"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 127
| Bilen ve bilinen arasındaki ilişkinin, bu iki unsurun dışında ve üstünde bir varlığa olan inançla oluşan bilgi türüdür. Fizik yasaları ile örtüşmeyen bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilirler. Din bilgisinin temel mantığı; evreni ve beni yaratan üstün varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, "O halde doğru bilgi için kaynağım o olmalı" düşüncesinden kaynaklanır. İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Din bilgilerinden şüphe duyulamaz, bilgiler kesin doğrudur. Ancak doğruluk, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Diğer inançlara doğru gözle bakılmaz. Başka bir inanca sahip bir kişi için de yine ve ancak kendi inançları doğru, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm doğruluk iddialarına karşın, din bilgisinin de göreli olduğu ortaya çıkar. Din bilgisinin doğruluğu için doğa ölçü olarak alınmaz. Doğa, din bilgisine uymuyorsa; yanlışlık bilgide değil, doğadadır. Kesin doğruluk her toplumun kendi dinine özgüdür, farklılıklar taşır. Din bilgisi aslında soysal ihtiyaçtan doğmuş, yaşamı disipline etmeye çalışmıştır. Kendine özgü kural ve yaptırımları vardır. Genellikle örgütlüdür. Dinlerin genelde üç ana ilkesi vardır. Yaratıcı ve evrene ait temel varsayımlar vardır. Bu varsayımlar tartışmasız ve şartsız kabul edilmek zorundadır. İnanmak, dinin en sabit, en doğru ilkesini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile farklı ama şaşmaz doğrular söz konusudur. Yaratıcıya karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekendir. Kendisine göre kesin doğruluk taşıyan ibadet bilgileri, Buna rağmen farklı tarikat ve mezheplerde bile çelişen davranışlar içermektedir. Kendisininkine benzemeyen tapınma bilgileri doğru kabul edilmez. Hatta komiktir. Dinler, yaratıcıya inanmanın, ona ibadetin yanı sıra, insanlara kendi kurallarına göre bir toplumsal düzen (adalet) ve öznel tavır (ahlak) önerirler. Bununla da kalmaz yaşama geçirmek için zorlayıcı da olurlar. Hukuk ve ahlaka ait bilgiler, din bilgileri içinde yine en doğru ve değişmezdir. Ama ne var ki yaygınlaştığı ölçüde, farklı toplumsal kültürlerin, üretim ilişkilerinin etkisiyle, geçerliğini kaybeder mutlak doğru olmaktan uzaklaşır. Dinler, günümüzde geri toplumlarda bazı guruplarca rant sağlama amacı ile kullanıldığı gibi, modern laik toplumlarda, bir sosyal yaşam biçimi olmaktan ziyade, kişisel vicdan biçimine dönüşerek sadece tanrı ile insan arasında kalmıştır. |
| #2 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| şimdi yazdıklarına paragraflarına özel olarak cevap vereyim izninle sn sessiz "Bilen ve bilinen arasındaki ilişkinin, bu iki unsurun dışında ve üstünde bir varlığa olan inançla oluşan bilgi türüdür. Fizik yasaları ile örtüşmeyen bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilirler. Din bilgisinin temel mantığı; evreni ve beni yaratan üstün varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, "O halde doğru bilgi için kaynağım o olmalı" düşüncesinden kaynaklanır. " tanrı demek, her şeye gücü yeten ilahi varlık demek olduğundan zekasının insan zekasıyla karşılaştırılamayacak öçlüde olması oldukça doğaldır. Bizden daha az yetenekli olan bir tanrı'ya tapacak halimiz yok herhalde değil mi? fakat bu demek değildir ki onun bize indirdiklerini harfiyen kabul edelim. Benim her ilahi kitapta anlam veremediğim birsürü ayet vardır örneğin. Bunun nedeni ise benim tanrı'dan kat ve kat daha aptal olmamdır, tabrı;'nın eksikliği değildir bunun nedeni. "İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Din bilgilerinden şüphe duyulamaz, bilgiler kesin doğrudur. Ancak doğruluk, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Diğer inançlara doğru gözle bakılmaz. Başka bir inanca sahip bir kişi için de yine ve ancak kendi inançları doğru, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm doğruluk iddialarına karşın, din bilgisinin de göreli olduğu ortaya çıkar. " Böyle düşünenler halt etmişler. ben kuran'ın değiştirildiğine inanırım, onda bana mantıksız gelen (tanrı'nın bağışlayıcılığıyla ve adilliğiyle çelişen) çok ayet vardır. İncil'de de bazı eksiklikler gözlemledim. Demek ki inandığım dini de herşeyiyle doğru olarak kabul etmiyormuşum. Ayrıca dini kuralların tartışılmaması diye bir şey yok. Bunu kendiniz uyduruyorsunuz, hala da uydurmaya devam etmektesiniz. tartışılmıyor olsaydı biz aylardır burada din muhabbeti etmezdik, söylediklerinizde mantıklı yanlar bulmayıp size cevapo verme zahmetine bile girmezdik. fakat gelin görün ki din dahil her konunun tartışılması gerekiyor. Dinler de kendi doğrularının araştırılmasını isterler, olduğu gibi benimsenmek istemezler. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
| #3 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| "Din bilgisinin doğruluğu için doğa ölçü olarak alınmaz. Doğa, din bilgisine uymuyorsa; yanlışlık bilgide değil, doğadadır. Kesin doğruluk her toplumun kendi dinine özgüdür, farklılıklar taşır. " islam ve doğa bilimlerinin birbirlerinin desteklediğini düşünüyorum. Kuran'da bilimle ilgili birsürü açıklamalar mevcuttur. Gökyüzünün tabakaları, gece gündüz döngüsü, insanın meniden oluşumu, anne rahmindeki üç aşamalı gelişim sürecimiz, parmak izlerinin her insanda farklı olması, elektrik, gezegenlerin yörüngeleri, zamanın göreceliliği, dünyanın şekli, denizlerin arasındaki boğazlar bu konulardan bazılarıdır. Bu konuların hepsi doğa bilimleriyle ilgilidir ve kuran'da da bahsedilmektedir. O halde kuran'ın doğa bilimleriyle ilgili şeylerden bahsetmediğini söyleyemeyiz. "Din bilgisi aslında soysal ihtiyaçtan doğmuş, yaşamı disipline etmeye çalışmıştır. Kendine özgü kural ve yaptırımları vardır. Genellikle örgütlüdür. " toplumsal kurallardan da bahsetmesi normaldir. Tanrı'nın amacının insanları refaha kavulturmak olduğuna göre ve insan da toplum halinde yaşayan bir yaratık olduğuna göre dinlerin toplumsal kurallardan da bahsetmesi gerekebilir. "Yaratıcı ve evrene ait temel varsayımlar vardır. Bu varsayımlar tartışmasız ve şartsız kabul edilmek zorundadır. İnanmak, dinin en sabit, en doğru ilkesini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile farklı ama şaşmaz doğrular söz konusudur. " mezhepler arasında fazla farklar yoktur. Örneğin katolikler ve protestanlar arasındaki farkların büyük bölümü ibadet biçimlerinden ileri gelir (efkaristiya, vaftizlerin yapılma biçimi, kiliselerde resimlerin kullanılması, meryem'in ölümüne kadar bakire kalması vb). İki mezhep de incil'de yazılanlar üzerine hemfikirdir. "Yaratıcıya karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekendir. Kendisine göre kesin doğruluk taşıyan ibadet bilgileri, Buna rağmen farklı tarikat ve mezheplerde bile çelişen davranışlar içermektedir. Kendisininkine benzemeyen tapınma bilgileri doğru kabul edilmez. Hatta komiktir. " Her mezhep diğerine saygı gösterir. Yani yazmış olduğun gibi diğer mezhebi aşağılamaz. Öyle düşünenler sizlersiniz. "Dinler, günümüzde geri toplumlarda bazı guruplarca rant sağlama amacı ile kullanıldığı gibi, modern laik toplumlarda, bir sosyal yaşam biçimi olmaktan ziyade, kişisel vicdan biçimine dönüşerek sadece tanrı ile insan arasında kalmıştır. " rant sağlama amacıyla kullanılmalarından başka önemli öğretileri de vardır. Örneğin havariler döneminde inanlılar topluluğu kazançlarını paylaşırlar ve aç olanları doyururlardı. Zengin kalmanın tanrı'dan uzaklaşmak anlamına geldiğini bilirlerdi. yani olması gereken sistemi aslında tanrı kendisi bize iki bin yıl önce bildirmişti. Sadece işimize gelen taraflarını örneklemekten vazgeçelim derim. yazacaklarım bu kadar. Saygılar... __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
| Dinin özü ve işlevi ile ilgili açıklamalar ve tanımlar, bunları yapan şahısların içinde bulundukları etki alanınına (felsefe, inanç, önkabuller, dünya görüşü, açıklama modeli, paradigmalar) ve açıklama konusu olan dine ve dinlere göre farklı olmuştur.Nitekim sözkonusu yazıda da bunu görmek mümkündür. Özellikle bilginin akıl ve bilimdışı olduğu izleniminin önplana çıkartıldığı görülmektedir.Halbuki tüm yorumlar akıl ve vahyi beraber iki vasıta değil de birbirinin rakibi görmesi üzerinden yapılmıştır.Akl-ı selim süzgeçinden geçmeyen bilgilerin varolduğu kesin de olsa bir doğruluk değerinin olmamasına rağmen yine dinin aklı devre dışı bırakıldığı izlenimi verilmektedir. Ancak buna rağmen okunmaya değer bir yazı. |
|
|
| #5 | |||||||
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 127
| Sayın Eşitlikten alıntılar: Alıntı:
Tanrıdan kat kat daha aptal bir yaratılan olarak, onun bize gönderdiklerinin harfiyen de olsa kabul etmemenin çelişkisini görebiliyorsun umarım. Kaldı ki nisa suresinde; gönderilenlerin bir kısmına inanmayanlar için çok ağır bir azab vardır. Alıntı:
Allah’ın ayetleri tartışılmaz ancak okunur ve açıklanır bu tartışılıyor gibi gözükür. Haşa !..(inançlılar için) Allah’ın ayetlerini tartışmak demek ona şirk koşmak alternatif aramak demektir. Kat kat aptal olan insanın, yaratıcının emirlerini tartışması inanmanın özüne aykırı. İnsanlar bu konuda özgür bırakılsa idi bir tane inançlı insan göremezdiniz. Alıntı:
Kuran doğa bilimlerinden bahsetmiyor. Ancak görünebilenlerden bahsediyor. Bahsedilen doğa olayları zeki bir çocuğun yada aptal olamayan her hangi bir ergen insanın gözlemlerinden pekte ileri bir aşamada değildir. Alıntı:
Toplumsal kurallar tarihte devamlı hakim sınıflar tarafından oluşturulmuştur. İlahi iddia edilen kurallarda yine hakim sınıfın rant gayeleri için konulmuştur. Ataerkildir. O dönemin hakim kesiminin çıkarlarınadır. “Kölelerinize iyi davranın” önermesi köleciliğin devamını göstermiyor mu? Alıntı:
Tarihte mezhepler arası çokça çatışmalar olmuş. En yenisi ise ırakta gözükmektedir. Asıl mesele bir dinin, diğer dinin ibadet ve değerlerini saçma görmesi. İibadette dahil. Mezheplerde de inanç değerleri ve ibadetler farklılaşmıştır. Ne gariptir ki her gurup kendi inancını doğru bulmaktadır. Alıntı:
İsa, havarileri ve onların yakınları, Muhammed, sahabeleri ve onların yakınları hep kazançlı çıkmış rant sağlamışlardır. Bunlar tarihsel gerçeklerdir. Selamlar. | ||||||
| #6 | ||||||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 253
| [quote=sessiz;232115] Alıntı:
Din bilgilerinden şüphe duyulamaz derken, ancak ve ancak Allah C.C.' nün ayet-i kerîmelerinden söz edebiliriz. Ama hadis-i şerif ya da islam alimlerinin sözlerinde şüphe ortaya çıkabilir. Ayrıca İslamiyet diğer semavi dinlere hiç de, yanlıştır gözüyle bakmamıştır. Ama kitaplarının ya da söylemlerinin insanlarca değiştirilip, uygulamadan çıkartıldıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla semavi dinler arasında esasta bir çelişki mevcut değildir. Ayrıca din bilgisinin göreceli gibi algılanması, dinin yapsından değil insanların uygulamadaki yanlışlarından ortaya çıkabilir. Alıntı:
Alıntı:
Mezhepler arası doğrular ancak hak olan mezhepler ile hak olmayan mezhepler arasında söz konusudur. Ve adından da anlaşılabileceği gibi hak mezhepler tamamen islam dayalıdır. Hak olmayan mezhepler ise imani esaslarına, İslamdan olmayan farklı din ve felsefi akımlardan kaynaklanan söylemleri katmışlar ve saflığını bozmuşlardır. Bu da dinde çatışmalar var, izleni mi vermektedir. Alıntı:
Tarikatlar arasındaki farklı uygulamaların ibadetten daha ziyade Allah C.C.'ne yakınlaşma konusunu içeren, uygulamalr olduğpu açıktır. Mezhepler arasında farz ibadetlerin yapılışında; yine İslamın beş şartı olan ibadetlerin rükunlarının ya da farzlarının aynı olduğu aşikardır. Sünnet veya vaciplerinde farklılık olması o ibadetin bozuk olduğu anlamına gelmez. Hak olmayan mezheplerin uygulamaları İslam dışıdır. Sosyal kurallar. Alıntı:
Aslında İslam dini yine de taaa baştan beri insanla Allah C.C. arasında olan imani bağa dayanır. Yani bir hadiste buyurulduğu gibi: Allah C.C. sizin görünüşünüze değil kalplerinize bakar...bize en iyi açıklayıcıdır. İbadetlerdeki maksad ise kulun nefsine karşı daha güçlü olmasını temin ederek, günahlara düşmesini asgariye indirmektir. | |||||
| #7 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| sn draysu, yazınızı hemen islam'ın doğruluğuna bağlanmışsınız. islam propagandası yapmasanız olmuyor, değil mi? "Mezhepler arası doğrular ancak hak olan mezhepler ile hak olmayan mezhepler arasında söz konusudur. Ve adından da anlaşılabileceği gibi hak mezhepler tamamen islam dayalıdır. Hak olmayan mezhepler ise imani esaslarına, İslamdan olmayan farklı din ve felsefi akımlardan kaynaklanan söylemleri katmışlar ve saflığını bozmuşlardır. Bu da dinde çatışmalar var, izleni mi vermektedir." bu yazdıklarınız sizin fikirlerinizden ibarettir sn draysu hak mezheplerin islam'a dayalı olması şart değildir. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
| Önemlisi de bir mezhebin hakk olduğunun ölçüsü kişiseldir. |
|
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 127
| Dinlerin hak olduğunun ölçüsü sanki kişisel değilmi? O dine sahip çıkan gurubun görüşleri kişi, gurup görüşleri değilmi? O dine sahip çıkan gurubun görüşleri, nihayetinde bir kişinin görüşüne sahip çıkma gerçeği değilmi? Muhammed, bahai ve zerdüş dinini işaret etmedi diye, o dinlerin "hak" olmadığının ölçüsü kişisellik değilmi? Objektif olun lutfen. soru Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 22-07-07 08:54 . |
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,076
| Alıntı:
| |
|
|
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Opera | Antioksidan | Sahne ve ses sanatları | 247 | 30-04-08 20:30 |
| Zorunlu Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri | mektup | Konu Dışı | 215 | 22-03-08 02:34 |
| Depremin önceden bilinmesi-lütfen bakın- | ReMaT | Doğa Bilimleri | 23 | 03-01-07 10:17 |
| Laik müslüman aldatmacası | Hamas | Arşiv | 212 | 24-11-06 20:04 |