| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| Nurhak'ta güneş batmaz / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,261
| ve Alıntı:
__________________
Güçlüler sadece onları omuzlarımızda taşıdığımız için güçlüdür.Onları bir yere silkelersek yere otururlar. Ormee İsyancıları | |
|
| #2 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| Nurhak Dağları,insanın yüreğini dağlar.Onlar inançlıydı,kararlıydı,sevdalıydı devrime....Sevdaları uğruna bedenlerini toprağa,düşüncelerini halkına emanet ettiler...Yiğitler ölmez öyle değil mi? Cellatlar Sinan'ı vurdu, Zalim Nurhak'ın Dağında... __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #3 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| Umudu boğamazlar! Onlar düşüncelerinin arkasında durdular ve ölümleri pahasına düşmanla dövüştüler. Hızla gelişen bir süreçte, önce Nurhak dağlarında gerilla mücadelesine başlayan THKO militanlarından Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan kontrgerilla subaylarının başında bulunduğu bir birlik tarafından öldürüldü. Ardından onlara katılmaya giden Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan Şarkışla’da, Hüseyin İnan ise Sarız’da yakalandı. Artık 12 Mart’ın faşizan yarı askeri diktatörlüğü rejimin iplerini eline almış ve tüm ülkede bir “cadı avı” başlatılmıştı. Bu dönemde binlerce devrimci hapislere atıldı, işkencelerden geçirildi ve en önde gelenleri kontrgerilla operasyonlarıyla katledildi. Yakalananlardan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan ise idama mahkûm edildiler. Bunun üzerine tüm devrimciler onları kurtarmak için seferber oldular. Ancak binlerce devrimci “içerde” idi ve bu yüzden dışarıda kalabilenlerin olanakları son derece sınırlıydı. Devrimcilerin sarf ettikleri son çabalar da ne yazık ki fayda etmedi. Onları kurtarmak için uğraşan Mahir Çayan da dahil THKP-C’nin önder kadroları Kızıldere’de yine bir kontrgerilla operasyonuyla 30 Mart 1972’de katledildiler. Diğer yandan da idamların engellenmesi için geniş çaplı kampanyalar düzenlenmişti. Hatta bir ara CHP’lilerin verdiği mesajlarla umutlar da artmıştı. Ancak egemen sınıflar çoktan kararlarını vermişlerdi. Ertuğrul Kürkçü’nün belirttiği gibi, devrimciler de aslında bu durumun farkındaydılar: Deniz’lerin sadece bir idam tehdidiyle karşı karşıya kalmadıklarını aslında bu tehdidi gerçekleştirme kararının da askeri rejimin önderlerinde bulunduğunu biz biliyorduk ve bundan şüphe etmiyorduk doğrusu. Rejim açısından Denizleri ya da bizatihi Deniz’in kendisini ortadan kaldırmak sanki bir siyasi zaruretti, diye düşünüyorum, çünkü o, öylesine kendisinden bağımsız olarak büyüyen bir efsane haline gelmişti ki, onun efsane değil gerçek, basit, öldürülebilir bir insan olduğunu göstermek, böyle bir kasıt, Osmanlı Devletinin kendisine karşı başkaldıranlara yaptıklarından birikmiş 600 yıllık bir tecrübenin Cumhuriyet Türkiye’sindeki tekrarıydı diye düşünüyorum. (age, s.199) 6 Mayıs 1972’de, devrimci mücadelelerinin bedelini, burjuvazinin kurduğu darağaçlarında tereddütsüz biçimde ölümü kucaklayarak ödeyen Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş, fedakârlıkları, kararlılıkları ve mücadelecilikleriyle şüphesiz Türkiye’deki devrimci hareketin önemli simgelerinden biri olmuşlardır. Kır gerillasını örgütlerken 24 Ocak 1973’de Tunceli kırsalında yakalanan İbrahim Kaypakkaya, 3,5 ay boyunca gözaltında ağır işkencelere yiğitçe direndi. Ondan örgütsel sırları almak için vücudunu doğramak da dahil her türlü işkenceye girişenler, yenilgilerini kabul edememenin kiniyle, sonunda Kaypakkaya’yı 18 Mayıs 1973’de katlettiler. “Ser verip sır vermeyen” tavrıyla devrimci harekete mal olan Kaypakkaya’nın da katledilmesiyle, devrimci-demokrasi akımının bu tanınmış temsilcileri ve ilk kuşak önderleri, emekçi sınıfların gönüllerindeki ölümsüz yerlerini alarak hayata veda etmiş oldular. Türkiye’de, son otuz yıl içinde devrimciliğe meyletmeye başlamış neredeyse hiçbir genç yoktur ki onların mücadelelerinden etkilenmemiş olsun. Yaşarlarken büyük bir kinle onlara saldıran egemen sınıflar, yıllar sonra onları zararsız ikonlar haline getirmeye çalışsa da; Denizlerin, Mahirlerin, Kaypakkayaların devrimci ruhları ve adanmışlıkları ile ortaya koydukları militanlık bugünün genç devrimcileri için de örnek olmayı sürdürüyor. Ancak bugün onların temsil ettiği genel devrimci değerlere düzen karşısında sahip çıkmak, onların izlediği politik çizgiye sahip çıkmak anlamına gelmiyor. Zira tüm militanlıklarına rağmen, onların hepsi de devrimci-demokrasinin dar küçük-burjuva devrimciliği anlayışına hapsolmuş durumdaydılar. Bugün onların militan mücadeleci ruhuna sahip çıkmak, ancak onların ideolojik ve politik yanılsamalarından ve yanlışlarından arınmakla ve devrimci Marksizmi özümsemekle mümkün ve anlamlı hale gelecektir. Gençler için devrimci mücadelenin adresi işçi sınıfı devrimciliğidir. Güçlü ve kalıcı bir mücadele, ancak onlar gibi fedakâr, mücadeleci, atılgan, gözü pek, adanmış, ama umutlarını, özlemlerini işçi sınıfı saflarında büyüten birer devrimci militan olmakla sürdürülebilir. Bugün gençlerin en büyük ihtiyacı Marksizmle aydınlanmak, proleter devrimci temelde örgütlü bir mücadele ile kenetlenmektir. Sınıf mücadelesinin safları da, ancak enternasyonalist komünist bir bilinçle donanmış ve proleter devrimci bir militanlıkla kavgaya atılmış gençlerle güçlenecektir. http://www.marksist.com/selim_fuat/d...yildizlara.htm __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #4 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| Devrimci Gençliğin Silahlı Mücadelesi Başlıyor Bütün bu etkenler ve egemen sınıfların yükselen toplumsal hareketlenmelerden duydukları endişeler, baskıların artmasını beraberinde getirdi. Gerici faşizan saldırıların yoğunlaşması ve 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin ardından İstanbul’da sıkıyönetim uygulanması, Türkiye’de burjuva rejimin giderek daha fazla zora dayalı bir biçim alacağının ipuçlarını veriyordu. TİP’ten umudunu keserek yeni arayışlara yönelen devrimci gençliğin büyük bir kesimi ise, silahlı mücadeleye hazırlanıyordu. Sinan Cemgil, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş’in başını çektikleri çekirdek, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO); Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir’in başını çektiği çekirdek ise Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ni (THKP-C) kurmuştu. İbrahim Kaypakkaya ve ekibi ise 12 Mart askeri darbesi sonrasında “kır gerillacılığını” savunarak TKP/ML’yi kuracaktı. Böylelikle, ‘68 üniversite gençliği hareketinin liderleri, hızla, kurdukları silahlı-politik örgütlerin liderleri haline gelmişlerdi.Hepsi de reformist politik çizgilerin sistem içi niteliklerine büyük tepki gösteriyorlar ve mücadele için gerillacılıktan başka bir yol göremiyorlardı. Devrimci ruha sahip bu militanlar, ne yazık ki, işçi sınıfının devrimci çizgisinden ve onun Bolşevik örgütlenme anlayışından uzaktılar. İşçi sınıfı devrimcilerinin Bolşevik tarzda mücadele anlayışı ve onun ideolojik-teorik birikimi, dünyada egemen resmi komünist çizgi tarafından tanınmaz hale getirilmiş, adeta bir harabeye dönüştürülmüştü. Ama bu militan gençler, ne olursa olsun bir şeyler yapmak gerektiği düşüncesindeydiler. Ertuğrul Kürkçü’nün aktardığı anekdot, onların devrimci duygularını açıkça ortaya koyuyor: http://www.marksist.com/selim_fuat/d...yildizlara.htm __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #5 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden kozlarını paylaşmakta olan burjuvazinin iki kanadı, ellerine geçen bütün taşları birbirlerine atarak kayıkçı kavgasını sürdürmekteyken, mütekait cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yarı provokatif, yarı alaycı bir tarzda gençleri de anımsayıverdi. Bilkent Üniversitesi öğrencileriyle bir söyleşiye katılan Demirel, öğrencilerin sorularını yanıtlarken, bir öğrencinin “Tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde üniversitelerde protesto gösterisi yapılmadı. ODTÜ’lü öğrenciler nerede, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, “Bu sorunun muhatabı onlar. Onlara aktaralım. Gerçekten nerede bu ODTÜ’lü öğrenciler” karşılığını vererek ODTÜ’lülere meydanlara çıkmadıkları ve protestoda bulunmadıkları için sitem etti. Türkiye’nin yakın siyasi geçmişi hakkında bir parça bilgi sahibi olanlar, yani Demirel’in, içinde ODTÜ’lü devrimcilerin de bulunduğu devrimci öğrenci hareketine karşı kıyıcı marifetlerini hatırlayanlar için bu sözler gerçekten ironikti. Çünkü hazret, bir dönem hem ODTÜ’deki hem de diğer üniversitelerdeki öğrencilerin ve onların ardından gelen kuşakların depolitizasyonunu sağlayan sürecin mimarlarından birisiydi. Herhalde, 70’lerdeki ODTÜ merkezli öğrenci eylemliliklerinin öğrenci liderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam kararları mecliste oylanırken elini kaldırmayan var mı diye arkasına bakacak denli devrimci öğrencilere düşman ve Sinan Cemgil, Ertuğrul Karakaya gibi pek çok ODTÜ’lü devrimcinin dökülen kanının başlıca sorumlularından olan Demirel’in, ODTÜ’lülerin nerede olduğunu soracak son kişi olması gerekir. Çünkü siyasi sorunlar karşısında tavrını ortaya koyan devrimci öğrencilerin örgütlülüklerini dağıtan, onları asan, kurşuna dizen, işkence tezgâhlarından geçiren ve yıllarca zindanlarda çürüten bir rejimin başlıca yöneticilerinden olan Demirel “ODTÜ’lülerin” nerede olduğunu en iyi bilenlerden biridir! Burjuvazinin birbiri ile itiş kakışı dolayısıyla ortalığa o kadar çok kirli çamaşır dökülmeye başladı ki, bu arada, öğrencilerin hükümete muhalefet eden burjuva cephenin peşine takılmasını umanların Demirel ile sınırlı olmadığını, eski deniz kuvvetleri komutanının ortaya çıkan günlüklerinde geçen cümlelerle öğrenmiş olduk. Zira 2004 yılında hükümete karşı darbe yapmaya uğraşan komutanlar, bu sürecin bir parçası olarak üniversite öğrencilerinin protesto gösterileri yapmalarını da planlarına eklemeyi unutmamışlar. http://www.marksist.com/selim_fuat/genclik_nerede.htm __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #6 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| Devrimci öğrenci hareketine ne oldu? 60’lı yılların sonlarına doğru kendini hissettirmeye başlayan, 70’li yıllarda ise işçi sınıfı mücadelesi ile birlikte alabildiğine güçlenen devrimci öğrenci hareketinden, dolayısıyla Demirel’in kastettiği anlamıyla “ODTÜ’lülerden” şimdilerde eser yok. Özellikle 12 Eylül faşizmi tarafından işçi hareketi ile birlikte ezilen, sonrasında da dünyada esen neo-liberal rüzgârların etkisiyle ortadan kalkan öğrenci gençlik hareketinin neden hâlâ belini doğrultamadığı pek çok çevrenin sorduğu bir soru bugün. Özellikle üniversitelerde gençlik çalışması yürütmeye çalışan siyasi çevreler, onca çabalarına karşın buralarda anlamlı bir ilerleme sağlayamıyorlar. Kapitalist sistemin yarattığı derin haksızlıklara karşı çeşitli düzeylerde bir muhalefeti muhakkak hisseden ve bu yüzden henüz körelmemiş olması beklenen duygularıyla herkesten önce harekete geçmesi gerektiği düşünülen gençler devrimci siyasete uzaklar. Peki neden? Bu sorunun yanıtı elbette pek çok yön içeriyor. Ancak, herhalde en önemli sebeplerden birisi işçi sınıfı hareketinin zayıflığı ve örgütsüzlüğüdür. Çoğu zaman işçi hareketini önceliyormuş gibi görünen gençlik hareketleri, dünyada ve Türkiye’de, aslında belirli bir mücadele düzeyine ulaşmış işçi hareketlerinin varlığında yeşerebilecekleri nesnel ve moral ortamlarını bulmuşlardı. Nitekim Türkiye’deki ’68 öğrenci hareketi de dünyadaki genel yükselişin ve Türkiye’de Kavellerin, Paşabahçelerin, maden işçilerinin mücadelelerinin olduğu bir ortamda yeşermişti. İşçi sınıfının siyasal bir önderliğinin olmadığı, sendikal örgütlülüğünün bile dibe vurduğu koşullarda, dünyada ve Türkiye’de sınıf mücadelelerinin genel bir yükselişi yokken, öğrenci örgütlülüklerinin gelişmesini beklemek zaten mümkün değildir. Ve örgütsüzlük yüzünden, öğrenciler arasında kendiliğinden doğabilen anlamlı tepkiler de cılız eylemlerle sönüp gitmeye mahkûm olmaktadır. Bugün dünyanın çeşitli bölgelerinde kıpırdanmalar yaşanıyor olsa da henüz Türkiye için işçi mücadelesinin yükseldiğini söylemek mümkün değil. 12 Eylül faşizminin işçi hareketi üzerindeki etkisi ortadan kalkmış değil. Tek tük direnişler yaşanıyor olsa da sınıfın moralini ve kendine güvenini yükseltecek düzeyde başarılı eylemlilikler bu süreçte ne yazık ki ortaya konamıyor. Bu yüzden öğrenci gençler arasında sistemin sorunlarını fark edebilenler olsa bile, pek çoğu feyz alabilecekleri bir umut ışığını ortada göremedikleri için burjuvazinin yalan rüzgârlarına kapılıp gidiyor. Bir başka belirleyici etmen de üniversite öğrencilerinin sınıfsal yapısındaki belirgin değişiklikler olsa gerek. 60’lı ve 70’li yıllarda burjuvazinin yetişmiş, eğitimli eleman ihtiyacı yüzünden emekçi kitlelerin çocuklarına da açtığı üniversitelerde, bugün işçi sınıfının çocuklarını bulmak epeyce zor. Öğrenci hareketlerinde geleneksel olarak başı çekmiş ODTÜ gibi önemli ve büyük üniversitelerde ise bu sınıfsal kökenden gelenlerin sayısı iyice azalmış durumda. Bu nesnel değişim öğrenci eylemliliklerinin yaygınlığını da içeriğini de geriletiyor. İşçi sınıfından gelen ve eğitim yaşamında başarılı olan gençler, türlü burslar sayesinde, bin bir güçlükle de olsa buralarda okuma şansına sahip olabiliyorlar elbette. Ancak onların çoğunluğu da burjuva ideolojisinin etkisi altında, sınıf atlayabilmek için ruhlarını kaybetmiş ve çeşitli korkularla üniversitelere geliyorlar ve bu yüzden de devrimci siyasetin yakınına bile uğramıyorlar. Bu duruma rağmen devrimci mücadeleye katılan öğrenciler ise en sınırlı eylemlilikleri yüzünden soruşturma terörü ile karşı karşıya kalıp en ağır cezalara çarptırılabiliyorlar. Bu durumun en yeni örneklerinden biri de hâlihazırda Demirel’in neredeler diye sorduğu ODTÜ’de yaşandı. Burjuva karanlığının sol eli Doğu Perinçek’i protesto ettikleri gerekçesiyle soruşturmaya uğrayan 30 öğrenciden 5’i bir yıl okuldan uzaklaştırılırken diğerleri de çeşitli cezalara çarptırıldılar. Bu ve benzeri cezalandırmaların yaygın olarak uygulanıyor olmasının caydırıcılığıyla “bin bir zorlukla üniversiteye gelmiş” öğrencilerin çoğu mücadeleden uzak kalmayı tercih ediyorlar. Kendine yabancılaşma ile sonuçlanan ölesiye bir yarışmada ruhları törpülenerek üniversitelere gelen emekçi çocukları, bireysel bir var oluş kavgasının ve kurtuluş umudunun amansız pençesinde, burjuva saflara düşmektedir. Nesnel değişim, üniversite öğrencilerinden devrimci mücadeleye katılanların oranını geçmişle karşılaştırılamayacak ölçüde azaltmaktadır ve bu eğilim işçi sınıfı sahneye çıkıp boğucu havayı kırıncaya ve kapitalizmi yıkma umutlarını yeniden yeşertinceye kadar da değişecek gibi görünmemektedir. http://www.marksist.com/selim_fuat/genclik_nerede.htm __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #7 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| hasretim
Yazan: gencyurek __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #8 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| SEVGİLİ Dedim ya sevgili! Öyle aşklar sevdalar var ki! Beklentiye girmeden karşılıksız yaşanırlar Uğruna kavgaların verildiği aşklar Dört elle yaşama sarılmışken Uğruna ölüme gidilen aşlardır. Dedim ya sevgili! Sen sevmemiş olsan da! Ben seni karşılıksız sevdim. Dedim ya sevgili! Dudaklarına asla dokunamayacağımı Soluğunu ciğerlerimde hissedemeyeceğimi Bildiğim halde sevdim Dedim ya sevgili! Sen kavgamın solmayan çiçeği Yüreğimin alın teri, emeğisin Her halde ondandır sevgili Seni her yorulduğumda Kendimi kucağına bıraktığım Doğa ana kadar Ve yokluğunda üşürken bedenim Kendimi kollarına bıraktığım Toprak ana kadar seviyorum Dedim ya sevgili! Ben seni dudaklarından öpmek için değil Yüreğimin boşluğunu doldurmak için hiç değil Ben seni hayatıma ortak olman için Kavgamda yoldaş olman için sevdim. Dedim ya sevgili! Elveda demeden çekip gittiğinde Bir daha dönmeyeceğini bildiğim halde; Seni gün yüzü görmemiş düşlerimde El değmemiş hayallerimde Ve umut ettiğim gelecekte sevdim. Dedim ya sevgili! Sen iyi ki varsın Sen olmasaydın ben kimi sevip Acısını bütün ruhumda hissedecektim. Dedim ya sevgili Bir çift söz etmeden Kapıyı çarpıp gitsen de Ben hıçkırıklar arasında kalıp Gözyaşlarında boğulsam da Seni yine de dün gibi seveceğim Dedim ya sevgili! Dudaklarından dökülecek her söz Bir gül olup, bana uzansın istiyorum Gözlerinden fışkıracak her bakış Yüreğimi delip geçsin istiyorum Dedim ya sevgili Bir gün hasretinden ölüp gidersen Bu beden toprak olduğunda bile Senin topraktaki kokunu Sineme çeke çeke Geleceğin günü bekleyerek seveceğim. Dedim ya sevgili! Dedim ya Dedim... Fuat DOĞAN __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 375
| Üniversitede kendimde dahil olmak üzere pasifize edilmiş durumdayız. Geçmişden bize kalan Devrimci mirasa sahip çıkamadığımızı düşünüyorum. Bu duyarsızlıkla ilgili sıkça karşılaştığım bahanelerin başında ''Verilecek mücadele için kendine uygun bir platform bulmamak'' geliyor. Yukarda söz edildiği gibi bireysel çıkarlar tüm gençliğin beynini kemirmiş durumda. Bir Devrimci olarak, Kapitalist sistemin geçmişten günümüze yarattığı etki ve ortam beni sosyalizme ve devrime daha çok bağlıyor. TEK YOL DEVRİM Saygılar. __________________
Aslanlar kendi tarihini yazana kadar, doğrular avcılardan yana olacak. |
|
| #10 | ||
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,140
| Alıntı:
Sn dia-mat,bu sistemin bize dayattığı bir koşul ama bizler her olumsuz koşulda dahi,mücadelemizi vereceğiz,rehberlerimiz bize bunu çok iyi öğretmiş değil mi? Bencede tek yol devrim....Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek..... __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Güneş Tutulmasi | elif11 | Doğa Bilimleri | 6 | 05-01-07 21:29 |
| Güneş Tutulması ve depremler. | kehleti | Doğa Bilimleri | 14 | 05-01-07 01:45 |
| Güneş lekeleri | petricli | Doğa Bilimleri | 1 | 07-08-06 19:28 |
| Güneş sistemi | petricli | Doğa Bilimleri | 8 | 10-09-05 10:16 |
| Yaz Saati Uygulaması | petricli | Doğa Bilimleri | 0 | 23-05-05 09:43 |