Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

TDK ve Türkiye'deki dil politikaları / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm.

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski31-12-05, 18:26  #1
hancı
Guest
 
Mesajlar: n/a
TDK ve Türkiye'deki dil politikaları



Şapkalı harfler kısmında başlamak üzere olan tartışmayı aslında burada devam ettirmek en iyisi.

Türkçede kullanılan arapça, farsça, ingilizce kökenli kelimeler...
Yerlerine ikame ettirilen yeni kelimeler...
Dil nedir?

Cumhurbaşkanının sabah akşam tekrarladığı "erek" ne anlama geliyor?

vs..

Burada tartışalım.

hancı Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 31-12-05 18:32 .
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski31-12-05, 23:13  #2
ASİ12
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,510

Dil konusuna ilgili olan arkadaşlara Oktay SİNANOĞLU'nun kitaplarını okumalarını öneririm.Erek yanılmıyorsm ermek istenilen şey,gaye ve amaç anlamlarına gelmektedir.(emin değilim yanlış yazdıysam düzeltin).Saygılar.
ASİ12 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski01-01-06, 00:51  #3
Antioksidan
Forum Kurucu Üyesi
 
Antioksidan'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2005
Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,830

Alıntı:
Sayın hancı şöyle demiş:

Şapkalı harfler kısmında başlamak üzere olan tartışmayı aslında burada devam ettirmek en iyisi.

Türkçede kullanılan arapça, farsça, ingilizce kökenli kelimeler...
Yerlerine ikame ettirilen yeni kelimeler...
Dil nedir?

Cumhurbaşkanının sabah akşam tekrarladığı "erek" ne anlama geliyor?

vs..

Burada tartışalım.
Dil yaşayan bir canlıdır. Evrim geçirir. Dil stabil kalamaz, değişen kültür ve hayatla birlikte gelişir, değişir.

Dillerin evrelerine bakarak ilgili toplum hakkında yorumlarda bulunabilinir. Dil, prangalarla hapsedilemez; özgür yaşaması en doğalıdır. Çünkü özgür olmak zorundadır.

Arapça ve farsçadan gelen kelimeler için de geçerlidir bu. Kimi zaman "kelime" deriz, kimi zaman "sözcük". Bu bizim dilimizin zenginliğidir. Kimse beni yalnızca "sözcük" demeye zorlayamaz. Edebî eserlerde daha yoğun karşımıza çıkar bu.

Bu yüzden zorlayarak Türkçeleştirme çalışmalarını abes buluyorum biraz. Tabi, doğal olmayan, dile yerleşmemiş yabancı kelimeleri kullanmak hiç hoş değil ve de tercih etmem. Fakat aynı şekilde, dile yabancı türkçe kelimeler de hoş durmuyor.

"Erek" gibi.

"Ekin" gibi...

"Erek odaklı çeviri ekinsel niteliklere uygun olarak..." gibi bir cümle ne kadar anlaşılırdır?

...

Gibi...
__________________
En güzel besinler, içinde antioksidan barındıranlardır :)
Antioksidan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski01-01-06, 01:39  #4
hancı
Guest
 
Mesajlar: n/a

Evet sayın Türker, dil yaşayan bir canlıdır. Ama ülkemizde yapılanlar gen mühendisliğini hatırlatıyor. Sonunda ortaya ucubeler, hilkat garibeleri çıkıyor.

Bir kelime bazen yüzyıllık, bazen binyıllık, bazen onbinyıllık olabilir. Binyıllık bir kelime yaşandıkça söyleniyor, ve yaşananlar üzerine anlamına derinlik ve yeni anlamlar katıyor. Bir gecede bir genelge yayınlar gibi bir kelime kaldırılıp yerine bir yenisi getirilmeye çalışılınca öldürülen, hatta hunharca katledilen kelimeyle beraber bir tarih yok oluyor. Kültür dünyamızdaki bir kale yerle yeksan oluyor. Taşıdığı onca anlam, Söylendiği onca şiir, onlarca atasözü, o kadar da deyiş bir anda benliğimizden, birkimimizden, kültürümüzden kaldırılıyor. Yerine sentetik, fabrikasyon, ne idüğü belirsiz bir kelime geliyor. Bu kelime köşeli, bu kelime yapay, bu kelime sırıtkan, bu kelime hiçbir şiire kabul edilemiyor, sonunda başka bir dilden bir kelime ortaya çıkan boşluğu doldurmaya geliyor. Ve aynı anlamı taşıma iddiasındaki en az üç sözcüğümüz oluyor. Asıl kelime, fabrikasyon kelime, ithal kelime.

Bir de bütün bunlara aralarında anlam bakımından ince fakat önemli farklar bulunan bir kaç kelimenin yerine, bir tane sentetik kelimenin yerleştirilmesini eklemeliyiz. artık düşünürken o farkları izah için birer kelime değil, ayrı ayrı tanımlar koymalıyız. O tanımları koyabilen karıştırmadan koyup düşünürse ne ala. Yok eğer tanımlayamazsa eksik düşünmeye başlayacaktır.

En üzücü olanı ise bu katliamın, nazilerin yahudi katliamı gibi, yada sırpların boşnak katliamı gibi sırf etnik nedenlerden ötürü yapılması. Kendi kültür dünyamızı dinamitleme alışkanlığımızdan ötürü yine kendi ellerimizle kendi ayaklarımız bağladık.

Bu şekilde belkide binlerce kelimemizi yitirdik. binlerce fikir belki bu yüzden ortaya çıkamadı, belki bu yüzden binlerce sorun çözülemedi, belki bu yüzden felsefemizi, şiirimizi, düşünce biçimimizi kaybettik. Belki de bu yüzden.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski01-01-06, 02:14  #5
hancı
Guest
 
Mesajlar: n/a

Üniversite yıllarım geliyor aklıma. Hocalarımızdan beş kafaadar, Her Cuma öğleden sonra otururlar ve bir karar alırlardı. Bu hafta öğrencilere hangi yeni kelimeyi öğretelim diye. Ve aldıkları yeni karar doğrultusunda sonraki hafta boyunca dersine girdikleri her sınıfta, bu hocalar ayrı ayrı bu yeni kelimeyi bir şekilde kullanır ve anlamını da ballandıra ballandıra anlatırlardı. İçlerninde en sevimli olanı eski kelimeyi de bir şekilde hatırlatır ve hangisinin söyleyişi daha hoş derdi. Tıpkı nejat uygur gibi eski kelimeyi kaba ve itici bir üslupla telaffuz eder, yenisini ise gayet kibar bir şekilde söylerdi. Tabi öğrencilerde gülerdi bu eyleme.

Bende Kullandığımız kelimelerle bu kadar pervasızca oynanmasına karşı tepkisel bir hal oluştu. Normalde herkes gibi konuşurken, bu hocalarımla diyaloğa girdiğimde bende istem dışı bir hal oluyor ve ne kadar osmanlıca, farsça, arapça kelime varsa bir anda beynime üşüşüyordu. Hiçbir şekilde hazırlanmadan öyle cümleler kuruyordumki adamların yüz ifadelerinin aldığı halden durumu anlıyor ve keyiften dört köşe oluyordum.

Sadece akademisyenlerin bildiği, Halka şumûl etmemiş kelimelerin kullanılmasına bir itirazım yoktu. Bir gün çay elimde dersi dinlerken hocamız niçin dizgenin inversi değil de dizgenin tepkesi dediğini izah ediyordu. Ben de bir yandan kulağım hocada çayımı içiyor, diğer yandan pencereden geleni geçeni seyrediyordum. inversin yabancı bir kelime olduğundan dem vuruyordu. "dizgenin tepkisini verdiği için tepke diyoruz." bunun üzerine bir öğrenci niye tepki değilde tepke diyoruz?" diye sorunca hocamız kibirli bir edayla yüzünü kırıştırdıktan sonra ses tonunu şöyle hafiften bir inceltip dalgalandırarak "Çünkü tepki olumsuz çağrışımlar yapıyor." diye cevap verince bu ani ve saçma cevap karşısında kendimi tutamayıp ağzımdaki çayı pencereye doğru pufkurmuştum.

Hala utanıyor ve gülüyorum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski01-01-06, 03:58  #6
canuğur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 10,863

Erek, kökeni ermek,erismek. erisilecek yer anlamini icerdiginden, amac yerine kullanilir.
Ekin, ekmek,bugday tarlasi gibi, tek bugdaydan, üreyen milyonlarca bugday.; kültür yerine gecebilmis oldukca güzel bir sözcük.

Ayrica her sözün altinde illede bir anlam aramaya gerek yok.
Türkce ses uyumuna göre sözcüklere büyük anlamlar yüklenmez.

Almancada da bazi sözcüler vardir ki, anlamini ögretmene sordugunuzda, bunu böyle bileceksiniz, hic bir anlami oladigi halde söz konusu kavram, bu sözcükle anilir derler.
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canuğur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski16-01-06, 02:14  #7
hancı
Guest
 
Mesajlar: n/a

Alıntı:
Olaya şahit sıfatıyla değil tanık sıfatıyla yaklaşıyorum.Şahitler genellikle bir tarafı tutan bir yaklaşım sergilerler.Tanık ise her iki tarafın dışında gerçekleri görüp anlamaya ve anlatmaya çalışandır.
Aslında şahit ve tanık tamamen aynı şeyi ifade etmekte olan iki kelimedir. Şahit köken itibariyle arapçadan türkçeleştiği için, etnik temizliğe maruz kalmıştır. Yerine ise sentetik "tanık" kelimesi yerleştirilmeye çalışılmıştır.


TDK'nın tanık kelimesiyle ilintili verdiği birleşik kelimeler:
"Tanık olmak", "tanık tepe", "yalancı tanık", "görgü tanığı".

Şahit kelimesinin karşılığı olarak ise, sadece tanık demişler. İlintili kelimeler'e bakınca şunlar çıkıyor.

"Şahit olmak", "şahit tutmak" , "yalancı şahit".


Tanıktepe coğrafi bir terimmiş, geçelim.

Yalancı Şahit = Yalancı Tanık
Tanık olmak = Şahit olmak

Şahit kelimesinin yerine ikame edilmeye çalışılan tanık kelimesinin başına görgü kelimesi getirilmiş. Tanık kelimesine artı görgü demek ona anlamca ne kazandırıyor? bir fikri olan var mı?

Benim fikrim Tanık kelimesi şahit kelimesinin yerine tam olarak oturamadığı için, yani sentetik olduğu, yontulmamış olduğu için, tam olarak şahidin yerini tutabilmesi için mecburen eklenen bir destektir. Belki de gayrı ihtiyari olarak (istemdışı) bu yama yapılıyor.

Arapça "şa:hid" kelimesinin motamot tercümesi "gören"dir. Bu da ilginç değil mi?

Şimdi diyelimki genetik operasyon başarıya ulaştı ve yeni kelime eski kelimeyi tamamen kovdu. Şahit kelimesi yeni nesillere unutturuldu. Bu durumda "şahit tutmak" deyimi yeni nesillerin belleğinden doğal olarak kalkacak. Böyle olunca Şahit tutmak yerine ne denecek?

"Tanık tutmak" eklenmeli acilen. Bu seferde bu deyimin kökeni olmadığı için "Tanık tutmak", "tanık kiralamakla" karışabilir pekala.

Alıntıdaki karmaşaya ise hiç değinmiyorum. Eski toprak diyebileceğimiz bir arkadaşımız dahi böylesi bir hataya düşmeye itilebiliyorsa durum vahametinin takdirini sizlere bırakıyorum.

Saygılar;
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski16-01-06, 07:13  #8
canuğur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 10,863

Haklisiniz sayin hanci cok haklisiniz.

simdi sizin sentetik dediginiz, orturmamis dediginiz sözcükleri duyarli aydin ve cevirmenlerimiz 40 yildir kullanmaktadir.
form sözcügünün yerini bicim sözcügü almasi,
problem sözcügünün yrini sorun almasi, 20 yil sürmüstür.

siz arapca-farsca okudugunuz icin, cevreniz de Türkce olmaya bu edebiyatin icinden geldigiicin, "ekin" ya da "tanik"sözcükleri size yasam boyu sentetik gelecektir.
Ben bu sözcükleri, 1975 te cevrem icinde kullaniyor ve yaziyordum. Okudugum yayinlarda ise 40 yildir size sentetik gelen bu sözcükler gecer.

Türk halki, tehlikeli bir gelenegi daha birakmadi.
Kendi öz düsüncelerini, megalomanca genele uyarlayarak, degismez yasalar yaratmaya calisirlar.

OYsa yapmaya calistigi carpitmanin kökenini arastirmis olsa, sonucta utanilacak bir yüz karasi ile karsilacacakti.

Ne demek simdi bu?
su demek.

Osmanli devleti 600 yasinda ölmüstür.
ilk Türk devletinin kurucusu ve ilk Türk halife tugrul Bey selcuklu devletinin resmi dilini Farsca olarak belirlemistir.

bunu anladiysak, son halife Wachdedhin döneminde medrse ve askeri okullardaki derslerin arapca -farsca karisimi oldugunu biliyorsak, osmanlicaya neden bu kadar yakin, Türkceye de neden bu kadar uzak oldugunuzu kendiniz göreceksiniz.

Yani Türrk halki 600 yil boyunca islamlasma adina, kendi kültüründen, dilinden geleneklerinden uzaklastirilmistir.
Islam devleti olma adina, bir ulus, kendi yöneticileri tarafindan dislanmis, yok sayilmis, yalnizca ganimet icin savasacak asker ve vergi kaynagi olarak görülmüstür.
Bu gercegi kabullenemedigimiz sürece kendi hayatimiz da sentetik olmaktan kurtulamayacaktir.
Elbette kendi ulusunuzun dili size bunca yil sonra sentetik gelecektir.

ama binlerce aydina, onbinlerce ögretmene ve milyonlarca egitimli insana, nedense kendi öz türkcesi, sandiginiz gibi sentetik gelmemektedir.

Örnek olarak; Hukuk dilimizin, komikligini düsünün:-)
saygilar
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal

canuğur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-01-06 07:32 .
canuğur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski16-01-06, 22:37  #9
hancı
Guest
 
Mesajlar: n/a

Alıntı:
Sayın Vuzrqrı şöyle demiş:

siz arapca-farsca okudugunuz icin, cevreniz de Türkce olmaya bu edebiyatin icinden geldigiicin, "ekin" ya da "tanik"sözcükleri size yasam boyu sentetik gelecektir.
Sayın Canuğur "gibi gelmekten" bahsetmiyorum. Fabrikasyon diyorum. sizin benim gibi adamlar masa başında bu kelimeleri icat ediyorlar. Dil doğal olmalıdır. Bu ülkede dil üzerine mühendislik çalışması yapılıyor. Mesele gibi gelmek meselesi değildir.

Alıntı:
Sayın Canuğur şöyle demiş:

ilk Türk devletinin kurucusu ve ilk Türk halife tugrul Bey selcuklu devletinin resmi dilini Farsca olarak belirlemistir.
Selçuklu devletinin başkenti neresidir? Bugün nerededir? Önce bunu bir araştırın.

Alıntı:
Sayın Canuğur şöyle demiş:

Ben bu sözcükleri, 1975 te cevrem icinde kullaniyor ve yaziyordum.
Bu neyi ifade eder? Sayın Cumhuraşkanı ile Sayın Ecevit de bugün sadece kendilerinin anladığı bir dil kullanıyorlar. Bu bir maharet midir?

Bugün kü edebiyatımızın seviyesini, çocuklarımızın kullandığı kelime sayısını tatminkar buluyorsanız, buyrun bu dil politikasını desteklemeye devam edin.

Saygılar;
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski17-01-06, 10:37  #10
spartaküs
Guest
 
Mesajlar: n/a

Alıntı:
Bugün kü edebiyatımızın seviyesini, çocuklarımızın kullandığı kelime sayısını tatminkar buluyorsanız, buyrun bu dil politikasını desteklemeye devam edin.

Saygılar;
ne o divan edebiyatını özler oldun failatün,mefailü,failü falan filan bunlar beni edebiyattan soğuttu be ne konuşuyorsun bu günkü edebiyatmış orhan pamuğu yerin dibine soktunuz be çocuklarımızın kullandığı kelime sayısıymış arapça mı?türkçe mi? onu söyle
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 01:21.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz