Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Türkiye Siyaseti

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

İbretlik ihanetler,hainlikler,iftiralar

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski21-01-06, 01:58  #1
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
İbretlik ihanetler,hainlikler,iftiralar



Kürdistan’daki kuş gribi Türk devletinin işidir
KK-Haber

DIYARBEKIR, 9/1 2006 — Kürdistan’da ölüme neden olan kuş gribini, Türk devleti Kürdistana taşımıştır. Bilinçli ve kasıtlı taşımıştır. Daha önce Türkiyenin batısında görülen kuş gribini Türk devleti Kürt milletine karşı savaşın bir parçası olarak Kürdistana taşımıştır. CNNTurk 15-Ekim-2005’teki bir haberinde Kürdistana gönderilen tavuklardan 6 500 tanesinin aniden öldüğünü yazmıştı. Hurriyet gazetesi de 17-Ekim-2005?te yayınladığı bir haberinde Kürdistan’a gönderilen 12 500 tavuktan 5 300 aniden öldüğünü yazıyordu. Türk devletinin Kürt milletine karşı savaşı kesintisiz devam ediyor. Türk devleti, Kürdistan’a zamanı geçmiş ve bozulmuş ilaç göndermişti, gönderiyor, bozulmuş ve insanların sağlığına zaralı yiyecek ve içecekleri gönderiyor.

Halebçe katliamından sonra, Kürtlere karşı kimyasal silah kullanamayacağını anlayan Türkler, Kürt milletini bulaşıcı ve kitlesel ölümlere neden olacak hastalıklar ile katliamlardan geçirmeğe çalışıyor. Şehirlerin su şebekelerini “tedbirszilik” ile zehirliyor. Daha önce tonlarca zamanı geçmiş ve bozulmuş ilaç, Diyarbekir, Urfa, Siirt, Van ve Kürdistanın diğer şehirlerinin hastanelerinde bulunmuştu. Bozulmuş yiyecek ve içecekler ile kaç kişinin zehirlendiği, öldüğü ve öleceği belli değil. Türk devleti Kürt milletini ortadan kaldırma projesini kesintisiz sürdürüyor ve bu politikaya bütün Türk örgütleri ortaktır.

Hurriyet gazetesi 17-Ekim-2005’te yayınladığı bir haberinde Kürdistana gönderilen tavuklardan 5 300’nün bir gecede öldüğünü yazdı. Ne o zaman ne de şimdiye kadar kitlesel bir katliama teşebbüs olan bu olay ile ile ilgili soruşturma veya tutuklama olmamıştır. Tersine Türk medyası tavuklar Kürdistan’a gönderildikten sonra problemin çözüldüğünü yazmışlardı.

Hastalıklı tavuklar sadece Ağrı’ya değil, Kürdistan’ın bütün şehirlerine gönderilmişti ve son günlerdeki ölüm ve hastalıkların temeli o zaman atılmıştı.

Türk devleti, Kürt milletine karşı uyguladığı katliamcı politikayı kamouyundan gizlemek ve dünyadan gelecek tepkileri hafifletmek için hastalık yoluyla uyguluyor. Zamanı geçmiş ilaç, bozulmuş içecek-yiyecek ve insanların yaşaması için gerekli olan ekonomik yapıyı tahrip etmek, onları talan etmek ve yerlerinden sürmek ile uyguluyor. Oysa Türk devletinin yaptığı katliamdır. İnsanlar yavaş yavaş ve hergün az sayıda ölmesi katliam’ın karekterini ortadan kaldırmaz. Dünya’nın Türklerin Kürt milletine uyguladığı katliamlara sessiz ve tepkisiz olması sadece utanç verici değil, aynı zamanda insanlığa karşı suçtur da.

Kürt milleti, kendisini Türk devletine karşı koruyamıyor. NATO üyesi olan Türk devletine karşı Kürtler etkili olamıyor. NATO üyeliği ve AB’ye aday olma olanaklarını kulllanan Türk devleti, Kürt milletine karşı en gaddar, sinsi ve zalimane yöntemler ile savaşıyor. Sivil, fakir Kürtleri bulaşıcı hastalıklar ile katlediyor ve dünya buna sessiz kalıyor.

Ama ne ABD ve ne de AB’den gerekli tepkiyi görmeğen Türkler daha pervasız ve daha zalimane savaş metodları ile Kürt milletine karşı savaşıyor. Kürt milletinin, Türklerin şiimdi uyguladıkları planlı çalışmadan 10-20 yıl sonra nasıl etkileneceği bilinmiyor. Ama kitlesel ölümleri beklemek’te oldukça yerindedir.

NOT: Hurriyet gazetesinin 17- Ekim 2005 ve CNNTurk’u 16-Ekim-2005’te yayınladıkları haberler aşağıdadır.


--------------------------------------

(kerkük Kürdistane sitesinden alınmıştır.)
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 02:04  #2
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Değerli Arkadaşlar,Kıymetli Katılımcılar !

Miletçe üzülüp,devletin bütün imkanlarını seferber ederek bu beladan bir an önce kurtulabilmek için çırpınırken,ihanet şebekelerinin yaptıklarını segilemeyi vatan ve miletimiz için bir borç bildim.Türk mileti, şanlı tarihinin hiç bir döneminde böyle kahpe oyunlar ve tezgahların içine girmemiştir.

Hepinize saygı ve hürmetlerimle.

Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 21-01-06 02:34 .
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 04:12  #3
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340

Aclik, yoksullugu;
sefalet, hainligi getirir.

Yasar Kemal´in cok begendigim bir tümcesi vardi:

YOKSULLUK, INSANI CIRKEFLESTIRIR.
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 09:21  #4
dr che
 
dr che'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023

bir örgüt propağandası nın ciddiye alınması bile yanlış bence buğün fakirlik,yoksulluk,açlık sadece doğuya özgü değil türkiyenin her yerinde aynı sorunlar var.
sadece kürtlerin hakları kasp edilmiyor(kültürel olarak)türkiyede herkes aynı şeyleri yaşıyor.
saygılar...
__________________
GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE

ERNESTO CHE GUAVERA
dr che is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 10:17  #5
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Sayın dr che !

Yalan haberlerin ağızdan ağıza dolaşması,gerçek haberlerden daha etkilidir.Türk-Kürt düşmanlığı yaratarak üniter devlet yapısını yıkmak için ellerinden geleni yapıyorlar.Sen bunları göremiyorsan vay halimize.
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 10:21  #6
petricli
Guest
 
Mesajlar: n/a

Sayın Türesin,

Sizinle aynı fikirdeyim. Ne yazık ki yüzümüze gülselerde bir çok kürt vatandaşımız içten içe bize kin besliyorlar. Ben 3 yıl kürtlerin içinde yaşadım. Ne olduklarını ne düşündüklerini gözlerimle gördüm, kulaklarımla işittim.

Kürt milliyetçiliği öyle bir boyuta gelmiş ki inanamazsınız. Batı onları kullanmak için destekler görünüyor. İşleri bitince destekte bitecek. Ama bunun farkında olmayan kürt vatandaşlarımız bundan şımarmış durumdalar ve kendilerine pay çıkarmak için içten içe, derinden derine çalışmalarına devam ediyorlar.

Saygılar,
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 10:49  #7
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Sayın Dr Che !

Gözünü aç,al bu da sana kapak olsun.Kürtlerin Avrupalılardan istedikleri ve AB'nin bize dayattıkları.Üniter devlet yapısını bozacak dayatmaların ısrar niteliği.

Türkiye'de iki resmi dil olmalı
NEŞE DÜZEL

Kaynak: Radikal, 14/2 2005
-------------------------

Türk-Kürt eşitliği için federasyon dışında yol yok. Bölünme değil, iktidar paylaşmaktır bu. Bağımsız devletten önceki aşamadır. Ayrılma hakkını verir.

Türkiye'yi Türklerin egemenliğine dayalı anlayış rahatlatmaz. Türklerin egemenliğini kısan hiçbir anlayışa da Türkiye razı olmaz. Asıl sorun bu Türkiye'nin Kerkük'ü almak istediği konusunda şüphem yok. Gücü yeterse tereddüt etmez. Çok açık bir niyettir bu. Kürtler de böyle düşünüyor.


NEDEN? Şerafettin Elçi

Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması ihtimalinin ortaya çıkması üzerine Türkiye'nin gösterdiği tepki, Türkiye'deki Kürt sorununun varlığını bir kez daha ortaya koydu. Ankara ve Ankara'nın resmi politikasını destekleyenler Kuzey Irak'ta olan bitenle ilgili görüşlerini açıkladılar. Medyada da bu konuda Türk bakış açısından birçok görüş yayımlandı. Ama Türkiye'deki Kürtlerin bu konudaki görüşleri aynı oranda yer almadı. Belki bu tek gerçek bile Türkiye'deki Kürt meselesinin ciddiyetini ortaya koyuyordu. Biz de, Kürt aydınlarının en önde gelen isimlerinden biri olan, açık sözlülüğüyle ve dürüstlüğüyle tanınan, bir dönem hem bakanlık hem de bakanken 'Ben Kürdüm' dediği için 'mahkûmluk' yapmış olan Şerafettin Elçi ile Türkiye'deki Kürtlerin Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması ihtimaline nasıl baktıklarını, Türkiye'de neler yapılmasını beklediklerini, nelerden şikâyet ettiklerini, Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını nasıl değerlendirdiklerini konuştuk. Yeni bir parti kurmaya hazırlanan Şerafettin Elçi'nin kurucusu ve başkanı olduğu Demokratik Kitle Partisi bir süre önce kapatılmıştı.


***

Türkiye Avrupa Birliği'ne üye olmaya hazırlanıyor. Bu, 'Bütün vatandaşlar kesinlikle eşit olacak' anlamına geliyor. Bu şartlarda siz, Kürt-Türk ayrımını hâlâ önemli buluyor musunuz?

Eğer devlet bütün vatandaşlarını temsil ederse ve herkesin hakkını eşit düzeyde korursa, o zaman vatandaşlar arasında bir ayrıma gerek kalmaz.

Federasyondan vaz mı geçtiniz?

Hayır vazgeçmedim. Halkların kendi kendini yönetim hakkı vardır. Farklı halklar, devletin ortakları olarak aynı çatı altında yaşayabilirler.

Etnik kökene dayanan devlet anlayışı, günümüzde çok geride kalmış bir devlet anlayışı değil mi?

Belli bir bölgedeki insanları en iyi yönetebilecek kişiler kendisinin içinden çıkan kişilerdir. Çünkü o insanları en iyi onlar anlar. O halkın ahvalini, geçmişini, coğrafyasını onlar bilir.

Her ırk ancak kendi ırkından biri tarafından mı iyi yönetilebilir?

Her ırk kendi ırkı tarafından iyi yönetilecek diye kural yok. Yönetim modeli önemli. Zira insanları ezen diktatörler de halkın içinden çıkıyor. Günümüzde en iyi yönetim modeli demokrasidir. Demokrasi ölçüsü içinde eğer bir halk kendi ırkından biri tarafından iyi yönetiliyorsa, bu, bir yabancının yönetiminden çok daha mükemmel olur.

Eğer en iyi yönetim demokrasiyse, ayrıca bir de federasyona gitmek niye en iyi çözüm oluyor?

Eşitlik, federasyon olmadan sağlanamaz. Çünkü merkezi yönetimin tek resmi dili ve tek eğitim dili var. Eğer egemen olanın dilini tüm topluma eğitim dili diye dayatırsan, eşitlik yoktur.

Anadili Türkçe olmayan vatandaşların kendi dillerinde eğitim veren okullarını açabilmesi veya seçmeli ders olarak alabilmesi gibi AB ülkelerinde geçerli olan 'kültürel haklar', bizde Türk-Kürt eşitliği için yeterli olmaz mı sizce?

Hayır olmaz. Avrupa Birliği'ndeki eşitlik temel insan haklarındadır. Tanınan haklar bireysel haklardır. Her vatandaş için gerekli olabilecek eşit insan haklarıdır bunlar. Oysa grup haklarını önemsemek lazım. Bu haklar toplu olarak kullanılmalı. Toplu olarak kullanamıyorsan, 'Sen git kendi okulunu aç, açamıyorsan bireysel olarak git, kendi dilinle eğitim yap' demek olmaz.

Sizin bireysel hak dediğiniz kendi dilinde eğitim hakkı gibi bazı kültürel haklar zaten özünde bir grup hakkıdır. Bu durumda da asıl önemli olan tüm vatandaşların eşit haklara sahip olması değil midir?

Lafla eşitlik olmaz. Sen bir gruba, 'Git, paranla kendi dilinde eğitim yap' diyeceksin. Diğer grubun diline, kültürüne de devletin bütün imkânlarını vereceksin ve ülkede geçerli olan eğitim o dille yapılan eğitim olacak. Senin diplomanın ise hiçbir değeri olmayacak. Bu eşitlik değil. O vatandaşların dilinin ve o dilde yapılan eğitimin de o ülkede geçerli olması lazım. Kürtlerin çoğunlukta olduğu yerlerde devlet tarafından Kürtçe eğitim yapılması lazım.

Bu iki resmi dilli bir devlet sonucunu yaratmaz mı?

Zaten sonuç oraya varacak. İki resmi dil olacak. Federasyonda olur bu ancak. Federatif bir sistemde resmi dil iki tane olabilir. Şimdi Irak devletinin iki resmi dili var. İspanya'da Katalanların dili sadece kendi bölgesinde resmi dil ama Belçika'da Volanca ve Flamanca ikisi de resmi dil. Bu yollardan biri olabilir.

Önerdiğiniz federasyon formülü bağımsızlıktan bir önceki aşama değil mi? Federasyon, bağımsızlığa giden bir yol değil midir?

Tabii. Federasyon bağımsız devletten bir önceki aşamadır. Özgür iradeyle ortak bir birlik kurulur ve bu, özgür iradeyle devletten ayrılma hakkını da içinde taşır. Ama devletinden memnun olan vatandaş ayrıl desen de ayrılmaz. İskoçya'da ve Galler'de referandum yapıldı, insanlar Britanya'nın nimetlerinden birlikte yararlandıkları için ayrılmayı reddetti. İnsanlar devletinden rahatsız olduğunda ayrılma yolunu arar.

Devletlerin egemenlik haklarını devrettikleri bir dönemde, ki AB bunun bir örneği, yeni devletçiklere gitmek ne kadar akılcı sizce?

Eğer herkes bir Avrupa devleti, Avrupa milleti veya dünya devleti ve dünya milleti olma anlayışını benimserse, o zaman problem kalmaz. Ama siz diyorsunuz ki, 'Türkler Türklüklerini koruyarak, Kürtler Kürtlüklerinden vazgeçerek AB üyesi olacak.'

AB süreci o değil ki. Türkiye'de devletin yapısını değiştiren, demokratikleştiren bir süreç bu. Bütün vatandaşların eşit olduğu sistem kurulacak. Sizce öyle değil mi?

Türklerin, Türk dilinden vazgeçmesi sizin aklınızdan hiç geçer mi? Türkler, bizim dilimiz İngilizce olsun der mi?

Niye desin ki? AB'de de her devletin bir resmi dili yok mu?

Tamam işte, Türkler kendi dilinden vazgeçmiyorsa, niye Kürtler de kendi dilinin resmi dil olmasını istemesin? Türkiye istediği kadar AB ortaklığına talip olsun, Türkiye Avrupa'nın kafa yapısına çok ortak değil. Eğer Türkiye'de de, İspanya'daki gibi Avrupa zihniyeti tam egemen olursa zaten bu konular tartışma konusu olmaktan çıkar.

Siz Kürtsünüz, politikacısınız ve Türk vatandaşısınız. Sizin, ...

Türk vatandaşı değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.

Sizin, sadece Kürtler yerine bütün bu ülkede yaşayanlar için projeleriniz ve önerileriniz olması gerekmez mi? "Ben sadece Kürtler için politik proje üretirim" demekte yetersizlik görmüyor musunuz?

Kürt meselesine sahip çıkmak, Türkiye vatandaşlarının diğer kesiminin sorunlarını ihmal etme anlamına gelmez. Ama devlet kendisini Kürt sorunu na öyle mahkûm etmiş ki, yüzde yüz ülkenin lehine bir uygulamaya bile acaba Kürtler yararlanır mı endişesiyle bakıyor. Türkiye'yi, Türklerin egemenliğine dayalı bir anlayış rahatlatmaz. Ama Türkiye, Türklerin bütün ülkedeki egemenliğini kısan hiçbir anlayışa da razı olmaz. Sorun burada zaten.

Bağımsızlık bütün Kürtler için gizli bir özlem mi?

Benim kanaatime göre bir gizli özlem. Eğer her milletin kendi devleti varsa, bu Kürtlerin de özlemidir. Ama sen bir devlette sahip olman gerektiğine inandığın bütün şartlara sahipsen, bağımsız devlete de gerek yoktur. Bütün haklara sahip olmak ise federatif bir sistemde olabilir. Zaten federasyon, iktidarı kullanma erkinin paylaşılmasıdır, devletin bölünmesi değildir.

Kerkük ciddi bir sorun olarak ortaya çıktı. Sizce, Kuzey Irak'ta Kürtler, Kerkük'ü de kapsayan bir devlet kurmalı mı?

Arzular ayrıdır, reel politika ayrıdır. Şu anda reel politika Kürtlerin bağımsız bir Kürdistan kurmasına elverişli değil. Amerika'nın onaylamayacağı bir bağımsız Kürdistan'ı Kürtler kurmaya çalışmaz. Şu anda ABD bağımsız Kürt devletine taraftar değil. Zaten Irak'ta Kürtler, Bağdat'taki merkezi yönetimde önemli görev istiyor. Kürtlerin belli koşulları var. Eğer bu koşullar yerine gelirse Irak'tan ayrılmayı düşünmezler.

Koşullar yerine gelmezse?

Bağımsızlığı dayatırlar. Birinci koşul, laik, demokratik federal olmayan bir devlet modeline Kürtler razı olmaz. İkinci koşul, Kürdistan federe devletinin sınırlarıyla ilgili. Irak'taki 85 bin kilometrekarelik Kürdistan coğrafyasının 45 bini bugün Kürtlerin yönetiminde. Kürtler, Kürdistan coğrafyasının Kürt federe devletinin sınırları içinde olmasını istiyor. Kerkük'ün Kürtlere aidiyeti konusunda Irak'taki Kürtler taviz vermez. Bu, Kerkük'ün tamamen bir Kürt şehri olacağı anlamına gelmez. Kerkük'te yaşayan bütün unsurların nüfusları oranında Kerkük'ün yönetiminde hak sahibi olması gerekir.

Kerkük'te Türkmen nüfusun hakkı yeniyor gibi gözüküyor. Bölgenin nüfus yapısı dışarıdan getirilen Kürtlerle değiştirilmeye çalışılıyor. Kürtler eziliyor derken ilk fırsatta Kürtler de başkalarını mı ezmeye hazırlanıyor?

Buna hiç ihtimal vermem. Barzani, 'Hiçbir Türkmen hakkını savunmazsa, ben savunacağım' diyor. Türkmenlerin çoğunun Saddam rejimiyle ihtilafı yoktu. Türkmenler, egemen olanla ihtilafa düşmemeye dikkat ederler. İngiliz yönetiminde de krallık rejiminde de bu böyleydi. Irak'ın merkezi yönetimi için tehlikeli unsur Kürtlerdir. Saddam'ın kovduğu Kürt iki yüz binse, Türkmen beş, on bindir. Kerkük'te nüfus yapısı değiştirilmeye çalışılmıyor
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 11:01  #8
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
Röpörtajın devamı

Eğer nüfus yapısı değiştirilmeye çalışılmıyorsa, niye ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra Kürtlerin ilk yaptığı iş Kerkük'teki nüfus idaresi kayıtlarını yağmalamak oldu?

Bunun gerçek olup olmadığını bilemeyiz. Bunu iddia eden belli bir grup.

Biz bu yağmayı televizyonlardan seyretmedik mi?

Şimdi o günün şartları içinde bu olabilir. Irak'ta bir sürü yer yağmalandı. Benim Kürt yöneticilerle hem baş başa konuşmalarımdan hem de beyanatlarından edindiğim izlenime göre, Türkiye'nin ajanı olan Türkmen Cephesi ve MHP'nin örgütlediği Türkmen Milliyetçi Hareket Partisi dışında Kürtlerin Türkmenlerle hiçbir problemi yok.

Peki siz Türkiye için önerdiğiniz federasyonu, Kuzey Irak'ta Kürt-Türkmen federasyonu olarak öneriyor musunuz?

Türkmenlerin federal yapı kurmalarının koşulu yok. Çünkü üzerinde çoğunluk oldukları ve 'Buranın yönetimi bana ait olmalıdır' diyebilecekleri bir coğrafi alanları yok. Tarihi olarak hak iddia edebilecekleri bir bölgeleri yok. Türkmenler oranın ulusal bir azınlığıdır. Asli kurucu unsur olamazlar.

Her soruna milliyetçilik ve ırk açısından bakmak, dünyanın hızla değiştiği bir çağda insanları bir anlamda körleştirmiyor mu? Tek bir açıdan bakarak böyle karmaşık bir dünyayı anlamak kolay mı?

Millet ve ırk bir realitedir. Milletlerin ve ırkların varolması mutlaka başka ırkların yok edilmesi anlamına gelmez. Kendi halkının, milletinin menfaati için çalışmak meşru bir harekettir.

Kürtler, Türkiye'nin Kerkük'ü almak istediğini mi düşünüyor?

Benim bundan hiç şüphem yok. Kürtler de böyle düşünüyor. Gücü yeterse tereddüt etmez Türkiye. Bu çok açık bir niyettir. Osmanlı'nın kaybedilen topraklarını geri alma anlayışı devlet ve toplum katında çok yaygındır.

Kürtlüğünüzü böyle vurgulayarak, federasyondan söz ederek Türk milliyetçiliğiyle bir anlamda müttefik hale geldiğinizi, farklı ırklardan muhafazakâr bir ittifak kurduğunuzu hiç düşündünüz mü?

Muhafazakâr milliyetçi unsurlarla ittifak olmak aklımın köşesinden geçmez. Kürtler kendi meşru ve haklı taleplerini ileri sürdükleri zaman, bunu hemen Kürt milliyetçiliğinin bir versiyonu gibi gösterme anlayışı var. Ben, liberal sosyal demokrat bir anlayıştayım.

Haklar, ırka vurgu yapmadan, 'eşit insan hakkı, eşit vatandaşlık hakkı' olarak savunulamaz mı?

Bu anlayışınız doğruysa, dünyada hiçbir devletin olmaması lazım. Birilerinin devleti varken, neden birileri de bundan mahrum olsun? Neden devletinin olması, ona hak olmasın?

Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulursa, Türkiye'nin Kürt vatandaşları o devlete katılmak ister mi?

Eğer Kürt vatandaşlar bugünkü perişan durumunda ise, elbette yanı başında kendisinden olan bir devletin vatandaşı olmayı tercih eder. Orada kalkınmış, huzurlu bir Kürt devleti varsa katılanlar olabilir. Ama şu anki devlette mutluysa, devletin tüm imkânlarından eşit faydalanıyorsa ve hele bu devlet AB üyeliğine adaysa, Kürtler de bütün Avrupa'nın nimetlerinden yararlanma imkânına sahipse niye gitsin orada kurulacak daha alt düzeyde ufak bir devletin vatandaşı olsun?

Kürt-Türk ayırımını bırakalım, herkes eşit olsun diyen birçok Türk aydını var. Siz, ...

Hayır hiç yok. Irkçı milliyetçilik yapmayan birçok Türk aydını var ama onlar da aslında 'kültürel milliyetçi.' Çünkü savundukları görüş, 'Tamam Kürtler bizim eşit kardeşlerimizdir ama Türk gibi olsunlar. Herkes Türk olarak eşit olsun' görüşü. Oysa mesele, kendinden farklı olanı eşit görmektir, Kürt ve Türk olarak eşit olmaktır.

Birçok Türk aydını Türklüğüne hiç vurgu yapmadan eşitliği savunuyor. Kürt aydınlar arasında ise bu anlamda kapsayıcı görüşler pek duyulmuyor. Niye Kürt olmak bu kadar önemli sizce?

Bu bir aidiyet, milletine sahip çıkmak meselesidir.

Türk milliyetçiliğinden hoşlanmayan, Türk milliyetçiliğinden çok da acı çekmiş olan Kürtlerin, Kürt milliyetçiliğini yüceltmelerinde bir çifte standart yok mu peki?

Kürtlerde milliyetçiliği yüceltme yok. Kürtler başkaları üzerinde egemen olduklarını iddia etmiyorlar ki.

Türk milliyetçilerinin Kürtlere yaptığını, Kuzey Irak da Kürt milliyetçiler Türkmenlere mi yapacak egemen oldukları zaman?

Yaparlarsa herkesten önce ve herkesten fazla karşılarına biz çıkarız. Kürt olduğumuz için susmayız.

Siz Türkiye vatandaşı Kürt bir politikacı olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olma hayali yerine, federatif bir Kürt devletinin başkanı olma hayalini tercih mi edersiniz?

Eğer Kürt olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olma imkânım varsa onu Kürt federe devletinin başkanı olmaya tercih ederim. Ama Kürt olarak, Türkleşerek değil. 'Ben Kürdüm, kökenim Kürt' demek kâfi değil. Benim dilim de Türkçe gibi geçerli bir dil olmalı. Federatif sistemde, Kürtlerin Türkiye'nin cumhurbaşkanı olma şansı olur. Bakın Talabani'ye, 'Irak'ın cumhurbaşkanı olmak istiyorum' diyor.

Türk-Kürt eşitliğinin sağlanması için sizce federatif sistem dışında bir yol yok mu?

Bence yok. Devletin Türklük ideolojisi üzerine kurulu olan resmi ideolojisi terk edilmedikçe, Türk-Kürt eşitliğinden bahsetmek o kadar abes ki...



Türkiye'de iki resmi dil olmalı

Mesud Barzani’nin rüyası Kürdistan’ın güneyinden daha büyük

Halid Salih: Kürtler ne oldukları konusunda kendileri karar vermelidir

Ingmar Karlsson: Kürtler, Kürt ve Avrupalı olduklarını söyleyecekler

Ahmet Zeki Okçuoğlu: Çivi çiviyi söker

[i] – Osman Öcalan: Yurtseverlik hiçbir zaman PKK için esas olmadı

Husro Goran: Musul sorunu Kürdistan sorunudur

Derwêşê Sedo: Kemal Atatürk gericiydi, Türkiye’nin sınırları sunidir, bu sınırları tanımıyoruz

Bir Kürt de cumhurbaşkanı olacak

Zawite Özel Ordusu Kürdistan’ı savunmaya hazır

Celal Talabani: Türk askeri girmesin

Mahmud Osman röportajının tam metni

Abdülmelik Fırat: PKK bir provokasyon hareketidir

Mesut Barzani: Bölgesel bir müdahele olursa, savaş çıkar

Kimse tek başına gelmesin

Şerafettin Elçi: Amacımız Kürt Muhalefetini Parlamentoya Taşımaktı

Avukat Eren Keskin’i bir yıl mesleğinden eden röportajın hikayesi

20. Yüzyılın sonunda Latin Amerika diktatörlükleri çözüldü — sıra Ortadoğu diktatörlerinde

Mesûd Barzani ile söyleşinin tam metni - El-Cezire


(Röpajtaj daha önce bahsedilen siteden alınmıştır )

Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-02-06 03:47 .
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 11:12  #9
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Değerli Arkadaşlar ,Kıymetli Katılımcılar !

AB dayatmaları sonucunda Sayın Başbakan'ın neden alt kimlik üst kimlik melesini sık sık gündeme getirdiğini,anladığınızı umarım.

Saygı ve hürmetlerimle.
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-01-06, 11:21  #10
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806

Sayın Cem Uzan !

KUlakların çınlıyormu ? Teskere çıkmasın diye bas bas bağırdınız.Kimlere hizmet ettiğinizi lütfen bir görün.Ondan sonra da AK parti önünde utanarak eylem yapın .
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
AKP 'nin oy avcılığı için ibretlik tavrı. Türesin Türkiye Siyaseti 1 09-01-06 02:12


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 10:49.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz