Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Türkiye Siyaseti

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

İmamlı , imanlı ve İmralı demokrasisi... / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski28-07-07, 15:04  #1
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
İmamlı , imanlı ve İmralı demokrasisi...



Demokrasilerde çare tükenmez derler... Ülkemizin halkıda bir sürü çareler üretip , çeşit çeşit ikitdarları ve koalisyonları denedikten sonra , çare olarak ... İmamlı , imanlı demokrasiye devam ederken beş yıldan sonra İmralı demokrasisinide ekleyerek yola devam kararı aldı.

Bu imamlı ve imanlı demokrasiye geçiş sürecinin tarihi epey eskilere dayanır . Cumhuriyet kurulduğundan beri , cumhuriyet ilke ve inkilaplarını içine sindiremeyen güçlerce çeşitli evrelerden geçti... Kah isyanlarla , kah kapatılarak, kah gizlenerek hayatiyetlerini sürdürürlerken. Bütün dünyada gittikçe güçlenen enternasyonel sosyalist akımlara kendimizi kaptırdık.

Din afyondur misyonunu kendilerine baş tacı eden güçler ; devrim ve devirmekle ilgili uğraşların içinde debelenirken 1971 krizini ve devamında da 1980 12 Eylül darbesine kadar geldik...Konumuz bu olmadığı ve bu konular çok tartışıldığı için bu bölüm üzerinde fazla durmadan , imanlı ve imamlı demokrasi sürecine basıl geçtiğimizi anlatmayı tercih ediyorum...

Din afyondur misyonunun getirdiklerine ve olaylarına pek karışmayan, sessiz ve sedasız izlerken bu tutumları nedense alternatif olmaya doğru meyil kazandı...İmanlı ve imamlı zihniyet bir nimetmiş gibi keşfedilerek bu yolda gerekli atılımlar yapıldı...

Osmanlı'danda alışık olduğumuz bu zihniyete geri dönüldü...Medrese zihniyetinin egemen olduğu zihniyeti yetiştirecek olan İmam hatip liseleri mantar hızıyle çoğaldı...İman ve imam zihniyeti önce arka bahçelerimiz olup iyice yeşillendi...Osmanlıdan bu yana alışık olduğumuz yeşillik yavaş yavaş ön bahçenin yerini almaya başladı...Bu zihniyet güçlendikçe , o dönemin önderliğini üstlenen kişi de ; laikliğe , cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine olan düşmanlığı ile had safhaya çıktı . " kanlımı yoksa kansızmı gelecek" , " kadayıfın altıda üstüde kızarsın " deyimleri gündeme oturup , Libya lideri Muammer Kaddafinin Türkiye komutanı olup , çadırda Kaddafiden fırçayı yemeye başladı...Derken 28 şubat krizi ile komutanlığı elinden alınarak neferliğe terfi edildi...

Ardarda gelen koalisyon dönemlerinin tutarsızlığı nedeniyle bu imanlı ve imamlı güç ; başka bir imamın yenileşme hareketleriyle hız kazandı. Bu imam ağlayan tavır ve edasıyla toplumda neredeyse mehdi olacak seviyede popüler oldu... Osmanlı'nın son dönemlerindeki yabancı hayranlığı o'nunla depreşti...Hirisyiyan ve siyonist alemle diyologlar hız kazanırken de , onların katkılarıyle ılımlı islam modeli ortaya atıldı. Bu model hem onların ekmeğine yağ sürecek , emperyal güçlerin ortadoğudaki BOP'ununda eş başkanlığını yürütecekti... Emperyal güçlerle kucaklaşan , dost ve kardeşlik gibi görünen fakat mandacı ve teslimiyetçi bir model olarak gelişim gösterip ivme kazandı...2002 yılı seçimlerinde iktidar olarak tek başına hükümet oldu...

Osmanlı'dan beri süregelen yabancı hayranlığı tekrar mayalanarak olağan üstü kabardı... En iyisini onlar bilir hesabıyla ekonomisi IMF ve Dünya bankasına devredildi. Şenlikler ve havai fişek kutlamaları ile AB sürecini başlatıp , etnik grup kimliklerini gündeme getirerek eyalet sisteminin alt yapıları hazırlandı... Eşkiden başlayıp doruk noktasına ulaşan Diyarbakır merkezli İmralı demokrasisi güç kazandı...

2007 seçimlerinde de İmamlı imanlı ve İmralı demokrasisini teyid eden bir gelişme yaşandı...


İSTERSENİZ İMANLI VE İMANLI DEMOKRASİNİN ALT YAPISINA VE SOSYOLOJİK ANLAYIŞINA BİRAZ GÖZ ATALIM...

1- Şeyh , şıh , tarikatçılık esasları ile imam rahlesinin tedrisatı bütün ilimlerden üstün görülerek akıllar ve düşünceler dumura uğratılır...

2- Kur'an ilmine karıştırılan , yobaz ve batıl inanç katkılarıyle farklı bir din anlayışı ortaya çıkar. Allaha tam teslimiyet ve kader inancıyla bütün sorumluluklardan kurtulunur...Bütün işler sorumluluklar Allaha bırakılırken, bütün bu sorumluluklar Allaha yakın olduğu iddia edilen tarikat ehli , şeyh ve şıhlara bırakılarak ... Allahın vekili sıfatlarıyle dünya işleri onları devredilmişçesine dünyayı yönetme işine girşirlerken kula kulluk had safhaya ulaşır... Bu kullara tam teslim olmadan Allah'ın rızasını almak bile mümkün değildir.

3- Bu tarikat ehli kişiler onlara inananlarca desteklenir el üstünde tutulurlar...Yalan dünyanın bütün zenginlikleri horlanırken , yardım ve bağışlarla tarikat ehli kimseler dünyalarını ve dünyalıklarını güçlendirip , holdinğ ve sermaye sahibi olup ; satın aldıkları veya kurdukları radyo , TV ve gazeterlerle bu sömürüden daha fazla nasiplenmek adına ellerinden geleni yaparlar ...Müritlerine öte alem saadetlerini mücdelerlerken , kendileri hem bu dünyanın kaymağını yerken dünya sadetlerini güçlendirler , hemde öte alemin saadetini paylaşma vaadi ile köşe üstüne köşe dönerler...

4- Yalan dünya nimetlerine meyletmek imanı sakatlar düşüncesini yaygınlaştırıp kul olanları " bir lokma aşım , kaygısız başım " ve " malda yalan mülte yalan var birazda sen oyalan " deyip ebedi cennet nimetlerini işaret ederlerken , sakat olan düşünceye kendileri hak yolunda mücadele adına dört elle sarılan şıh , şeyh ve tarikat ehli vatandaşlar türer.

5- İmamlı ve imanlı hükümetleri destekleyerek kadrolarını ele geçiren tarikat ehli türemişler...Devletin imkanlarıyla daha büyük güç sahibi olmak adına birbirleriyle yarışırken , kula kulluk daha da güçlenir...

6-Güya ;Akıl ve düşünce yoluyla dünyaya hükmeden siyonist ve hırıstiyan güçler , dünyaya meyledip cennetlerini kaybetmiş olmalarına rağmen , dünya yönetimindeki üstünlükleri nedeniyle onlara tam teslimiyet ve bu teslimiyetten güçlenerek dünya saadetini yaşamak tarikat ehlince oldukça meşru sayılan bir girişimdir.

BİRAZDA İMRALI DEMOKRASİSİNİN SODYOLOJİK ALT YAPISINDAN BAHSEDELİM.

İmralı demokrasisi de 2007 seçimleriyle imanlı ve imamlı demokrasiye eklenen bir artı değermiş gibi görünsede... Alt yapısı kendilerinin de güya nefret ettiği ırkçılık düşüncesiyle ve 30.000 canın, masum insanların katliyle güç kazanmıştır.

Emperyalizmin siyonist ve hırıstiyan güçleri ile tasarlanmış , ulusal devlet anlayışını çökertmek adına yine bu güçlerce genleriyle oynayarak buldukları frenkeştayn benzeri ucubenin yaşatılması çabaları ile maşa olarak kulanılmasının öyküsüdür.

Gerek ortadoğu ve gerekse müslüman aleminin gıpta ile baktığı gücü yani Türkiye'yi çökertmek, ve bu gücü ılımlı islam modeliyle yozlaştırıp güya kaynaştırarak diğer müslüman ülkelere önderlik etmenin yolunu kesip , sermayenin ve emperyalizme hizmet aracı olarak kullanmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Konuya burada son verirken değerli katılımcıların iştiraki ile konu daha da aydınlığa kavuşacaktır.

Saygılarımla.

Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 29-07-07 01:02 .
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski28-07-07, 22:28  #2
0000
Onay bekleyen
Yazar Adayı
 
0000'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Ülke / Şehir: monitörün karşısından
Mesajlar: 49

eet bencede öyle.Katılıyorum halk yanlış karar verdi gibi
yine de zaman gösterecek her şeyi
Ama burda söz konusu edilen bir vatan seçim konusunda halkımız sandıklara bir kere daha düşünüp gitmeliydi
0000 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 01:16  #3
maverick
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 92

Alıntı:
Sayın Türesin şöyle demiş:

Mesajı Göster
Demokrasilerde çare tükenmez derler... Ülkemizin halkıda bir sürü çareler üretip , çeşit çeşit ikitdarları ve koalisyonları denedikten sonra , çare olarak ... İmamlı , imanlı demokrasiye devam ederken beş yıldan sonra İmralı demokrasisinide ekleyerek yola devam kararı aldı.

Bu imamlı ve imanlı demokrasiye geçiş sürecinin tarihi epey eskilere dayanır . Cumhuriyet kurulduğundan beri , cumhuriyet ilke ve inkilaplarını içine sindiremeyen güçlerce çeşitli evrelerden geçti... Kah isyanlarla , kah kapatılarak, kah gizlenerek hayatiyetlerini sürdürürlerken. Bütün dünyada gittikçe güçlenen enternasyonel sosyalist akımlara kendimizi kaptırdık.

Din afyondur misyonunu kendilerine baş tacı eden güçler ; devrim ve devirmekle ilgili uğraşların içinde debelenirken 1971 krizini ve devamında da 1980 12 Eylül darbesine kadar geldik...Konumuz bu olmadığı ve bu konular çok tartışıldığı için bu bölüm üzerinde fazla durmadan , imanlı ve imamlı demokrasi sürecine basıl geçtiğimizi anlatmayı tercih ediyorum...

Din afyondur misyonunun getirdiklerine ve olaylarına pek karışmayan, sessiz ve sedasız izlerken bu tutumları nedense alternatif olmaya doğru meyil kazandı...İmanlı ve imamlı zihniyet bir nimetmiş gibi keşfedilerek bu yolda gerekli atılımlar yapıldı...

Osmanlı'danda alışık olduğumuz bu zihniyete geri dönüldü...Medrese zihniyetinin egemen olduğu zihniyeti yetiştirecek olan İmam hatip liseleri mantar hızıyle çoğaldı...İman ve imam zihniyeti önce arka bahçelerimiz olup iyice yeşillendi...Osmanlıdan bu yana alışık olduğumuz yeşillik yavaş yavaş ön bahçenin yerini almaya başladı...Bu zihniyet güçlendikçe , o dönemin önderliğini üstlenen kişi de ; laikliğe , cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine olan düşmanlığı ile had safhaya çıktı . " kanlımı yoksa kansızmı gelecek" , " kadayıfın altıda üstüde kızarsın " deyimleri gündeme oturup , Libya lideri Muammer Kaddafinin Türkiye komutanı olup , çadırda Kaddafiden fırçayı yemeye başladı...Derken 28 şubat krizi ile komutanlığı elinden alınarak neferliğe terfi edildi...

Ardarda gelen koalisyon dönemlerinin tutarsızlığı nedeniyle bu imanlı ve imamlı güç ; başka bir imamın yenileşme hareketleriyle hız kazandı. Bu imam ağlayan tavır ve edasıyla toplumda neredeyse mehdi olacak seviyede popüler oldu... Osmanlı'nın son dönemlerindeki yabancı hayranlığı o'nunla depreşti...Hirisyiyan ve siyonist alemle diyologlar hız kazanırken de , onların katkılarıyle ılımlı islam modeli ortaya atıldı. Bu model hem onların ekmeğine yağ sürecek , emperyal güçlerin ortadoğudaki BOP'ununda eş başkanlığını yürütecekti... Emperyal güçlerle kucaklaşan , dost ve kardeşlik gibi görünen fakat mandacı ve teslimiyetçi bir model olarak gelişim gösterip ivme kazandı...2002 yılı seçimlerinde iktidar olarak tek başına hükümet oldu...

Osmanlı'dan beri süregelen yabancı hayranlığı tekrar mayalanarak olağan üstü kabardı... En iyisini onlar bilir hesabıyla ekonomisi IMF ve Dünya bankasına devredildi. Şenlikler ve havai fişek kutlamaları ile AB sürecini başlatıp , etnik grup kimliklerini gündeme getirerek eyalet sisteminin alt yapıları hazırlandı... Eşkiden başlayıp doruk noktasına ulaşan Diyarbakır merkezli İmralı demokrasisi güç kazandı...

2007 seçimlerinde de İmamlı imanlı ve İmralı demokrasisini teyid eden bir gelişme yaşandı...


İSTERSENİZ İMANLI VE İMANLI DEMOKRASİNİN ALT YAPISINA VE SOSYOLOJİK ANLAYIŞINA BİRAZ GÖZ ATALIM...

1- Şeyh , şıh , tarikatçılık esasları ile imam rahlesinin tedrisatı bütün ilimlerden üstün görülerek akıllar ve düşünceler dumura uğratılır...

2- Kur'an ilmine karıştırılan , yobaz ve batıl inanç katkılarıyle farklı bir din anlayışı ortaya çıkar. Allaha tam teslimiyet ve kader inancıyla bütün sorumluluklardan kurtulunur...Bütün işler sorumluluklar Allaha bırakılırken, bütün bu sorumluluklar Allaha yakın olduğu iddia edilen tarikat ehli , şeyh ve şıhlara bırakılarak ... Allahın vekili sıfatlarıyle dünya işleri onları devredilmişçesine dünyayı yönetme işine girşirlerken kula kulluk had safhaya ulaşır... Bu kullara tam teslim olmadan Allah'ın rızasını almak bile mümkün değildir.

3- Bu tarikat ehli kişiler onlara inananlarca desteklenir el üstünde tutulurlar...Yalan dünyanın bütün zenginlikleri horlanırken , yardım ve bağışlarla tarikat ehli kimseler dünyalarını ve dünyalıklarını güçlendirip , holdinğ ve sermaye sahibi olup ; satın aldıkları veya kurdukları radyo , TV ve gazeterlerle bu sömürüden daha fazla nasiplenmek adına ellerinden geleni yaparlar ...Müritlerine öte alem saadetlerini mücdelerlerken , kendileri hem bu dünyanın kaymağını yerken dünya sadetlerini güçlendirler , hemde öte alemin saadetini paylaşma vaadi ile köşe üstüne köşe dönerler...

4- Yalan dünya nimetlerine meyletmek imanı sakatlar düşüncesini yaygınlaştırıp kul olanları " bir lokma aşım , kaygısız başım " ve " malda yalan mülte yalan var birazda sen oyalan " deyip ebedi cennet nimetlerini işaret ederlerken , sakat olan düşünceye kendileri hak yolunda mücadele adına dört elle sarılan şıh , şeyh ve tarikat ehli vatandaşlar türer.

5- İmamlı ve imanlı hükümetleri destekleyerek kadrolarını ele geçiren tarikat ehli türemişler...Devletin imkanlarıyla daha büyük güç sahibi olmak adına birbirleriyle yarışırken , kula kulluk daha da güçlenir...

6-Güya ;Akıl ve düşünce yoluyla dünyaya hükmeden siyonist ve hırıstiyan güçler , dünyaya meyledip cennetlerini kaybetmiş olmalarına rağmen , dünya yönetimindeki üstünlükleri nedeniyle onlara tam teslimiyet ve bu teslimiyetten güçlenerek dünya saadetini yaşamak tarikat ehlince oldukça meşru sayılan bir girişimdir.

BİRAZDA İMRALI DEMOKRASİSİNİN SODYOLOJİK ALT YAPISINDAN BAHSEDELİM.

İmralı demokrasisi de 2007 seçimleriyle imanlı ve imamlı demokrasiye eklenen bir artı değermiş gibi görünsede... Alt yapısı kendilerinin de güya nefret ettiği ırkçılık düşüncesiyle ve 30.000 canın, masum insanların katliyle güç kazanmıştır.

Emperyalizmin siyonist ve hırıstiyan güçleri ile tasarlanmış , ulusal devlet anlayışını çökertmek adına yine bu güçlerce genleriyle oynayarak buldukları frenkeştayn benzeri ucubenin yaşatılması çabaları ile maşa olarak kulanılmasının öyküsüdür.

Gerek ortadoğu ve gerekse müslüman aleminin gıpta ile baktığı gücü yani Türkiye'yi çökertmek, ve bu gücü ılımlı islam modeliyle yozlaştırıp güya kaynaştırarak diğer müslüman ülkelere önderlik etmenin yolunu kesip , sermayenin ve emperyalizme hizmet aracı olarak kullanmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Konuya burada son verirken değerli katılımcıların iştiraki ile konu daha da aydınlığa kavuşacaktır.

Saygılarımla.
sayin turesin gozlerim fena halde agridigindan yazinin tamamini okuyamadim ama dinden bu kadar bahsedecekseniz Turkiye siyaseti basligi altinda yazmasaydiniz keske
maverick is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 01:32  #4
maverick
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 92

Alıntı:
Sayın Türesin şöyle demiş:

Mesajı Göster
Demokrasilerde çare tükenmez derler... Ülkemizin halkıda bir sürü çareler üretip , çeşit çeşit ikitdarları ve koalisyonları denedikten sonra , çare olarak ... İmamlı , imanlı demokrasiye devam ederken beş yıldan sonra İmralı demokrasisinide ekleyerek yola devam kararı aldı.

Bu imamlı ve imanlı demokrasiye geçiş sürecinin tarihi epey eskilere dayanır . Cumhuriyet kurulduğundan beri , cumhuriyet ilke ve inkilaplarını içine sindiremeyen güçlerce çeşitli evrelerden geçti... Kah isyanlarla , kah kapatılarak, kah gizlenerek hayatiyetlerini sürdürürlerken. Bütün dünyada gittikçe güçlenen enternasyonel sosyalist akımlara kendimizi kaptırdık.

Din afyondur misyonunu kendilerine baş tacı eden güçler ; devrim ve devirmekle ilgili uğraşların içinde debelenirken 1971 krizini ve devamında da 1980 12 Eylül darbesine kadar geldik...Konumuz bu olmadığı ve bu konular çok tartışıldığı için bu bölüm üzerinde fazla durmadan , imanlı ve imamlı demokrasi sürecine basıl geçtiğimizi anlatmayı tercih ediyorum...

Din afyondur misyonunun getirdiklerine ve olaylarına pek karışmayan, sessiz ve sedasız izlerken bu tutumları nedense alternatif olmaya doğru meyil kazandı...İmanlı ve imamlı zihniyet bir nimetmiş gibi keşfedilerek bu yolda gerekli atılımlar yapıldı...

Osmanlı'danda alışık olduğumuz bu zihniyete geri dönüldü...Medrese zihniyetinin egemen olduğu zihniyeti yetiştirecek olan İmam hatip liseleri mantar hızıyle çoğaldı...İman ve imam zihniyeti önce arka bahçelerimiz olup iyice yeşillendi...Osmanlıdan bu yana alışık olduğumuz yeşillik yavaş yavaş ön bahçenin yerini almaya başladı...Bu zihniyet güçlendikçe , o dönemin önderliğini üstlenen kişi de ; laikliğe , cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine olan düşmanlığı ile had safhaya çıktı . " kanlımı yoksa kansızmı gelecek" , " kadayıfın altıda üstüde kızarsın " deyimleri gündeme oturup , Libya lideri Muammer Kaddafinin Türkiye komutanı olup , çadırda Kaddafiden fırçayı yemeye başladı...Derken 28 şubat krizi ile komutanlığı elinden alınarak neferliğe terfi edildi...

Ardarda gelen koalisyon dönemlerinin tutarsızlığı nedeniyle bu imanlı ve imamlı güç ; başka bir imamın yenileşme hareketleriyle hız kazandı. Bu imam ağlayan tavır ve edasıyla toplumda neredeyse mehdi olacak seviyede popüler oldu... Osmanlı'nın son dönemlerindeki yabancı hayranlığı o'nunla depreşti...Hirisyiyan ve siyonist alemle diyologlar hız kazanırken de , onların katkılarıyle ılımlı islam modeli ortaya atıldı. Bu model hem onların ekmeğine yağ sürecek , emperyal güçlerin ortadoğudaki BOP'ununda eş başkanlığını yürütecekti... Emperyal güçlerle kucaklaşan , dost ve kardeşlik gibi görünen fakat mandacı ve teslimiyetçi bir model olarak gelişim gösterip ivme kazandı...2002 yılı seçimlerinde iktidar olarak tek başına hükümet oldu...

Osmanlı'dan beri süregelen yabancı hayranlığı tekrar mayalanarak olağan üstü kabardı... En iyisini onlar bilir hesabıyla ekonomisi IMF ve Dünya bankasına devredildi. Şenlikler ve havai fişek kutlamaları ile AB sürecini başlatıp , etnik grup kimliklerini gündeme getirerek eyalet sisteminin alt yapıları hazırlandı... Eşkiden başlayıp doruk noktasına ulaşan Diyarbakır merkezli İmralı demokrasisi güç kazandı...

2007 seçimlerinde de İmamlı imanlı ve İmralı demokrasisini teyid eden bir gelişme yaşandı...


İSTERSENİZ İMANLI VE İMANLI DEMOKRASİNİN ALT YAPISINA VE SOSYOLOJİK ANLAYIŞINA BİRAZ GÖZ ATALIM...

1- Şeyh , şıh , tarikatçılık esasları ile imam rahlesinin tedrisatı bütün ilimlerden üstün görülerek akıllar ve düşünceler dumura uğratılır...

2- Kur'an ilmine karıştırılan , yobaz ve batıl inanç katkılarıyle farklı bir din anlayışı ortaya çıkar. Allaha tam teslimiyet ve kader inancıyla bütün sorumluluklardan kurtulunur...Bütün işler sorumluluklar Allaha bırakılırken, bütün bu sorumluluklar Allaha yakın olduğu iddia edilen tarikat ehli , şeyh ve şıhlara bırakılarak ... Allahın vekili sıfatlarıyle dünya işleri onları devredilmişçesine dünyayı yönetme işine girşirlerken kula kulluk had safhaya ulaşır... Bu kullara tam teslim olmadan Allah'ın rızasını almak bile mümkün değildir.

3- Bu tarikat ehli kişiler onlara inananlarca desteklenir el üstünde tutulurlar...Yalan dünyanın bütün zenginlikleri horlanırken , yardım ve bağışlarla tarikat ehli kimseler dünyalarını ve dünyalıklarını güçlendirip , holdinğ ve sermaye sahibi olup ; satın aldıkları veya kurdukları radyo , TV ve gazeterlerle bu sömürüden daha fazla nasiplenmek adına ellerinden geleni yaparlar ...Müritlerine öte alem saadetlerini mücdelerlerken , kendileri hem bu dünyanın kaymağını yerken dünya sadetlerini güçlendirler , hemde öte alemin saadetini paylaşma vaadi ile köşe üstüne köşe dönerler...

4- Yalan dünya nimetlerine meyletmek imanı sakatlar düşüncesini yaygınlaştırıp kul olanları " bir lokma aşım , kaygısız başım " ve " malda yalan mülte yalan var birazda sen oyalan " deyip ebedi cennet nimetlerini işaret ederlerken , sakat olan düşünceye kendileri hak yolunda mücadele adına dört elle sarılan şıh , şeyh ve tarikat ehli vatandaşlar türer.

5- İmamlı ve imanlı hükümetleri destekleyerek kadrolarını ele geçiren tarikat ehli türemişler...Devletin imkanlarıyla daha büyük güç sahibi olmak adına birbirleriyle yarışırken , kula kulluk daha da güçlenir...

6-Güya ;Akıl ve düşünce yoluyla dünyaya hükmeden siyonist ve hırıstiyan güçler , dünyaya meyledip cennetlerini kaybetmiş olmalarına rağmen , dünya yönetimindeki üstünlükleri nedeniyle onlara tam teslimiyet ve bu teslimiyetten güçlenerek dünya saadetini yaşamak tarikat ehlince oldukça meşru sayılan bir girişimdir.

BİRAZDA İMRALI DEMOKRASİSİNİN SODYOLOJİK ALT YAPISINDAN BAHSEDELİM.

İmralı demokrasisi de 2007 seçimleriyle imanlı ve imamlı demokrasiye eklenen bir artı değermiş gibi görünsede... Alt yapısı kendilerinin de güya nefret ettiği ırkçılık düşüncesiyle ve 30.000 canın, masum insanların katliyle güç kazanmıştır.

Emperyalizmin siyonist ve hırıstiyan güçleri ile tasarlanmış , ulusal devlet anlayışını çökertmek adına yine bu güçlerce genleriyle oynayarak buldukları frenkeştayn benzeri ucubenin yaşatılması çabaları ile maşa olarak kulanılmasının öyküsüdür.

Gerek ortadoğu ve gerekse müslüman aleminin gıpta ile baktığı gücü yani Türkiye'yi çökertmek, ve bu gücü ılımlı islam modeliyle yozlaştırıp güya kaynaştırarak diğer müslüman ülkelere önderlik etmenin yolunu kesip , sermayenin ve emperyalizme hizmet aracı olarak kullanmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Konuya burada son verirken değerli katılımcıların iştiraki ile konu daha da aydınlığa kavuşacaktır.

Saygılarımla.
yaziniza kisa bir yorumda bulunmustum da niye gosterilmedi anlamis degilim herneyse hepsini okuyamadim ama gordugum kadariyla mevzu yine din, din,... yani bikmadiniz mi her turlu politik ortama kinadiginiz insanlar gibi dini sokmaya?
maverick is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 12:44  #5
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Dini konular siyasetin altın kuralı olduğu olduğu müddetçe bu konulara alışacaksınız... Alışmasanız bile alıştırılacaksınız...

Başlangıçta yadırgayacaksınız belki, 5 yıl yetmemiş demekki... Önce dindar bir Cuhurbaşkanımızda olsun hele , Bülent Arınç'ın istediği de bir olsun...

Sonra yavaş yavaş hangi tarikatle işerimizi daha güzel çeviririz demeye başlar, sonrada ....
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 14:07  #6
seyduna42
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 16

Söze imzanızla başlamak yerinde olur sanırsam sn türesin
"Cehaleti sevindirmek istersen, haklısın demek yeter.( T.A )"

Yani haklısınız.

Ama sadece haklısınız demekle olmayacak Türkiye siyası tarihinin kısa bir oluşum ve değerlendirme tahlilinde bulunmuşsunuz. Ama yılardır aynı mantık ve ötekileştirme tavrı nedeniyle derin çözümlenemeyen bir tahlilden öteye geçmemiş. Olayı sadece imanlı, imamlı ve İmralı olarak değerlendirmek eksik kalıyor. bide bi imralı yada kendince "teror" "vatan " "millet" denilen kavramları kullanarak kendi çeteleşmesini ve terorizmini yaratan bi dorduncu kısmı es geçmeniz yada değinmemeniz biraz eksik olmuş. bu ülkede başı sıkışan ataturk ilke ve inklaplarını yada devrimciliğini kullanır oldu. ülkenin dahada güçlenmesi var olan yabancılaşmadan uzaklaşıp bütünsel tüm etnik yyapılamalarıya bütün arz eden bir halkın oluşmasıyla mümkündür. nekadar kabul edilmese de ya da soft İslam olarak nitendirilse de bu ülkede nerdeyse her 2 kişiden birinin oyunu almış bir oluşumdan bahsediyoruz.
Diğer yandan da "Emperyalizmin Siyonist ve Hıristiyan güçleri ile tasarlanmış , ulusal devlet anlayışını çökertmek adına yine bu güçlerce genleriyle oynayarak buldukları fernkeştayn benzeri ucubenin yaşatılması çabaları ile maşa olarak kulanılmasının öyküsüdür " diyen bir çözümlemede bulunmuşsunuz. Sorunları Ortodoks Marksist bir söylemde sadece emperyalizme Siyonizm bağlamak kendi öznel yapılanmamız içerisindeki derin çelişkileri görmeme ve öz eleştiriden yoksun "kutsal devlet kültü" ile yaklaşmaktan öteye gitmez kanaatindeyim. Bireyleri etnik ve dinsel tercihlerinden dolayı "ötekileştirdiğimiz " için oluyor tüm bunlar. Deniz Baykal'ın hala çıkıp ben yenilmedim bu bir yenilgi değildir oylarımız arttı soylemleri de bu trajedinin son perdesi sanırsam. Son olara demokratik bir ülkede yaşadığımızı düşünüyorsak bunlar demokrasinin getirimleri beklemek ve görmek gerek

Saygılarımla
seyduna42 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 14:18  #7
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Alıntı:
Sayın seyduna42 şöyle demiş:

Mesajı Göster
Söze imzanızla başlamak yerinde olur sanırsam sn türesin
"Cehaleti sevindirmek istersen, haklısın demek yeter.( T.A )"

Yani haklısınız.

Ama sadece haklısınız demekle olmayacak Türkiye siyası tarihinin kısa bir oluşum ve değerlendirme tahlilinde bulunmuşsunuz. Ama yılardır aynı mantık ve ötekileştirme tavrı nedeniyle derin çözümlenemeyen bir tahlilden öteye geçmemiş. Olayı sadece imanlı, imamlı ve İmralı olarak değerlendirmek eksik kalıyor. bide bi imralı yada kendince "teror" "vatan " "millet" denilen kavramları kullanarak kendi çeteleşmesini ve terorizmini yaratan bi dorduncu kısmı es geçmeniz yada değinmemeniz biraz eksik olmuş. bu ülkede başı sıkışan ataturk ilke ve inklaplarını yada devrimciliğini kullanır oldu. ülkenin dahada güçlenmesi var olan yabancılaşmadan uzaklaşıp bütünsel tüm etnik yyapılamalarıya bütün arz eden bir halkın oluşmasıyla mümkündür. nekadar kabul edilmese de ya da soft İslam olarak nitendirilse de bu ülkede nerdeyse her 2 kişiden birinin oyunu almış bir oluşumdan bahsediyoruz.
Diğer yandan da "Emperyalizmin Siyonist ve Hıristiyan güçleri ile tasarlanmış , ulusal devlet anlayışını çökertmek adına yine bu güçlerce genleriyle oynayarak buldukları fernkeştayn benzeri ucubenin yaşatılması çabaları ile maşa olarak kulanılmasının öyküsüdür " diyen bir çözümlemede bulunmuşsunuz. Sorunları Ortodoks Marksist bir söylemde sadece emperyalizme Siyonizm bağlamak kendi öznel yapılanmamız içerisindeki derin çelişkileri görmeme ve öz eleştiriden yoksun "kutsal devlet kültü" ile yaklaşmaktan öteye gitmez kanaatindeyim. Bireyleri etnik ve dinsel tercihlerinden dolayı "ötekileştirdiğimiz " için oluyor tüm bunlar. Deniz Baykal'ın hala çıkıp ben yenilmedim bu bir yenilgi değildir oylarımız arttı soylemleri de bu trajedinin son perdesi sanırsam. Son olara demokratik bir ülkede yaşadığımızı düşünüyorsak bunlar demokrasinin getirimleri beklemek ve görmek gerek

Saygılarımla
Türk askerinin başarısı için değil, ABD askerinin başarısı ve kayıpsız atlatması içindua eden bir başbakan ve ABDullah denen ABD askerlerinin analarına methiyeler düzen Cumhurbaşkanı adayı...

Bunlarla bir olur PKK için ölenler adına güzel bir de mevlüt okutursunuz...

Türk düşmanı olmak modasına onlarla birlikte uyar , halay çekersiniz... Olur biter...
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 15:08  #8
Firnas
 
Firnas'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,982

Alıntı:
Demokrasilerde çare tükenmez derler... Ülkemizin halkıda bir sürü çareler üretip , çeşit çeşit ikitdarları ve koalisyonları denedikten sonra , çare olarak ... İmamlı , imanlı demokrasiye devam ederken beş yıldan sonra İmralı demokrasisinide ekleyerek yola devam kararı aldı.
PKK ile derin devlet arasındaki ilişkiyi duymayan kalmadı.
Uğur Mumcu tam da bu ilişkiyi deşifre etmek üzereyken öldürüldü.
Türkiye'de işler hep derinden yürür.
İmralı demokrasisinin mucidi AKP değil, MHP ve DSP'dir.
İmralı sayesinde iktidar koltuğuna oturmuşlardı.
Apo'yu güneydoğu'da konuşlandıran güç devletti bir zamanlar.
Sıradan bir Tapu Kadastro yüksek okulunda okuyan Öcalan, dikey olarak Ankara Siyasal2da buldu kendini.
Ardından da PKK'nın başında.
O gün bugündür PKK başımızın belası.
30 yıldır dünyanın en iyi gerilla harbi yapan ordusuna ve bütçesinin %70'ini ayırmasına rağmen Türkiye PKK'yı bitirememiştir.
Ne demişti Öcalan.

"Bu çatışmayı bitireni, bitirirler!"
__________________
Benim fikirlerim yanlış ihtimali olan doğrulardır.
Başkalarının fikirleri ise doğru ihtimali olan yanlışlardır. (İmam-ı Şafii)
Firnas is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 16:17  #9
Max_Payne
 
Max_Payne'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 151

din ve dindarlar ile problemi olan insanların; kutsal değerleri karalamak için ak partiyi kullanmaları ne kadar saçmadır... kutsallar ile bir probleminiz varsa çıkar bu durumu ortaya koyar; "benim için kutsal diye bir şey yoktur" dersiniz ama sırf bunu yapamadığınız için ak parti üzerinden emelinize ulaşmaya çalışmayın, komik oluyorsunuz... elle tutulur hiçbir yanı olmayan saçmalıklarla dolu yazılarla kendinizi tatmin ediyor olabilirsiniz ama inanın çoğu üye için hiçbirşey ifade etmeyen, okumak için vakit bile ayrılmayan marjinallikler olarak tarihe karışıyor...
__________________
Farklının Farkını Farklılar Farkeder...
Max_Payne is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-07, 17:14  #10
umbrasword
 
umbrasword'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 1,690

Komik olmuyorlar, çirkin oluyorlar.
__________________
Kürt'ün Türk'ten Başka Dostu Yoktur.
umbrasword is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 15:34.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz