"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
| #1 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258
| Bu konuyu bir ateizmin eleştirisi olarak değil de bir gerçeği dile getirme olarak vermek istiyorum. Biliyorsunuz ki insanların çoğu içinde bulundukları toplumun bir ürünüdürler.Özellikle aile bir de arkadaş çevresi her yönü gibi dini bakış açısını da oluşturmaktadır. Mesela çoğumuzun içinde yetiştiğimiz toplumumuza baktığımızda görüyoruz ki insanların bir kısmı inançlı, bir kısmı ise bu kesimden çekiniyor. Bazı aileler ki genelde modern aile olarak tanımlanıyorlar, çocuklarını dinden uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Çocuklarına Müslümanları adeta öcü gibi gösteriyorlar. Kara çarşaflı ve el sıkışmayan kadınları, cüppeli Hacca gitmiş ama üçkağıtçı amcaları, dini kullanarak para kazanan insanları, beyin yıkayıp insanları istedikleri gibi kullanan, kendilerini birşey sanıp cennet vaat eden insanları örnek gösteriyorlar. Sonuçta ne oluyor, bu çocuk büyüyünce dinden uzaklaşıyor ve Allah’ı inkar etmeyi tercih ediyor. Dünya ehli olarak hayatını sürdürüyor. Suçlu olan aileler mi peki? Allah, ki en yüce, herşeyi bilen, herşeyin yaratıcısı... Allah’ın gönderdiği din tabi ki Allah’ın özelliklerine uygun olarak, yaratılışa en uygun, en mantıklı, insanların sempatisini çeken bir din olmalı.İşte bu kısım aileler bu bakışı yakalamadığı için dini bırakıyorlar. Aslında burada dini önemli değil de detay olarak gördüğü bazı sosyal düzenlemelerin müslümanlar tarafından dinin kendisi olarak lanse ettirilmesinin büyük etkisi vardır.Yalan söylediğinde utanmayan,kendi çıkarını haksız bir şekilde düşünürken titremeyen müslümanların karşı cinsle el sıkışırken utanmaları veya konuşurken titremeleri çok düşündürücüdür.Bunda bazı şekillerin islamın olmazsa olmaz kuralı sanılması anlayışı vardır. Halbuki dinde önemli olan hak ve hukuka riayet ve Allaha karşı sorumluluğun katıksız olmasıdır.Böyle müslümanlar düğşünebilseydi emininmki doğduğu çevrede büyüyen insanları da etki altına alabilirdi.. Tabi ailelerin de gerçekleri araştırmadan hemen önyargıda bulunarak''Yok canım din dediğin budur'' demelerinin de suçu vardır. Kısacası her toplumsal sorunda toplumunher görüşten olan fikirlerinin suçu vardır.Önemli olan herkesin kendisini böyle görüp ortakhedeflerde biraraya gelmesidir. 43/44: Gerçek şu ki bu Kuran sana ve toplumuna bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız. Allah’ın bizzat kendisi, sorumlu olduğumuz kaynağı verdikten sonra hala bunu içine sindiremeyip, “Peki diğer alimlerin söyledikleri ne olacak?” diyen varsa, o zaman suçlu yukarıda bahsettiğim aileler değildir. |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 227
| Bir çocuk ailesi neyi öğretmişse onu benimser,ateist bir ailenin çocuğu ise Tanrıyı ve dinleri kabullenmez çocuğun bakış açısı,fikirleri ailesinden kaynaklanır.Ailesi bu şekilde göstermiş öyle öğretmiştir.ileride fikirlerini değiştirebilir okulda ki arkadaş ortamından ,çevresindeki insanlardan dolayı veyahuta kendi gözlemlerinden dolayı büyüdükçe araştırmaya yönelir kendisi seçer yolunu ve sonra kendini bir kavram içine sokar ateizm,agnoistizm yada teizm gibi.Herkesin aklı iradesi vardır kendisi neyin doğru neyin yalnış olabileceğinin bilincindedir.Suçu ailede aramak pek doğru değil __________________
Senin yolculuğuna katılamam ben sadece bir konuğum.Angelopoulos kelebek Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-07-07 15:03 . |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007 Ülke / Şehir: Hollanda
Mesajlar: 1,127
| Sayın özedönüş, Yazıma suç kavramını incelemekle başlamak istiyorum. Eğer suç Tanrı'ya inanmamaksa bu bir suç değildir. Aynı şekilde Tanrı'ya inanmak da suç değildir. Ailelerin çocuklarını inançlarına göre yetiştirmesi de suç değildir, ama doğru da değildir. Suç, araştırmadan ve gerçek anlamda öğrenmeden inanmaktır. Yani anlamadan, okumadan kulaktan dolma sözlerle teizmi-ateizmi öğrenmektir. Arkadaş çevresi ve aile ortamının inançlar üzerinde etkili olduğu kabul etmekle birlikte, inancını çevresinden duydukları sözlerle şekillendiren insanların gerçek suçlu olduklarını düşünüyorum. Şu gerçek suçlu kavramını biraz daha açayım, bir de örnek vereyim. Bir aileyi düşünelim; ateist, deist veya teist olsun, fark etmez. Bu aile çocuklarına o inancı öğretsin, kabul ettirmeye çalışsın. Bu durumda çoğunlukla çocuk bu inancı kabul eder, en azından benimser. Çocuk eğer bu inancını kendi sorgulamazsa, ileride bu inanç hakkındaki nesnel temellere ulaşmak istemezse bu durumda suç tamamen ailede midir? Elbette hayır. Ailenin yaptığı şey doğru değildir ama suçu tamamen onlara yüklemek de doğru olmaz. Bir ailenin inancı ne olursa olsun, çocuğunu o inanca göre yetiştirmesini doğru bulmuyorum. Ailenin görevi inançtan ve görüşten bağımsız olmak üzere onlara bilimi öğretmektir, aklı referans almayı öğretmektir. Gelelim diğer konuya, İslam hakkındaki -İslam'ın çarpıtılışı hakkındaki- görüşlerinize. Ateist bir adam Müslüman bir adamın karısına yaptığı şiddeti din olarak gösteriyorsa bu doğrudur; çünkü İslam, kadına olan şiddeti yasallaştırmıştır. Diğer yandan yine aynı ateist Müslüman bir adamın yalan söylemesini din olarak gösteriyorsa, bu yanlıştır. Müslüman biri de yalan söyleyenleri, hırsızları, her türlü kötülüğü yapanları ateist olarak gösteriyor, buna ne diyebilirsiniz? Madem ateistlerin Müslümanlar hakkındaki yargılarını eleştiriyorsunuz, bu konuda dürüst olmanızda fayda var. __________________
Karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız. Leonardo Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 19-10-07 22:29 . |
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 431
| Alıntı:
önce inanç nedir onu sorgulamak gerekiyor aksi takdirde kurduğumuz tüm cümleler kendi içinde çelişecek ve hiçbir anlama ulaşmayacaktır.. __________________
güçlü olan kazanır... | |
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007 Ülke / Şehir: Hollanda
Mesajlar: 1,127
| Alıntı:
Dikkat ederseniz yazımda "aktarmak"tan bahsetmedim "yetiştirmek"ten bahsettim. Bu iki sözcük aynı gibi gözükse de aynı şeyler değiller. Anne-baba elbette çocuklarına inançlarını söyleyebilirler, açıklayabilirler. Bunda bir sorun yok. Ama aile çocuğun buna inanmasını isterse, her akşam ona bilmediği tanrılara bilmediği dillerde dua ettirirse bu çocuk yetiştirmede çok yanlış bir tutum olur (ateist bir ailenin çocuğuna her gün bilmediği tanrıları inkar ettirmesi gibi bir şey bu). Bilim inanç değildir. Bunun referans alınmasını söylemek de belki öznel bir yorum olur, ama bu noktada bilim kavramı nedir bunun sorgulanması gerek. Bilimi referans almak gerçeği kılavuz almaktır. Bence inanç kavramından önce, bilimin tanımında uzlaşmalıyız. Ama tek bir gerçek var, bunu isterseniz gerçek kabul etmeyebilirsiniz. O da bilimin kesin doğru olduğudur. Sezgilerinize güvenebilirsiniz, ama bu sadece adı üstünde bir sezgidir. Sezgi ancak sizi bağlar, bilim ise herkesi-her şeyi. İşte bu noktada bilimin bir inanç olmadığını kavrayabilirsiniz. __________________
Karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız. Leonardo Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 21-08-07 20:27 . | |
| #6 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,846
| Alıntı:
Gerçek nedir? Hangi gerçek araştırılmalıdır sizce? Yani gerçek dediğiniz şey,(verdiğiniz alıntılara bakılacak olursa) "ilahi bilgiler" mi? Yani bir insan dindar, dinci, İslamcı...-nasıl tanımlanırsa tanımlansın, olduğunda gerçekleri bulmuş oluyor da, dinlerin nasıl ortaya çıktığını incelediği zaman gerçek dışı mı oluyor? Tanrıya inanılması, onun din gibi kurumsal bir yapı ve anlayışla yaygınlaşması, bir gerçeğin tezahürü değildir; burada yanılıyorsunuz. Bir yanda sistemin ömür boyu ezdiği, yokettiği, öğüttüğü insanlara binlerce yıldır başeğmesini, kabul etmesini, burada çekeceği cefaları "öbür dünya" da telafi edileceği anlayışı, diğer yandan, "bundan sorumlu tutulacaksın" dayatması, ve en sonunda durmadan harlanan ateşlerin traji komik betimlemesi bir gerçek olamaz. Aileler, toplumsal yapı, egemen kültür... hepimize Tanrı'yı, din'i, "kutsalları", bir güzel belletiyor. Tanrı'yı aklınızla bulduğunuz enstrümanını kullanmayın; doğru değil. Varolan, sizler tarafından alınmıştır. Tam tersine, varolanı sorgulayan, araştıran ve gerçeğin farklı bir yönü de olduğunu anlayanlar, sistemin yedi yaşında ellerine tutuşturdukları mızraklı ilmühal'leri rededenlerdir. Bence işe buradan başlanmalı. Kim dayatılanı alıyor, kim almıyor sorusu, biraz farklı bir perspektif gerektiriyor. | |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,982
| Bilim Allah'ın yokluğunu ya da varlığını ispat etme imkanından mahrumdur. Bu durumda "Allah yok" demek bilimsel bir dayanaktan yoksun kalacaktır. Allah'ın varlığına inananlar Allah'ın varlığını bilimsel anlamda ispatladıkları için iman etmiyorlar. Ama Allah'a inanmayanlar da Allah'ın yokluğunu bilimsel anlamda ispat ettikleri için değil, böyle olmasını arzuladıkları için inanmıyorlar. Sonuçta her iki inanış şekli de bilimsel değildir. İnsanlar sorgulayarak inanırlar ya da inanmazlar. Sonuçta vardıkları yer inançtır. Ve hiç bir inanç, dayatmalarla ve zorbalıkla ayakta duramaz. __________________
Benim fikirlerim yanlış ihtimali olan doğrulardır. Başkalarının fikirleri ise doğru ihtimali olan yanlışlardır. (İmam-ı Şafii) |
| #8 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,846
| Alıntı:
Önce, "Bilim Allah'ın yokluğunu ya da varlığını ispat etme imkanından mahrumdur.Bu durumda "Allah yok" demek bilimsel bir dayanaktan yoksun kalacaktır."diyorsunuz; Sonra da, "Allah'ın varlığına inananlar Allah'ın varlığını bilimsel anlamda ispatladıkları için ..." diye bir başka cümleye başlıyorsunuz. Bilim birinin elinde başka, diğerinin elinde farklı bir şey mi? Biraz açıklasanız bunu. Gerçekten bilimden mi sözediyorsunuz? | |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,982
| Sanırım dikkatli okumadınız. Cümlelerim arasında hiç bir çelişki yok! Bilim Allah'ın varlığını, yani inancın doğruluğunu ya da yanlışlığını ispatlama imkanından mahrumdur. Bu yüzden Allah'a inananlar, Allah'ın varlığını bilimsel anlamda ispatlama gibi imkansız ve boş bir gayretin içine girmezler. Yani imanlarının temelinde bilimsel bir dayanak yoktur. Kısacası Allah'ın varlığını bilimsel anlamda ispat ettikleri için iman etmezler. Aynı şekilde Allah'a inanmayanlar da Allah'ın yokluğunu bilimsel anlamda ispat ettikleri için Allah'ı inkar ediyor değillerdir. Sonuç olarak Allah'a inananlar ile Allah'ı inkar edenler arasında inançların temeli noktasında bilimsel anlamda bir fark yoktur. Her ikisi de bilimsellikten uzak inanç biçimleridir. __________________
Benim fikirlerim yanlış ihtimali olan doğrulardır. Başkalarının fikirleri ise doğru ihtimali olan yanlışlardır. (İmam-ı Şafii) |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007 Ülke / Şehir: Ankara
Mesajlar: 175
| Şu bir gerçek ki , insanların özellikle inanç konusundaki düşüncelerinin belirlenmesinde eğer kendisi özel bir sorgulama ya da araştırma yoluna gitmediyse ailesinden almış olduğu inanç kültürü çok etkili oluyor. Özellikle müslüman bir anne babaya sahipseniz küçükten beyninize yerleştirilen Allah' ın yüceliği ve ondan korkulması gerektiği, cennet, cehennem gibi kavramlar ilerleyen yaşlarda sorgulama başlasa bile bilinçaltından atılması çok zor olan şeyler .. İşin en kötü boyutu ise bilinçaltında böyle büyük bir inancın yerleşmesinden sonra , insanın en küçük bir şüphesinde dahi kendisini engellemesi , beynine ket vurma kısmında gerçekleşiyor . Bireyin beyni eğer korku kültürü, kafir olma , cehenneme gitme gibi yazılılmlarla doldurulmuşsa birey objektifliğini yitiriyor. En küçük bir şüphesinde dahi büyük bir günaha girmiş olabileceğinden korkuyor. Özetle, aslında burada demek istediğim şey, kişinin beynini kafesleyen bütün kalıplardan sıyrılması gerektiğidir. Bunu ateist biri olarak söylüyorum ancak emin olunması gereken bir şey varsa o da , Allahın da sorgulanmadan kabul edilmesinden ziyade akıl yoluyla sorgulanarak bulunmasından daha çok memnun olacağıdır (bir an için var olduğunu varsayalım) .Sorgulamadan kabul etmek korkakların işidir. Gidin okuyun bütün canlılığın başlangıcı ile ilgili "varoluş hipotez" lerini. Sorgulayın, eleştirin , şüphe duyun .. Ondan sonra neye inanıcaksanız inananın .. İnsanların inançlarına saygı duyulması gerektiği bir çağda yaşıyoruz . İster hindu , ister budist , ister panteist ister müslüman olun . Ama önce hangi hipotezi benimseyeceksiniz , hangisi bilimsel olarak aklınıza yatıyor ona karar verin. Heterotrof hipotezini mi benimseyeceksiniz, ototrofu mu , evrimi mi uygun bulacaksınız ,yoksa hazır bir hap gibi verilmiş yaradılış teorisini mi ? Bütün bunlar size kalmış .. Ancak akıl ve mantıkla birleştirin inancınızı .. Yoksa körü körüne inanmaktan başka bir şey yapmazsınız.. Bütün bunları birey olarak yaptıktan sonra da kimsenin suçu (!) falan yoktur emin olun .. Eminim yaratıcı bile bundan sonra sizin seçtiğiniz inanca saygı duyacaktır ! darknpeace Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-07-07 22:50 . |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ateizm? | günes sold | Arşiv | 135 | 23-06-07 18:43 |
| Ateist | umit | Arşiv | 38 | 17-02-06 12:01 |