| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Paris Komünü/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: Denizli
Mesajlar: 1,179
| 18 Mart 1871’de Paris sokaklarında coşkulu sloganlar yankılanıyordu: “Yaşasın Komün, Yaşasın Özgürlük” Paris komünü, 19. yüzyıl Avrupası’ndaki en büyük şehir ayaklanmasıdır ve yetmiş iki günlük Paris komününün yaratıcıları işsizler, mülksüzler, sanatçılar, zanaatkarlar, memurlar, küçük esnaf, rütbeli rütbesiz askerler, doktorlar, avukatlar, fahişeler ve 19. yüzyıl Avrupası’ndan akla gelebilecek diğer insan figürleridir. Komünün kendisini ilanı, hükümetin elindeki cephanelere el koyularak, iktidar kurumlarının dağıtıldığı 18 Mart 1871’dır. 1870 sonbaharında Bakunin’in anarşizm fikriyatından etkilenmiş ve doğrudan Bakunin’in de katıldığı iki komün ayaklanması, Paris Komünü’nü (özellikle başkaldırı perspektifi açısından) önceleyerek etkilemiş olan deneyimlerdir. Bunlar, ikisi de başarısızlıkla neticelenen Lions ve Marsilya ayaklanmalarıdır. Komünün karakteri hakkında kesin sınıflandırıcı bir tanımlama yapamayız, her şeyden önce kendi hayatı hakkında söz sahibi olmak isteyen geniş bir kesimin faal katılımıyla gerçekleşen komün, bir halk hareketiydi. Ayrıca ideolojik programların dayatılmasından çok yaşamsal ihtiyaçların karşılanması, komün pratiği açısından büyük önem taşıyordu. Hükümetin Paris’ten aceleyle canı kurtarma telaşıyla kaçmasından sonra 20 Mart’ta yayınlanan bildiri ile komünün genel seçimlerinin yapılması kararlaştırıldı. Komünün örgütlenmesinde, Enternasyonal’in Paris şubesine bağlı bürolarda oldukça hararetli geçen tartışmalar neticesinde geniş bir çerçeveye oturtulan belli ilkeler ortaya çıktı. Tartışmalara devrimci simaların katılımı yoğun ise de örgütsüz kişiler de sözlerini sonuna kadar sarf ettiler. Paris, yirmi bölgeye bölündü ve nüfus oranına göre seçilen temsilcilerden oluşan 85 kişilik bir Paris Komün meclisi oluşturuldu. Mecliste on komisyon bulunuyordu, komisyonlar ve meclis halkın denetimine tabi idi ve herkesin ulaşılabileceği bildiriler yayınlanmadan kararlar kesinleşmiyordu. Komünün aldığı ve uygulamaya soktuğu; polis teşkilatının, kilise iktidarının, kaymakamlığın, vergi dairesinin dağıtılması, savaş sırasında kapanan atölye ve fabrikaların işçileri tarafından tekrar üretime geçirilmesi, çalışma saatlerinin düşürülmesi evsizlerin kaçan burjuvaların evlerine yerleşmesi, İmparatorluk simgesi giyotinin, Napoléon heykelinin yakılması gibi kararlarda olduğu gibi... http://www.ozgurhayat.org/1.php?a=30 Karl Marx "Fransa'da İç Savaş" kitabında bu konudaki tüm görüşlerini yazmıştır,okumak isteyene tavsiye ediyorum. Kropotkin ve Malatesta gibi önemli isimleri bile etkileyebilecek kadar coşkulu olan Paris Komünü sizce günümüzde hedeflenen devrime bir model midir ? analiz Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-08-07 00:52 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 104
| Böyle güzel bir konu açmışsınız ve kimse yanıt yazmamış. Gerçi, ben de yeni görüyorum konuyu. Umarım bundan sonra konuya katılımcı sayısı artar. Marx ve yandaşlarının Paris Devrimini görmezden gelmiş olmalarının sebebi, kendi teorileri doğrultusunda, kendi görüşlerini yüceltecek bir devrim olmamasıdır. Kendileri sadece devrimin teorik yönüyle ilgilenirken, Paris Halkı ve anarşistler devrimi yaşayarak, deneyerek gördüler. Marx'ın istediği gibi otoriter, düzenli bir devrim değildi bu. Tamamen özgür bir şekilde, bireylerin kendi arzularıyla katıldıkları bir devrimdi. Otoriter sosyalizme karşı özgürlükçü, toplumsal sosyalizm. Herkes devrim için savaştı, beraber savaştı, ama beraber savaştırılmadı! Devrimin Paris dışına fazla yayılamamasının sebebi de buydu bence. Amaçları devrimi baskı uygulayarak yaymak değildi. Amaç, köylü kesime ve Paris dışında kalan halka devrim gerçeğini göstererek, doğruları göstererek, bireysel inisiyatifleriyle, kendi devrimlerini gerçekleştirme isteklerini uyandırmaktı. Doğru olan da budur zaten, zorla gelen bir devrimin değerini kim bilecek? Kim arkasında duracak? Sadece bu devrimi dayatan kesim arkasında durur! Elbette ki, yapılan hatalar da vardı. Komünler kurulduktan sonra, bahsettiğiniz gibi, komünlerin temsilcilerinin bir araya geldiği bir meclis oluşturuldu. Bir meclis oluşturulması ve tartışmalar yapılması için uygun bir zaman mıydı peki? (Ki bence, bir meclis oluşturulması ve temsilciler seçilmesi için hiç bir zaman uygun değildir Bu meclis, devrimin başarılı olması durumunda yine otoriteyi ve devleti ortaya çıkartacaktır.) Etrafınızda bir savaş sürmekte ve siz tartışmakla uğraşıyorsunuz. Bürokrasiyle uğraşıyorsunuz!Bu devrimin başarısı anarşizmin başarısıdır, başarısızlığı otoriterizmin başarısızlığıdır. Eğer hatalar yapılmamış olsaydı dahi, çok büyük ihtimalle, Komün yine sona erdirilecekti. Fakat, gözümdeki değeri daha da artacaktı... Tüm hatalarıyla, tüm doğrularıyla, yine de, insanın yüreğini kabartan, arzulanası bir devrimdir. İnanın o dönemde yaşamış olmayı ve tüm dünyaya devrim ateşini yayabilecek olan Paris Komünü'nde bulunmayı tüm içtenliğimle isterdim. Sonucu binlerce kişiyle birlikte ölümüm olacak olmasına rağmen. "Günümüze örnek olabilir mi" kısmına gelirsek; günümüzde daha büyük kitlelerin devrim bilincine sahip olması, tüm içtenlikleriyle bunun için savaşmayı göze alması gerekir. Tabanın daha iyi hazırlanması gerekir. Muhtemelen böyle bir devrimin, bir şehir çapında olacak olması halinde, emperyalist devlet güçlerine karşı Paris Komünü'nün onda biri kadar bir süre bile dayanma şansı olmayacaktır. Çağımızın iletişim çağı olduğunu düşünürsek, böyle bir devrimin yarattığı etki de, karşı-devrimcilerin çabaları da bir hayli hızlı olacaktır. Dünyanın bir diğer ucundan bile -Ki, ABD'dir burada, ama şu anda Dünya'nın diğer ucundan gelmelerine dahi gerek yok, burnumuzun dibi, Irak'tan bile müdahale edebilirler- devrimin bastırılması için oldukça büyük bir destek kuvvet, çok hızlı bir şekilde gelecektir. Belki destek de gelecektir, fakat emperyalistlerin askeri gücünü zaten biliyoruz. Hele ki, Orta Doğu gibi karışık bir coğrafyada çok daha sağlam bir devrim yapılması gerekir! Hatalarım ve eksiklerim olduysa affola, şu sıralar biraz hastayım da... ![]() Saygılarımla... Kaynaklar: Bakunin ve Kropotkin ![]() __________________
"Devlet, insanlar arasındaki bir koşuldur, belli bir ilişkidir, bir insan davranışı tarzıdır; bizler başka ilişkiler üzerinde anlaşarak, farklı davranarak onu yok edeceğiz." - Gustav Landauer Intifada Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-08-07 02:06 .Sebep: Yazım hatası. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Proleterya Diktatörlüğü !!! | analiz | Siyasi İdeolojiler | 13 | 08-01-08 02:36 |