| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı... Berber: " Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah'ın varlığına inanmıyorum." Adam: " Peki neden böyle diyorsun?" Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terk edilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum..." Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü. Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye bir şey yok" Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim." Adam: " Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı." Berber: " Himmm... Berber diye bir şey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?" Adam: " Kesinlikle doğru! Püf noktası bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!" |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 927
| anlayan anladı, teşekkürler, hisseli bir hikaye herşeyin zıddı ile yaratılmış olması, Yaratıcının ilim ve kudretinin sınırsızlığına bir işarettir yaratılmayacak,yaratılamayacak bir mahluk yoktur, sınırlama getirilemez her yaratılmış da yerli yerindedir sistemde gereksizlik diye bir kavram yoktur yağmur yağar bazıları ıslanır, bazıları kuru kalır, kimse yağmuru suçlayamaz |
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| Hikaye süperdi Petriçli hocam.Kendine hisse cıkarabilene.Teşekkürler. |
| #4 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Alıntı:
Şimdi anlatılan hikayeye gelecek olursak; ne anlatmak istiyor? diye başlanabilir. Tanrının varlığını kanıtlama çabası mı? Eğer öyle ise, Tanrının varlığının kanıtlanabilir olduğu yargısı ortaya çıktığı gibi- bence doğru bir yargı da değil-, böyle bir yolu açmak, sürekli dinin tartışılır bir halde olmasına neden oluyor. O zaman da din karşıtlarından yakınmalar anlamsızlaşıyor. Şunu anlamakta cidden zorluk çekiyorum. Ben böyle bir Tanrı anlayışına sahip değilim. Herşeyi yaratan, yoktan var eden bir Tanrı anlayışının da olamayacağını, bu konuya nereden bakılırsa bakılsın hiç bir mantıklı, aklıcı, bilimsel...bir düşünce geliştirilemeyeceğine inanıyorum. Ama durup dururken de ortaya çıkıp "ben bu konuda böyle düşünüyorum" dediğimi de hatırlamıyorum. Ama sizler; "Ben Allah'a inanıyorum!" demek zorunluluğunu neden hissediyorsunuz. Dinsel simge ya da argümanların bir şekilsellik gibi üzerinizde durması...ayrı bir anlam mı kazanmanıza neden oluyor. Bunu cidden anlayamıyorum. Bu tür hikayeler her insana değişik "hisse" verebilir. Sonuçlarının çok zararlı olduğu hisseler hem de... "Dünyada bu kadar acı ve keder olmasının nedeni" dünyadaki egemen ekonomik ve toplumsal yapılanmanın dışında olduğu, bunun nedeninin "allah'a İbadetle" ilgili olduğu gibi gerçeklikle hiç bir ilgisi olmayan sonuçlar da çıkabilir.( Oysa tersinden bakıldığında, ve bu bakış çoğu kez yapıldığı gibi abartıldığında, doğru bir yanı da var. İnsan bu tür öykücüklerle "hisse"ler peşinde koştuğunda, sanki yaşamın gerçeklerinden uzaklaşıyoruz gibime geliyor. Sanki sanal bir dünyadayız, her şeye boşvermişiz, ve mutlak olan tek şey öbür dünyaya hazırlanmak...( Sakın o meşhur(!) sözü hatırlatmaya da kalkışmayın. Böyle bir gerçeklik varsa, hiç kimse dünyada 'ulaşılmazın' peşinden gitmez.) | |
| #5 | ||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,832
| Alıntı:
Bu düşüncenin devamı, Rating yarışlarında 'Sırlar Dünyası', 'Kalp Gözü' gibi metafiziksel gerçekliğe (aslında sahteciliğe) odaklı programlarda halkımızın beyni uyuşturulurken, kendini göstermektedir. Sözüm ona, inanmayan bir vatandaş, "Allah" tarafından gazaba uğratılarak yatalak bırakılır ve uykusu esnasında kırbaçlandığını görür, uykuda ölür. Ve Adamın cenazesine baktıklarında gerçekten de sırtında kırbaç izleri vardır! Bir de ondan sonra bu olaylar %100 gerçeklerden alınmadır diye de Halkımız kandırılır. Zaten eğitimsiz olan halkımız daha kötü bir duruma sürüklenir. Ne yazık ki, halen çoğumuz gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemiyoruz. Bu tür programları izlerken, bu tür hikayeleri okurken inanılmaz bir üzüntü duyuyorum. | |
| #6 | |
Guest Mesajlar: n/a
| sayın türker; hepimizin gerçel olanla olmayanı ayırt edemediğimiz konusuna katılıyorum...sayın melnur'un söylediklerine gelince;sanırım ilk önce şunun farkına varmalıyız...tanrı nedir?Allah nedir? çoğu kişi bu iki cümleyi karıştırıyor bence...inandığımız,iman ettiğimiz sadce yüce Allah (c.c)'tır...ona bakılırsa yehova'da bir tanrıdır...dikkat ederseniz tanrı özel bir isim değil,genel bir isimdir ve bu yüzden büyük harfle yazılmaz... |
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Allah yalan saydığı dünyayla neden ilgilensin ki. :-) :61 :-) |
| #8 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Alıntı:
Eğer böyleyse,( sakin bir zamanda bakmam gerek) size kırk kahve borcum mu oluyor şimdi? | |
| #9 | |
Guest Mesajlar: n/a
| :-) :-) sayın melnur,kahveyi sevdiğimi nerden bildiniz? araştırma yaparsanız ve bizi de aydınlatırsanız sevinirim... |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340
| Sayin Petricli; yazdiginiz öyküdeki ince yanilgiyi, halkimizin asla kolay kolay ayrimina varamayacagini siz de bildiginiz halde, bu aldatmaca oyununa katildiniz. Ama, nesnel olan ile olmayan arasinda kurmak istediginiz diyalektik bag, milyonlarca felsefe bilmeyen insani sürükleyecek gücte oldugunu da belirteyim. Tebrikler:-)?? Inanc subjektif bir olgudur. Inancin; olay ve tarihle, nesnellikle, zaman ve mekanla bir ilgisi yoktur. Insanlar her seye inanma özgürlügüne sahiptir. Bunlar, agac, dag, tas, tanri, allah vb. olabilirler. Insanlar ruhen kendini rahatlatan seylein yaninda durmak isterler. Berber, her seyden önce nesnel bir varliktir. Sac keser. Saci uzun olanlar da berbere gelirler. Neden? saclari uzun oldugu icin degil m? Bakiniz nesnellige... Iste inanc kavramina berber benzetmesi ile yaklasmak gercekten objektivizm ile subjektivizmin boca edilmesi, ya da iki zitligin biribirine karistirilmasidir. Böyle bir benzetmeye gercekten siz de inaniyorsaniz ortada ciddi(!) sorunlar var demektir. Bu yol, inanca nesnel kanitlar aramak demektir ki; gülünc olmaktadir. Inancin subjektif verilerini inanan insanlar tek basina yasarlar??? saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal canugur Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 03-02-06 05:02 . |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|