Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Bilim > İnsan Bilimleri

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kültür Sorunlarımız

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski08-08-07, 11:39  #1
H.Kenan
 
H.Kenan'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 144
Kültür Sorunlarımız



Dünya üzerindeki acımasız paylaşım savaşlarına uzun soluklu direnebilen; özümlenmeyen, benzeşmeyen halklar bu direnme gücünü kültürlerinden alırlar. Halkı oluşturan bireylerdeki duyuş, düşünüş, davranış birliğinin gücü ekonomik, siyasi veya bir başka alanda karşılaştıkları sorunları er veya geç giderir.
İnsanlığın uygarlık tarihi böylesi kanıtlardan oluşmuştur.
Oysa, kültürünü sürdüremeyen, başka halkların yaşam biçimlerine özenen toplumların kısa zamanda özendikleri kültürün güdümüne girdiklerini, benliklerini yitirdiklerini tarihçiler çokça yazmışlardır. Bizler de bugün yaşadığımız sorunları; karıştırılan, unutturulmaya çalışılan gerçek kültürümüze dört elle sarılarak giderebileceğimizi bilmeliyiz.
Hiçbir kültür bütünüyle ölmez, başka kültür ve uygarlıklarda ayrı biçimlerde yine ortaya çıkar.
Kültürlerin beşiği Anadolu, tarihinin her döneminde uygarlıklar yaratan verimli topraklarıyla, üretken insanlarıyla ilgi çekmiştir. Tarihi başlatan Sumer uygarlığının süreği sayabileceğimiz Etiler, Hititler, İyonlar, Frigler Batı kültürünün de kaynağıdır ve Anadolu’da, Ege kıyılarında yaşamışlardır.
Dört elle sarılmamız gereken kültürümüzün bir kökü budur.
Onuncu yüzyılda Orta Asya bozkırlarında sevgi ve hoşgörü içinde yaşayan Türkmenler, Arapların baskısından, Emevi Komutanı Kuteybe’nin soykırımından, Cengiz Han’ın yılgınlığından ve üretememekten ötürü göç etmek zorunda kalmışlardır. Orta Asya’da başlayıp Anadolu’da sonlanan dededen toruna süren büyük yürüyüşü gerçekleştiren Ahmet Yesevi izdeşleri, Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Baba İlyas, Sarı Saltık, Barak Baba, Tapduk Baba-Emre gibi Türkmen dervişleri inançlarını, göreneklerini, geleneklerini de yanlarında getirmişlerdir. Yaşama bakışlarıyla, türküleriyle, sazlarıyla gelenler Anadolu’da yaşayanlarla kolaylıkla kaynaşmışlardır.
Bizlere yüzyıllardır unutturulmaya çalışılan gerçek kültürümüzün bir diğer kökü de budur.
Kültür sorunlarımızın kaynağında bu gün sürekli anlaşmazlık ve karşılıklı suçlama içinde bunalan; batıya özenen küreselleşme yanlılarıyla İslam kültürüne geri dönüşün gerekliliğine inananları görüyoruz.
Bu sorunlar yukarıda andığımız kültür köklerinden mi yeşermektedir?
Ulaşılmak istenen Batı kültürünün ve İslam dünyasını biçimleyen felsefenin özelliklerinin karşılaştırılması, değerlendirilmesi sorunumuzu çözmeye yardımcı olabilir.
İskender, 4. yüzyılın ilk yarısında girdiği Asya topraklarından alır; Anadolu, Pers ve Hint kültürünü. Zaman içinde bu kültür Ege kıyılarındaki devlet-kentlerine yayılır. Bu kentler ticaret merkezi niteliklerinin yanı sıra kültür merkezleri de olur. Diğerleri gibi İyon uygarlığının Bergama’daki kitapları da Antakya, Silifke, İskenderiye gibi kentlerdeki kitaplıklara yayılmıştır.
İslam uygarlığı başladığı zaman da Araplar bu yapıtları kendi dillerine çevirirler.
Avrupa’da, Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyılda çöküşü ile birlikte aynı yerde yaşayan insanların bölgesel savunma ve kendine yeterlilik özellikleri feodal düzeni getirmiştir. Akdeniz’in ticaret yollarının İslam devletlerince tutulması da feodal düzeni güçlendirmiştir. Savunma yetkisini aralarında seçtikleri bir krala devreden; Avrupa’nın yağmurlu iklimi nedeniyle sulama kanalları gibi yatırımlarla da uğraşmayan Feodal beyler birbirlerinden ayrı kültürler oluşturmuşlardı. Bu geniş hareket alanı güçlü kilise kurumunu da yarattı. Kilisenin getirdiği sınırlamalar Yunan uygarlığında da, İslam uygarlığında da benzeri olmayan bir dinci baskısını doğurdu. Ege ve İslam bilimi yapıtları kilise çevrelerinin denetiminde gerçekleşiyordu. Platon’un ve Aristo’nun çalışmaları, Farabi ve İbni Sina’nın çalışmalarıyla birlikte benimsendi ancak Batı Anadolulu maddeci düşünürlerin, Tales’in, Demokritus’un fikirleri İbni Rüşt’ünkilerle birlikte yasaklandı.
Hızla varsıllaşan tüccar sınıfı, feodallerin zorunlu çalışma isteyen düzenine, dinin devlet ve insan üzerindeki baskılarına karşı çıktı. Üretimin para karşılığı alınan emekle gerçekleşeceği bir aşamaya getirdi. Bu ekonomik uyanış insanı odak yaptı. Emekçinin özyönetimi etkili bir demokrasi anlayışı getirdi.
Araplar 7. yüzyılın ikinci yarısında Pers topraklarına girdiklerinde hem Akdeniz uygarlığı ile hem de Pers kültürünün iki bin yıllık geçmişiyle karşılaştılar. Bu kaynaklardan birincisiyle bilim ve felsefe düzeyinde, ikincisiyle de güzel sanatlar alanında etkili oldular. İslam kültürü Aristo’ya hocaların birincisi derken Bağdat’ta yetişen Farabiye de hocaların ikincisi dedi. İbni Sina ve İbni Rüşt, Aristo öğretisinin Araplar arasında yayılmasında büyük rol oynadılar ve öğretinin mantık ve metafiziğini geliştirdiler. El Biruni, Sanskritçe öğrenerek iki önemli Hint felsefe akımını İslam dünyasına tanıttı. Ancak felsefe ile Kuran’ın bağdaştırılması güç olduğundan laik bilgi araştırmalarına karşı sürekli engeller çıktı. Gazali “Filozofların Yıkımı” adlı çalışmasında bu konuyu derinlemesine incelemişti.
İslam devletleri hiçbir zaman feodal düzene geçemediler. Eski Çin, Hint ve Pers uygarlıklarında olduğu gibi toprak mülkiyetinin tümü üst yöneticilerde bulunduğu için gelişme ve daha ileri toplum biçimlerine dönüşme olanağı olmadı. Anadolu beylikleri dönemindeki oluşan feodal yapı, Osmanlı’nın merkezi devlet yapısı altında yok oldu. Yerel gelişmeleri denetimi altında tutan Osmanlı, Batı’nın tarihsel gelişmesinin dışında kaldı. İslam dininde hiçbir reform yapılmamış olması, Osmanlı İmparatorluğu’nun din devleti yapısının cumhuriyete kadar sürmesine neden oldu.
Osmanlı’nın, Emevi kültürünü benimsemesi daha kuruluş aşamasındadır. Anadolu halkından kopuk, halkın kültürüne karşın saray, önce Acem kültürüne özenmiş, daha sonraları Fransız, yıkılış zamanlarında ise Alman kültürü Osmanlı yöneticilerini etkisi altına almıştı. Bu karma kültürün uyuşturan örnekleri Divan edebiyatında, müziğinde görülür.
Görüldüğü gibi, Hıristiyan Batı kültürü ile İslam kültürünün aynı kaynaklardan beslenmiş olduğu, ancak İslam ülkelerinde feodal ortaçağın yaşanmaması nedeniyle reform ve rönesans gibi atılımların yapılamadığı bu yüzden kültürel ayrımın gittikçe açıldığı gerçektir.
Oysa “sevgi ve hoşgörü temelli bir yaşam biçimi olan Anadolu kültürü” devleti yönetenlerce zaman içinde dinsel, mezhepsel ayrım düzeyine daraltılarak bastırılmaya, unutturulmaya çalışıldı. Bazı zamanlarda da toplumsal gerginliğin çıkarlarına olanlarca halk içinde ayrımcılığı körüklemek için araç yapıldı.
Anadolu kültürü Anadolu insanıyla bu topraklarda başat olmaya çalışan iki kültüre inat direndi. Esnaf loncalarına dönüşen Ahiliğiyle direndi. Yunus Emresiyle, Pir Sultanıyla, Karacaoğlanıyla, Ali Ekber Çiçeğiyle direndi.
Kendini bile tüketecek tüketim toplumu yaratma uğraşındaki küreselleşme karşısında Cumhuriyetimizi, özgürlüğümüzü, dilimizi, bizi yaşatması için de direnmesi gerek...
__________________
“ Deli deliden hoşlanırmış, imam ölüden!...”
H.Kenan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-08-07, 15:06  #2
vatanım
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 521

kültür belirleyici değildir.yani milletlerin hayatını şekillendirdiğine inandığımız kültür ekonomik ve siyasi ortamdan yüzde yüz etkilenir.şöyle ki bir ülkede uygulanan ekonomik ve siyasi sistem o ülkenin kültürünü de kendine göre biçimlendirir.karşılaştırmalı bir kaç örnek verirsek söylediklerimiz askıda kalmayacaktır:

mesela bugün hepimiz kültürümüzün yozlaştığını kardeşlik ve paylaşma gibi güzelliklerimişzn yerini bencilleşmenin aldığını söylüyoruz.gençlerimizin batıdaki gibi uçuk kaçık giyindiğini davranışlarının toplum için değil kendilerinin benliklerinin tatmini için olduğunu görüyoruz.en basitinden ben toplumum için varım o yoksa ben de olamam anlayışının yerini ben ölürsem herkes ölsün mantığının aldığını hepimiz biliyoruz.daha bir sürü kültür yozlaşmalarna şahit oluyoruz.

dediğimiz gibi ekonomik ve siyasi ortamın kapitalist bir anlayışla oluşturulduğu ülkemizde kültür ögeleri de benimsenen ekonomik sistemin rayına oturmaktadır.yani biz bu sistemin kültürünü de benimsemek zorunda kalmaktayız.çünkü ekonomi olmadan insanlar yaşayamaz ve her ekonomi başlı başına başına bir disiplindir.kendine has toplum tarzı,idari ilkeleri vardır.zaten ülkemizde kapitalizm her şeye kendi rengini verdi.mesela ilkelerine uysak kurtuluruz dediğimiz dinimiz liberal ekonomiyue uyduruldu.faiz helalleştirilip kar payı oldu,hatta faizn alınabileceği söylendi.kapitalizm faizsiz olmazdı ve faizi yasaklayan har şey kitabına uydurulup değiştirildi.batıya benzeme konusuna gelince zaten batı ürünü olan kapitalizm bizi herşeyi ile onlara benzemek zorunda bıraktı.kot ve başörtüsü biribiriyla uyumlu hale getirildi.daha bir çok şey var.komünist değilim ve komünizm de bizi temsil edecek bir zihniyet değil.

biz kendimize has kültür ögelerimizi yaşamak istiyorsak yeni bir ideoloji ve bunun etrafında oluşacak bir ekonomik sistem kurmalıyız.bu sistem bizim değerlerimize aykırı olmamalı.mesela devleti ve toplumu üstün gören bir mantığı olan bir milletimiz var. liberalizmin devleti hor gören insanları dünyada yapayalnız bırakan anlayışı şu an bocalamamıza sebep oluyor.dediğim gibi ne komünizm ne de kapitalizm yaramıza merhem olabilir.
yeni bir anlayış ile bütün dünyaya örnek olmalıyız.

vatanım Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-08-07 19:39 .
vatanım is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Popüler Kültür Antioksidan Toplum Felsefesi 43 21-05-08 18:23
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti erdi Kültür-Sanat tartışmaları ve haberleri 11 01-02-07 21:01


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 10:22.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz