| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
İdeallerimizi yitirdik mi?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| 80 öncesi kuşakların idealleri vardı. Ülke ve toplum sorunlarına eğilir, daha toplumcu çözüm yollarına yatkın olurdu. Doğrularımız ve yanlışlarımızla birlikte böylesine "özverili" düşünce modelleriyle bakardık hayata... 80 sonrasındaki değişim rüzgarları bu eğilimi de yok etti sanki. Daha bireysel davranabiliyor ve daha bireyci çözüm yollarına sarılıyoruz. Hiç kuşkusuz dünya konjöktürünün ve 80 sonrasında uygulanan depolitizasyonun bunda etkisi var. Ama yine de şaşırmamak ve üzülmemek elden gelmiyor. Ülkemizde açlık ve yoksulluk böylesine tavan yapmışken, insanlık onuru ile bağdaşmayan sadaka kültürü, gündelik hayatın içine böylesine girmişken, bireyci kurtuluş yollarıyla çıkış aramak bu ülke gerçeğiyle nasıl bağdaşabiliyor? Yaşadığımız toplumsal cinnet ortamını görmezlikten gelen bir anlayışı nasıl yorumlamalıyız? Bıkkınlıktan kaynaklanan bir kaçış mı? |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,258
| Bıkkınlık değil,kökleri çok derinde olmayan bir ülke solu ve kendi kültürünü yaratamaması.1968'den günümüze az bir zaman var zaten..Buna paralel önderliklerin yetersizliği,ülke egemenlerinin şeytana pabucunu ters giydirecek olan yönetme becerileri.Kapitalizmin teknolojiyi bir silah olarak kullanmadaki üstün yeteneği. Ülkenin ve ülke insanının kendine has sosyolojik alt yapısı. __________________
Güçlüler sadece onları omuzlarımızda taşıdığımız için güçlüdür.Onları bir yere silkelersek yere otururlar. Ormee İsyancıları |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 107
| Mevcut duruma bakıldığında ne görüyoruz? Tüketime paraya endeksli bir yaşam tarzı. iletişim sanal, alış veriş sanal artık insan unsuru hayatımızdan elini ayağını çekmeye başlıyor. Oturduğumuz muhitte, muhiti bırakın apartmanda olan bitenden ne kadar haberdarız? Ne kadar insancılız ? En son tanımadığımız biri için ne zaman bir iyilikte bulunduk? "Tanımadığımız birine neden yardımcı olalım ki?" Bahsedilen dönemde eğitim kıymetliydi, kültüre değer verilirdi. İnsanlar, fikirleri olduğu sürece değerli olurlardı. Hatta gazete kağıtları ile kaplanırdı bazı kitaplar rahat taşınabilmeleri için. Herkes aynı fikirde değildi, ama sahip oldukları bir fikir vardı en azından. Ve karşıt fikirler; "ötekinin" başına kakılarak, meydanlara dökülerek, kahrolsun sizler denilerek, aba altından sopa göstererek empoze edilmeye çalışılmazdı. Sadece saygı duyulurdu; herkese ve her kesime. Her ne olursa olsun önemli olan "insan" dı. Açlık ve yoksulluk anlık bulunacak fikirlerle çözümlenecek problemlerdendir. (Sermaye ve planlama) Asıl sorun midenin değil, vicdanların ve beyinlerin aç olmasıdır. Midesi aç olan onurlu bir insan hiç bir zaman için toplumu için sorun teşkil etmez. Beyni ve vicdanı aç olan bireyse toplum içinde yürüyen canlı bomba misalidir. Ülküsü yoktur amacı hizmet verdiği, uğrunda yaşadığı bir düşüncesi yoktur. Değersizdir. Bu keşmekeşin ortasında her türlü yaklaşım beklenebilir kendisinden. Bu cinnet ortamını yorumlamaktan ziyade özetlemeyi tercih ediyorum : Tahammülsüzlük __________________
Bireyi insan yapan, İslâmdır. |
|
| #4 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,154
| biz sanırım Geroge Orwell ın 1984 de anlattığı ortamın bir değişik versiyonundayız.Kapitalist versiyon.Daha sinsi.Görünmüyor ama her yerde çevremizi sarmış bir büyük göz var.Tek tipleştirici,örtülü bir otoriter baskıdan söz ediyorum.Biz tercih yaptığımızı sanıyoruz.Oysaki tercihlerimizi belirli araçların etkisinde yapmak zorunda kalıyoruz.Oy vermeden yeme içme tercihlerine kadar. işte bu kapalı ve görünmez ortamda her türlü sakıncal düşünce yine değersizleştime,küçük görme,hafife alma ve tabii ki korkutma gibi sinsi yöntemlerle etkisiz kılındı.İnsalığın hayalleri çalındı.olan şey bu __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 521
| Sosyalizm bu sürecin alternatifi değildir.Herkes bu süreçten,kapitalizmin toplum hayatına verdiği zararlardan haberdar.Toplumcu düşüncenin odağı sosyalizm olamamıştır.Çünkü sol toplum gibi düşünmüyor.Toplumun maddi ve manevi değerlerini hiç anlamıyor.Sosyalizmi halkımızın değerlerine ve hayatına göre şekillendirmeyi denemek yerine milletimizi zorla hiç sevemeyeceği kaba ve bağnaz ilkelerin kalıbına sokmaya çalışıyor.İhtiyacımız toplum merkezli düşünen yeni bir ideoloji ve bunun etrafında oluşacak akılcı,ideolojilerden arınmış, halkı temsil edecek bir ekonomik sistemdir. vatanım Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 23-08-07 17:15 . |
|
| #6 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,126
| İdeallerimizi yitirmedik,ama içinde yaşadığımız ülkenin koşulları,geçmişte yaşadığımız süreçler şimdiki yaşadığımız süreçlerden bağımsız düşünemeyiz.Solun tarihi çok eski bir tarih değil,kendi alt yapısını oturtmadan aldığı sayısızca darbeler ve yitirdiği önder kadrolar,yerine koyamadığı militanlar ve yaşanan bir 12 Eylül cuntası.Bütün bunlar birbirine paralel bir şekilde yürümüştür,kendini toparlayamadan alınan her darbe sağa sola savurmuştur.Kapitalist/Emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri bu ülkenin devrimcileşmesine izin veremezdi,sosyalist bir ülke olmasına izin veremezdi çünkü tekellerine çomak sokulacağını çok iyi biliyorlardı.Gelişen teknolojiyle birlikte güçlerine güç kattılar ve her geçen gün emekten yana olan ve emeği savunan devrimcileri katletmekte ustaca kullandılar bunları. Son süreçte toplum aldığı her yarayla birlikte biraz daha sindi olayları kanıksamaya başladı.Gelinen aşamada duyarsız,bireyci,apolitik,yoz kültürün hakim olduğu bir toplum yaratılmak isteniyordu ve yaratıldıda.Devrimciler halkın bilinçlenme aşamasında yetersiz kaldı ve zaman zaman halktan kopuk yaşamaya başladı. Asıl sorgulanması ve irdelenmesi gerekende devrimcilerin halka önderlik etmesi,bilinçlendirmesi gerekirken neden savrulduğudur. İdealler bitmesi için değildir,uğruna ölümü göze almak içindir. __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
| #7 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Alıntı:
Yoksulluk ve açlığın artması sol politik tercihleri gündeme getirmeliydi oysa. Ama ülkenin bir türlü sanayileşemesi, feodal yapının ve onun içerdiği kültürün giderek kentleri de çevrelemesine ve etkin olmasına da yol açmıştır. 12 Eylül'den sonra yönetici kesimin de özenle yaygınlaştırmaya çalıştığı anlayış, bugünlerde meyvesini de vermektedir. Bugün koşullar ne olursa olsun, olanla yetinen, verilenle şükreden bir toplumsal bilinç ortaya çıkarılmıştır. Bu bilincin varolan ekonomik yapıyla da uygunluk göstermesi ideallerin rafa kalkmasına neden olmuştur. Şimdi farklı bir ideal var: Daha güzel bir dünya ideali uhrevi bir içerik kazanmıştır artık. Boyun eğ, şükret, bireysel olarak ne kurtarabilirsen kurtar; daha güzel bir dünya bu dünyada değil çünkü(!) | |
|
| #8 | ||
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,126
| Alıntı:
Sn melnur işte bu bireysel davranışlar toplum sorunlarından uzak bencil duyarsız bir nesil yarattı.Yeni neslin duyarsızlığı ve toplumdan kopması bireysel yaşamı seçmesi,teknolojiyle buluşması tüm ipleri koparan nokta oldu.Bir yandan uhrevi içerikler empoze edilirken aslında onunda içeriğinin boşaltılmış olduğunu görüyorsunuz çünkü teoriyle pratik birbiriyle örtüşmüyor. Asıl mesele bundan sonra ne yapılabiliri tartışmaktır bence. __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! | |
|
| #9 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,527
| Alıntı:
Dinsel yaygınlaşma, dışardan zoraki bir yaygınlaştırma çabası değil. Elbette bunun için çaba gösterenler var. Ama bu çabaya rağmen, kentlerin ortasına kadar girmesi, varolan sosyo-ekonomik koşullarla uygunluk göstermesindendir.Feodal yapının kültürü kenti esir almaktadır. Bu çok önemli bir tespittir. Her koşulda "devrim, devrim" diye sloganlar atmak, çoğu kez yaşanan pratiği gözden kaçırılmasına neden olmaktadır. Bu ülkenin öncelikle sanayileşmeye ve kalkınmaya ihtiyacı vardır. Toplumsal yapı normal seyrine döndürülmelidir. Binlerce yılın öncesinin bir toplumsal düzeni içinde sosyalizm inşa edilemez. Nesnel koşullar buna uygun değildir. ( Bu sosyalizm'in kitlelere anlatılmasına ve sosyalistlerin kitle içinde örgütlenmesine engel de değildir.) Önümüzdeki süreç bir yanıyla feodal yapının tüm kurum ve kurallarıyla geriletilmesine dönüştürülmelidir. | |
|
| #10 | |
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,126
| Sn melnur Sosyalizm her dönemde inşa edilir bence asıl mesele devrimci yapıların teorik ve pratik olarak ülke gerçeğine inmeyi becerememiş olmasından kaynaklanıyor. __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İşçi sınıfının "Süleyman Hoca"sını yitirdik! | Paradigma | Türkiye Siyaseti | 2 | 23-05-07 17:32 |
| Attila İlhan'ı yitirdik... | melnur | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 30 | 22-12-06 16:29 |