"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Bu nedir?



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski15-07-07, 09:25  #1
soru
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 127
Din bilgisi



Bilen ve bilinen arasındaki ilişkinin, bu iki unsurun dışında ve üstünde bir varlığa olan inançla oluşan bilgi türüdür. Fizik yasaları ile örtüşmeyen bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilirler. Din bilgisinin temel mantığı; evreni ve beni yaratan üstün varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, "O halde doğru bilgi için kaynağım o olmalı" düşüncesinden kaynaklanır.
İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Din bilgilerinden şüphe duyulamaz, bilgiler kesin doğrudur. Ancak doğruluk, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Diğer inançlara doğru gözle bakılmaz. Başka bir inanca sahip bir kişi için de yine ve ancak kendi inançları doğru, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm doğruluk iddialarına karşın, din bilgisinin de göreli olduğu ortaya çıkar.
Din bilgisinin doğruluğu için doğa ölçü olarak alınmaz. Doğa, din bilgisine uymuyorsa; yanlışlık bilgide değil, doğadadır. Kesin doğruluk her toplumun kendi dinine özgüdür, farklılıklar taşır.
Din bilgisi aslında soysal ihtiyaçtan doğmuş, yaşamı disipline etmeye çalışmıştır. Kendine özgü kural ve yaptırımları vardır. Genellikle örgütlüdür.
Dinlerin genelde üç ana ilkesi vardır.
İnanmak.
Yaratıcı ve evrene ait temel varsayımlar vardır. Bu varsayımlar tartışmasız ve şartsız kabul edilmek zorundadır. İnanmak, dinin en sabit, en doğru ilkesini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile farklı ama şaşmaz doğrular söz konusudur.
Tapınmak.
Yaratıcıya karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekendir. Kendisine göre kesin doğruluk taşıyan ibadet bilgileri, Buna rağmen farklı tarikat ve mezheplerde bile çelişen davranışlar içermektedir. Kendisininkine benzemeyen tapınma bilgileri doğru kabul edilmez. Hatta komiktir.
Sosyal kurallar.
Dinler, yaratıcıya inanmanın, ona ibadetin yanı sıra, insanlara kendi kurallarına göre bir toplumsal düzen (adalet) ve öznel tavır (ahlak) önerirler. Bununla da kalmaz yaşama geçirmek için zorlayıcı da olurlar. Hukuk ve ahlaka ait bilgiler, din bilgileri içinde yine en doğru ve değişmezdir. Ama ne var ki yaygınlaştığı ölçüde, farklı toplumsal kültürlerin, üretim ilişkilerinin etkisiyle, geçerliğini kaybeder mutlak doğru olmaktan uzaklaşır.
Dinler, günümüzde geri toplumlarda bazı guruplarca rant sağlama amacı ile kullanıldığı gibi, modern laik toplumlarda, bir sosyal yaşam biçimi olmaktan ziyade, kişisel vicdan biçimine dönüşerek sadece tanrı ile insan arasında kalmıştır.
soru is offline  
Eski15-07-07, 22:43  #2
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567

şimdi yazdıklarına paragraflarına özel olarak cevap vereyim izninle sn sessiz

"Bilen ve bilinen arasındaki ilişkinin, bu iki unsurun dışında ve üstünde bir varlığa olan inançla oluşan bilgi türüdür. Fizik yasaları ile örtüşmeyen bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilirler. Din bilgisinin temel mantığı; evreni ve beni yaratan üstün varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, "O halde doğru bilgi için kaynağım o olmalı" düşüncesinden kaynaklanır. "
tanrı demek, her şeye gücü yeten ilahi varlık demek olduğundan zekasının insan zekasıyla karşılaştırılamayacak öçlüde olması oldukça doğaldır. Bizden daha az yetenekli olan bir tanrı'ya tapacak halimiz yok herhalde değil mi? fakat bu demek değildir ki onun bize indirdiklerini harfiyen kabul edelim. Benim her ilahi kitapta anlam veremediğim birsürü ayet vardır örneğin. Bunun nedeni ise benim tanrı'dan kat ve kat daha aptal olmamdır, tabrı;'nın eksikliği değildir bunun nedeni.
"İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Din bilgilerinden şüphe duyulamaz, bilgiler kesin doğrudur. Ancak doğruluk, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Diğer inançlara doğru gözle bakılmaz. Başka bir inanca sahip bir kişi için de yine ve ancak kendi inançları doğru, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm doğruluk iddialarına karşın, din bilgisinin de göreli olduğu ortaya çıkar. "
Böyle düşünenler halt etmişler. ben kuran'ın değiştirildiğine inanırım, onda bana mantıksız gelen (tanrı'nın bağışlayıcılığıyla ve adilliğiyle çelişen) çok ayet vardır. İncil'de de bazı eksiklikler gözlemledim. Demek ki inandığım dini de herşeyiyle doğru olarak kabul etmiyormuşum. Ayrıca dini kuralların tartışılmaması diye bir şey yok. Bunu kendiniz uyduruyorsunuz, hala da uydurmaya devam etmektesiniz. tartışılmıyor olsaydı biz aylardır burada din muhabbeti etmezdik, söylediklerinizde mantıklı yanlar bulmayıp size cevapo verme zahmetine bile girmezdik. fakat gelin görün ki din dahil her konunun tartışılması gerekiyor. Dinler de kendi doğrularının araştırılmasını isterler, olduğu gibi benimsenmek istemezler.
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI
esitlik is offline  
Eski15-07-07, 22:45  #3
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567

"Din bilgisinin doğruluğu için doğa ölçü olarak alınmaz. Doğa, din bilgisine uymuyorsa; yanlışlık bilgide değil, doğadadır. Kesin doğruluk her toplumun kendi dinine özgüdür, farklılıklar taşır. "
islam ve doğa bilimlerinin birbirlerinin desteklediğini düşünüyorum. Kuran'da bilimle ilgili birsürü açıklamalar mevcuttur. Gökyüzünün tabakaları, gece gündüz döngüsü, insanın meniden oluşumu, anne rahmindeki üç aşamalı gelişim sürecimiz, parmak izlerinin her insanda farklı olması, elektrik, gezegenlerin yörüngeleri, zamanın göreceliliği, dünyanın şekli, denizlerin arasındaki boğazlar bu konulardan bazılarıdır. Bu konuların hepsi doğa bilimleriyle ilgilidir ve kuran'da da bahsedilmektedir. O halde kuran'ın doğa bilimleriyle ilgili şeylerden bahsetmediğini söyleyemeyiz.
"Din bilgisi aslında soysal ihtiyaçtan doğmuş, yaşamı disipline etmeye çalışmıştır. Kendine özgü kural ve yaptırımları vardır. Genellikle örgütlüdür. "
toplumsal kurallardan da bahsetmesi normaldir. Tanrı'nın amacının insanları refaha kavulturmak olduğuna göre ve insan da toplum halinde yaşayan bir yaratık olduğuna göre dinlerin toplumsal kurallardan da bahsetmesi gerekebilir.
"Yaratıcı ve evrene ait temel varsayımlar vardır. Bu varsayımlar tartışmasız ve şartsız kabul edilmek zorundadır. İnanmak, dinin en sabit, en doğru ilkesini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile farklı ama şaşmaz doğrular söz konusudur. "
mezhepler arasında fazla farklar yoktur. Örneğin katolikler ve protestanlar arasındaki farkların büyük bölümü ibadet biçimlerinden ileri gelir (efkaristiya, vaftizlerin yapılma biçimi, kiliselerde resimlerin kullanılması, meryem'in ölümüne kadar bakire kalması vb). İki mezhep de incil'de yazılanlar üzerine hemfikirdir.
"Yaratıcıya karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekendir. Kendisine göre kesin doğruluk taşıyan ibadet bilgileri, Buna rağmen farklı tarikat ve mezheplerde bile çelişen davranışlar içermektedir. Kendisininkine benzemeyen tapınma bilgileri doğru kabul edilmez. Hatta komiktir. "
Her mezhep diğerine saygı gösterir. Yani yazmış olduğun gibi diğer mezhebi aşağılamaz. Öyle düşünenler sizlersiniz.
"Dinler, günümüzde geri toplumlarda bazı guruplarca rant sağlama amacı ile kullanıldığı gibi, modern laik toplumlarda, bir sosyal yaşam biçimi olmaktan ziyade, kişisel vicdan biçimine dönüşerek sadece tanrı ile insan arasında kalmıştır. "
rant sağlama amacıyla kullanılmalarından başka önemli öğretileri de vardır. Örneğin havariler döneminde inanlılar topluluğu kazançlarını paylaşırlar ve aç olanları doyururlardı. Zengin kalmanın tanrı'dan uzaklaşmak anlamına geldiğini bilirlerdi. yani olması gereken sistemi aslında tanrı kendisi bize iki bin yıl önce bildirmişti. Sadece işimize gelen taraflarını örneklemekten vazgeçelim derim.
yazacaklarım bu kadar. Saygılar...
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI
esitlik is offline  
Eski17-07-07, 00:28  #4
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076

Dinin özü ve işlevi ile ilgili açıklamalar ve tanımlar, bunları yapan şahısların içinde bulundukları etki alanınına (felsefe, inanç, önkabuller, dünya görüşü, açıklama modeli, paradigmalar) ve açıklama konusu olan dine ve dinlere göre farklı olmuştur.Nitekim sözkonusu yazıda da bunu görmek mümkündür.

Özellikle bilginin akıl ve bilimdışı olduğu izleniminin önplana çıkartıldığı görülmektedir.Halbuki tüm yorumlar akıl ve vahyi beraber iki vasıta değil de birbirinin rakibi görmesi üzerinden yapılmıştır.Akl-ı selim süzgeçinden geçmeyen bilgilerin varolduğu kesin de olsa bir doğruluk değerinin olmamasına rağmen yine dinin aklı devre dışı bırakıldığı izlenimi verilmektedir.

Ancak buna rağmen okunmaya değer bir yazı.
özedönüş is online now  
Eski17-07-07, 23:16  #5
soru
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 127

Sayın Eşitlikten alıntılar:

Alıntı:
tanrı demek, her şeye gücü yeten ilahi varlık demek olduğundan zekasının insan zekasıyla karşılaştırılamayacak öçlüde olması oldukça doğaldır. Bizden daha az yetenekli olan bir tanrı'ya tapacak halimiz yok herhalde değil mi? fakat bu demek değildir ki onun bize indirdiklerini harfiyen kabul edelim. Benim her ilahi kitapta anlam veremediğim bir sürü ayet vardır örneğin. Bunun nedeni ise benim tanrı'dan kat ve kat daha aptal olmamdır, tanrı'nın eksikliği değildir bunun nedeni.



Tanrıdan kat kat daha aptal bir yaratılan olarak, onun bize gönderdiklerinin harfiyen de olsa kabul etmemenin çelişkisini görebiliyorsun umarım. Kaldı ki nisa suresinde; gönderilenlerin bir kısmına inanmayanlar için çok ağır bir azab vardır.

Alıntı:
Böyle düşünenler halt etmişler. ben kuran'ın değiştirildiğine inanırım, onda bana mantıksız gelen (tanrı'nın bağışlayıcılığıyla ve adilliğiyle çelişen) çok ayet vardır. İncil'de de bazı eksiklikler gözlemledim. Demek ki inandığım dini de her şeyiyle doğru olarak kabul etmiyormuşum. Ayrıca dini kuralların tartışılmaması diye bir şey yok. Bunu kendiniz uyduruyorsunuz, hala da uydurmaya devam etmektesiniz. tartışılmıyor olsaydı biz aylardır burada din muhabbeti etmezdik, söylediklerinizde mantıklı yanlar bulmayıp size cevap verme zahmetine bile girmezdik. fakat gelin görün ki din dahil her konunun tartışılması gerekiyor. Dinler de kendi doğrularının araştırılmasını isterler, olduğu gibi benimsenmek istemezler.


Allah’ın ayetleri tartışılmaz ancak okunur ve açıklanır bu tartışılıyor gibi gözükür. Haşa !..(inançlılar için) Allah’ın ayetlerini tartışmak demek ona şirk koşmak alternatif aramak demektir. Kat kat aptal olan insanın, yaratıcının emirlerini tartışması inanmanın özüne aykırı. İnsanlar bu konuda özgür bırakılsa idi bir tane inançlı insan göremezdiniz.


Alıntı:
islam ve doğa bilimlerinin birbirlerinin desteklediğini düşünüyorum. Kuran'da bilimle ilgili birsürü açıklamalar mevcuttur. Gökyüzünün tabakaları, gece gündüz döngüsü, insanın meniden oluşumu, anne rahmindeki üç aşamalı gelişim sürecimiz, parmak izlerinin her insanda farklı olması, elektrik, gezegenlerin yörüngeleri, zamanın göreceliliği, dünyanın şekli, denizlerin arasındaki boğazlar bu konulardan bazılarıdır. Bu konuların hepsi doğa bilimleriyle ilgilidir ve kuran'da da bahsedilmektedir. O halde kuran'ın doğa bilimleriyle ilgili şeylerden bahsetmediğini söyleyemeyiz.



Kuran doğa bilimlerinden bahsetmiyor. Ancak görünebilenlerden bahsediyor. Bahsedilen doğa olayları zeki bir çocuğun yada aptal olamayan her hangi bir ergen insanın gözlemlerinden pekte ileri bir aşamada değildir.



Alıntı:
toplumsal kurallardan da bahsetmesi normaldir. Tanrı'nın amacının insanları refaha kavuşturmak olduğuna göre ve insan da toplum halinde yaşayan bir yaratık olduğuna göre dinlerin toplumsal kurallardan da bahsetmesi gerekebilir.


Toplumsal kurallar tarihte devamlı hakim sınıflar tarafından oluşturulmuştur. İlahi iddia edilen kurallarda yine hakim sınıfın rant gayeleri için konulmuştur. Ataerkildir. O dönemin hakim kesiminin çıkarlarınadır. “Kölelerinize iyi davranın” önermesi köleciliğin devamını göstermiyor mu?

Alıntı:

mezhepler arasında fazla farklar yoktur. Örneğin katolikler ve protestanlar arasındaki farkların büyük bölümü ibadet biçimlerinden ileri gelir (efkaristiya, vaftizlerin yapılma biçimi, kiliselerde resimlerin kullanılması, meryem'in ölümüne kadar bakire kalması vb). İki mezhep de incil'de yazılanlar üzerine hemfikirdir.
Her mezhep diğerine saygı gösterir. Yani yazmış olduğun gibi diğer mezhebi aşağılamaz. Öyle düşünenler sizlersiniz.


Tarihte mezhepler arası çokça çatışmalar olmuş. En yenisi ise ırakta gözükmektedir. Asıl mesele bir dinin, diğer dinin ibadet ve değerlerini saçma görmesi. İibadette dahil. Mezheplerde de inanç değerleri ve ibadetler farklılaşmıştır. Ne gariptir ki her gurup kendi inancını doğru bulmaktadır.



Alıntı:
rant sağlama amacıyla kullanılmalarından başka önemli öğretileri de vardır. Örneğin havariler döneminde inanlılar topluluğu kazançlarını paylaşırlar ve aç olanları doyururlardı. Zengin kalmanın tanrı'dan uzaklaşmak anlamına geldiğini bilirlerdi. yani olması gereken sistemi aslında tanrı kendisi bize iki bin yıl önce bildirmişti. Sadece işimize gelen taraflarını örneklemekten vazgeçelim derim. yazacaklarım bu kadar.



İsa, havarileri ve onların yakınları, Muhammed, sahabeleri ve onların yakınları hep kazançlı çıkmış rant sağlamışlardır. Bunlar tarihsel gerçeklerdir.

Selamlar.








soru is offline  
Eski18-07-07, 01:18  #6
draysu
 
draysu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 253

[quote=sessiz;232115]

Alıntı:
İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Din bilgilerinden şüphe duyulamaz, bilgiler kesin doğrudur. Ancak doğruluk, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Diğer inançlara doğru gözle bakılmaz. Başka bir inanca sahip bir kişi için de yine ve ancak kendi inançları doğru, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm doğruluk iddialarına karşın, din bilgisinin de göreli olduğu ortaya çıkar.
sayın sessiz;
Din bilgilerinden şüphe duyulamaz derken, ancak ve ancak Allah C.C.' nün ayet-i kerîmelerinden söz edebiliriz. Ama hadis-i şerif ya da islam alimlerinin sözlerinde şüphe ortaya çıkabilir.
Ayrıca İslamiyet diğer semavi dinlere hiç de, yanlıştır gözüyle bakmamıştır. Ama kitaplarının ya da söylemlerinin insanlarca değiştirilip, uygulamadan çıkartıldıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla semavi dinler arasında esasta bir çelişki mevcut değildir. Ayrıca din bilgisinin göreceli gibi algılanması, dinin yapsından değil insanların uygulamadaki yanlışlarından ortaya çıkabilir.


Alıntı:
Din bilgisi aslında soysal ihtiyaçtan doğmuş, yaşamı disipline etmeye çalışmıştır. Kendine özgü kural ve yaptırımları vardır. Genellikle örgütlüdür.
Din sosyal ihtiyaçtan dolayı doğmuş değildir. Ama Allah C.C. kendisine kulluk yapması için yarattığı kullarına, yol gösterici bir trakım bilgiler ihsan etmiştir.


Alıntı:
İnanmak.

İnanmak, dinin en sabit, en doğru ilkesini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile farklı ama şaşmaz doğrular söz konusudur.

Mezhepler arası doğrular ancak hak olan mezhepler ile hak olmayan mezhepler arasında söz konusudur. Ve adından da anlaşılabileceği gibi hak mezhepler tamamen islam dayalıdır. Hak olmayan mezhepler ise imani esaslarına, İslamdan olmayan farklı din ve felsefi akımlardan kaynaklanan söylemleri katmışlar ve saflığını bozmuşlardır. Bu da dinde çatışmalar var, izleni mi vermektedir.




Alıntı:
Tapınmak.

Yaratıcıya karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekendir. Kendisine göre kesin doğruluk taşıyan ibadet bilgileri, Buna rağmen farklı tarikat ve mezheplerde bile çelişen davranışlar içermektedir. Kendisininkine benzemeyen tapınma bilgileri doğru kabul edilmez. Hatta komiktir.

Tarikatlar arasındaki farklı uygulamaların ibadetten daha ziyade Allah C.C.'ne yakınlaşma konusunu içeren, uygulamalr olduğpu açıktır. Mezhepler arasında farz ibadetlerin yapılışında; yine İslamın beş şartı olan ibadetlerin rükunlarının ya da farzlarının aynı olduğu aşikardır. Sünnet veya vaciplerinde farklılık olması o ibadetin bozuk olduğu anlamına gelmez. Hak olmayan mezheplerin uygulamaları İslam dışıdır.


Sosyal kurallar.

Alıntı:
Dinler, yaratıcıya inanmanın, ona ibadetin yanı sıra, insanlara kendi kurallarına göre bir toplumsal düzen (adalet) ve öznel tavır (ahlak) önerirler. Bununla da kalmaz yaşama geçirmek için zorlayıcı da olurlar. Hukuk ve ahlaka ait bilgiler, din bilgileri içinde yine en doğru ve değişmezdir. Ama ne var ki yaygınlaştığı ölçüde, farklı toplumsal kültürlerin, üretim ilişkilerinin etkisiyle, geçerliğini kaybeder mutlak doğru olmaktan uzaklaşır.

Dinler, günümüzde geri toplumlarda bazı guruplarca rant sağlama amacı ile kullanıldığı gibi, modern laik toplumlarda, bir sosyal yaşam biçimi olmaktan ziyade, kişisel vicdan biçimine dönüşerek sadece tanrı ile insan arasında kalmıştır.
İslam gerçekten kolayı ile zoru ile önümüze sunduğu yaptırımlarında toplumsal saadeti amaçlamıştır. Aslında İslamın nayasal emirleri geçerliliğini kaybetmeyecek kadar yeterlidir. Ama İslam toplumuna bunun aksi olduğuı fikri muhtelif yayın odakları ile son 3 asırda empoze edilmeye çalışılmış ve bunda da kısmen başarılı olunmuştur. Görülmektedir ki; İslami emir ve direktiflerden ne kadar uzaklaşılırsa toplum düzeni ve huzuru da o kadar bozulmaktadır.

Aslında İslam dini yine de taaa baştan beri insanla Allah C.C. arasında olan imani bağa dayanır. Yani bir hadiste buyurulduğu gibi: Allah C.C. sizin görünüşünüze değil kalplerinize bakar...bize en iyi açıklayıcıdır. İbadetlerdeki maksad ise kulun nefsine karşı daha güçlü olmasını temin ederek, günahlara düşmesini asgariye indirmektir.
draysu is offline  
Eski21-07-07, 21:22  #7
esitlik
Felsefe&Konu Dışı
 
esitlik'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567

sn draysu, yazınızı hemen islam'ın doğruluğuna bağlanmışsınız. islam propagandası yapmasanız olmuyor, değil mi?

"Mezhepler arası doğrular ancak hak olan mezhepler ile hak olmayan mezhepler arasında söz konusudur. Ve adından da anlaşılabileceği gibi hak mezhepler tamamen islam dayalıdır. Hak olmayan mezhepler ise imani esaslarına, İslamdan olmayan farklı din ve felsefi akımlardan kaynaklanan söylemleri katmışlar ve saflığını bozmuşlardır. Bu da dinde çatışmalar var, izleni mi vermektedir."

bu yazdıklarınız sizin fikirlerinizden ibarettir sn draysu hak mezheplerin islam'a dayalı olması şart değildir.
__________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI
esitlik is offline  
Eski21-07-07, 23:08  #8
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076

Önemlisi de bir mezhebin hakk olduğunun ölçüsü kişiseldir.
özedönüş is online now  
Eski22-07-07, 08:36  #9
soru
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 127

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Önemlisi de bir mezhebin hakk olduğunun ölçüsü kişiseldir.
Dinlerin hak olduğunun ölçüsü sanki kişisel değilmi? O dine sahip çıkan gurubun görüşleri kişi, gurup görüşleri değilmi? O dine sahip çıkan gurubun görüşleri, nihayetinde bir kişinin görüşüne sahip çıkma gerçeği değilmi? Muhammed, bahai ve zerdüş dinini işaret etmedi diye, o dinlerin "hak" olmadığının ölçüsü kişisellik değilmi? Objektif olun lutfen.

soru Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 22-07-07 08:54 .
soru is offline  
Eski22-07-07, 13:50  #10
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076

Alıntı:
Sayın sessiz şöyle demiş:

Mesajı Göster
Dinlerin hak olduğunun ölçüsü sanki kişisel değilmi? O dine sahip çıkan gurubun görüşleri kişi, gurup görüşleri değilmi? O dine sahip çıkan gurubun görüşleri, nihayetinde bir kişinin görüşüne sahip çıkma gerçeği değilmi? Muhammed, bahai ve zerdüş dinini işaret etmedi diye, o dinlerin "hak" olmadığının ölçüsü kişisellik değilmi? Objektif olun lutfen.
İyi de ben din için de mezhep için de aynı şeyleri düşünüyorum.Bunun kanıtlamak gerekmiyor.Çünkü islam dini ile dincilik arasındaki farklar başlığında bu konuları özellikle tartıştığımızdan tekrarlamak gerekmiyor..
özedönüş is online now  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Opera Antioksidan Sahne ve ses sanatları 247 30-04-08 20:30
Zorunlu Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri mektup Konu Dışı 215 22-03-08 02:34
Depremin önceden bilinmesi-lütfen bakın- ReMaT Doğa Bilimleri 23 03-01-07 10:17
Laik müslüman aldatmacası Hamas Arşiv 212 24-11-06 20:04


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 19:16.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz