"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 186
| Eskidenberi her yıl bir iki defa at yarışlarına gitmeyi adet edindim..Ama bahis oynamak gibi bir alışkanlığım yoktur.Benim açımdan önemli olan,hipodromdaki değişik ortamı görmektir. Seyirci tribünlerinde oturan ve salonlarda gezinen insanların konuştuğu konular hep aynıdır.Yüzde donsanbeşinin at ve yarıştan bahsettiklerini söyleyebilirim.Denizcilikte ve bilgisayar dilinde olduğu gibi at yarışları için de özel terimler vardır.Konuyla ilgisi olmayanlar galop,padok,apranti,eküri ve bunun gibi bir sürü kelimeyi anlayamaz.Hele müşterek bahis denilen birçok oyun türünün içinden çıkmak, tecrübe kazanmayı gerektirir. Bu tip yerlerde hiç tanımadığınız kişilerle kısa süren sohbetler olur.Dostluklar birkaç saniye içinde başlayıverir.Karşınızdaki kişi sanki kırk yıllık arkadaşınız gibi dertlerinden bahsederler.Sonra bu yakınlık başladığı gibi aniden biter. * Birazdan koşacak atlar hakkında yapılan yorumlar çeşit çeşit olup birbirinden oldukça farklıdır.İleri sürülen tezler ve karşı tezler hararetle tartışılır.Bu tartışmaları yapanların birbirini tanıması şart değildir.Yarışları izleyen birçok kişinin atlar konusundaki bilgi birikimi hayret verici seviyededir. Atların herbirinin soyağacı,çimde ve kumdaki performansları,kazandığı yarışlar ve bunun gibi yığınla bilgileri bir çırpıda kesin bir dille anlatabilirler. Ama onların çoğu da yarışlar bitince hep para kaybederler,o da başka.’Çok bilen çok yanılır’deyişinin gerçek olduğunu hipodroma her gidişimde daha iyi anladım. Olayı bir çeşit eğlence kabul edebiliriz.Bu sınırı aşan kişilerin başına neler geldiğini çok kez gözümle gördüm.Bir keresinde arkamdaki sırada oturan biri,yanındakine anlatıyordu.Çalıştığı şirket için o gün yaptığı tahsilattan bir miktarını altılı ganyana yatırmış.Yanındaki bu işin çok saçma olduğunu söyledi. Ama o kişi, altı koşuyu bileceğinden son derece emindi.Bir bilimadamı gibiymişçesine yaptığı analizi uzun uzun anlattı.Kendi arzusuna uygun düşen kendi mantığına öyle inanmıştı ki aksi fikirleri dinlemiyordu bile.Yarışların hepsi koşulmadan,dördüncü ayakta kaybetti. * Sayısı bir hayli fazla olan bahislerle ilgili değilseniz,yarım saatlik aralar sıkıcıdır.Yarışların herbiri birkaç dakikada bitiverir.Bitiş çizgisine yaklaşıkça hipodromdaki heyecan da artar.Ben o anlarda bir gözümle de seyircilere bakarım.Ateşli olanlar kendilerini hemen belli ederler.Kıpkırmızı olmuş yüzleri,faltaşı gibi açılmış gözleri,havayı döven kolları görmemek olanaksızdır.Ellerinde kamçı, altlarında koşan at varmış gibi hareket edenleri bile gördüm. O yarış bittiğinde bir kısmı hırsla bahis kuponlarını yırtıp atarlar.İşte o anlar boyunca sona eren umutların insan psikolojisindeki her türlü etkisini somut olarak görürsünüz.Onların çoğu,paraları varsa günün diğer bahisleri için hırsla gişelere doğru hareketlenir. * Kısa süren sohbetlerde ençok dinlediğim konu,altı koşunun beşini bilmek ile ilgiliydi.Veya sadece bir koşu yüzünden kaçan bir sürü para öyküleri. Birinin anlattığına göre,birkaç ay önceki yarışlarda beş koşunun beşini de bilmiş.Son koşu başlamış,yazdığı at finiş çizgisine birkaç metre kala,jokeyi düşmüş.Anlatırken sanki bu olay biraz önce olmuş gibi aynı üzüntüyü duyuyordu.Bir diğer öykü de yarış bittikten sonra birinci gelen atın yazılmama nedenidir.Aslında o atı yazmış,ama arkadaşı birinci gelemeyeceğini söyleyince kuponu yırtıp başka bir kupon yazmış.Ama yarışları tahmin edememenin bahanesi mutlaka vardır.Hipodroma her gidişimde böyle anıları hep dinlerim. * Şahit olduğum olaylar da çeşit çeşit.Bir keresinde koşu bitmiş,kesin sonuçların açıklanması bekleniyordu.‘Protesto’ gibi sözler duydum.İlk önce anlamadım.Protesto neydi?Yarış sırasında yapılan bir faulmuş.Komiserler kurulu inceleme yapıyormuş.Karar beklenirken birçok kişi hararetle tartışıyordu. Tabii ki herkes bu kararın kendi yazdıkları atın birinci gelmesi şeklinde olmasını bekliyordu.Daha karar açıklanmadan iki kişi birbirleriyle kıyasıya ,yumruk yumruğa kavga etmeye başladılar.Öyle ki ,görenler, çıkacak kararın bu kavganın galibine göre olacağını sanırlardı. Sonraki koşuda bir at yere kapaklandı,jokeyi de düştü.Ambulans hemen yetişti.Zavallı at seke seke tribünlerin önüne kadar geldi.Görevliler de peşinde. Hemen bir söylenti yayıldı:Atı götürüp vuracaklar.Herkes görevliler aleyhine tezahürata başladı.Birazdan anons yapılarak atın öldürülmeyeceğine dair garanti verilince millet yatıştı. * Yarışların sonucunu bilemeyenler için yorum hep aynıdır:Ya at sahibi ya da jokey atı bilerek birinci getirmemiştir.Yani bir şike yapılmıştır.Ya da o atın başına umulmadık bir olay gelmiştir.Bir de tiyo alma var.Güvenilir kaynaklardan edinilen sağlam bilgiler ışığında bahis oynanır.Bu tip bilgiler devlet sırrı gibi saklanır,ancak yakın tanıdıklara söylenir.Ama ben aynı koşuda farklı iki tiyo duyduğum gibi ,yıllarca bir tiyonun bile gerçekleştiğini görmedim.Heyecandan kalp krizi geçirenler,umduklarını bulamayanların taş kesilmiş gibi kalmaları…Son parasını da kaybedince evlerine yürüyerek dönenler,bir gün mutlaka zengin olacağına inananlar…Bütün bunlar hipodromlarda gözlenen olaylardan sadece birkaçıdır. |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|