| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| an itibari ile başroldesiniz / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 3
| an itibari ile başroldesiniz İnsanoğlu her daim hayattan beklentiler içerisindedir. Ufuktaki ümitlerine ve yalnız orada olduğuna inandığı mutluluklarına kendini öylesine kaptırır ki kimi zaman ayaklarının bastığı yeri unutur. Ya da ayaklarının varlığını.Yani şu anı unutur insanoğlu çoğu kez. Halbuki o gelecek şimdidir. Geçmişteki büyük ümitlerimizin mutluluk dolu düşlerimizin geleceğidir şimdi. Ve yarınlar. İşte o yarınlar da ancak daha sonları yarınların cefa dolu hazırlayıcısı olmaktan başka bir şey olmayacaktır. Kendimi bildim bileli derler ya, işte insan kendini bildiğinden itibaren hayattan bir şeyler bekler. Bir şeyler düşler ve tasarlar. İlkin ortaokulda kahredici sınavlar ve rahat lise ümitleri kurulmuştır.. Ardından işin rengi belli olur ve esas huzur üniversitedir ,vakit diş sıkma vaktidir. Nihayet üniversitelidir ve gençliğin en güzel dönemidir fakat buna karşın finaller vizeler diplomayı alma derdi .Diplomayı alacak ve özgür olacaktır. Diplomaya sayılı zaman kala yeni bir dert iş bulunacaktır. Diş sıkma vaktini geçmemiş miydik der. Az kalmıştır herhalde. Bunun gibi iş bulunur para derdi eş bulunur çoluk çocuk derdi ve nihayet bitti derken de yeni tanışmışlığı olan hastalıklar insana arkadaşlık etmeye başlar. Nedense mutluluğun sırası hiç gelmez insanda. Doğanın kanunu mu yoksa insanın kendisine ettiği bilinçsiz eziyet mi sorgulanması gereken bir olgudur her birimiz için. Halbuki en can alıcı sahne şimdidir. İnsan andadır. Oyunun kahramanı işte oyunun en kritik sahnesindedir hem de her saniye. Huzuru mutluluğu insanın kendisini ertelemesindense, zamanın oynadığı bu sinir bozucu oyuna karşı insanın mutlu olmasını bilmesi gerekmektedir. Yarınki sınavdan sonra değil henüz sınav olmamışken mutlu olmayız. Emekli olduktan sonra da emekliliğe giden yolda huzuru aramalıyız. Bu yol bizi emeklilikten daha çok mutlu etmelidir. Nitekim bu düşünce ile geçirilmiş birkaç günden sonra aniden tesir eden antibiyotik misali o yorucu ve bıkkınlık verici olaylar yarınlarda sakladığımız ve gün ışığına çıkması çok zor olacak mutluluğu bizzat henüz canlı ve heyecanlı iken verecektir. Ne yaşlanmaya gerek vardır bu uzaktaki huzur için, ne de cefa dolu bugünlere. Anı yaşamak bastığımız yerlere bilerek isteyerek zevk almak hatta arasıra kumdaki izlerimizden “iyi ki yapmışım”ları okumak gerekir bence. Yoksa hem kendimize hem tüm bu nimetlere hem de geleceğimize ihanet etmiş oluruz. Kısacası güncel siyasi stresler, uzun vadeli ekonomik veya sosyal problemler, anlık rahatsız edici depresif hususlar. Hepsi insan iradesi altında rüzgarda savrulan kuru yapraklardan daha hafiftirler. Ola ki mutlu olma zamanı şimdi bilelim huzur yakınlarda fark edelim… |
|
| #2 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 61
| İnsan öyle bir varlıktır ki; kendi kendine sıkıntı eder, kendi kendine huzur verir. Bu şuna benzer; bazı insanlar vardır, zaman zaman karşılaşırız. Hiçbirşeyi dert etmezler. Aman adam sen de gelir geçer derler, hayat bu derler. Bazı insanlar da vardır ki; herşeyi kafaya takarlar, yoldan geçen bir adamın bakışından etkilenir ve bütün günlerini morali bozuk geçirirler. Bence önemli olan, dediğiniz gibi o yaşadığınız anı değerlendirmek, ölümün ne zaman yakamıza yapışacağını bilmiyoruz. Yarın belki hiç gelmeyecek... Onun için her anı, çok ağır bir zulüm altında değilsek huzurlu geçrmeye öalışmalıyız. Kanaatkar insan kadar zengin kimse yoktur. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|