"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Çalınan zaman/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Döviz, Faiz, Borsa |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 186
| Bu olay bir arkadaşımın başından geçmiştir.Yıllar önce bir imalat şirketinde işe başlıyor. Meslek hayatındaki genç ve idealist çağları. Şirketin başında tek bir patron var.Arkadaşımın görevi mali işler ve muhasebe. Yeni işine intibak etmede zorluk çekmiyor. İmalatta çalışan 30 kadar işçi var.Ayrıca üretilen malları gezerek pazarlayan 10 tane satış elemanı. Birkaç gün sonra aybaşı,yani maaş verilme günü. Patron ,arkadaşıma çift bordro sistemi uyguladıklarını söylüyor. Çift bordro. Arkadaşım pek anlamıyor. Kendisi üniversite mezunu,o güne dek büyük şirketlerde çalışmış. Okul ve çalışma hayatında öğrendiklerini kavramış durumda. Hem mevzuatı hem de uygulamayı gereğince yerine getirebilecek kıvamda. Yaptığı işlerin mevcut yasalarla ilişkisini özümsemiş. Ama bu çift bordronun ne anlama geldiğini bilmiyor. Patron izah ediyor. Maaşların ödeneceği zaman iki tane bordro hazırlanıyor. 30 kişi için bir bordro,10 kişi için diğer bir bordro. Her ikisi de bildiğimiz bordrolar. Brüt maaşı,vergi ve sigorta kesintilerini içeriyor. Herkes maaşını alırken isterse bordroyu inceleyebilir. O zamanlar çalışana bordronun bir suretinin verilme usulu yoktu. Maaş ödemeleri bitince 30 kişilik bordro çöpe atılacak. 10 kişilik bordro ise muhasebe kayıtlarına geçecek. Arkadaşım bunu öğrenince şoke oluyor. Zira 30 kişi kayıt dışı çalıştırılıyor. Ve bunlar sigorta primlerinin ödendiğini sanıyorlar. Patron,bu 30 kişinin en fazla 2 yıl çalıştıklarını söylüyor. Zaten yıllardır bu iş böyle gidiyormuş. Ben arkadaşıma sormuştum: Peki bu 30 kişiden birinin SSK hastahanesine gitmesi gerekirse ne oluyordu? Cevap basitmiş:O zamanlar bir kişi işe girdikten itibaren bir ay süre içinde SSK’ya bildiriliyordu. Sevk evrakına işe yeni girdi diye yazarsın olur biter. Peki o kişilerin emekli olma vakti geldiğinde durum ortaya çıkmayacak mı? Kim öle kim kala? Aradan zaman geçmiş.O şirkette çalıştığını nasıl kanıtlayabilirsin? Hangi şahiti nerede bulabilirsin? O günlerde bunlara benzer daha birsürü sorular sormuştuk. Demek ki sözkonusu patronun vicdanı sızlamıyormuş. Önemli olan kendisinin kazanç sağlamasıydı. Daha fazla gelir elde etmenin duygusallıkla ilişkisi olamazdı. Arkadaşım için bütün bunlar kabul edilemez şeylerdi. Nitekim daha aybaşı gelmeden işten çıktı. Zaman zaman bu işi konuşuruz. O patron vergi kaçırıyordu.Vergi kaçakçısı idi. SSK primleri ödemiyordu.Prim kaçakçısı idi. Sahtekardı.Bir anlamda dolandırıcı idi. Ama kişileri çalışıyor göstermemekle emekliliklerini de geciktiriyordu. Yani insanların zamanını çalıyordu. İşte bu eylemine uygun bir sıfatı bulamadık seha Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-07-07 11:06 .Sebep: Tamamı kalın harf |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,213
| Bu patronlardan bu ülkede oldukça fazla olduğunu söyleyebilirim.Sıfata gelince kısacası işveren diyebilirsiniz. |
|
| #3 | ||
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| İşte her türlü örgütlülükten yoksun olan insanların başına geleceklerden biri budur.Ücretler gerçek ücret üzerinden gösterilmez,primler yatırılmaz ya da eksik gün gösterilir.Sıkıyorsa sesini çıkar.Kapının önüne geldiğinin resmidir.Kapitalizm budur. Alıntı:
__________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. | |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415
| İşsizliğin bu kadar yoğun yaşandığı bir ülkede örgütlü olabilmek de çok zor. Eşim finasman ve muhasebe müdürü. Anlatmış; içim acımıştı: Sekreterlerinin işten çıktığı bir zamanda gazeteye ilan vermişler; başvuruların pek çoğu üniversite mezunu ve doldurdukları formda maaş isteği konusunda asgari ücret yazıyorlarmış. İş olsun da, maaş daha sonra (belki) düzelir umudu. Örgütlü olmak hiç de kolay değil. Küçük ve orta ölçekli firmalarda çalışanların işten atılma, işsiz kalma korkusu pek çok şeyi engellediği gibi, her gün biraz daha "kaderci" bir anlayışı öne çıkartıyor. Ekonomik zorunluluklar boyun eğme kültürünü de yaygınlaştırıyor. İnsanlar her gün biraz daha mutsuz ve umutsuz oluyor. İstenen bu mu? Hiç sanmıyorum. Ama sistem bir şekilde çalışmıyor ülkemizde. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,171
| Gün geçtikçe işsilzer ordusu çoğalıyor.Bunda en büyük çıkar sağlayan da yine patronlar oluyor!İşçilerin haklarını alabilmesi için TİS üyesi olması gerekiyor.Sendika üyeleri ise işten teker teker zaten çıkrılıyor.''Sen şartları kabul etmiyorsan senin yerine çalışabilecek bir çok insan'' var diyebiliyor patron ve işsizler ordusu her daim yine onların işine yarıyor.Rekabet ortamı da var,herkes emeğini diğerinden daha ucuza sastmak zorunda kalıyor... Kısacası anlatacağım şeyler tarihten de çıkarılabilecek ekonomik sınıflandırmanın ta kendisi! __________________
ONLAR TÜRKİYE'NİN BÜTÜN YÜKÜNÜ 20 GENCİN OMUZLARINA YIKMAYA ALIŞMIŞLARDIR...(DHY) <<<Doğacak Güneş Gibi Halıın Kara Yazgısının Üstüne>>> |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: Cehennemin dibinden.
Mesajlar: 1,377
| burjuva cephesi o kadr örgütlü ve akıllı ki, işçiyi de kendine örgütleyebiliyor. bu gün 11 ay çalıştırılıp 1 ay işten çıktı gösterip, emekli ikramiyesini vermiyorsun işçinin. peki bu birikimler nereye gidiyor? kimler yiyor? bu kanıksama hali işçide daha çok var. ne yapabiliriz ki diyor? işsizler oradusu aslında bir dinamittir. ama aslına uygun örgütleyebilirsen. aslına uygun adamakıllı bir parti olursa. işçi haklı bu durumda ne yapabilir ki? onca okumuşunun aydınının içinde bulunduğu durum bu. kanıksama, çekince vs. toplumsal koşullar da işsizin ve işçinin ilerici devrimci misyonunu ortaya çıkaracak umut vaadetmiyor. burjuvalar dinamitin havasını belli zamanlarda alıyor, balonun tazyiki düşüyor, düzen işlemesi gerektiği biçimde yine işliyor. dolayısı ile hiç olmazsa adam gibi bir demokrat parti bile ortaya çıksa ona da fit olma vaktidir. devrimler çağının sona erdiğine inanıyorum. burjuvalar öyle bir çark kurmuşlar ki bunu radikal eylemlilikle çökertemezsiniz. olumsuz yüzlerce çark var. geriye söke söke alınacak hakların çapını biraz daha genişletme yetisine sahip ılımlı sol liberallik ya da sosyal demokratlıktır. __________________
Sivil ve askeri bürokrasinin (oligarşi) dikta rejiminden ,onların kurumlarını özelleştirerek kurtulabiliriz. |
|
| #7 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 224
| Daha ne haksızlıklar dönüyor ki farkında olamıyoruz bile.Haksızlıklar gözümüzde meşruluk kazanıyor bir yerde.olduğunu bile bile yutuyoruz,sindiriyoruz;bazen bizzat bu durumun içinde yaşayıp duyarsızlaşıyoruz. Hala bir çok insan; çalışmış yapmış,okumuş yapmış mantığında kendi çalışmasını ve tahsilini göz ardı edebiliyor.. Arkasından kadercilik,şans,yazgı gibi kavramlarla kendimizi oyalıyoruz.Görüyoruz,kanıksıyoruz ve yaşıyoruz.. __________________
"Kendinin alamadığını başkasının vermesine izin verme.""F.NIETZSCHE". manipülasyon Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-11-07 22:58 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hoşgörü bu topraklarda hiç bir zaman var olmadı | ABCDE | Türkiye Siyaseti | 36 | 06-06-07 19:50 |
| Yaratılışçı Evrim Gerçeği | özedönüş | Arşiv | 86 | 28-03-07 18:28 |
| Zaman Gazetesi ve Menemen | bozkır | Türkiye Siyaseti | 21 | 23-01-07 18:59 |
| Tanrının varlığı konusundaki düşünceniz... | analiz | Arşiv | 290 | 26-12-06 16:50 |