"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| TDK ve Türkiye'deki dil politikaları / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Şapkalı harfler kısmında başlamak üzere olan tartışmayı aslında burada devam ettirmek en iyisi. Türkçede kullanılan arapça, farsça, ingilizce kökenli kelimeler... Yerlerine ikame ettirilen yeni kelimeler... Dil nedir? Cumhurbaşkanının sabah akşam tekrarladığı "erek" ne anlama geliyor? vs.. Burada tartışalım. hancı Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 31-12-05 18:32 . |
|
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,510
| Dil konusuna ilgili olan arkadaşlara Oktay SİNANOĞLU'nun kitaplarını okumalarını öneririm.Erek yanılmıyorsm ermek istenilen şey,gaye ve amaç anlamlarına gelmektedir.(emin değilim yanlış yazdıysam düzeltin).Saygılar. |
|
| #3 | ||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,830
| Alıntı:
Dillerin evrelerine bakarak ilgili toplum hakkında yorumlarda bulunabilinir. Dil, prangalarla hapsedilemez; özgür yaşaması en doğalıdır. Çünkü özgür olmak zorundadır. Arapça ve farsçadan gelen kelimeler için de geçerlidir bu. Kimi zaman "kelime" deriz, kimi zaman "sözcük". Bu bizim dilimizin zenginliğidir. Kimse beni yalnızca "sözcük" demeye zorlayamaz. Edebî eserlerde daha yoğun karşımıza çıkar bu. Bu yüzden zorlayarak Türkçeleştirme çalışmalarını abes buluyorum biraz. Tabi, doğal olmayan, dile yerleşmemiş yabancı kelimeleri kullanmak hiç hoş değil ve de tercih etmem. Fakat aynı şekilde, dile yabancı türkçe kelimeler de hoş durmuyor. "Erek" gibi. "Ekin" gibi... "Erek odaklı çeviri ekinsel niteliklere uygun olarak..." gibi bir cümle ne kadar anlaşılırdır? ... Gibi... __________________
En güzel besinler, içinde antioksidan barındıranlardır :) | |
|
| #4 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Evet sayın Türker, dil yaşayan bir canlıdır. Ama ülkemizde yapılanlar gen mühendisliğini hatırlatıyor. Sonunda ortaya ucubeler, hilkat garibeleri çıkıyor. Bir kelime bazen yüzyıllık, bazen binyıllık, bazen onbinyıllık olabilir. Binyıllık bir kelime yaşandıkça söyleniyor, ve yaşananlar üzerine anlamına derinlik ve yeni anlamlar katıyor. Bir gecede bir genelge yayınlar gibi bir kelime kaldırılıp yerine bir yenisi getirilmeye çalışılınca öldürülen, hatta hunharca katledilen kelimeyle beraber bir tarih yok oluyor. Kültür dünyamızdaki bir kale yerle yeksan oluyor. Taşıdığı onca anlam, Söylendiği onca şiir, onlarca atasözü, o kadar da deyiş bir anda benliğimizden, birkimimizden, kültürümüzden kaldırılıyor. Yerine sentetik, fabrikasyon, ne idüğü belirsiz bir kelime geliyor. Bu kelime köşeli, bu kelime yapay, bu kelime sırıtkan, bu kelime hiçbir şiire kabul edilemiyor, sonunda başka bir dilden bir kelime ortaya çıkan boşluğu doldurmaya geliyor. Ve aynı anlamı taşıma iddiasındaki en az üç sözcüğümüz oluyor. Asıl kelime, fabrikasyon kelime, ithal kelime. Bir de bütün bunlara aralarında anlam bakımından ince fakat önemli farklar bulunan bir kaç kelimenin yerine, bir tane sentetik kelimenin yerleştirilmesini eklemeliyiz. artık düşünürken o farkları izah için birer kelime değil, ayrı ayrı tanımlar koymalıyız. O tanımları koyabilen karıştırmadan koyup düşünürse ne ala. Yok eğer tanımlayamazsa eksik düşünmeye başlayacaktır. En üzücü olanı ise bu katliamın, nazilerin yahudi katliamı gibi, yada sırpların boşnak katliamı gibi sırf etnik nedenlerden ötürü yapılması. Kendi kültür dünyamızı dinamitleme alışkanlığımızdan ötürü yine kendi ellerimizle kendi ayaklarımız bağladık. Bu şekilde belkide binlerce kelimemizi yitirdik. binlerce fikir belki bu yüzden ortaya çıkamadı, belki bu yüzden binlerce sorun çözülemedi, belki bu yüzden felsefemizi, şiirimizi, düşünce biçimimizi kaybettik. Belki de bu yüzden. |
|
| #5 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Üniversite yıllarım geliyor aklıma. Hocalarımızdan beş kafaadar, Her Cuma öğleden sonra otururlar ve bir karar alırlardı. Bu hafta öğrencilere hangi yeni kelimeyi öğretelim diye. Ve aldıkları yeni karar doğrultusunda sonraki hafta boyunca dersine girdikleri her sınıfta, bu hocalar ayrı ayrı bu yeni kelimeyi bir şekilde kullanır ve anlamını da ballandıra ballandıra anlatırlardı. İçlerninde en sevimli olanı eski kelimeyi de bir şekilde hatırlatır ve hangisinin söyleyişi daha hoş derdi. Tıpkı nejat uygur gibi eski kelimeyi kaba ve itici bir üslupla telaffuz eder, yenisini ise gayet kibar bir şekilde söylerdi. Tabi öğrencilerde gülerdi bu eyleme. Bende Kullandığımız kelimelerle bu kadar pervasızca oynanmasına karşı tepkisel bir hal oluştu. Normalde herkes gibi konuşurken, bu hocalarımla diyaloğa girdiğimde bende istem dışı bir hal oluyor ve ne kadar osmanlıca, farsça, arapça kelime varsa bir anda beynime üşüşüyordu. Hiçbir şekilde hazırlanmadan öyle cümleler kuruyordumki adamların yüz ifadelerinin aldığı halden durumu anlıyor ve keyiften dört köşe oluyordum. Sadece akademisyenlerin bildiği, Halka şumûl etmemiş kelimelerin kullanılmasına bir itirazım yoktu. Bir gün çay elimde dersi dinlerken hocamız niçin dizgenin inversi değil de dizgenin tepkesi dediğini izah ediyordu. Ben de bir yandan kulağım hocada çayımı içiyor, diğer yandan pencereden geleni geçeni seyrediyordum. inversin yabancı bir kelime olduğundan dem vuruyordu. "dizgenin tepkisini verdiği için tepke diyoruz." bunun üzerine bir öğrenci niye tepki değilde tepke diyoruz?" diye sorunca hocamız kibirli bir edayla yüzünü kırıştırdıktan sonra ses tonunu şöyle hafiften bir inceltip dalgalandırarak "Çünkü tepki olumsuz çağrışımlar yapıyor." diye cevap verince bu ani ve saçma cevap karşısında kendimi tutamayıp ağzımdaki çayı pencereye doğru pufkurmuştum.Hala utanıyor ve gülüyorum ![]() |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 10,863
| Erek, kökeni ermek,erismek. erisilecek yer anlamini icerdiginden, amac yerine kullanilir. Ekin, ekmek,bugday tarlasi gibi, tek bugdaydan, üreyen milyonlarca bugday.; kültür yerine gecebilmis oldukca güzel bir sözcük. Ayrica her sözün altinde illede bir anlam aramaya gerek yok. Türkce ses uyumuna göre sözcüklere büyük anlamlar yüklenmez. Almancada da bazi sözcüler vardir ki, anlamini ögretmene sordugunuzda, bunu böyle bileceksiniz, hic bir anlami oladigi halde söz konusu kavram, bu sözcükle anilir derler. __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
|
| #7 | ||
Guest Mesajlar: n/a
| Alıntı:
TDK'nın tanık kelimesiyle ilintili verdiği birleşik kelimeler: "Tanık olmak", "tanık tepe", "yalancı tanık", "görgü tanığı". Şahit kelimesinin karşılığı olarak ise, sadece tanık demişler. İlintili kelimeler'e bakınca şunlar çıkıyor. "Şahit olmak", "şahit tutmak" , "yalancı şahit". Tanıktepe coğrafi bir terimmiş, geçelim. Yalancı Şahit = Yalancı Tanık Tanık olmak = Şahit olmak Şahit kelimesinin yerine ikame edilmeye çalışılan tanık kelimesinin başına görgü kelimesi getirilmiş. Tanık kelimesine artı görgü demek ona anlamca ne kazandırıyor? bir fikri olan var mı? Benim fikrim Tanık kelimesi şahit kelimesinin yerine tam olarak oturamadığı için, yani sentetik olduğu, yontulmamış olduğu için, tam olarak şahidin yerini tutabilmesi için mecburen eklenen bir destektir. Belki de gayrı ihtiyari olarak (istemdışı) bu yama yapılıyor. Arapça "şa:hid" kelimesinin motamot tercümesi "gören"dir. Bu da ilginç değil mi? Şimdi diyelimki genetik operasyon başarıya ulaştı ve yeni kelime eski kelimeyi tamamen kovdu. Şahit kelimesi yeni nesillere unutturuldu. Bu durumda "şahit tutmak" deyimi yeni nesillerin belleğinden doğal olarak kalkacak. Böyle olunca Şahit tutmak yerine ne denecek? "Tanık tutmak" eklenmeli acilen. Bu seferde bu deyimin kökeni olmadığı için "Tanık tutmak", "tanık kiralamakla" karışabilir pekala. Alıntıdaki karmaşaya ise hiç değinmiyorum. Eski toprak diyebileceğimiz bir arkadaşımız dahi böylesi bir hataya düşmeye itilebiliyorsa durum vahametinin takdirini sizlere bırakıyorum. Saygılar; | |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 10,863
| Haklisiniz sayin hanci cok haklisiniz. simdi sizin sentetik dediginiz, orturmamis dediginiz sözcükleri duyarli aydin ve cevirmenlerimiz 40 yildir kullanmaktadir. form sözcügünün yerini bicim sözcügü almasi, problem sözcügünün yrini sorun almasi, 20 yil sürmüstür. siz arapca-farsca okudugunuz icin, cevreniz de Türkce olmaya bu edebiyatin icinden geldigiicin, "ekin" ya da "tanik"sözcükleri size yasam boyu sentetik gelecektir. Ben bu sözcükleri, 1975 te cevrem icinde kullaniyor ve yaziyordum. Okudugum yayinlarda ise 40 yildir size sentetik gelen bu sözcükler gecer. Türk halki, tehlikeli bir gelenegi daha birakmadi. Kendi öz düsüncelerini, megalomanca genele uyarlayarak, degismez yasalar yaratmaya calisirlar. OYsa yapmaya calistigi carpitmanin kökenini arastirmis olsa, sonucta utanilacak bir yüz karasi ile karsilacacakti. Ne demek simdi bu? su demek. Osmanli devleti 600 yasinda ölmüstür. ilk Türk devletinin kurucusu ve ilk Türk halife tugrul Bey selcuklu devletinin resmi dilini Farsca olarak belirlemistir. bunu anladiysak, son halife Wachdedhin döneminde medrse ve askeri okullardaki derslerin arapca -farsca karisimi oldugunu biliyorsak, osmanlicaya neden bu kadar yakin, Türkceye de neden bu kadar uzak oldugunuzu kendiniz göreceksiniz. Yani Türrk halki 600 yil boyunca islamlasma adina, kendi kültüründen, dilinden geleneklerinden uzaklastirilmistir. Islam devleti olma adina, bir ulus, kendi yöneticileri tarafindan dislanmis, yok sayilmis, yalnizca ganimet icin savasacak asker ve vergi kaynagi olarak görülmüstür. Bu gercegi kabullenemedigimiz sürece kendi hayatimiz da sentetik olmaktan kurtulamayacaktir. Elbette kendi ulusunuzun dili size bunca yil sonra sentetik gelecektir. ama binlerce aydina, onbinlerce ögretmene ve milyonlarca egitimli insana, nedense kendi öz türkcesi, sandiginiz gibi sentetik gelmemektedir. Örnek olarak; Hukuk dilimizin, komikligini düsünün:-) saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal canuğur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-01-06 07:32 . |
|
| #9 | ||||
Guest Mesajlar: n/a
| Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bugün kü edebiyatımızın seviyesini, çocuklarımızın kullandığı kelime sayısını tatminkar buluyorsanız, buyrun bu dil politikasını desteklemeye devam edin. Saygılar; | |||
|
| #10 | ||
Guest Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|