"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,819
| Bu soruyu şöyle de sorabiliriz belki: 27 dil bilen bir bilimadamı müslüman olabilir mi? Yahut; Müslüman bir bilimadamı 27 dil bilebilir mi? Ya da; Dünyanın sayılı bilimler tarihi uzmanı olan ve 27 dil bilen bir bilimadamı nasıl olur da müslüman olur? Sanırım en çarpıcı soru bu oldu. Evet, bu soru üzerinden tartışabiliriz. Herşeyden önce böyle biri var mı, varsa ismi nedir? Goethe Üniversitesi Arap-İslam Bilimleri Enstitüsü Direktörü Fuat Sezgin. Dünyada bu alandaki en önemli kaynak eser olan ve 12 cilde ulaşan İslam İlimleri Tarihi adlı kitabı Türkçe"ye çevrilmediği için ülkemizde bilinmiyor. Prof. Fuat Sezgin, 1942 senesinde İstanbul Üniversitesi"nde Arap filolojisi eğitimi almaya başladığında dünyanın gelmiş geçmiş en büyük oryantalisti kabul edilen Alman Hellmut Ritter"in öğrencisi olmuş. Hocasından Müslümanlarda da büyük matematikçiler olduğunu ve Avrupa"nın en büyük alimleri seviyesinde bilimadamı olduklarını işitip, isimlerini de duyunca çok şaşırmış: "Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna aykırıydı. Modern dünyanın gelişimine İslam dünyasının katkısını sıfır diye biliyorduk. Ritter"in sözleri İslam ilimleri tarihini öğrenmem için kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek gece gündüz bunun için çalıştım." 1942"de Almanlar Bulgaristan"ı işgal edince Türkiye"yi de istila edecekleri korkusuyla nisan ayında okullar, üniversiteler tatile girmiş. Ritter"den "Arapça öğren" uyarısını alan Sezgin bu durumu fırsat bilip 6 ay eve kapanmış ve günde 17 saat çalışarak babasından kalan 30 ciltlik Taberi Tefsiri"ni okumuş. Başlangıçta anlamayıp Kur"an tercümeleriyle karşılaştırsa da 6. ayın sonunda Arapça"yı Türkçe gibi okur ve anlar hale gelir. Çalışmaya sadece yakındaki camide ezan okununca mola vermekteymiş. Kendisi de 33 dil bilen Ritter"den diğer profesörlerin önünde "Hayatımda bir dili bu kadar hızlı ilerleten kişi görmedim" övgüsünü almış. Bugün Süryanice, Arapça, Farsça, Latince ve İbranice gibi araştırdığı bilim dalındaki eserlerin orijinallerini okuyabilen Sezgin övünmek olur diye bu konudan söz etmese de yakınları onun 27 dili çok iyi bildiğini söylüyor. Peki sonra ne olmuş, özgürlükçü 27 Mayıs darbesi ile 147likler listesinde buluvermiş kendini bu değerli bilimadamı. Fuat Sezgin, İstanbul Üniversitesi Arap Edebiyatı bölümünde öğretim üyesi olmasına karşın İslam ilimlerinin tarihini yazmayı kafasına koymuştu. Kitabıyla ilgili malzemeleri topluyordu. Ancak 1960"ta 27 Mayıs askeri darbesinde 147"likler listesine girerek üniversiteden atıldı. Sezgin o günü şöyle anlatıyor: Evimden çıktım. Baktım bir çocuk diyor ki; "Yazıyor yazıyor, 147 profesörün üniversiteden çıkarıldığını yazıyor". Gazeteyi aldım elime. Baktım benim de ismim var. Enstitü yerine Süleymaniye Kütüphanesi"ne gittim. O gün artık Türkiye"de yaşayamayacağıma inandım. Birkaç Amerikan ve Alman üniversitesine yazdım. İki ay sonra bana iki Amerikan üniversitesinden ve Frankfurt'tan davet geldi. Daha kitabın malzemelerini tamamlayamamıştım. Türkiye"den uzaklaşmayayım, sık sık Türkiye"ye gelmek zorunda kalırım diye Frankfurt"u tercih ettim." Bu bilimadamı şu anda halen Almanya'da yaşıyor ve yazdığı kitaplar Türkçe'ye çevrilmeyi bekliyor. Ne dersiniz? İslam dünyasından bilimadamlarının çıkmamasının gerçek sebebi İslam mı, yoksa bilim karşıtı totatliter sistmeler midir? __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
| #2 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Sn. bekirsami paylaşımınız için teşekkürler.Oryantalist bakış açısıyla İslamı öteleyenler için iyi bir cevap sanıyorum Fuat Sezgin.Totaliter rejimler toplumları sığ kılar ve sakat bırakır.Bu da yalnızca İslam toplumlarında olan bir yönetim şekli değildir.Sovyet Rusya'da da Almanya'da da var olmuştur.Ayrıca Orta çağ İslam dünyasına dikkatlice baktığımızda çeviri evlerinin ve eğitim kurumlarının ne kadar verimli olduğunu rahatlıkla görebiliriz.İnsanların dinlerini de öğrenmesi gericilik değildir.Avrupa'da da aynı uygulamalar vardır.Mesele her zaman dediğim gibi zihniyet meselesidir. __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
| #3 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| 27 dil bilen bir bilimadamı müslüman olabilir mi? Olur. Müslüman bir bilimadamı 27 dil bilebilir mi?Bilir. Dünyanın sayılı bilimler tarihi uzmanı olan ve 27 dil bilen bir bilimadamı nasıl olur da müslüman olur?Sakıncası mı var! Sayın bekirsami derdinizi anlıyorum desemde birşeyler değişecek mi?Umarım değişir.Çabalarınıza da saygı duyuyorum.İnandıklarınıza inanmıyor olmam,yapılanlara ya da farklı düşüncelere saygı duymamın önünde engel değil.Yeterki faşizan olmasın bunlar.Statükonun olduğu,tek tip insanın üretildiği,farklılıkların yaşam şansı bulmadığı bir coğrafyada,farklılıkların kendini ifade etmesinin ne kadar zor olduğunu bilirim.Farklı olmanın zorluklarını yaşayan bu toprağın insanlarına,saygı duymayı öğrendiğimiz an,birarada daha güzel yarınları da kurmayı başarmış olacağız demektir. Hapishanede bile insanlar özgür düşünme becerisini yitirmezler. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,819
| Sayın sosyolog ve sayın Anadol, Farklı inançlarımız olsa da, oligarşik ve totaliter düşünceye karşı aynı noktada buluşmak gerçekten sevindirici. Birbirimize sövmeden, birbirimizin farklılıklarına saygı duyarak tartışmak gerçekten keyif verici ![]() __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,051
| Düşünüyorum da bu adam o kadar araştırdı da yine kendisi kalabilmiştir..Bu önemli bir başarıdır. 27 dili mükemmel derecede bilmek bu dillerin kültürleri hakkında da birinci ağızdan ulaşmak demektir.Kimbilir 27 Mayıs darbesi ile işine son verilmesi ve Avrupaya gitmesi onun için daha faydalı olmuştur.Çok çeşitli dallarda yazılarını okudum ama 27 dili mükemmel derecde bilen birisini okuduğumu bilmiyordum..Onun bu sözü çok manidar Alıntı:
| |
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,819
| Fuat Sezgin Frankfurt'a gittiğinde Avrupalıların beynelmilel bir komite tarafından İslam ilimleri tarihiyle ilgili bir kitap yazma çabasıyla karşılaşmış. Buna karar veren komite 1967 senesinde Sezgin"in ilk kitabı çıkınca kendini lağvetmiş. Sezgin ilk cildin hikayesi için şunları söylüyor: "Komitede bir Müslüman veya bir Türk bu kitabı yazamaz. Kitabı gülünç olur diye konuşmuşlar. 1967 yılında kitabımın ilk cildi çıktı. Ondan sonra bir toplantı daha yapmışlar. Ve artık "Bizim devam etmemize lüzum yok" diyerek komisyonu lağvettiler. Bana UNESCO yardımını da vermediler. Alman Araştırma Kurumu ilk cilt çıktıktan sonra gezilerimi finanse etti ve bana asistanlar verdi. O sırada Türkiye"de bulunan hocam Hellmut Ritter, "Böyle bir kitap ne daha önce yazıldı ne de bundan sonra bu mükemmellikte yazılabilir" diye bana yazdı. Ben de mesut ve hür olarak yoluma devam ettim. Bugün 12 cilde ulaşan kitabımın çıkışıyla hayatımda şu saadeti hissettim: İslam ilimleri araştırmalarının sınırı, dairesi çok genişledi. Orada birçok yeni problemi veriyorum ve kendime dair yeni şeyler var. Aynı zamanda kitapta mevcut oryantalistlerin bilgilerini de münakaşa ediyorum." Peki neler yazıyor bu kitapta? Fuat Sezgin'in iddalı bir tezi var: Alıntı:
Sinüs: Arapça"daki cib terimi, Latinceye cep manasına gelen sinüs olarak tercüme edildi. Kimya: Cabir Bin Hayyan, kantitatif ve kalitatif prensiplere dayanan bir bilim olarak kimyayı kurdu. Batı, Hayyan"ın kurduğu seviyeye 900 ila bin sene sonra ulaştı. Cabir aynı zamanda bütün insani duyguların matematiksel olarak ölçülebileceğine inanıyor, bunu da ilmü"l mizan olarak adlandırıyordu. İlk rasathane: Bugünkü anlamıyla ilk uzay gözlemevi Halife Me"mun zamanında (Miladi 9. asırda) Bağdat ve Şam"da birer adet olmak üzere kuruldu. Ekvatorun uzunluğu: Yine Halife Me"mun zamanında ekvatorun uzunluğu ilk defa bugün de bildiğimiz şekliyle 40 bin kilometre olarak ölçüldü. İlk dünya haritası: Halife Me"mun döneminde 70 bilginden oluşan bir heyet Batlamyos"unkinden farkı olmayan enlem ve boylamları, karaları ve denizlere doğru bir dünya haritası çizdi. Matematik: 950 yılında Ebu Cafer el Hazin adlı matematikçi ve astronom parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında İbnü"l Heytem bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem Avrupalıları "Problema Alhazeni" adı altında 13. asırdan 19. asra kadar uğraştırdı. Avrupalılar İbnü"l Heytem"in çözümünü ancak 19. yüzyılda kavrayabildi. 11. asrın sonlarında Ömer Hayyam"ın üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa"da 17. asırda Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi. Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes"lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları Hayyam"ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalılar"ın boşuna çaba gösterdiğini yazdı. Astronomi: 9. asırda Güneş'le Dünya'nın yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden Müslümanlar yörüngedeki ilerlemenin 12.09 saniye olduğunu saptadı. Günümüzde bu değer 11.46 saniye olarak biliniyor. Avrupa"da Jahonn Kepler, 17. yüzyılda henüz Müslümanların kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için çağdaşı bilimadamlarıyla yazışıyordu. Tahran"daki rasathanede 10 asırda tespit edilen Dünya'nın ekseninin sürekli azaldığı bilgisine Avrupalılar ancak 19. asırda gök mekaniği bilimiyle ulaşabildi. İslam astronomi bilginlerinin kitaplarının tercümesinin Kopernik"e ulaştığını bugünkü nesiller bundan henüz yarım asır önce öğrenebildi. Trigonometri: 15. asırda yaşayan Alman Johannes Regiomontanus"un adını taşıyan trigonometri ilminin kurucusunun, 13. asırda yaşayan Nasirüddin et Tusi olduğunu yine Alman matematik tarihçisi Anton von Braunmühl ortaya çıkardı. Coğrafya: El Biruni 11. asırda dünyanın enlem ve boylam derecelerini 6 ile 40 dakika arasında değişen küçük yanlışlıklarla hesapladı. Bu küçük yanlışlıklar ancak 20. asırda düzeltilebildi. Engin denizlerde koordinat hesaplama yöntemini Müslümanlar 15. asırda yapabilirken Batı bunu 20. asırda öğrenebildi. Tıp: 11. asırda Tunuslu bir tacir olarak İtalya"ya giden, sonradan Constantinus Africanus adını alan kişi, Monte Cassino manastırına kapandı. Bu zat Tunus"a gidip 3 yıl sonra İslam bilginlerine ait 25 tıp kitabıyla Salerno"ya dönmüştü. Monte Cassino Manastırına kapandıktan sonra kitapları Latinceye tercüme ettirdi. O kitaplar ya kendi veya eski Yunan otoritelerinin adıyla yayınlandı. İtalya, İslam medeniyeti ve biliminin Avrupa"ya aktarılmasında bir istasyon görevi gördü. Leonardo"nun resimleri: Meşhur Leonardo da Vinci"nin resimlerini çizdiği aletler ve matematik hesapları, İslam alimlerinin buluşuydu. Da Vinci, bu bilgileri kullanarak devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi. Halbuki Leonardo"nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacak. __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) | |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 42
| istisnalar kaideyi bozmaz |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,548
| Her şey bir tarafa da -bu konuyu buraya taşıyan arkadaşımız da dahil- herkes için yeterince şaşırtıcı bir durum bu anlaşılan. 27 dil bilen Müslüman! Hem de bilimadamı! Hadi canım... ![]() |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,819
| Evet, gerçekten de şaşırtıcı bir durum. Ben 10 yıl önce Fuat Sezgün'in adını ve yaptıklarını duyduğumda yeterince şaşırmıştım. Üniversitelerimizin dünya klasmanında nal topladığı bir dönemde, üstelik 27 Mayıs özgürlükçü darbesinin kılıcı altında, sen tut 27 dil öğren, bilim yap! Bütün bunların üstüne bir de müslüman kimliğini korumaya çalış! Bilimin ve İslamın tu kaka ilan edildiği bir ortamda müslüman kimliğini koruyarak bilim yapan ve dünyanın sayılı bilimadamlarından biri haline gelen biri bence yeterince şaşırtıcı bir durum. Yoksa böylelerinden Türkiye'de çok var da bizim mi haberimiz yok sayın papyrus? __________________
Ne kadar cahille tartıştıysam hep mağlup oldum Ne kadar alimle tartıştıysam hep galip geldim. (İmam-ı Şafii) |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,548
| Bir bilimadamından bahsediyoruz Sn bekirsami. Müslüman kimliğinin bir bilimadamındaki etkinliği nedir? Bu kimlik bir bilimadamına bilim için ne kazandırabilir? Benim dikkat çekmek istediğim konu buydu. Hem bilim alanında o kadar da kötü değiliz. Örneğin kendi cerrahi tekniğini yaratıp bunu dünyaya yayan, hatta bazı hatsalıklara kendi isimlerini vermiş, önemli ekonomik modellere imza atmış bilimadamlarımız var. Tabi bunlar dini kimliklerini ön plana çıkarmadıklarından olsa gerek, dikkatinizi pek çekmiyor sanırım. Bir de, hem Türk, hem de Arap hayranı birinin 27 dil bilmesi dışında bir de Müslüman olması çok da tuhaf değil aslında. Ben sizin kadar şaşırmadım. |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Cinsellik Üstüne... | melnur | İnsan Bilimleri | 88 | 11-03-08 19:24 |
| Bir yakınınız öldürülüp tecavüze uğrasa alacağı cezaya razı olur musunuz? | kaan | Arşiv | 100 | 10-04-07 17:07 |