"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Değerli arkadaşlar,Kıymetli Katılımcılar ! Öncelikle değerli arkadaşımız Sayın Melnur'a bu konuyu açmama vesile olduğu için teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.Açtığı bir konuyu filim gibi izliyorum dediğimde alınmıştı. Sinan Çetin'in bir proğramı vardı ve adı "Filim gibi" idi.Filim gibi olduğu için insanlar ilgiyle izler,duygulanır ve bazen de yapımcıyla birlikte ağlarlardı.İnsanlar onu izlerken niçin duygulanır ve ağlarlar? Yaşamdan,kendilerinden veya geçmişlerinden bir şeyler buldukları için;duyarlar ve duygulanırlar,geçmişe gömdükleri ve acı duydukları anılar canlanır ve onları tekrar yaşarlar.İşte o nedenle filim gibidir ve ilgiyle izlenirler. İnsanlar niçin sinemeya giderler? Eğer sinemeya seçici olarak gidiyor ve ne izleyeceğini biliyorsa,bilinçli insandır.Neden ve niçin gittiğini,ne seyretmek istediğini önceden biliyordur.Filimdeki kahramanlarla özdeşleşir ve onlarla birlikte olayların içine girer,kah üzülür,gerilim duyar,bazen güler bazen ağlar.Bazen öyle tesirinde kalır ki,birilerine ve tanıdıklarına tavsiye eder,hatta o filim için site tabiriyle topik bile açabilir.Bu topikte nasıl etkilendiğini ve neler karşısında duygulandığını,hangi anılarının canlandığını ve mutlaka görülmesi gerektiğini bile savunabilir. Eğlence ve vakit geçirmek isteyenler bile,lalettayin bir filme gitmezler.Zevklerine,duygu ve düşüncelerine uygun bir film seyretmeyi dilerler.Kimileri macera,kimileri gerilim,kimileri geçmiş ve yaşanmış olayları daha iyi anlayabilmek için giderler.Bazen geleceğe ilgi duyup,bilim kurgu filimlere özellikle giderler.Ne için giderlerse gitsinler çoğunlukla da etkisi altında kalıp,çeşitli duyguları yaşarlar.Öyle filimler vardır ki milyon dolarlara mal olurlar ve insanlar vizyona girmesini takip edip dört gözle beklerler.Seri filimlerin devamının çekilebiceğini bilerek sabırsızlıkla bekleyenler bile vardır. Bütün dünyada filim festivalleri düzenlenir,filim ve sanatçılara ödüller verilir.Sanatçıların giyimleri,kuşamları,yaşamları neredeyse herkesin ilgi odağıdır.Hatıra defterlerine,dolaplarının ön ve arka yüzlerine veya odasının duvarlarına sevdikleri sanatçının resim ve posterlerini asarlar. Kısaca çok önemli bir sektördür.Filimleriyle ve sanatçılarıyla övünen milletler olduğu gibi.Onlara özenen ve onlar gibi filim çevirebilmeyi isteyen insanlar ve miletler de vardır. Filim ve filim gibi izlemenin ne demek olduğunu anlatabildiysem kendimi mutlu sayarım.Umarım beni anlayabilirsin Sayın Melnur Kardeşim. Hepinize saygı ve hürmetlerimle. |
| #2 | |
Mesajlar: n/a
| Sayın Türesin, Ülkemizde öyle şeyler yaşanmıştır ve yaşanmaktadır ki, film gibi izleyenler sebebi ile acı olaylar meydana gelmiştir. Eğer insanlarımız film gibi izlemeselerdi, müdahale etselerdi belki bu acıların çoğu yaşanmayacaktı. Mesela aklıma gelenlerden bir tanesini anlatayım. Bir adam Adana'da idi yanılmıyorsam, karısını 40 küsur defa bıçakladı ve komşularda, poliste seyretti. Televizyonda canlı yayın gösterdi. Eğer polis ve halk film gibi izlemek yerine hep birlikte adama saldırıp elinden bıçağı alsaydı kadın belki bir kaç bıçak darbesi ile kurtulacaktı... Aslında öyle örnekler var ki bu konuda verilebilecek!... Özellikle vermek istemiyorum. Ama film gibi izlemeyi bırakalım. İyi sonla bitsin diye dua edeceğimize, kötülere engel olalım. Birlik olup direnelim. Yarın aynı şeyler bizimde başımıza geldiğinde başkaları film gibi izlerse ne demek istediğimi belki anlarsınız. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dönemi bitmiştir. Eğer o yılanı vakit varken, küçükken başını ezip öldürmezseniz bir gün sıra size gelecektir. O zamanda film gibi izleyebilecek misiniz? Saygılar, |
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Petriçli ! Genellikle millet olarak kavram kargaşası içindeyiz.Sorumlu olmak ve sorumluluk almakla filim gibi izlemek kavramlarını birbirine karıştırmak gibi büyük bir meselemiz var.Her türlü sanat,sinema,filim yapımcılığı vs.batıda bizden daha çok gelişkindir.Ama onlar bizden daha fazla sorumluluk sahibidirler.Olumsuz bir olay gördüklerinde mutlaka ilgililere durumu bildirir,gerektiğinde de hesap sorar. Cumhuriyet ve demokrasi gibi erdemlerle,sorunları konuştular,sorunları tartıştılar,çözümler önerip çözümleri tartıştılar ve en iyi çözümleri bulabilmek adına gayret gösterdiler.Oysa biz;bu değerli erdemlere gavurlaşmak yaftası vurup o erdemlerin değerlerine maalesef ulaşamadık.Genellikle kavram kargaşı yaratarak,kavramlara olumsuzluklar yükleyerek,işi savsaklama ve sulandırma hatta o değerleri küçümseyerek ,o değerlerden soğutma gibi işlemler yapmak sadece bize özgü bir yaklaşım biçimi. Olumsuz bakış,olumsuz düşünce bir şey üretemediği gibi sorumluluk ta alamaz.Sorumluklar yaratmayı da bilemez,olumsuz değerler yüklenen her şey tu kaka olduğundan,o değerleri korumak gibi bir düşünce de geliştiremezsiniz.Tıpkı,Cumhuriyet ve demokrasi gibi.O nedenle de bu değerlerin korunması birilerine veya bazı kurumlara havale edilir.Bizdeki sorumluluk anlayışı, havale edip havale edileni sorgulamak gibi bir şey.Bu nedenlede sorumluluk bilincini toplumsallaştıramaz ve tabana yayamazsınız.Galiba da bütün sıkıntıları bu nedenle çekiyoruz. Saygı ve hürmetlerimle. |
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,431
| Sn. Türesin; Bir konu hakkında soyut bir yazı yazdığınız zaman konuyu çok anlaşılabilir yapmış olmuyorsunuz. Verdiğiniz yanıtlar, her türlü davranış biçimine açık yanıtlardır. Konuyu somutlaştırmanız gerekmektedir. Anlaşılır olması için yapılması gereken budur. "Değerleri küçümsemek" soyut bir kavramdır...Bu tür açıklama amacı taşıyan yazılarda başlı başına bir anlam ifade etmezler. Siz değer olarak, bayrak görürsünüz, bayrağa eleştiriyi küçümsemek olarak algılarsınız; bir başkası dinini görür, bir başkası bir başka şeyi... "Olumlu bakış olumsuz bakış" kavramları da öyle bana göre siz olumsuzsunuz, size göre ben; bir başkası farklı düşünür. Bir ülkede, yasaların nasıl ki oabildiğince somutlaştırılması daha iyi anlaşılabilme açısından bir zorunluluk ise, insan davranışları konusunda bir takım kurallar ve temeller getirmeye çalışırken de aynı kural geçerli olmalıdır: olabildiğince somut! Bakın: 1-Şiddete ve faşizm'e hayır! 2-Tartışma kültürü, 3- Tartışma kuralları 4- İnsana saygı... Yazdıklarınızın bu bağlamda çok anlaşılabilirliği olmadığını yinelemek istiyorum. Anlaşma zemini ve dolayısıyla anlayabilme zemini ne kadar "dar" ve somut olarak ortaya koyulursa, başarı şansı o kadar yüksek olur. Yoksa "film gibi"nin değişik ve pek çok versiyonlarını sıralamak, savunmak vr öyle değerlendirmeye çalışmak...zaten başlıbaşına zorluk taşıyan bir konunun daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. |
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Melnur ! Olumlu düşünmek ve sorumluluk almak konusunda acele etmeden ve mümkün olduğunca daha fazla düşünerek cevap vermeni samimiyetle öneririm.Düşündükçe açılımlar başlar,tıpkı bir tohumun kabuğunu çatlatarak büyümesi gibi. Saygılarımla. |
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Genellikle sinemaya gitmek istediğinizde ,gideceğiniz sinemayı ve görmek istediğiniz filmi önceden belirlersiniz.Filim hakkında bilgi sahibi olur,kısa bir araştırma yaparak gidersiniz.Dostlar tarafından tavsiye edilmişse veya herkes tarafından konuşuluyorsa,işiniz bile olsa zaman ayırmayı ve mutlaka görmeyi arzu edersiniz.Düşüncelerinize,duygularınıza,alışkanlık ve beklentilerinize de uyuyorsa,büyük bir zevk ve keyifle izlersiniz.İlginizi çekmiş dikkatle izlerken;birilerinin konuşmaları veya rahatsız edecek tavırları olursa,önce o tarafa lütfen ratsız etmeyiniz der gibi bir nazarla bakar,gerektiğinde ikaz bile edersiniz. Filim sizi iyice etkilemiş ve sarmışsa,duygularınızın etkisiyle ;bazen heyecanlanır, bazen gerilir ,bazen güler,bazen ağlayacak gibi olur ve bazende derin derin düşündürecek şekilde etkilenirsiniz.Bazen farkında olmadan kendinizi görür,baş rol oyuncusu gibi,kendinizi olayların içinde hissedersiniz.Bazen karakterlerden biriyle özdeşleşir,empati kurar,içinizden onu yönlerdirmeye bile kalkarsınız. Etkilendiğiniz,derin düşüncelere dalıp,keşke öyle olmasaydı veya böyle bitmemeliydi dediğiniz filimlerde vardır.Onları sessizce fakat düşünerek izlersiniz.Güzellikleri,çirkinlikleri,tuzakları ,tuzağa düşenleri ve tuzak kuranları çok daha iyi görür,kimine lanet yağdırır ve kimine alkış tutarsınız.Ama mutlaka;bir ders,bir fikir,unutmayacağınız ibretlerde alırsınız. Konfüçyüs şöyle der " Bir resim bin kelimeden daha çok şey anlatır".Yine bir çin atasözü şöyle der " Anlat unutayım,göster hatırlayayım,birlikte yapalım ki unutmayayım". Şöyle derler;anlatılanların % 10'u,okunanların % 20'si,görülenlerin % 70'i ve yapılanların % 90 akılda kalır. Filim gibi izleyenler için % 70 çok iyi bir rakam. Hepinize saygı ve hürmetlerimle. |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sevgi ve aşk üzerine beğendiğim şiirler | petricli | Ustalardan Seçkiler | 667 | 12-01-08 14:24 |
| Kuranda kadın erkek eşitliği var mı ? | ilker | Arşiv | 325 | 06-05-07 02:26 |
| acemice edebiyat | masle | Arşiv | 4 | 18-01-06 15:16 |
| Kuzu gibi yetiştirilip koyun gibi güdülmek | Türesin | Türkiye Siyaseti | 1 | 20-11-05 16:41 |