"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Ben seni hiç sevmedim ki/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Bu aşk bana ait sana değil... Onu yeşerten büyütrn ve ona sarılan benim... Sen sadece figüransın içinde... Ben aşkımı türkülerle sazlarla besledim. Yeteri kadar susus kaldığında sulayan yine ben oldum. Sen bu aşkın içinde bir hiçsin.... Ben seni değil aşkımı seviyorum. Sana değil kendi yüreğime tutkunum. Akşam kızılı denizin üzerine indiğinde ben aşkımı tepelere konduruyorum. Benim aşkımda gece ve gündüz yok. Benim aşkım gün ışığından daha berrak ve temiz... Aşkım sen değilsin. Aşkım benim sana olan duygularım. Ben sana aşık değilim ben sana olan duygularıma aşığım. ben seni hiç sevmedim ki ben kendimi sevdim ve bendeki seni sevdim. Seni hiç sevmedim. Senin hırpalayan; olduğuna sevgisizlik kokan sözlerini duymadım. Ben senin gözlerine baktığımda gördüğüm seni istedim ve o seni yaşattım içimde. Ben seni hiç sevmedim. Sana kırılmadımda kendime kırıldım haşince... Niye senin gözlerinde kendimi buldum diye... Olmadı bu yalnış sevdaydı geri dönüyorum ben... Dönmek kolay olsa keşke... Gözlerindeki beni bıraksan da gidiversem uzaklara... Senden ve aşkından uzak olan... Ben seni hiç sevmedim ki ben benim içimdeki aşkını sevdim tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-07-07 16:24 . |
|
| #2 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Her zaman ki gibi yalnızlığımla dertleşiyordum Karamürsel’e bakarak… Seviyorum bu şirin kasabayı ve insanlarını… Merkeze çok yakın aynı zamanda da olaylardan çok uzak… Önceleri yadırgandığımı hissettiğim bu kasaba yalnız bene çabuk alıştı… Oturmuşum bir masaya çayımı yudumlayıp kitap okuyorum. Her zaman yaptığım doğal bir alışkanlığımdır… Bir süre sonra yorulan gözlerimi dinlendirmek için arkama yaslandım. Çevreme bakındım. Önümdeki masada alımlı bende olmayan bir zarafet sergileyen bir kadın ve ellerini kadının omuzlarına uzatmış bir adam… Kadın bir süre sonra göz yaşlarına hakim olamadı ve eskisi gibi kısık sesle konuşmuyor acılarını haykırıyordu. Bu haykırışlar benim zihnime öylesine kazınmıştı ki… kadına acıma hissi duydum. Küçük şehrin küçük insanı bir o kadar da küçük olan bana garip yaşamlar şaşkınlık veriyordu. Yoktu çevremde çarpık ilişkiler ve hiç olmamıştı. Karadenizliyim ya bizim oraların erkekleri ya da kadınları maçodur cinsiyetlerine göre… Vurdu mu vuran kırdı mı kıran öfkeyle kalkan aynı zamanda da öfkeyle oturan… Önceleri olsa kınardım bu ilişkisi olanları. Şimdi hepsi doğal ve hepsine tepkisizim. Çünkü ister istemez medeni oldum galiba… Geleyim kadına… Zavallıcık. Çok yakışıklı olduğunu anladığım sevgilisiyle birgün bir gece kulübüne gitmiş… Ne olduysa o gece olmuş ve dünyası başına yıkılmış. İçtiği bir kadeh içkiyle anlamadığı bir birliktelik yaşamış… Sabah uyandığında yanında bir kadının çırılçıplak yattığını görmüş çılgına dönmüş ve kendide çıplakmış… O sinirle üzerine geçirmiş kıyafetlerini ve odadan çıkmış… yatağındaki kadının ardından söylediği sözleri duymak istememiş ama sözler kulağına ulaşmış… Kadın ona “ tatlım çok iyiydin bu gece” diye söylenmiş ardından… Ön masada oturan kadın şaşkınlığını atamamış gibiydi. Salona geçtiğinde sevgilisini bir erkekle çırılçıplak gördüğünü anlattı… Esrar partisinin ardından yaşadığı dramı dostum dediği arkadaşına anlatırken kendinden nefret eder gibiydi… İlk kez sevmiş ve ilk kez esrar almış ve ilk kez kötü bir deneyim başından geçmiş… O da benim gibi Karamürsel’e dikti gözlerini… Benimkisi yıllar sonra gelen huzur dolu onunki ise elem vericiydi… tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-07-07 16:24 . |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 100
| Güzel sözler.. Bir zamanlar ben de böyle demiştim. Seni değil bende yarattığın duyguyu sevdim. Bunun için sana bağlı değilim sana sadece teşekkür edebilirim. |
|
| #4 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Güvercinim Büyük bir orman içine düştüğüm kaybolmaktan korkmadan… Silinmeden cesaretle yürüyorum. Bir aslan çıkıverdi karşıma… Önceleri korkutan pençeleriyle saçlarımı okşadı. Ağlama ben seninleyim ve seni ezdirmem kimseye diye kükredi. Ondan aldığım güçle ilerliyordum. Arkama baktığımda aslanın beni bırakıp gittiğini fark edince tedirgin oldum. Bir yerlerden sesini duyuyordum. Bana korkma yürü arkanda ben varım ve sana kimse zarar veremez diyordu. İnandı kuş gibi ürkek yüreğim… Ondan uzaklaştıkça sesini de duyamaz oldum. Ağaçların her biri birer canavara dönüştü birden…Olduğum yerde dönmeye başladım sendeleyerek yere düştüm. Gözlerimi aştığımda iki çift göz bana bakıyordu. Zavallıcık ne oldu sana dedi. Ormanda kaybolduğumu anlattım ona… Aslan gibi kolları altına aldı beni… Korkma bu ormanda benden kurnazı yoktur. Kimse sana yaklaşamaz dedi. Sesimde biraz korku birazda güvensizlik vardı. Sonra ona bakıp; “ Ama aslanda aynı şeyi söylemişti” dedim. Tilki gülümsedi… Sonra da kahkaha atarak; “ Onun derdi başından aşmış… Bu orman ondan sorulur. Seninle ilgileninceye kadar aylar geçer. Çoktan unutmuştur” dedi. Çaresiz ardına takıldım. Birlikte yola çıktık. Girmediğimiz delik yapmadığımız hile kalmadı. Kendimden utanıyordum ona inanıp peşine takıldığım için….Ondan ayrılıp kaçmakta kolay değildi. Ben kaçmaya çalıştığım dakika ensemden yakalardı. Boyun eğip kaderime devam ettim yola… Birgün uyandığımda tilki gitmişti. Yine çaresiz kalmıştım… Diz çöktüm ve dua etmeye başladım labirentten kurtulmak için… Umut taşımıyordu yüreğim. İçten içe ağlamaya başladım. Bir ses duymuştum ama neredeydi. En yüksek ağacın tepesine konmuş ufacık bir güvercin tatlı tatlı beni izliyordu. “ merhaba” demişti. Ben de başımı kaldırıp; “Merhaba” dedim. Konduğu daldan kanat çırpıp uçtu ve yanıbaşımdaki ağacın dalına kondu. Sonrada “Yavrucak yanlış yoldasın” dedi. “Nasıl” dedim. “ Sen aslanı buranın hakimi sanarak ona tutundun”dedi. “Evet. O buranın kralı değil mi”dedim. “O sadece kral. Ama bizler kendi içimizde birer kralız zaten. Neden birilerini kral ilan ederiz ki”dedi. “Doğru söylüyorsun” dedim. “Aslan nerede…”dedi. “ Unuttu beni… İşleri çok…” dedim. “Onun her zaman işi çoktur. Bunu bilmen gerekirdi” dedi. “Biliyordum. Ama…”dedim. “ Yine de sana…”dedi. “ Evet” dedim “Sonra bizim şu tilki… Dolandırıcı kurnaz…”dedi “ O da bıraktı.”dedim. “ Neden diye düşündün mü?” dedi. “ Düşünmeye ihtiyacım yok. Biliyorum… Benimle işi bitti.” Dedim. “ Yani sana kendi yapamayacağı işleri hallettirdi. Kendi karnını doyurdu. Sonrada kayıp..”dedi. “Evet” diyebildim. Haklıydı ve bundan sonrası için ne söyleyeceğini merak ediyordum. “Sen hepsinden daha özgürsün… Bağımlı olduğun bir kitle yok ve çalmak ve çırpmak zorunda değilsin.”dedi. “Nasıl” dedim. “ Sen kendini tanımıyorsun” diyerek bana bir ayna uzattı. “ Bu aynaya bak ne görüyorsun.”dedi “Aaaaaaaaaa” dedim. “ Ne gördün?” dedi “ Ben senin gibi güvercinim. Öyleyse uçabilir ve yolumu bulabilirim”dedim “ Evet”dedi ve uçup gitti. Ben bir güvercin olduğumu anlayamadım. Takılıp düştüm onca zaman... |
|
| #5 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Sevgilim Sevginin böylesine lanet olsun Söküp atılamayan bir irin sanki Her yanımı sarmış ve yalvarmaktayım İçip içip içimdekileri dökmekteyim. Ben de dökülmekteyim Hayasız ortada dolaşmaktayım Lanet olsun sevginin böylesine Sevgilim seni seviyorum Dayanılamayan acıların esiriyim Düşüncelerimde giden sevgilim Duygular zinciriyle bağlıyım Karanlıklar içindeyim Suskunluk yerine haykırmaktayım Sevgilim seni seviyorum Aşkınla yanıp yanıp kavrulmaktayım Kendimi dağların zirvelerine atmaktayım Issız köşelerde bağırmaktayım Sevgilim seni seviyorum Apansız beni saran sensin Akarsular gibi çağladığım günsün Yüreğimde dolaşan kansın Cansın canımsın Unutamadığım ufuklarda kurduğum hayalimsin Mavi denizde arayıp da bulamadığımsın Çünkü sen gökyüzündesin Sen benim evrenimsin Kalbimin kralı hükmedenimsin Sevgilim seni seviyorum H.G |
|
| #6 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Senden sonra kendime güzel bir isim buldum. Haberini verdi mi kuşların bilemiyorum. Ben senden sonra sensiz hayatın içinde sığındığım yıldızlı gecelerin uçsuz gizeminde kendime karanlıklar prensesisin diye haykırdım. Dehlizlerin kucağına kendimi bıraktığımda onlar beni baş tacı yapıverdi. Göz yaşlarımı insanlardan uzak karanlıklarda akıttım. O acı yüklü damlacıklar kristalleşiverdi aniden… karanlık gece senden daha çok sarıldı bana ve sihirli değneğiyle pul pul olan göz yaşlarımı birer inciye çevirip başıma taç yaptı. Artık ben onun yegane prensesiydim. Şarkılarımı ona söyledim. Senin önemsiz bulduğun günlük yaşamın yorgunluğunu kahve keyfi tadında onunla paylaştım. Sen yoksun ama sevgili… Bazen zihnime takıldığında karanlık gecenin hışmıyla irkildim. Biliyorum ki o sevdiği olan beni paylaşmaktan nefret ediyor. Nefreti bazen fırtınaya dönüşüyor bazen deprem yaratıp yerin dibinden çıkıyor. Geziyor diyar diyar seni arıyor bende olan varlığını bitirmek amacı… Duyarsan bir yerlerde bir deprem ya da fırtına bil ki yeni koruyucum seni arıyor… kaybol yok ol benden uzak kal ki senin uğrunda binlerce can ölmesin… ben onun paylaşamadığı olmuşum. Keşke demiyorum ama sevgili isterdim ki senin yanında seninle paylaşayım sevgimi… h.g tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-09-07 13:58 . |
|
| #7 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Doğayla bütünleşmeyi aylar öncesinde planlamıştım. Bir çok insanın plajlara koştuğu yazın kavurucu sıcağında kendimi doğduğum topraklara attım. Yemyeşil bir doğa evimin önünden geçen akarsu ve ben kendimden geçiyorum. Oltayla balık tutmanın tadını anlatmam mümkün değil… Sahilde güneşe karşı yatmaktan ormanda dolaşmak ve canlılarla ilgilenmek benim en büyük zevkim…Hayvanların hareketlerini izledikçe insanların dengesizliğine üzüldüm.Onlar birbirlerine bizlerden daha saygılı kavgasız gürültüsüz işlerine devam ediyorlar. Daha çok da karıncaların dayanışmasını gördüğüm an ağlamak geçti içimden… kızımla bahçede top oynuyorduk. Yorulunca oturduğumda ayaklarımın ucunda karınca yuvasını gördüm. Taksim meydanını aratmayacak bir kalabalığı vardı onların dünyasının… Bir yerlere koşturuyorlar ve sanki birbirlerinin yanından geçerken şapkalarını çıkarıyorlardı. Yanıma gelen kızıma karıncalara bakmasını istedim. Yanıma oturan kızım; “ Karınları aç o yüzden dolaşıyorlar” dedi. Gülümsedim. Demek aç olan insanlar dolaşıyor tok olanlar tatil yapıyorlar. Ama karıncalar arasında yatan yoktu. Hepsi aç mı diye düşündüm. Ama biliyorum ki onlar toplum olmayı başarmışlar toklar açlarla birlikte çalışıyor hep birlikte topluluklarını yüceltiyorlar. Kızıma gidip ekmek alıp gelmesini söyledim. Koşarak yanımdan uzaklaşan kızım birkaç dakika içinde elindeki cipsle geldi. “Neden ekmek getirmedin” dedim. “ Anneannem kızar diye cips getirdim”dedi. “Kızmazdı yavrum” dedim. “ Ama önceki gün köpeklere ekmek verdim diye kızdı bana. Ben de senin aldığın bisküvileri verdim köpeklere…Yine kızdı…Annem aldı dedim” dedi. “ Kızım anneannen kızmamıştı. Köpekler ekmeği yemeyince sokak kirleniyor ya…” dedm. Cipsleri küçük parçalar halinde karıncaların bulunduğu alana attık ve sonra seyretmeye başladık. Küçük parçaların ucundan tutan hayvanlar yuvaya doğru taşımaya başlamışlardı. Kızım onları izlemekten zevk alıyordu bunu onun gözlerinden okumuştum. Sevincim ise kızımın doğa ile iç içe olacağı bir köyde yaşama fırsatı bulmasıydı. Bura da doğallık saflık ve temizlik var. Şehirde yıllarca vermeye çalışacağım eğitimi burada hayvanları gözlemleyerek öğreniyor. Birkaç dakika sonra ben eve gittim ve balkondan onu izledim. Kızım hala karıncaların başındaydı. Yanına gelen arkadaşına; “ Dur gelme… Karıncaları ezersin. Biz annemle onları besledik” dedi. Benim mutluluk anım buydu. Ertesi gün yine aynı saatlerde karıncalara ekmek götürdü ve kızım verici olmayı öğrenmişti. Daha öğreneceği çok şey var bu doğadan. h.g tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-09-07 13:58 . |
|
| #8 | |
Bilim - Mitoloji Dergi Yazı İşleri ![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,144
| Büyük bir orman içine düştüğüm kaybolmaktan korkmadan… Silinmeden cesaretle yürüyorum. Bir aslan çıkıverdi karşıma… Önceleri korkutan pençeleriyle saçlarımı okşadı. Ağlama ben seninleyim ve seni ezdirmem kimseye diye kükredi. Ondan aldığım güçle ilerliyordum. Arkama baktığımda aslanın beni bırakıp gittiğini fark edince tedirgin oldum. Bir yerlerden sesini duyuyordum. Bana korkma yürü arkanda ben varım ve sana kimse zarar veremez diyordu. İnandı kuş gibi ürkek yüreğim… Ondan uzaklaştıkça sesini de duyamaz oldum. Ağaçların her biri birer canavara dönüştü birden…Olduğum yerde dönmeye başladım sendeleyerek yere düştüm. Gözlerimi aştığımda iki çift göz bana bakıyordu. Zavallıcık ne oldu sana dedi. Ormanda kaybolduğumu anlattım ona… Aslan gibi kolları altına aldı beni… Korkma bu ormanda benden kurnazı yoktur. Kimse sana yaklaşamaz dedi. Sesimde biraz korku birazda güvensizlik vardı. Sonra ona bakıp; “ Ama aslanda aynı şeyi söylemişti” dedim. Tilki gülümsedi… Sonra da kahkaha atarak; “ Onun derdi başından aşmış… Bu orman ondan sorulur. Seninle ilgileninceye kadar aylar geçer. Çoktan unutmuştur” dedi. Çaresiz ardına takıldım. Birlikte yola çıktık. Girmediğimiz delik yapmadığımız hile kalmadı. Kendimden utanıyordum ona inanıp peşine takıldığım için….Ondan ayrılıp kaçmakta kolay değildi. Ben kaçmaya çalıştığım dakika ensemden yakalardı. Boyun eğip kaderime devam ettim yola… Birgün uyandığımda tilki gitmişti. Yine çaresiz kalmıştım… Diz çöktüm ve dua etmeye başladım labirentten kurtulmak için… Umut taşımıyordu yüreğim. İçten içe ağlamaya başladım. Bir ses duymuştum ama neredeydi. En yüksek ağacın tepesine konmuş ufacık bir güvercin tatlı tatlı beni izliyordu. “ merhaba” demişti. Ben de başımı kaldırıp; “Merhaba” dedim. Konduğu daldan kanat çırpıp uçtu ve yanıbaşımdaki ağacın dalına kondu. Sonrada “Yavrucak yanlış yoldasın” dedi. “Nasıl” dedim. “ Sen aslanı buranın hakimi sanarak ona tutundun”dedi. “Evet. O buranın kralı değil mi”dedim. “O sadece kral. Ama bizler kendi içimizde birer kralız zaten. Neden birilerini kral ilan ederiz ki”dedi. “Doğru söylüyorsun” dedim. “Aslan nerede…”dedi. “ Unuttu beni… İşleri çok…” dedim. “Onun her zaman işi çoktur. Bunu bilmen gerekirdi” dedi. “Biliyordum. Ama…”dedim. “ Yine de sana…”dedi. “ Evet” dedim “Sonra bizim şu tilki… Dolandırıcı kurnaz…”dedi “ O da bıraktı.”dedim. “ Neden diye düşündün mü?” dedi. “ Düşünmeye ihtiyacım yok. Biliyorum… Benimle işi bitti.” Dedim. “ Yani sana kendi yapamayacağı işleri hallettirdi. Kendi karnını doyurdu. Sonrada kayıp..”dedi. “Evet” diyebildim. Haklıydı ve bundan sonrası için ne söyleyeceğini merak ediyordum. “Sen hepsinden daha özgürsün… Bağımlı olduğun bir kitle yok ve çalmak ve çırpmak zorunda değilsin.”dedi. “Nasıl” dedim. “ Sen kendini tanımıyorsun” diyerek bana bir ayna uzattı. “ Bu aynaya bak ne görüyorsun.”dedi “Aaaaaaaaaa” dedim. “ Ne gördün?” dedi “ Ben senin gibi güvercinim. Öyleyse uçabilir ve yolumu bulabilirim”dedim “ Evet”dedi ve uçup gitti. Ben bir güvercin olduğumu anlayamadım. Takılıp düştüm onca zaman…. h.g tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-09-07 13:58 . |
|
| #9 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 12
| Sessizlik nerede ise yarasalar oradadır. Yarasa karanlıkta, sessizlikle dalga geçerken söyledi ya bu cümleyi, duyan duymayan kalmadı şimdi. Sana diyorum, konuş benimle, Kanım benimdir, Emdirmem kimseye. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bir Aşk Mektubu | maxim | Konu Dışı | 3 | 23-03-08 17:57 |
| KÜTAHYADAN ŞİİRLERİM... | erdem83 | Şiirleriniz | 0 | 31-05-07 12:57 |
| Paylaşmak İstediğim Birkaç Şiirim | muratbas | Şiirleriniz | 28 | 28-04-07 15:22 |
| Ben deli miyim acaba | ugurozaltn | Arşiv | 15 | 25-12-06 22:34 |