"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



 



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > Doğa Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Beklenen büyük İstanbul depremi ve tsunami balano.

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski03-07-07, 20:51  #1
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Beklenen büyük İstanbul depremi ve tsunami balano.



Dostlar,

İnsan bilimden fayda umar ve ona güvenir...Bir çok alanda bilimin sağlamış olduğu faydalar tartışma götürmeyen bir nitelikte önümüzde parıldamaktadır.

Ne var ki, bilimi kendi istek ve arzuları doğrultusunda kullanan bilim insanları da yurdumuzda son dönemlerde almış başını, bilinmeyen bir yöde gitmektedir.

Buna bir örnek vermek gerekirse, MARMARA DENİZİNDE TSUNAMİ olacak diyebilen kendinden geçmiş kimseleri görünce ve de ısrarla bu kişiler tutup da,tsunamiden bahsedince, insan kendini alamıyor.

Tsunami MARMARA denizi gibi küçük ve kapalı denizlerde olmaz...Ancak Okyanuslarda, deniz tabanının kıta altına doğru girmesiyle oluşan TERS FAYLAR esnasında olur. MARMARA denizinde ters fay bulunmamaktadır.Zira
bu denizde deniz tabanı,kıta altına doğru da devinim göstermez...

Marmara denizinde olsa ,olsa SEİCİ denilen pek de yüksek olmayan dalgalar
oluşabilir. Hepsi bu,şimdi seiciyi tutup da halka tsunami diye sunanlar ne derecede gerçeği bilmektedir? Eğer biliyorlarsa, o zaman da doğruyu söylememektedirler...

Bir de bu kişiler tutmuş, MARMARA DENİZİNDE etkin fay aramaktalar. MARMARA denizindeki fayların etkinliği pek de saptanmış bir olgu değilken, bu kimseler tutmuş, deniz tabanından yukarı çıkan bazı gazları sanki etkin fay deliliymişcesine halkın önüne atmaya kalkmaktalar...

Depremdeki odak derinliği 16 Km. civarındayken çıkan bu gazların bu derinlikten gelmiş olacağını söylercesine konuşanların SİSMOLOJİ bilgilerinden kuşku duymamak da elde değil.

Zaten konuşanların iligi alanlarını incelerseniz, pek çoğunun Ne JEOFİZİK ne de SİSMOLOJİYLE ilgili olmadığını görürsünüz.

Aslında bu deprem konusu, JEOFİZİK ve SİSMOLOJİ'nin konusudur.
Ve beklenen böylesi büyük bir deprem geçmişde de olmamıştır. Bunun da en başta gelen delili, 1000 yıllık bir yapı olan AYASOFYA MÜZESİ ve onun karşısında yıllara meydan okuyan SULTAN AHMET CAMİİDİR.

Onun için bu deprem çığırtkanlarını dinlerken gülmeden durmak çok zor geliyor bana.

Sevecenlikle,
sesli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski03-07-07, 21:46  #2
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415

Marmara denizinin altındaki fay kırılış şekline göre çok önemli deprem üretecektir. Yaklaşık 250 km.lik bir fay sözkonusudur. Adapazarı depreminden sonra fayın burada noktalandığını ve buradan öteye geçmeyeceği anlamına gelen (büyük deprem olmayacaktır) yargısı hiç de doğru bir saptama değil.

Bugün dünyada iki bölgede büyük deprem beklenmektedir. Bunlardan biri San Fransisco'daki kuzeyden güneye San Andreas fayı, diğeri bizim Kuzey Anadolu fayının İstanbul depremi. İkisi de zamanı geldiğinde gerçekleşecektir. Bunlar büyük depremlere yol açacaktır. Burada hiç bir kuşku yok. Aralarındaki fark, San Fransisco'nun bu beklenen depreme hazır hale getirildiği, İstanbul depreminin ise "Allah'a havale edildiği"dir.

Deniz diplerinde olan her büyük deprem (deniz büyüklüğünün de etkisi var.) tsunami üretir. Deniz dibinin morfolojisi bozulmaktadır çünkü. Söylene yükseklik ise 1-3 metre arasındadır. Şimdi önümüzde böyle bir tablo varken bunu küçümsemek, çok anlamlı olmasa gerek. Zaten tepkisiz bir halkımız var (öyle alıştırılmış) bir de bu tür söylemler, iki kolon üzerinde yapılmış altı yedi katlı binalarda oturmaya devam etme gerekçesinden başka bir şey üretmiyor.
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-07-07, 01:51  #3
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
BİLİM GERÇEKLERLE UĞRAŞIR...Hikayelerle değil!

Alıntı:
Sayın melnur şöyle demiş:

Mesajı Göster
Marmara denizinin altındaki fay kırılış şekline göre çok önemli deprem üretecektir. Yaklaşık 250 km.lik bir fay sözkonusudur. Adapazarı depreminden sonra fayın burada noktalandığını ve buradan öteye geçmeyeceği anlamına gelen (büyük deprem olmayacaktır) yargısı hiç de doğru bir saptama değil.

Bugün dünyada iki bölgede büyük deprem beklenmektedir. Bunlardan biri San Fransisco'daki kuzeyden güneye San Andreas fayı, diğeri bizim Kuzey Anadolu fayının İstanbul depremi. İkisi de zamanı geldiğinde gerçekleşecektir. Bunlar büyük depremlere yol açacaktır. Burada hiç bir kuşku yok. Aralarındaki fark, San Fransisco'nun bu beklenen depreme hazır hale getirildiği, İstanbul depreminin ise "Allah'a havale edildiği"dir.

Deniz diplerinde olan her büyük deprem (deniz büyüklüğünün de etkisi var.) tsunami üretir. Deniz dibinin morfolojisi bozulmaktadır çünkü. Söylene yükseklik ise 1-3 metre arasındadır. Şimdi önümüzde böyle bir tablo varken bunu küçümsemek, çok anlamlı olmasa gerek. Zaten tepkisiz bir halkımız var (öyle alıştırılmış) bir de bu tür söylemler, iki kolon üzerinde yapılmış altı yedi katlı binalarda oturmaya devam etme gerekçesinden başka bir şey üretmiyor.
Sayın Melnur,


Kuzey Anadolu fayının Marmara denizi içinde uzandığını sananlar, öncelikle
Marmara denizindeki fayların ana karakterini bilmeyenlerdir. Çünki Kuzey Anadolu fayı ile Marmara denizindeki faylar aynı cins faylar değildir.
Kuzey Anadolu fayı yatay atımlıyken, Marmara denizindeki faylarsa genellikle,
düşey atılımlıdır. Yani Marmara denizindeki faylar Kuzey Anadolu fayının
Marmara denizine girmesine olanak vermez. Ve bir kilit gibi görev görür.

San Andreas fayı ile bizim Marmara denizindeki durum hiç de benzerlik taşımaz. Ancak Kuzey Anadolu fayı San Andreas fayına benzer.

Bugün dünyada çok sayıda deprem beklenmektedir. Japonya bu ülkelerin başında gelir. Öyleyken sizin verdiğiniz örneğin gerçeklerle ilgisi de o denli eksiktir.

Kuzey Anadolu fayının İstanbul'da, deprem oluşturmasından çok, İstanbul'a
sadece merkez üstünün uzaklığının ancak bir etkisi söz konusu olur.

Felaket çığırtkanlarının bu yöndeki tüm söylemleri o derecede RANT'a dönüktür ki, size bir örnekle açıklamaya çalışayım.

Depremlerde ilk gelen dalgalar P (primer)dalgaları adını alır. İkinci olarak gelenler de S (seconder) adıyla bilinirler. Ve bu iki dalganın aralarındaki zaman farkı da depremin odak mesafesine bağlı olarak değişir. sonuçta bu zaman farkı 10 saniye veya 20 saniye mertebesindeyken bizim çok bilgili bilim insanlarımız yani UZMAN DİYE ortalarda dolaşıp, TV lere çıkan ve çığırtkanlık
yapanlar, tutmuş bu zaman farkından istifade ile gaz vanalarını otomatik olarak kapatılmasını çok önemliymişcesine ileri sürerek bu fakir devlete trilyonlarca T.L. harcatmışlar ve yabancıların yaptığı ve hiç de fayda sğlamayacak olan bu kabil chazların satın alınmasına yardımcı olmuşlardır.. Aslında 10 saniyede olaya el koyabilmeksalt bir rüyadan öte,gerçeklik de taşımaz. Daha neler,neler var...

Tsunamiler ancak okyanuslarda 15-20 metreye kadar yükselen dalgalar oluşturan ve salt TERS FAYLAR nedeniyle oluşan olgularken, tutup da 3 metrelik SEİCİ'leri TSUNAMİ olarak sunmak bu konudaki bilgi eksikliğinin bir göstergesi olmaktadır.

Sayın Melnur,TSUNAMİ hakkındaki bilgileriniz çok yanlış, her deniz tabanında oluşan deprem sizin dediğiniz şekilde TSUNAMİ oluşturmaz.
TSUNAMİ oluşmasının esas nedeni deniz tabanının kıta altına doğru devinimidir (TERS FAY). Bu da her deniz tabanında olmayıp,salt belirli PLAKALAR üzerinde oluşmaktadır. Öyle ki, Atlantik okyanusunda dahi bu kabil TSUNAMİLERİN çok seyrek olarak oluştuğu sanılmaktadır.

Kişisel olarak Jeofizik konusunda eğitim almış ve bu konulara hiç de yabancı olmayan biri olarak felaket tellallarını şiddetle kınamak bu konulara emek vermiş olanların bir görevidir. Ortada felaket çığırtkanlığı yapanlar bakıldığında sismoloji konusunda tın,tın öterler.

Ve incelendiğinde bu kişilerin sismoloji alanında eserlerine de ulaşmak mümkün olmaz. Bunlardan bazılarıyle, üniversite sıralarında beraber bulunduğum cihetle, kimin doktorasını hangi konuda yaptığını da bilenlerdenim. Bunlardan bazıları deprem uzmanı adıyle boy göstermekteyken, doktorasına baktığınızda, konu ya yer manyetizması ya da Elektrik metodlardır... Yani sismolojinin yanından dahi geçmemişlerdir.

İstanbul'da yapıların denetim bozukluğu hepimizin bildiği bir husustur.
Zeytinburnu'nda durduğu yerde çöken çok katlı binaları geçtiğimiz yıl
anımsarsak, deprem ile çığırtkanlık yapmak yerine, bu konuda görevlerini eksik yapanların üstüne gitmenin daha akıllı bir yol olacağını düşünmekteyim.

Yalova'da hasar gören ve çöken binalar yüzünden sadece bir YÜKLENİCİNİN yargıda suçlu görülüp hapsedilmesi de bu konudaki ilgisizliğin bir kanıtıdır. Zira bir binanın meydan gelene kadar çeşitli denetimlerden geçtiğini bimeyen yokken, salt gariban bir yükleniciyi
cezalandırmak da bizdeki adaletin işleyişine örnek oluyor.

Saygıyla,
sesli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-07-07, 10:34  #4
ABCDE
Felsefe - İnançlar
 
ABCDE'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,653

Alıntı:
Sayın sesli şöyle demiş:

İstanbul'da yapıların denetim bozukluğu hepimizin bildiği bir husustur.Zeytinburnu'nda durduğu yerde çöken çok katlı binaları geçtiğimiz yıl anımsarsak, deprem ile çığırtkanlık yapmak yerine, bu konuda görevlerini eksik yapanların üstüne gitmenin daha akıllı bir yol olacağını düşünmekteyim.

Yalova'da hasar gören ve çöken binalar yüzünden sadece bir YÜKLENİCİNİN yargıda suçlu görülüp hapsedilmesi de bu konudaki ilgisizliğin bir kanıtıdır. Zira bir binanın meydan gelene kadar çeşitli denetimlerden geçtiğini bimeyen yokken, salt gariban bir yükleniciyi
cezalandırmak da bizdeki adaletin işleyişine örnek oluyor.

Saygıyla,
Sayin sesli,

"Marmara'da tsunami olacak!" gibi asilsiz iddialar ile ilgili yaptiginiz aciklamalar oldukca bilgilendirici olmus. Bu yüzden sizi kutluyorum.

Benim daha cok önemsedigim sey ise beklenen olasi "istanbul" depremine karsi ne gibi önlemlerin alindigi ile ilgilidir. Istanbul'un 5 büyük ilcesinin belediye baskanlarinin deprem konulu acikoturumunu canli olarak izleyenlerden biriyim. Sunu acik yüreklilikle söyleyebilirim ki, depreme karsi yapilan büyük bir hazirlik yok. Ne imar yasalari deprem'e uygun hale getirilmistir, ne ceza yasalari... Denetleme kuruluslari, belediyeler, mimarlar ve mühendisler odasi vs. gibi kurumlarin deprem zararlarindan dolayi sorumluluklari acik degildir. Keza "sehir planlamasi" kavramindan hala bihaber bir ülkedir Türkiye. "Deprem Sigortasi" ile ilgili durum ise ürkütücüdür.

Velhasil, bir kisim cikar cevrelerinin ekmegine yag surmeye devam eden iktidar sahipleri deprem'i olmayan bir allah'a havale etmekle birlikte, deprem sonrasinda; sadece "acilarinizi paylasiyoruz, devlet yaralari saracaktir" gibi ucuz ve igrenc cümleler kurarak saf vatandaslarimiza kendilerini yamayacaklardir. Düzen bu sekilde islemeye devam edecektir.

Cok katli yapilari "modernligin" bir simgesi gibi göstermeye calisanlardan tutun, zaman'inda S. Demirel'in müteahhitlerin kazanclarinda eksiklik olmamasi adina, insaatlarda "deprem" yatirimlarina gerek duymayan yasalari meclisten gecirmesine kadar yanlislar büyük bir faciaya dogru yavas yavas sürüklüyor Istanbul'u...

Yapilan hicbirsey yok bu konuda... Zengin zaten 2 katli depreme dayanikli evinde güven icerisinde... Umursamiyor... Fakir ise ekmek pesinde, cahilligi cabasi... Devlet ise iktidar sahiplerini, militaristleri doyurmakla mesgul... Allah, ise tarih boyunca yaptigi gibi yine seyirci kalacak herseye... ve deprem gümbür gümbür geliyor...
__________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir...
Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig
ABCDE is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-07-07, 11:10  #5
Dilara
Ayrıldı
 
Dilara'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 715

Şu an belediyelerin yürütmüş olduğu deprem ile ilgili hiç bir çalışmaya inanmıyor ve güvenmiyorum. Herkes kendi adamını işin en iyisi diye ortaya atıp birşeyler yaptırıyor. Böyle bir kaos içerisinde, doğru verilere ulaşmak mümkün değil diye düşünüyorum.
__________________
Zaman hiç bir şeyi silmiyor, kimi anları örtüyor, yalnızca...
Dilara is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-07-07, 12:07  #6
bce11
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 58

http://www.youtube.com/watch?v=D33HektZFKg

Erkan Mumcu galiba bu videoda İstanbul hakkında çözümlerini anlatıyor.
Özellikle konuyla ilgisi bakımından İstanbul'un bazı bölgelerinde beklenen ağır yıkıma karşın birşeyler anlatmak istemiş.Videoyu sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim.
Bu arada kimsenin propagandasını yapmak için bu videoyu alıntılamadım.Sadece Mumcu birşeyler anlatmak istemiş, bu konuyla ilgisi bakımından katkı sağlamak için videonun izlenmesinin fayda getireceğini düşündüm.
bce11 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-07-07, 19:06  #7
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Depreme Gerek var mı!

Sayın ABCDE demiş ki;
Alıntı:
Denetleme kuruluslari, belediyeler, mimarlar ve mühendisler odasi vs. gibi kurumlarin deprem zararlarindan dolayi sorumluluklari acik degildir. Keza "sehir planlamasi" kavramindan hala bihaber bir ülkedir Türkiye. "Deprem Sigortasi" ile ilgili durum ise ürkütücüdür.
Sayın ABCDE,

Ülkemizde hemen her olguda --ben bundan ne çıkar sağlayabilirim-- düşüncesi ne yazık ki, pek çok sorumlu durumdaki insanımızın uyguladığı bir
mantık... Böyle olunca, DEPREM SİGORTASI adı altındaki kandırmacada,
evlerin denetimi dahi yapılmadan sigorta edilmesi, bunun en açık bir örneğini oluşturur.

DEPREM SİGORTASI konusunda ülkemizden % 60 oranında bir para,dışardaki (REASÜRANS) şirketlerine akmaktadır.

Nitekim ülkemiz ZORUNLULUKLAR ÜLKESİ olmaya aday bir ülke durumuna sokulmuştur. ZORUNLU TASARRUF, ZORUNLU DEPREM SİGORTASI,ZORUNLU ABD ÜSLERİ, ZORUNLU AB ye girme sevdası, ZORUNLU GÜMRÜK BİRLİĞİ, bunlar halka soruldu mu? Ve buna benzer olguların acaba ortaya konulmalarında hukuki durum nedir? Hiç yöneticiler bu konulara uğramak gereği duymaz...

Kurallar, yasalar ve denetimler, işlevlerine göre yapılmadıkça, insanlarımız için
başka bir seçenek de kalmıyor...Bugünlerdeki seçim konuşmalarına baktığımızda parti önderlerinin ne denli bilgi ve ülke sevgisi taşıdıkları da, ortaya çıkmakta. Şimdi bu durumda halk ne yapsın, kimi seçsin?

Sol denilen olgu ülkemizde hiç olmadı...Yani toplumsal sınıfların partilerini hiç görmedik...Sadece isimleri var...Plan ve program yok...Güneyde TOROSLARdan çıkan ırmaklar doğruca Akdenize boşalırken, İç Anadolu ve diğer sahil kesimlerinde halkımız susuzluğa karşı çaresiz...

İşte tüm bu ortamdan faydalanan RANTÇILAR da İSTANBUL'da büyük bir deprem beklemekte. İstanbulda FAY YOK...MARMARA DENİZİNDEKi oluşumların bazıları fay, ve bunlar da dikey atılımlı...Bazı oluşumlar da fay değil...Ama FRANSA ve İTALYA ile anlaşan FELAKET ÇIĞIRTKANLARI halkımızı korkutmaktan belli ki bir fayda ummakta...

İstanbul'da 1000 yıllık AYASOFYA MÜZESİ ve diğer eski eserlerimizden SULTAN AHMED CAMİİ, SULEYMANİYE CAMİİ, dimdik ayakta...

Bu gerçekleri görmek istemeyenler var...Onlar KORKU ÇIĞIRTKANLARI.

İstanbul'da binalar deprem olmadan yıkılmakta...Bunlar için belediyeler hangi önlemleri almış, bilinmez...Bunun için İstanbul'da
binaların yıkılması için DEPREM beklemek çok abes...Zaten binalar deprem olmadan kendiliğinden un ufak oluyor...

Saygıyla,
sesli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-07-07, 21:29  #8
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415
İstanbul büyük risk altındadır...

Sn.sesli;

"İstanbul'da tehlike yok; bir şey olmayacak; bunlar rantçıların çığırtkanlıkları" sözlerinizi kabullenmek mümkün değil. Bunlar gerçeği yansıtmadığı gibi, bilim insanlarımızın da yanlış değerlendirilmesine yol açıyor. Oysa tam tersine İstanbul'da tehlike büyük. Bilim bas bas bağırıyor. Politikacıların umurunda değil. Halk ise her zamanki gibi edilginliğini sürdürüyor.

Marmara denizinin dibi çok kırıklı bir yapı özelliği gösteriyor. Bunların çoğu da düşey atımlı fay. Ama Kuzey Anadolu fayının hem güney kolu ve hem de önce kuzeye ve sonra doğu-batı ekseninde devam ederek mürefte'den çıkan kolu (yaklaşık 250km.) yanal atımlı bir fay. Bu iki kolda da çok büyük deprem riski var. Sadece "Sultanahmet ve ayasofya neden duruyor?" yaklaşımıyla risk yoktur, deprem olmayacaktır demek, bana öok makul bir düşünce gelmiyor.

Tarihte burada depremler yaşandığı ve bu depremlerde hem Ayasofya'nın ve hem de Sultanahmet'in ciddi yaralar aldığı, Fatih camisinin minarelerinin çöktüğü söyleniyor. 1872 (sanıyorum) yılında olan en son büyük depremden sonra sürenin dolmak üzere olduğu ve buralarda yeteri kadar enerji birikiminin gerçekleştiği söylenirken, bu konuya gözümüzü kapamak çok doğru değil.

Ülkede deprem konusunda çok önemli bilim insanları var. Bunların başında gelen Celal Şengör'ü (dünya çapında üç bilim insanımızdan biri), açıklamalarını görmezlikten gelmek ve dolaylı yoldan da olsa rantçı ve çıkarcı anlamına gelecek şekilde nitelemek...çok rahatsız edici bir durum. Tsunami ise sadece horst graben türü faylanmalarda olmaz. Büyük depremler deniz diplerinde heyelan üretirler. Bu heyelanların da tsunami riski vardır. Söylenen zaten 1-3 m. yüksekliğinde olacağıdır.

Ülkemiz yoksul ve geri kalmış bir ülkedir. Bunun en önemli nedeni çözüm yollarının bilimsel perspektiften yoksunluğu, ve en okumuşlarımızın bile açıktan açığa gereksiz bilim eleştirisidir . Bilim verilere göre doğru ve yanlış öngörülerde bulunabilir. Ama bunu toptancı reddedişe veya tüccar zihniyeti eleşrisine dönüştürmemek gerek.
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-07-07, 01:15  #9
sesli
 
sesli'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,580
Eleştirdiğim Çığırtkanlık Yapanlardır...

Alıntı:
Sayın melnur şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sn.sesli;

"İstanbul'da tehlike yok; bir şey olmayacak; bunlar rantçıların çığırtkanlıkları" sözlerinizi kabullenmek mümkün değil. Bunlar gerçeği yansıtmadığı gibi, bilim insanlarımızın da yanlış değerlendirilmesine yol açıyor. Oysa tam tersine İstanbul'da tehlike büyük. Bilim bas bas bağırıyor. Politikacıların umurunda değil. Halk ise her zamanki gibi edilginliğini sürdürüyor.

Marmara denizinin dibi çok kırıklı bir yapı özelliği gösteriyor. Bunların çoğu da düşey atımlı fay. Ama Kuzey Anadolu fayının hem güney kolu ve hem de önce kuzeye ve sonra doğu-batı ekseninde devam ederek mürefte'den çıkan kolu (yaklaşık 250km.) yanal atımlı bir fay. Bu iki kolda da çok büyük deprem riski var. Sadece "Sultanahmet ve ayasofya neden duruyor?" yaklaşımıyla risk yoktur, deprem olmayacaktır demek, bana öok makul bir düşünce gelmiyor.

Tarihte burada depremler yaşandığı ve bu depremlerde hem Ayasofya'nın ve hem de Sultanahmet'in ciddi yaralar aldığı, Fatih camisinin minarelerinin çöktüğü söyleniyor. 1872 (sanıyorum) yılında olan en son büyük depremden sonra sürenin dolmak üzere olduğu ve buralarda yeteri kadar enerji birikiminin gerçekleştiği söylenirken, bu konuya gözümüzü kapamak çok doğru değil.

Ülkede deprem konusunda çok önemli bilim insanları var. Bunların başında gelen Celal Şengör'ü (dünya çapında üç bilim insanımızdan biri), açıklamalarını görmezlikten gelmek ve dolaylı yoldan da olsa rantçı ve çıkarcı anlamına gelecek şekilde nitelemek...çok rahatsız edici bir durum. Tsunami ise sadece horst graben türü faylanmalarda olmaz. Büyük depremler deniz diplerinde heyelan üretirler. Bu heyelanların da tsunami riski vardır. Söylenen zaten 1-3 m. yüksekliğinde olacağıdır.

Ülkemiz yoksul ve geri kalmış bir ülkedir. Bunun en önemli nedeni çözüm yollarının bilimsel perspektiften yoksunluğu, ve en okumuşlarımızın bile açıktan açığa gereksiz bilim eleştirisidir . Bilim verilere göre doğru ve yanlış öngörülerde bulunabilir. Ama bunu toptancı reddedişe veya tüccar zihniyeti eleşrisine dönüştürmemek gerek.
Sayın Melnur,

Birden bire İstanbul her nedense DEPREMSEL bir tehlike odağıymışcasına
çığırtkanlarca nitelendirilince, siz de onlara kananlardan olmuşsunuz.

İstanbulda etkin ve depremsel özellik taşıyan bir fay yok. Marmara deniz tabanının morfolojisi ne yazık ki bu çığırtılarla saptanamaz. KUZEY ANADOLU FAYI da, MARMARA DENİZ tabanına düşey atımlı fayların kilit oluşturması nedeniyle girememekteyken, sizin sözünü ettiğiniz tehlike ancak çürük binaların, İstanbul'a yakın olan İZMİT gibi bölgelerde oluşabilecek depremler nedeniyle olması mümkündür. Zaten İstanbul'daki mevcut binalar deprem olmasına gerek kalmadan durdukları yerde çökmeye teşne!

TSUNAMİ'yi hem bilmediğiniz anlaşılmakta ,hem de bu iddianızı yinelemek yoluna ısrarla gitmektesiniz. Size TSUNAMİ'nin ANCAK TERS FAYLAR esnasında olabileceğini yeniden anımsatmak istiyorum...

Sizin sözünü ettiğiniz,daha doğrusu bu çığırtkanların düşüncesi olan denizdibi heyelanları TSUNAMİ değil de, ancak SEİCİ oluşturabilir. Zaten siz de onlardan esinlenerek bu dalgaların 1-3 metre olacağını söylemektesiniz.

TSUNAMİ denilince 1-3 metrelik değil, çok daha yüksekliğe varan dalgalar anlaşılır...

Bütün depremler deniz diplerinde heyelan oluşturmazlar...Bu yanlış bilgilere nereden varmaktasınız? Deniz tabanında heyelen olabilmesi de tabanın morfolojisine yakından bağlıdır.

Sayın Şengör ne yazık ki, sismoloji ile ilgili bir alanda çalışmıyor. Kendisi sadece bir jeoloji profesörü olup, Marmara Denizindeki durumu bilmediğini son söylemleriyle de belli etmiş bulunmaktadır.Çünki, SEİCİ yerine TSUNAMİ diyen
kim olursa olsun bu konudaki bilgi eksikliğini ortaya dökmüş olur. Bu sayın Şengör de olsa fark etmez. Bütün bir deniz tabanını,boydan boya kesip geçen bir faydan söz edebilmekte sayın Şengör. Buysa Marmara deniz tabanının morfolojik yapısı nedeniyle imkansız.Zaten pek çok oluşumlar da fay sanılmakta...Aslında bunlar fay değil...Marmara havzası bir çöküntü havzası,bunu hesaba almadan yapılan tahminleri doğru kabul edemeyiz.

Son depremden sonra sürenin dolmakta olduğu iddiası tam manasıyle BİLGİDEN YOKSUN BİR ANLATIM. Çünki bu kabil depremlerde bir period söz konusu değildir. Öyle olmuş olsaydı, periodu hesaplayarak olacak depremin
olacağı tarihi de saptamak mümkün olurdu.

Biriken enerji masalı da bu şekil bir bilgi yoksunluğunu göstermekten öte bir değer taşımaz. Zira kim ve nasıl,hangi yöntemlerle, ne miktarda bir enerjinin nerede biriktiğini bulmuş, hesaplamıştır ki? Burakın ülkemizi Japonyada dahi böyle bir yöntem henüz yokken ,sizin bu kişilere böylesi inanmanıza da mana vermekde zorlanıyorum.

Sayın Melnur,
söylenen sözleri yanlış anlamaya eğimli görününce, eleştrisini yaptığım hususun BİLİM olduğunu sanmışsınız!

Bense, BİLİMİ değil, biliminsanı olarak ortaya çıkanların aslında doğruyu söyler görünerek, aslında doğrudan saptıklarını anlatmaya çalışmaktayım. Bilimi kendine hedef alanlar, insanlara doğruyu söylemekle görevlidirler.
Yakın geçmişte, şu tarihte şurada şu büyüklükte deprem olacak diyen deprem uzmanlarını hep birlikte görmedik mi?

Benim sözlerime dikkat dahi etmeden okuduğunuz anlaşılıyor. Ben, İstanbul'da tehlike yok. Birşey olmayacak demedim. Benim söylediğim Ülkemizin hemen her yerinde depremler büyük hasarlara neden olabilir.

Ama bu gerçeği alıp da, salt tehlikede olan ilimizin İSTANBUL olduğuna dair devamlı ve yanıltıcı bir tarzda, bilim dışı açıklamalarda bulunanlaradır, benim sözüm.

Burada eleştirdiğim bu zihniyetteki çığrtkanlardır. Yoksa bilim bize yasalarını ve irdeleme yollarını, uygulamaları, verilerini çok açık bir tarzda vermekte...

Sevecenlikle,

sesli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-07-07 01:19 .
sesli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-07-07, 20:19  #10
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415

Sn.sesli;

Doğuda Karlıova'da başlayan KAF'ın batıda, İzmit'te sona erdiği ve Marmara'nın deniz morfolojisinin horst graben özelliği nedeniyle burada tamamlandığı ve sona erdiğine ilişkin bir kaynak gösterebilir misiniz?

Hangi bilim insanları konuyu bu şekilde ortaya koyuyor?

melnur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-07-07 22:49 .
melnur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Bakış Açısı...(hikaye) realsnatch Öykü ve Denemeleriniz 10 11-06-06 17:44


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 00:44.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz