"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Laiklik ve Ekonomi / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 36
| Avrupa'da papazlar-ruhban sınıfın, kralları afaroz edip ,"Entülijan" denilen cennetin senetlerini satma dönemi olan Orta Çağ'dan sonra; Ruhban sınıfınca kişi ve toplumların kandırılmalarının, bu sınıfın sınırsız iktidar tutkularının önüne geçmek, tüm Avrupa devletlerinin en önemli çabası haline gelmişti. 1789 Fransız ihtilalinden sonra büyük çabalar sonucu papazlar-ruhban sınıfının; Sadece dini görevlerini yapabilmeleri, devlet işleri ile meşgul olmamaları, dini faaliyetlerin de çıkar aracı haline getirilmemesi amacına ulaşılmaya çalışıldı. Buna dönük hukuk kuralları ile, din ve devlet işleri arasına sınırlar çizildi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, bu konuda bilgi ve düşünce yönünden hazırlıklı olan Mustafa Kemal Atatürk; 1071 Malazgirt Savaşından sonra Selçuklular, sonra da tüm beyliklerde ve Osmanlı İmparatorluğunda İslamiyetin bazı kişiler ve kurumlar tarafından kötüye kullanılıp, değişik toplum kesimlerinin mal ve namuslarının saldırganlığına varan yoğun hadiseler zincirini kırmak, maddi, manevi çıkar aracı haline getirilmesinin önüne geçmek üzere "Türk Laiklik Sistemi" ni, kurduğu Cumhuriyetin en önemli ve temel ilkesi haline getirdi.* Dünya’nın gelişimsel sürecinde ortaya çıkan laik hukuk sistemi sınıf mücadelesinin kesiştiği zamanlarda ekonominin üzerinde ki oynamalarla alakadar olduğunu bu yazıda anlatmaya çalışacağım. Bugün Türkiye göz önüne alındığı zaman Devlet-tarikat ve parlementonun ilişkisini göz ardı etmenin imkanı yoktur. Gözlerimizi ne kadar kapatsak dahi kulaklarımız tarikat mensuplarına verilen kömür sesleriyle, altın sesleriyle ya da yemek sesleriyle çalkalanacaktır. Dikkat edilmesi gereken husus ‘ Tarikat Mensuplar’ yani bir sınıf. Sınıfsal olarak olayın ekonomik boyutunu incelerken, sınıfların ekonomik çıkarlarını devletten nasıl karşıladıklarını anlatmak çok önemli bir husus olması gerek. Bugün ülkemizde devlet adı altında yapılan yatırımların içinde ki yatan tarikat yuvalanması, sınıf çıkarını gözeten sözde sosyal devletin oluşumuna ön ayak olmuştur. Bugün sınıfının çıkarları uğruna iktidara gelenler sınıfının çıkarı için halkın çıkarını görmemektedir. Halkın çıkarını görmemelerinin altında yatan sınıf çıkarı antilaik oluşumun temel alınmasında esas noktayı oluşturmaktadır. Bugün Türkiye Cumhuriyetinde laik olmayan kesimler devletin laik olmayan kadroları sayesinde, devletin gayri milli hasılatından pay almaktadır. Laik sistemde hiçbir tarikat ya da dinle bağlantılı olan kesim din ve devlet işleri için devletin halkına ayırdığı paradan destek alamaz. Bugün ise Türkiye’nin içinde bulunduğu durum tam anlamıyla bu teoriye aykırı bir durumdadır. Devlet, tarikatçı olmayana destek olmamaktadır. Tarikata üye olmayan, şeyh şıh sakalı okşamayanı görmemekte ve onlara destek olmamaktadır. Konumuzun anlaşılabilmesi için Sermaye ve Emek çelişkisinde ki önemli husus olan Laik olmayan sermayenin devlet üzerinde ki baskısıdır. Laik olmayan işçi sınıfının bugün yükselişe geçemeyişi ve devletin bunun önüne engel koyması, işçinin ekonomik ve buna paralel sendikal mücadelesini yıkması ve işçinin eğitimsiz ve örgütsüz olmasını sağlamaktadır. Günümüzde sermaye sınıfı, işçi alımı sağlarken artık Sosyalist partilerle ilişkisini incelemek yerine, laik Kemalist bir örgütle ilişkisi var mı onu incelemektedir. Bunun en büyük nedeni Türkiye’nin içinde bulunduğu Devletin laik olmayan her kesimine büyük desteğidir. Laik olmayan işçilerin ve patronların bu ülkede ki ekonomik her alanda yükseleşinin ana noktası da budur. Yine Laik olan işçi sınıfının alçalışının nedeni de budur. Türkiye’de sosyal devlet adı altında yapılan tüm yaptırımlar devletin sınıfı kollayıcı ve sınıfın yükselişini sağlayıcı olduğunu görmekteyiz. Devlet ekonomik manada sınıfı oldukça yüksekte tutmak gerektiğine inanıyor. Bunun içinde her türlü yaptırımı yapmaktan kaçınmıyor. Gözlerimiz kapalı olduğu halde duyduğumuz devlet yardımları, halkın boğazından kesilerek sınıfın yükselişi için kullanılmaktadır. Ülkemizde ki Tarikat sınıfının devlet destekli ekonomik yükselişi bu ülkede gene Mustafa Kemal’e inanan Kemalistler tarafından durdurulacaktır. Ozan DOĞAN Moderatör notu: * Ayrıca bakınız:http://www.tilkid.com/default.asp?PG=14 yazarkedi Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 11-07-07 13:04 .Sebep: Alıntı Kuralları |
|
| #2 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,846
| Yazının bütününe katılmakla birlikte bir noktanın altını çizilmesi gerektiğini düşünüyorum: Toplumsal dönüşümler,ve yapılanmalar bir ölçüye kadar iradi özellikler gösterirler. İstenildiği kadar bunu üstyapı devrimleri yoluyla gerçekleştirmeye çalışın, ekonomik dönüşüm tamamlanmadığı sürece temelde üretim ilişkilerinin niteliği kendisine uygun felsefeyi (dünya görüşünü) de beraberinde barındıracaktır. Feoldalizm'in dünya görüşü dinsel anlayışdır. ( Sizin söyleminizle laik olmayan anlayış) Egemen güç varolan sistemin sürmesini genellikle bu yolla sağlar. Böyle bir yapının değişmesi ancak üretim ilişkilerinin dönüşümüyle gerçekleşir. Yapı kırılamadığı, ve sanayi bu bölgelerin altyapısını değiştirmediği sürece yapay önlemlerin mutlak başarı şansı yoktur. Çözüm bu nedenle ekonomiyi iyileştirmek, insanlara iş bulmak, sanayileşmektir. Laik olmayan sermaye ve laik olmayan işçi sınıfı kavramlarının ülkeye özgü ve geçici bir özellik olduğunu düşünüyorum. Laik olmayan sermaye kavramı, sistemin özüne yabancıdır. Sermaye laiktir. Laik olmak zorundadır. Çünkü gelişiminde bilime ihtiyacı vardır. Dinsel anlayışın yaygınlaşması ve egemen olması onun sınıf varlığıyla uyuşmaz. Sizin sözünü ettiğiniz "laik olmayan" sermaye kavramı ise "kapkaç sermaye" dir. Bunlar ya kapıp kaçacaktır. ( Ki yaşandı bu süreç.) Ya da sisteme entegre olacaktır. ( Bu da yaşanıyor.) "Laik olmayan işçi sınıfı" için de benzer şeyler söylenebilir. Ülkenin bir türlü sanayileşmemesi, köyden kente göç, köyden gelenlerin kente uyumunun gerçekleşmemesi,oluşan arabesk yapı... köylüye de kentliye benzemeyen fotoğrafların ortaya çıkmasına yol açmakta ve çoğunlukla kentin varoşlarında ve özellikle ticaret sektöründe daha yoğun olmak üzere sözünü ettiğiniz ilişkiler görülebilmektedir. Sistemin gelişmesi oranında bu görünüm tasfiye olacaksa da, bu görünümün feodal yapı özelliği göstermeyen kentlerde de ortaya çıkması, üzerinde durulması ve en azından yaygınlaşmasının önüne geçilmesi ni gerekli kılmaktadır. Ama burada sadece "Atatürkçülere" iş düşmemektedir; kendisini sol'da gören herkesin bu yaygınlaşma üzerinde önemle durması gerekmektedir. Gelişmenin ve dönüşmenin yolu iradi bir özellik göstermese de, yaygınlaşan ve sistem üzerinde egemenlik kuran bir anlayışın geriletilmesi iradi bir özellik gösterir. Hafife alınmaması gereken bir konu ... 22 Temmuz bu açıdan bile önemsenmelidir. |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 36
| Alıntı:
Düşüncelerin, bütün olayların ve devrimlerin geçici olduğu gibi benim yazımın içeriğinde ki siyasal olaylarında geçici olduğunu söylemek isterim. Fakat Mustafa Kemal okuyarak büyüyen bir insan olarak realist ve bu realizmin toplumsal manada çözümüne getirelecek noktaları çözmede toplumun gerçekliğini göz önünde bulundurarak yazdığım yazım şuan ülkemizde ki emek ve sermaye çelişkisinin ana noktasını oluşturmaktadır. Sermaye bugün bilimsel bir hareketin elinde değildir zaten öyle olsa bugün bu ülkede ki sermeyadarlar bilimsel manada düşündüğümüzde Sosyalizmden bu kadar korkmazlar. Çünkü bilime inanan ve bunan parelel olarak ilerlemeyi savunan bir sınıf yada kişi hiçbir zaman kapitalizmden sonra sosyalizmin geleceğine karşı çıkamaz nasıl ki feodal ağaların karşı çıksalarda sanayi devriminin önüne geçemedikleri gibi. Uzatmadan toplamak gerekirse; bugün Türk sermayedarı yada Türkiye içinde ki yabancı sermaye emperyalist güdümlü ılımlı islam modelinin arkasına geçerek işçi sınıfı üzerinde diktasını kurarak işçiyi laik düzene karşı örgütlemektedir. Laik düzenin savunucularına karşı siyasi yada kültürel her manada baskı uygulatmaktadır. Atatürkçüler olarak tanımladığınız kesim bugün kendi içinde çeşitli gruplara ayrılmış durumda bunları başlıklar altında toplarsak 1- Kemalist solcular 2- Liberalden dönme Kemalistler 3- Faşist Kemalistler. Bu bağlamda gözönüne aldığımız zaman yazımı emek sermaye çelişkisi üzerinden laiklik vurgusu yaptığıma göre hangi kanatta yer aldığım bellidir. Bizler Kemalist solcular olarak kadrocu gelenekten gelmiş devrimciler olarak bu ülkede Kemalizmin solsuz olamıycağını, solunda Kemalizmsiz olamıycağına inanıyoruz. Bu bakımdan Kemalist derken, bizim söylememiz için bu ülkede yaşayan tüm solcu olup ulusalcı olan kardeşlerimizde yer almaktadır. Saygılar... | |
|
| #4 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,846
| Alıntı:
Birbirlerini dışlamadan sadece savunageldiği düşünceleri tartışarak anlaşma zemini aramaya başlamak sanırım daha gerçekçi bir tavır olacaktır. Ülkemiz sol kesimi öteden beri ideolojik bir boşluk içindedir. Bir şeylere karşıyız da, neyi savunduğumuz, savunduğumuz dünyanın ne olduğu, nasıl bir süreçle gerçekleşeceği biraz flu özellik gösteriyor. Bir yazarın söylediği gibi, araba görmeden sürücü olmak gibi bir şey. Sözün özü; Mustafa Kemal bu ülkenin bir önderi, bir devrimcisidir.Onun yaptıklarını küçümsemek ülkede kimi solcuların, bir hastalığı haline gelse de, solculuğu sadece M.kemal'le ilişkilendirmek de doğru değildir. Bilim evrenseldir.Evrensel olan her şey de insanlığın ortak değerleridir. Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya bu anlamda bütün dünya halklarını ve kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın tüm solcu olduğunu söyleyenlerin ortak bir "hayalidir." Bu dünyaya katkı sunan her yiğit insan saygın, bu davaya gönül vermiş her solcu da başlıbaşına bir değerdir. | |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 36
| Alıntı:
| |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 35
| SAyın kemaler; Önce laiklik tanımınızı duymak isterim bunu söyleyerek başlamak istiyorum Dine bağlı tarikat vb. kurumlar tarih boyunca gelişimleri ve ülkeyle olan ilişkileri için maddi desteğe ihtiyaç duymuşlardır.Eminim herkes de büyüme için havadan para yağmasını değil birilerinin bağışlarını beklemektedir. Ben 6 yıl boyunca tarikat kontrolündeki bir okulda okudum ve o insanlardan açıkçası tiksindim.Önümde Atatürk hakkında söylenenler içler acısıydı. O günleri hatırlamak istemem sadece yanlış anlaşılmamak ve tarafımı belli etmek için açıklama niteliğinde yazdım... Doğrudur sağ yönelimli iktidarlar tarikatlara ve dini kuruluşlara bağışlar yapmaktadır ve onların ekonomik gelişmelerine destek olmaktadır ve dini kuruluşlar (müftülük yönetimi dışında olanlar) güzelce insanların beynini yıkamaktadır. İleride oluşacak nesil de dar kafalı ve aldığı parayı sorgusuz sualsiz tarikatlara bağışlayacak insan ordusundahn oluşacaktır. Laikliğin getirilmesindeki bir sebep de budur haklsınız. Ben sadece tek bir konuya açıklık getirmek istedim. Gerçekten hayırlı işler yapan ama dini kökenli olan herhangi bir kuruluş da sizin için ekonomik desteğin yine esirgenmesi veya destek verilmeden önce 2 kez düşünülmesi gereken kurumlardan biri midir? Yoksa sadece devlet tarafından tarikat vb. farklı amaçlı kuruluşların desteklenmesine mi karşısınız? Eğer karşı olduğunuz sistem tüm dini kuruluşlar için geçerliyse büyük bir yanlış içinde olduğunuzu düşündüğümü belirtmek isterim.Düşüncenizi Savunmanız ve sizce geçerli olan doğruyu -eğer aynı düşünceleri paylaşmıyorsanız- bana da anlatmanız ricamdır. Zira 15 yaşındaki her düşünen insanın siyasi fikirlerini bir kez daha gözden geçirip gerekliyse değiştirmesi lazımdır. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Laiklik mi demokrasi mi ? | portia | Türkiye Siyaseti | 26 | 04-08-08 02:02 |
| Milli Ekonominin Kritiği -1 | Balıkçı Filozof | Ekonomi | 3 | 21-05-07 01:12 |
| Laiklik | özedönüş | Arşiv | 9 | 20-04-07 11:40 |
| Laiklik ve ötekilerin anlamlandırması | şamil | Türkiye Siyaseti | 0 | 02-10-06 16:28 |
| Laiklik Üzerine.... | Balıkçı Filozof | Türkiye Siyaseti | 8 | 25-09-06 23:26 |