"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Her ne kadar bu forumda değişik düşüncede arkadaşlarımız olsa da içimden gelen bir özlemi içimde bulunduğum bu akşam serinliğinde ifade etmek istedim.Çünkü bu bölüm aynı zamanda mistik konuları da içeriyor ve benim için bu forum dışında başka bir forum yok.. Gözümü kapatıp varlığın anlamı üzerinde düşündüğümdeMuhammed'i özlüyorum... Yaşlı değil, gülen gözlerle; ağlayarak değil, gülerek; kasvetli değil, mütebessim bir çehreyle... Muhammed'i yetiştiren şartları özlüyorum... Muhammed'in babasını hiç tanımamasını; anne kucağının sıcaklığını tatmayışını; dünyanın o en güzel şeyi olan annesinin parmak uçlarını saçlarında gezdirmesini neredeyse hiç bilmeyişini özlüyorum... Yetimliğini, öksüzlüğünü özlüyorum onun... Şımarık, yılışık, bir dediği iki edilmeyen; bir elinde cips, bir elinde kola tutan bir çocuk olarak değil, 'kuru ekmek yiyen bir kadının oğlu olarak büyümesini; hayatın bütün acılarını bizatihi yaşayan olgun bir delikanlı olmasını sağlayan şartları; sırça saraylardan değil kerpiç duvarlar arasından, toprak zemin üstündeki hasırdan, yemeğini yediği, suyunu içtiği toprak kaplardan; giydiği en sıradan giysilerden hayata bakmasını özlüyorum... Ve ve, Muhammed'in Hira'sını... Kur'an'ın yeryüzüne ilk ulaştığı o kuytu mekan. Loş bir mağara, yani taş ve topraktan örülü ilk peygamberlik mektebi...Bir düşünün gece karanlığında kimsesiz ve sessiz bir mağarada düşünme.... Muhammed'in heyecanlandığı, titrediği, belki biraz da korktuğu, o ilk tefekkürhane! İşte orasını özlüyorum; hergün milyonlarcasında 'iqra'' emrinin milyonlarca kez okunduğu, ama hiçbir ruhu diriltmeyen 'muhteşem' camileri değil... Sonra tavizsiz davasını haykırışını...Neyine güveniyordu bu insan? Bu insan hiç mi politik hesap bilmezdi? Ortamın koşullarını nasıl da okuyamamıştı? Mekke'nin eşrafının dediği gibi ve onların penceresinden bakacak herkesin dediği gibi bu delilik idi... Muhammed'i o kadar çok yerde özlüyorum ki; örneğin Taif'te düşlüyorum onu. İçimden bir ses, 'neden senin de bir Taifin yok? ' diyor! Taif'li gençlerin taşladığı bir Peygamber! Üstü yara, bere içinde kalmış bir Muhammed! Ayağından kanlar akan bir Peygamber! Çünkü o bir aykırı; o bir 'bölücü'; terör suçu işlemiş Muhammed. Terörle mücadele suçundan, işte o günün koşullarına göre. Taifin DGM'si denebilecek bir erk tarafından yargılanıyor ve anında cezalandırılıyor... Canından çok sevdiği Peygamberi ölünce Medine'yi terkederek hüznünü unutmaya çalışan Bilal'in, sıradan değil, gerçek namaz çağrısı... Hergün tam belirlenmiş dakikasında maaşlı meslek erbabınca okunan, okuyanın da ne dediğini çok iyi bilmediği, doğallıkla yüzdeyüz imani bir hedefle namaz için yapılan bir çağrı... Böyle bir ezanı arzuluyorum. Ama artık o hava yok.Öyle gözüküyor ki bir daha da olmayacak. |
| #2 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,118
| Alıntı:
Şu an her ne kadar zor gözükse de, gerçekleşecek. Kendimizden geçtik de, hiç değilse rüyalarında Peygamberimizi görseler keşke... Belki o zaman aynı duyguyu paylaşacağız sevdiklerimizle... Konu için teşekkürler,... Saygılarmla | |
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,173
| Alıntı:
(ya bir de sabah düşündüm o kadar peygamberi rüyada görmek isteyen müslüman var. Peygamber bula bula bir ateistin rüyasına girdi. Kahkahayla güldüm valla. )__________________
Bir çıkınca dağlara Bir düşünce toprağa İki olur gerillanın düğünü.. | |
| #4 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,118
| Alıntı:
Diyebileceğim tek şey bu... | |
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,391
| Alıntı:
__________________
ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan sesler, ayak sesleri | |
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Alıntı:
Bu arada sayın Divine özellikle konuyu saptırmanız da beni üzdü.hz.Muhammedi müslüman olmayan rüyada göremez diye bir kayıt yoktur.Ama şu var ki uyanık iken ona olan bakış açısı ne ise onu öyle görecektir. | |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,173
| Konuyu saptırmış oldum evet ama inan bilinçli bir davranış değildi. Konuda pek bir tartışma malzemesi olmadığını düşündüğümden öyle rahat davrandım.Kusura bakmayın... __________________
Bir çıkınca dağlara Bir düşünce toprağa İki olur gerillanın düğünü.. |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 484
| Naat Seccaden kumlardı.. ................................ ................................ Devirlerden, diyarlardan Gelip, göklerde buluşan Ezanların vardı! . Mescit mümin, minber mümin... Taşardı kubbelerden tekbir, Dolardı kubbelere “amin”.. Ve mübarek geceler dualarımız; Geri gelmeyen dualardı... Geceler ki pırıl pırıl Kandillerin yanardı.. Arif Nihat Asya Ben çok beğendim umarım sizde beğenirsiniz.Kendi yazımı ise ilerleyen günlerde yazmak istiyorum. antropolog Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-07-07 14:07 . |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: bedenim
Mesajlar: 526
| Şiir tadında olmuş... ![]() __________________
Hayat kızgın boğa, ben kırmızı pelerin... sagopa! |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Can peygamberim Taze bir ilkbahar güllerinin yeni açıldığı günlerdeki gibi canlıdır sevgin Günah çamuruyla olanca kirletilmiş simsiyah bu kalbime rağmen vurgunlar yemiş ihanetlere uğramış bir yıkık ruhlu biçare de olsam Titrek bedenim özünden kopuşunun feryadıyla sallantıda seni özlüyorum ey Peygamberim.. Günlerini özlüyorum hıçkıra hıçkıra ağlayarak Ah o günler..o günleri özlüyorum.İnsanlığın kendisine getirildiği berrak günler...Nefretlerin yerini sevgilere cimriğin cömertliğe zulmun adalete bıraktığı o günler... Kalpler berrak... nefisler huzurlu..sevgiler içtendi.. Dostluklar bir gaye uğrna idi Zamane dünyamız bizi içinde evirdi Ve bizi özümüzden ayırdı Zaman özedönüş zamanıdır Kalpleri Allah için bir hakikat peşinde olanların nefislerinin fısıldadıkları iğrençliklerden kurtararak kendine gelme zamanıdır.. Cennetten bir bahçeye dönmeli yaralı kalbimiz Cehennem gibi yanmalı gönlümü Nasılda kırıldık bu fanialemde ey sevgili.. Nasıl da hayallerimiz birbir yıkıldı Nefis bizi sarhoş etmişken içeride dışarıda harabe halinde nice avareler süslüyor hayatı kor ateşlerde muhabbetine ulaşmaktayım gah çiçekli ılık baharlar yaşarım gah zifiri karanlıklarda geçerim beni benden alan olsa da vuslat özlemin atmosferim oluyor sahaben olamadım.Gül kokuna ulaşamadım ama mümkündür kardeşin olarak kabul edilmek Evet layık hiç değilim.. ağlıyorum layık olmayışıma.. Senden uzakta oluşuma.. Özleminla ağlamayışıma Sana layık olamamanın hüznü çöreklenirken bir yanıma vuslat ümidi tam da sönmek üzereyken Senin mübarek kelamın geliyor aklıma; "Kişi sevdiği ile beraberdir özedönüş 13.09.2006 |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|