"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Bu nedir?



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski10-07-07, 11:25  #1
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
Cehennem ateşi inananlara sayılı Günler mi?



Kuranın hiçbir ayetinde geçmediği halde bir kişinin müslümanımdedikten sonra istediği kadar kötülük yapsa yapsın enind sonunda cennete gidileceği sanılmaktadır.Bu konuyu burada da paylaşmak istiyorum.

Genel olarak halkın kanısı şudur; ahirette inananlarr, günahlarının cezasını çektikten sonra cehennem azabından kurtulup cennete giderler. Cehennem azabının sayılı birkaç gün ya da birkaç yılla geçiştirileceği sonradan cennete gidileceği düşünülür. Hatta işlenen suçlar sonrasında da böyle düşünüldüğünden, o haramlar tekrar karşısına çıktığında nasıl olsa cehennemden sonra cennete gidileceği sanıldığından yine yapılır.. Bunun yanısıra asıl önemli olan, bu azabın insanların sandığı gibi belli bir süresi olmadığıdır, yani ateş ve cehennem sonsuzdur (Allah`ın dilemesi hariç). Allah Kuran`da bununla ilgili olarak Bakara 80de "Dediler ki; Sayılı birkaç gün dışında ateş bize asla dokunmayacaktır. De ki; Allah`tan bir ahit mi aldınız! Allah ahdine asla ters düşmez. Yoksa siz Allah`a isnat ederek, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

Kötülükleri hiç umursamadan yapanlar ve böylece cehennemi hayatı yaşayanlar belki sonunda inançlarını da kaybediyorlar.

Bakara 81 de "İş onların sandığı gibi değil. Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklar orada." der.
Bundan sonra bir harama girmeden önce bir değil bin kere düşünün. Allah`ın dediği gibi, cehennem ateşi, sayılı birkaç gün değil bir sonsuzluk ateşi olarak ahirette karşımıza çıkacak
özedönüş is offline  
Eski10-07-07, 12:03  #2
ibra
Forum Kurucu Üyesi
 
ibra'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650

Müslüman, bir haramın içinde bulunduğu "an"da Müslümanlık sınırlarında değildir. Çünkü içinde bulunulan durum, dininin haram saydığı bir yanlıştır. Bu yanlıştan vazgeçtiği anda, ya da daha sonra içtenlikle pişman olduğu anda, bu günahından tevbe ettiği anda artık yeniden İslam sınırlarına girmiştir diyebiliriz.
Bu durumdaki Müslümanın durumu, tam da bu noktada, hayatının bir bölümünde inançsız olan veya diğer muhtelif dinlere mensup olup, daha sonra samimi bir şekilde "Müslümanım" deyip, şartlarını yine samimi bir şekilde yerine getirmeye niyet eden kimselere benzer.

Sonuç itibariyle, dünya hayatının son anında kalpte ne varsa ahiretteki duruma bu önemli derecede etki edecektir.

Son pişmanlığın fayda vermeyeceği unutulmamalıdır.
__________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar.

Beyin Fırtınası Geri Döndü
ibra is offline  
Eski10-07-07, 12:27  #3
alptegin
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484

Sayın özedönüş;

Bu sanırım birazda Allahın rahmetine duyulan güvenle alakalı.

Yapılan günahlara tevbe edip sonrada benzerlerini tekrar yapmak kişinin iradesinin zayıflığını gösterir.

Bu zayıflığın karşısında sığınacak tek yerde yine Rabbinin merhametidir.

Ancak çok haklısınız çünkü her günahın içinde insanı iman konusunda sıkıntılara sokabilecek bir yol gizlidir.

Bu nedenle esas olan günahlardan uzak durmaktır.

Fakat günah işleyen ve nefsine hakim olamayan biride eğer böyle düşünürse yani Rabbinin merhametinden ümidini keserse o zamanda inançsızlığa yönelmez mi acaba?

Ben hiç bir şey yapmasa bile içinde iman taşıyan biri ne kadar kötü olursa olsun Allah korkusu nedeniyle bir yerden sonra haksızlığa son verir.

Ateş konusunu sizin kadar bilmiyorum.Ancak ümidi kesmeninde Rabbimizdeniyice uzaklaşma sebebi olacağını düşünüyorum.
alptegin is offline  
Eski10-07-07, 12:43  #4
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076

Alıntı:
Sayın ibra şöyle demiş:

Mesajı Göster
Müslüman, bir haramın içinde bulunduğu "an"da Müslümanlık sınırlarında değildir. Çünkü içinde bulunulan durum, dininin haram saydığı bir yanlıştır. Bu yanlıştan vazgeçtiği anda, ya da daha sonra içtenlikle pişman olduğu anda, bu günahından tevbe ettiği anda artık yeniden İslam sınırlarına girmiştir diyebiliriz.
Bu durumdaki Müslümanın durumu, tam da bu noktada, hayatının bir bölümünde inançsız olan veya diğer muhtelif dinlere mensup olup, daha sonra samimi bir şekilde "Müslümanım" deyip, şartlarını yine samimi bir şekilde yerine getirmeye niyet eden kimselere benzer.

Sonuç itibariyle, dünya hayatının son anında kalpte ne varsa ahiretteki duruma bu önemli derecede etki edecektir.

Son pişmanlığın fayda vermeyeceği unutulmamalıdır.
Çok önemli bir yere değindiniz sayı İbra
Günah esnasında kişinin müslüman olmadığı söylennen rivayetler vardır.Ancak bunlar açıkça söylenen haramlar(insan öldürmek,mal çalmak,zina yapmak)için geçerlidir.Nitekim mutezile mezhebi ve harici mezhebi bu günahları açıkça işleyip te tevbe etmeden ölenleri müslüman saymamıştır.Küçük günahlar olarak bilinen ve çoğu detay konular devamlı yapılmadığı sürece bir sorun olmayacağı söylenmiştir.Ki devamlı olmazsa zaten kötülükleri iyiliklerine yetişmez ve bundan dolayı da kurtulur.

Devamlı günah işleyenlerin ölüm esnasında imanlı gitmede zorlanacağı haberlerini de eklersek salt inanan olmanın diğer dünyada kurtuluş vesilesi olmayacağı ve iyi işlerle kuvvetlendirilmezse tıpkı inanmayan gibi olacağını görmek mümkündür.Bundandır ki her iman edişle beraber iyi işler yapma kavramı da Kur'anda geçmektedir.
özedönüş is offline  
Eski10-07-07, 12:52  #5
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076

Alıntı:
Sayın alptegin şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sayın özedönüş;

Bu sanırım birazda Allahın rahmetine duyulan güvenle alakalı.

Yapılan günahlara tevbe edip sonrada benzerlerini tekrar yapmak kişinin iradesinin zayıflığını gösterir.

Bu zayıflığın karşısında sığınacak tek yerde yine Rabbinin merhametidir.

Ancak çok haklısınız çünkü her günahın içinde insanı iman konusunda sıkıntılara sokabilecek bir yol gizlidir.

Bu nedenle esas olan günahlardan uzak durmaktır.

Fakat günah işleyen ve nefsine hakim olamayan biride eğer böyle düşünürse yani Rabbinin merhametinden ümidini keserse o zamanda inançsızlığa yönelmez mi acaba?

Ben hiç bir şey yapmasa bile içinde iman taşıyan biri ne kadar kötü olursa olsun Allah korkusu nedeniyle bir yerden sonra haksızlığa son verir.

Ateş konusunu sizin kadar bilmiyorum.Ancak ümidi kesmeninde Rabbimizdeniyice uzaklaşma sebebi olacağını düşünüyorum.
Sayın Alptegin
Günahın büyük ve küçüğü konusundaki farkı olduğunu sayın İbraya anlattığım için size de cevap vermiş olduğumu düşünüyorum.Çünkü zaten bizim gibi küçük haramları işleyenlerin durumu ile bankaları hortumlayanlar,yol kesip fakir fukaranın varolan malını da gaspedenler,insanları acımadan öldürenler bir sorumluluk icabı alınları secde görmeyen inananlar(!)ın durumu aynı değildir.

Bizler günah işlediğimizde bile burukluk hissediyorsak ve kendimizi kınıyorsak demek bizde vicdan ölmemiştir.Çünkü arasıra işlenen küçük günahlar da insan olmamızın gereği..Onları da işlemeseydik veli oluverirdik...

Gazali,Rabbani,Kurtubi ve bir çok insan bu dünyada islamı kendisine rehber ettikten sonra ve büyük günahları da pervasızca işlemedikten sonra imansız gitmenin Allahın adalet sıfatıyla çelişeceğini ve bunun hiç görülmediğini söylemişlerdir.

Yine büyük günah işlese de henüz bu dünyada iken tevbe ediyorsa dediğin gibi kurtuluş yolu vardır.Çünkü şir ehli bile müslüman olunca günahları affediliyorsa bunların kesin olur..Ama özellikle büyük günah işlediği zaman ne deolsa yıllar sonra müthiş bir tevbe edeceğim niyeti barınıyorsa bu sağlıklı değidir.Demek istediğim budur...

Ateşte kalma ile ilgili ayrıca sonraki mesajımda değineceğim..
özedönüş is offline  
Eski10-07-07, 17:15  #6
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,431

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Bundan sonra bir harama girmeden önce bir değil bin kere düşünün. Allah`ın dediği gibi, cehennem ateşi, sayılı birkaç gün değil bir sonsuzluk ateşi olarak ahirette karşımıza çıkacak

Bu nasıl bir ilahi güç!
Çok sevdiği ve merhametler sunduğu "çocuklarına" bir yandan da böyle ürkütücü göndermeler yapıyor.

Şimdi anlaşıldı mı; İslam toplumlarının yoksulluk ve çaresizliği...

Kim bilimle uğraşır?
Kim toplumsal dönüşüm için mücadele eder.

Birileri habire ateşleri harlarken, ve birileri de bunu bizlere hatırlatma görevinde bulunurken; matematik, astronomi, biyoloji biraz anlamsız kaçmıyor mu?
melnur is offline  
Eski10-07-07, 17:38  #7
doğançay
 
doğançay'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,331

Sayın özedönüş,

Tüm şehitlik dışındaki tüm cennet davetlerinde belirsizlik vardır.

Günahların kefaretinin ödendikten sonra(cehenmem de )ya da Tanrı tarafından affedildikten sonra cennete gidileceği ,sevablarla doğrudan cennete geçileceği yolunda çok sayıda ayet vardır.

Ancak bunların hiç birisinde kesin cennet vaadi yoktur.

Sanırım kimi sahabeler hariç!(Hatta onlar da sonuçta etten-kemikten insan olduklarından günahları ve sevaplarından sorumludurlar....

Şu ŞEFAAT MESELESİ VAR.

Aslolan Dünya'da şefaat mıdır?
Sanırım ahiret şefaatı daha doğrudur.

Yeteri kadar iyi(kime ve neye göre?)olamayanın da zaten ahiret şefaatını görmesi pek da mantıklı değildir.

Dinler ağırlıklı olarak uhrevi/ahiretle ilgili olduklarından soruların yanıtları tam olarak geri dönülmeyen yerde yanıtlanabilecek!

Bu anlamdaki değerlendirmeler kişilere ve toplumların bünyesine göre değerlendirilebilinir ancak!


Kapitalist,bireyci sisteme göre cennet vaadinin (bir tür pazarlık ya da karşılıklar ilkesine göre!)olması normal!

Ancak ;

Yunus Emre'nin dediği gibi daha büyük sevgiler de var.

Bu söylemler devreye girince bu tür tartışmalar etkisini görece yitiriyor!


''Cennet cennet dedikleri,
Birkaş köşkle ,birkaç huri;
İsteyene ver anları,
Bana seni gerek seni!''

''Gönül çalabın tahtı,
Çalap gönüle bahtı...!''


Katıksız kulluk/teslimiyet var bir de...

''Araya araya bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzünü...!''


Cennet iyi Müslümanlık karşılığı ,aslında iyi insan olmanın karşılığı(İyi insan olmak ancak Müslüman olmakla mümkündür teziyle..!);

bir tür piyango gibi....

Hem affedicilik hem de cezalandırıcılık olunca(yaşamın gerçeği ahirette de benziyor!)

iki ucu keskin değnek...


Hurafeler,huriflere değil kendi akl-i seliminizle aydınlatmanız gerekir....

Üşeniyorsanız bir hurif lazım!Doğru hurifi nerede bulacaksınız?

Saygılar,
doğançay
doğançay is offline  
Eski10-07-07, 20:33  #8
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567

Alıntı:
Sayın melnur şöyle demiş:

Mesajı Göster
Bu nasıl bir ilahi güç!
Çok sevdiği ve merhametler sunduğu "çocuklarına" bir yandan da böyle ürkütücü göndermeler yapıyor.

Şimdi anlaşıldı mı; İslam toplumlarının yoksulluk ve çaresizliği...

Kim bilimle uğraşır?
Kim toplumsal dönüşüm için mücadele eder.

Birileri habire ateşleri harlarken, ve birileri de bunu bizlere hatırlatma görevinde bulunurken; matematik, astronomi, biyoloji biraz anlamsız kaçmıyor mu?
islam araştırma/bilim yapanlara cehennem ateşi sunmuyor ki sn melnur? Haliyle cehennem ateşinin ilahi kitapta yer alması insanların başkalarına zarar vermesini engelliyorsa varsın öyle ayetler yer alsın.çünkü topluma yararı da vardır böyle korkutucu dediğiniz ayetlerin. Aynı şekilde toplumsal gelişimi sağlayacak uygulamaları toplumun kendisi bulamıyorsa(hala bulamıyor) bu kuralların ilahi bir kitapla insanları kokutarak sunulması toplumun yararına olur. Aynı şekil sosyalizmde de vardır; sosyalist rejimde de emekçi sınıfın toplumda egemen olmasını engelleyen güçlere şiddetle müdahale edilir. Bu iki durum arasında hiç fark yoktur; ha şiddet uygulanarak burjuvaya müdahale edilmiş, ha insanlar ilahi kitaptaki korkutucu ayetlerle haramdan biraz olsun uzaklaştırılmış. Bunların ikisi de gereklidir.
Bilimle uğraşmanın, toplumsal dönüşüm için mücadelenin kuran'daki ceza ayetleriyle pek ilgisi yoktur açıkçası.
saygılar.
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI
esitlik is offline  
Eski10-07-07, 20:40  #9
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,431

Alıntı:
Sayın esitlik şöyle demiş:

Mesajı Göster
Bilimle uğraşmanın, toplumsal dönüşüm için mücadelenin kuran'daki ceza ayetleriyle pek ilgisi yoktur açıkçası.
saygılar.
Mesele, bilimle ne kadar uğraşılacağı, dönüşüm için ne kadar savaşılacağı...

Cayır cayır bir ateş yanarken, birileri o ateşi habire harlarken, birileri de durmadan hatırlatırken, cami imamı mı olmaya kalkarsınız, yoksa kutup bölgesine gidip araştırmalar yapmayı mı?

Bakınız İslam toplumlarına ne haldeler ve ne yapıyorlar.
Üstelik "ateist kafasına" da sahip değiller.
melnur is offline  
Eski10-07-07, 21:02  #10
alptegin
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484

Alıntı:
Sayın melnur şöyle demiş:

Mesajı Göster
Mesele, bilimle ne kadar uğraşılacağı, dönüşüm için ne kadar savaşılacağı...

Cayır cayır bir ateş yanarken, birileri o ateşi habire harlarken, birileri de durmadan hatırlatırken, cami imamı mı olmaya kalkarsınız, yoksa kutup bölgesine gidip araştırmalar yapmayı mı?

Bakınız İslam toplumlarına ne haldeler ve ne yapıyorlar.
Üstelik "ateist kafasına" da sahip değiller.
Eh sayın melnur o halde şöyle diyebilirmiyiz;

İslam toplumları;tarihte zirve yapıp,önemli bilim çalışmaları yaparken onların yükünü çekenler,çalışmaları yapanlar imamlardı.

Ne de olsa hepsi cami imamı olmayı tercih ettiğine göre.

Bu arada birde Hadis-i Şerif ekleyeyim;

Bu gün ölecekmiş gibi Ahiret için ,hiç ölmeyecek gibi Dünya için çalışın.

İsterseniz bilim adamı(alimler için)söylenmiş övgü dolu onlarca hadiside buraya alalım.
alptegin is offline  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
775 sayılı yasaya göre hak sahibi fakir ve dargelirlilere verilecek arazilerin talanI zekibingöl Türkiye Siyaseti 3 05-05-07 16:01


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 18:11.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz