| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124
| Gün geçtikçe bilim ve teknoloji gelişiyor ve insanoğlu yeni güçlere sahip olmaya devam ediyor. Bu sahiplik şımarıklığa da yol açıyor.İnsanların bu gelişmeler karşısında hangi kılıftan hangisine gireceklerini bilmemeleri modern hayatın aslında insanlık için ideal ve özlenen hayat olmadığını gösteriyor.. Elbette dini kavramlar ve sorumluluk bilinci modern hayat ile beraber azalmıştır.Ama bu sefer de bilinçli sorumluluk sayısında artış olmuştur. Bazı teorisyenler, dini nüfuzun azalmasının delili olarak farklılaşmaya işaret ederler, onlar, dini gerçekliklerin toplumun her tarafına yayılamadığını, dini kurumların diğer kurumsal alanların üzerindeki azalan kontrolünü dinin yasama yeteneğinin ve azalan gücünün delili olarak yorumlamaktadırlar.Ancak bu kanaatime göre dinin biryesel hayata indirgenmesini sonuç vermişse de özüne döndürme de de rol oynamıştır. Modern hayatın Ateizme canlılık kazandığı kesindir.Ancak aynısı inançların da bilinçli olmasına zemin hazırlamıştır.Bu bakımdan Teknolojik ilerlemenin dinden uzaklaşmadığını dini sanılan geleneklerden uzaklaştırdığını ve böylece orjinaline yaklaştırmakta görev gördüğünü düşünüyorum.. |
|
|
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833
| Teknolojik ilerleme ile ahlaki ilerleme arasında doğru bir orantı olduğunu düşünmüyorum. Modern medeniyetin ürettiği bilim ve teknik, akıl ve varlık arasındaki bağı koparmıştır. İsmet Özel'in Üç Meselesi'nde şu cümleler yeralıyor: Alıntı:
Tabiatı sömürmeyi, Bacon'un yöntemiyle tabaita işkence yaparak gerçeği ortaya çıkarmayı amaçlar. Sermayenin desteklediği bilim ve teknik, sömürgeciliğin vazgeçilmez bir aracıdır. Yani teknik sadece aletlerden ve makinalrdan oluşan bir mekanzimadan ibaret değildir. Bir arkaplanı vardır. Onu üreten bir kültür, bir felsefe, bir mantık ve bir medeniyet yaklaşımıdır. Bu yüzden Akif'in ve bir çok İslamcı aydının savunduğunun aksine , batının tekniğini ve bilimini alıp, kültürünü reddetmek mümkün değildir. Bunlar bir bütündür. Her teknik kendi hayat tarzını ve anlayış biçimini beraberinde getirir. Bu sebeple kullandığımız teknoloji bizim hayat ve düşünme biçimimizi etkiler, dönüştürür ve hatta yokedebilir. Aynen bugün olduğu gibi... __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) | |
| #3 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 188
| Aslında söz dönüp dolaşıp yine dünya hayatının geçiciliğine ve aldatıcılığına geliyor. Bilim teknoloji alanındaki her yeni buluş ve her yeni gelişme insanoğlunun benlik ve kibir duygularını artırabilmekte... İnsanoğlu artık yaptığı buluşları anlatırken veya herhangi bir olaydan bahsederken yaratma kelimesini kullanmayı tercih etmeye başlamıştır. Aslında yaratmak her ne şekilde olursa olsun yaratıcının yani Allah C.C.' nün yetkisindedir. Bu tarzda ifadeler günümüz insanında kibirliliğin göstergesidir. Yine bilimsel gelişmeler aslında dünya hayatında hiçbir değişiklik husule getirmemektedir. Yine aynı yaşam hırsı, uzun emeller mevcut olmaktadır. İnsan bundan 100 yıllar önce de ev sahibi, binek sahibi, giyim sahibi, gıda sahibi olmak zorunda idi. Teknoloji bunları kolaylaştırmak yerine çeşitliliği ve ihtiyaçları artırdı. İhtiyaçların çeşitlenmesi insanlığı, maneviyattan uzaklaştırıp, daha maddeci olmaya yöneltti. Daha çok kazanmak ve daha çok mal sahibi olmak artık tek amaç halini almaya başladı. Bence mal sahibi olmayı istemek hor görülecek bir hal değil ama, bunu Allah C.C rızasına uygun ve insanlara faydalı kullanmak önemli... |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833
| 19. yüzyılda İngilizler Çin’e geldiklerinde buraya bir demiryolu inşa etmeye karar verirler. Rayların döşenişini merakla ve şaşkınlıkla seyreden bir Çinliye, biraz da alaycı bir edayla sorarlar: “Siz şimdi buradan Pekin’e kaç günde gidiyorsunuz?” Çinli bu yolculuğun 100 gün sürdüğünü söyler. “İyi işte” der İngilizler, “artık yüz günde gideceğin yolu trenle 1 günde gideceksin”. Çinli biraz düşünür ve sorar: “Peki geri kalan doksandokuz gün ne yapacağım?” Bu anekdotu anlatanlar ilerleme adına, batının geri kalmış ülkelere getirdiği bilimsel-teknolojik medeniyetin ne büyük bir nimet olduğunu, biraz da doğu halklarını küçümseyici bir ironiyle savunanlardır. Menfaatleri makinelerin toplum hayatının vazgeçilmez unsurları haline gelmesine bağlı olanlar için, Çinlinin sorduğu soru komik ve aptalca olabilir. Ama gelecekleri makineler vasıtasıyla gasbedilen halklar için bu soru gerçekten düşündürücüdür ve üstelik cevabı da hala verilebilmiş değildir. Daha da kötüsü kimsenin bu soruya cevap vermeye niyeti yoktur. Zira geri kalan doksandokuz gün İngilizlerin iddia ettiği gibi hoş ve rahat geçmemiştir. Aksine o doksandokuz gün, belki de insanlık tarihinin en kötü doksandokuz günü olarak anılacaktır. Modern medeniyet insanlığa sunduğu her gün karşılığında onun doksandokuz gününü ipotek altına almayı amaçlar. Çinlilerin rahat ve kısa yolculuk yapmalarını sağlamak için getirildiği öne sürülen trenler, uzun yıllar Uzak doğudaki sömürünün lokomotifi olmuştur. 20. yüzyılın kanlı bilançosu çıkarılacak olursa, Çinlinin o soruyu sormakta ne kadar haklı olduğu anlaşılacaktır. Zira demiryollarının uzamasıyla birlikte dünyayı parsellemeye başlayan 6 büyük devletin toplam yüzölçümü 16 milyon kilometrekareden, 15 yıl gibi kısa bir sürede 80 milyon kilometrekareye fırlamıştır. Dünya yüzölçümünün 134 milyon kilometrekare olduğu düşünüldüğünde 6 devletin dünyanın yarısından fazlasını gaspettiğini söylemek sanırım abartı olmayacaktır. Bu haksız ve zorbaca paylaşımın sonucunda patlak veren dünya savaşlarında ölenlerin sayısı ise 73 milyonu aşmıştır. Yirminci yüzyıl belki de insanlık tarihinin en kanlı ve en acımasız yüzyılı olarak geçecektir tarihe. Zira bu yüzyıl boyunca savaşlarda, ihtilallerde, iç savaşlarda, soykırımlarda ve katliamlarda ölenlerin sayısı 207 milyonu bulmaktadır. Bu rakama yetim ve öksüz çocuklar ile dul kadınları, işsizleri, evlerinden, yurtlarından sürgün edilenleri, hayatını psikolojik sorunlarla geçirmek zorunda olan milyonlarca insanı, yıkılan binaları ve tahrip edilen tabiatı da eklediğinizde insanlığın geri kalan doksandokuz günü nasıl geçirdiği daha kolay anlaşılmaktadır. Bu kanlı ve acımasız çarkın rahatça dönebilmesi, daha çok insanın bilimin ve teknolojinin vazgeçilmezliği konusunda ikna edilmesini gerektirmektedir. __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 927
| sorun iyiye yada kötüye kullanmada gizli bence ama kötüler o kadar sinsileştiki fark edebilmekte baya bir şuur istiyor teknolojik yenilikler ilk önce hep bir ihtiyacın giderilmesi için doğar ilk görünüşte çok masumdurlar mesela uzaktan kumanda aleti yaşlı ve sakatlar için düşünülmüştür sonra sağlamları dahada tembelleştiren bir sebep olmuştur diş protezi sağlam dişlerin kökletilip porselen yapılması için doğmamıştır mesela dürbün evlerin yatak odalarını dikizlemek için düşünülmemiştir yine. hele cep telefonlarının zararlarını saymakla bitiremeyiz ama ilkokul çocuklarının kulağından düşmüyor çağdaş olmak doğallığı bu kadar bozmak mıdır doğallığı sevmek yobazlık mıdır ne dersiniz |
| #6 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 78
| Yani siz şunu mu demek istiyorsunuz:dini yaşamdan uzaklaşmamak için bilim ve teknoloji dine göre mi yontalım... saygılar!!! |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124
| Aslında denilen açık.Bazıları modernizmle beraber dinin insan hayatından çıktığını varsaymaktadır.Biz ise bunun mümkün olmadığını anlattık.Her ne kadar kurumsal bazda ''dini kurum'' diye bilinen şeylerin aktivasyonu azalmışsa da vicdanlarda gerçeği arayanların hala çok olması ve dini bilmediği halde ahlakiliği isteyenlerin varolması gösteriyor ki insan ne kadar nimet ve teknik kolaylıklar içine girerse girsin vicdanlardaki din ölmüyor.Çünkü o insanın önemlibir parçası.. |
|
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833
| Modernizmin yükselmesi ile İslam'ın yükselmesi doğru orantılı mıdır? Sanırım asıl soru bu? Aslında burada bir sebep sonuç ilişkisi yok. Yani insanlar modernelşetikçe, dindarlaşıyorlar gibi bir önermede bulunmak mümkün değil! Belki şöyle denebilir: İnsanlar modernleştiği halde eski inançlarından vazgeçmiyorlar. Yani modernizm inançları yoketmekte başarılı değil! Modernizm inançları aşındırıyor, dönüştürüyor, pratik hayattaki işlevselliğini iptal ediyor. Ama inançlar metafizik bir duygu olarak modern insanın ruhundaki yerini korumaya devam ediyor. Bu yüzden modern insan için din, yaşanılması ve vazgeçilmesi mümkün olmayan bir olgu haline dönüşüyor. __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
| #9 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,617
| teknolojik ilerlemenin insanları dinden değil de insanlıktan uzaklaştırdığını söyleyebilirim. insanlar rahata kavuştukça zevklerine daha düşkün olurlar. öyle ki bunu ekonomideki şu kuraldan anlayabiliriz; zengin toplumlarda insanların geliri x'ten 2x'e çıktığında gelirden lüks tüketime (barınma, yeme-içme, giyinme dışındaki ihtiyaçlara) harcanan oran da aynı oranda artar. fakat temel ihtiyaçlara harcanan miktar çok çok daha az bir artış gösterir. buradan da insanın şımarmasını ve ahlakı unuttuğunu anlayabiliriz. teknoloji daha geriyken insanların daha ahlaklı olduğu fikrine katılıyorum. teknoloji insanları hayvandan aşağılık bir konuma düşürmüştür. tanrı'nın gözündeki "kutsal insan" kavramının da tanrı'nın gözünde artık değiştiğini ve insanın tanrı katında hayvanlarla aynı kürsüye indiğini düşünüyorum. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
| #10 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 179
| DİN teknolojiye engel değildir.Hatta müslümanları teknoloji konusunda teşvik etmektedir.Müslüman yeniliklere açık ilim ve bilim de en ileri olmak zurundadır.Müslümanlardan eğer en az bir kişi en ileri teknolojiye sahip olmadığı takdirde bütün müslümanlar vebal altındadır. DİN daima yeniliklere açıktır.Eskilerin tabiriyle batının ilmine karşı değil filmine karşıdır.İnsanın menfaat ve huzuru için her türlü teknolojiye EVET, ama ahlaksızlığı, saygısızlığı,edepsizliği, Aile mefumuna saldıran, bozan, dejenere eden teknolojiye HAYIR..... SAYGILAR |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|