli olan din'i... Kitleyle buluşulmalı... Mistik yapı geriletilmelidir. Ve bunun için de Sosyalizm'in ne olup ne olmadığı iyice belletilmelidir. | |
|
| #3 | ||
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| Alıntı:
Faşizmin ortaya çıktığı ülkelerin genelde kapitalizmin genel bunalımından en fazla etkilenen ülkeler olması çarpıcı bir durumdur.Sonra ne oluyorsa oluyor faşizmin dünyada yaşadığı coğrafyada değişiklikler başlıyor.Latin ülkeleri bunda başı çekerken,Yunanistan ve Türkiye'de bundan nasiplerini almakta zorlanmıyor nedense.İşin ilginç yanı faşizmin olduğu her yerde emperyalizm de var.Adeta yapışık kardeş gibiler. Emperyalizmin tarihine baktığımızda sık sık değişik yöntemleri kullanarak sömürüsünü sürdürmeye çalıştığını görüyoruz.Özellikle sömürdüğü ülkelerde kullandığı ilginç bir yöntem var.Emperyalizm bu ülkelere faşizmi satıyor,üstelik alıcıları bu ülkenin egemen sınıfları.Canı sıkılan onbaşı-general cuntasını tezgahlamaktadır. Burda aslolan emperyalizmle ortak olanların faşizmi;emperyalizmin ve kendilerinin çıkarlarını korumak adına,emekçilerin istedikleri her talebin önünün kapatmakta kullanmalarıdır.Bu rastlantısal birşey değildir. Bizim gibi ülkelerde sosyo-ekonomik yapıdan dolayı faşizm kitle tabanı bulamamıştır. Bu nedenlede MHP ve etrafındaki faşist milisler Kontr-Gerilla uygulamalarının bir parçası ve aracı olarak kurulup çalıştırılmışlardır.Faşist parti bu işlevlerini doğrudan devlete bağlı olarak polis,MİT,Kontr-Gerilla ve diğer gizli servislerle bağlantılı bir şekilde ve devlet himayesinde gerçekleştirmiştir.Propagandalarında da bu durum sergilenmekteydi.'Ülkücü komandoların devlet güçlerine yardımcı' oldukları tekrarlanıp duruldu.......Özellikle faşizmin baskı ve terör politikalarının uygulanmasına direnen halkın bu direnişiyle birlikte iç savaş boyutlarına tırmanan siyasal gelişmelerin içinde MHP,.....bağımsız bir faşist parti gibi insiyatif kullanan özerk bir görüntü sergilemiştir.Devrimci Yol Yazıları İşin özü faşizm bizim gibi ülkelerde kitle desteğine sahip faşist bir partinin eylemiyle kurulmuyor bu terörcü diktatörlük;yukarıdan aşağıya mevcut devlet aygıtı kullanılarak uygulanabiliyor.Burda emperyalizmin katkılarını,yardımlarını unutmamak gerekiyor. Bu bir dizi yazıdır,tarih akışına dikkat edilmiştir. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. Anadolu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 29-06-07 13:53 .Sebep: Cümle düşüklüğü | |
|
| #4 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| AİHM'in Türkiye'yi tazminata mahkum ettiği davada vicdan azabına dayanamayan Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Albay Oğur'un kendi isteğiyle ifade verdiği belirlendi. Tamamı:http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=252410 __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yeni bir Sosyalizm,yeni bir Dünya mümkün! Ödp | küçükkarabalık | Türkiye Siyaseti | 58 | 20-05-07 12:53 |
| Küresel Isınma nasıl oluşur? | Benkendim | Dünya Siyaseti | 24 | 18-05-07 18:18 |
| Türkiye Dünya Borç Sıralamasında Beşinci... | cemuzan | Ekonomi | 5 | 16-05-06 12:23 |
| Ölüm nedir sonrasında başımıza neler gelecek ? | ugurozaltn | Arşiv | 50 | 05-03-06 14:32 |