"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Dinle marksist/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,178
| Hepsine katılmıyorum ama gene de güzel bir marksizm eleştiri..Anarşist bir eleştiri tabi ki. Adam gibi eleştirebilen başka yok ki.. DİNLE MARKSİST ! Yönetici sınıf haline gelmiş proletaryadan bahsediyorsun. O halde sorabilir miyiz proletarya yönetici sınıf olmuşsa kimi yönetecektir ? Ayrıca "yönetici sınıf düzeyine yükselmiş proletarya" ne demektir ? Proletarya bir bütün olarak yönetimin başına mı geçecektir ? Şu anda Türkiye'de yaklaşık altı milyon işçi vardır. Bunların hepsi birden yönetici mi olacaktır ? Eğer bütün halk yönetici olacaksa, o zaman hükümet yok olacak, devlet yok olacak demektir; ancak ortada bir devlet varsa orada yöneten efendilerle yönetilen kölelerde var demektir. Son söyleyeceğin söz halkın yöneticilerini demokratik yöntemlerle seçeceği, gerektiği zaman da görevden alabileceği olabilir. Burjuvalarda aynı şeyi söylüyorlar. Ama biz özel mülkiyeti kaldıracağız, dolayısıyla herkes işçi olacak ve temsilci olarak kendi aralarından birini seçecekler diyorsun. Eski işçi demek istiyorsun. Çünkü geçmişi ne olursa olsun bir milletvekili, bir bakan artık bir milletvekili ve bakandır. Koltuk ve ayrıcalık çok tatlıdır. Hem sen demezmiydin, insanların bilinçlerini sosyal konumları belirler diye. İşçi sınıfı devleti öncü partisi aracılığı ile yönetir diyeceksin. Öncü partinin kimlerden oluştuğunu biliyoruz. Marksizm-Leninizm bilimini, onun rehberliğini kabul etmiş profesyonel devrimcilerden. Bu formülasyona bakıyoruz. Ortada Marksizm-Leninizm var, profesyonel devrimciler var, bilim var. Ama hani işçi sınıfı ? Cevabın hazır biliyorum. Marksizm-Leninizm işçi sınıfının çıkarlarını savunur diyorsun. Sana Sovyet deneyiminden sözetmeyeceğim, cevabını biliyorum. Onlar revizyonistti, Stalinistti falan. Ama dünyanın hiçbir yerinde işçiler senin gibi Marksizm-Leninizm bizim çıkarlarımızı savunur diye düşünmüyor. Tam tersine şöyle düşünüyorlar. Devlet kapitalist de olsa, sosyalist de olsa benim yaşamımda ne değişecek. ben gene sabah 8'de işe geleceğim 5'te çıkacağım. Fabrika eskiden patronunken şimdi devletin olacak. İyi de bundan bana ne ? Ben zaten patronun suratını hiç görmem ki. Benim işim ustabaşıyla , nadiren müdürle. Ustabaşım SHP'li, müdürüm ANAP'lı. İkisi de komünist olsa ne olacak ? Hem duydum ki, artık fabrika anonim şirket oluyormuş. Bir sürü patron olacak, ben de para biriktirebilirsem biraz hisse senedi alabilirim. Diyorlar ki, sosyalizmde fabrika devletin olacak, devlet senin olacak, o halde fabrika senin olacak. Nasıl yani ? Fabrika benim olacaksa ben şu Allahın belası işi bırakabilir miyim ? Ya da çalışma saatlerini kısaltabilir miyim ? Yok, ona merkezi planlama karar verir. İyi o zaman şu hesaplara bir göz atalım; bizim ücret herhalde 3-4 kat artar. Olur mu Yoldaş, kârın hepsini sen alırsan yeni yatırımları nasıl yaparız, savunma sanayi nasıl olacak, komünist partinin, gizli polisin, bürokratların maaşları nereden verilecek; ücretleri de merkezi planlama belirler. Peki grev ? Ne grevi, kendi kendine mi grev yapacaksın, fabrika zaten senin. Peki sendika ? Sendika olacak tabi, komünist parti politikalarını sana benimsetmek için. İyi o zaman, ben sosyalizm almayayım, şimdi hiç değilse arada bir grev yapıp bazı isteklerimizi kabul ettirebiliyorum. Yoldaş, bu işçi sınıfı çok dar kafalı değil mi ? "Tarih yapmak" falan umurunda değil. İyi de başka türlü olabilir mi ? Devrimciliğinde samimiysen, biraz düşün işçi olmak ne demektir ? Ücretli kölelik. Köleler köle olarak yeni bir hayat kurabilirler mi ? İşçi sınıfının devrimci olabilmesi için "işçi" olmayı reddebilmesi gerekir. Bu durumda -gene başa geldik- kim yönetecek işçi devletini ? Sakın ağzı laf yapan yeni partili akademisyenler, bürokratlar ve politikacılar olmasın ? Kaynak: http://uk.geocities.com/anarsistbaki..._marksist.html __________________
Bir çıkınca dağlara Bir düşünce toprağa İki olur gerillanın düğünü.. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: İstanbul-Denizli
Mesajlar: 1,787
| Sn Fear ,paylaşımınız için teşekkürler.Ancak bu eleştiri biraz sosyalizm-komünizm bilmemekten doğan çelişkileri içermiyor mu? Proleterya kimi yönetecek? Üretim araçlarını tabi ki! Devrim alt sınıfın egemenliği ele geçirmesidir.Sömürüye başkaldırmasıdır. SAYGILAR... __________________
kağıt bir gemidir devrim kim bilir kaç yunus görmüş kaç DENİZ GEZMİŞ... |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 175
| Marksist terminolojideki kelimeleri günlük hayatta kullandıklarımızla karıştırmayın. Yoksa anarşist olursunuz. __________________
Irak halkı yalnız değil! |
|
| #4 | ||||||||||
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,607
| Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Şiarımız, halk olarak halk içindir. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. | |||||||||
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,178
| Sayın artena, "yöneten" karşısında mutlaka bir "yönetilen"i zorunlu kılar. Halkın bütün olarak kendini yönetmesi derken bu çelişkiyi yok sayıyorsunuz. Bu halk ya yöneten ya da yönetilen tarafta olmak zorundadır. Halkın (ya da ezilen çoğunluk) yöneten tarafta olması da anlmasızdır çünkü yönetilen kalmayacağı için bu çelişki(yöneten-yönetilen çelişkisi) ortadan kalkmış demektir. İşte bu komünist toplumdur. Yani ortada bir devlet,kurum, parti vs.. olmamasıyla münkündür ancak. Ama bunların olduğu bir ortamdan bahsediyorsak bu çelişkiyi de düşünmemiz gerekir. İşçi sınıfı da devleti,halkı vs.. yönetemez. Çünkü hem işçi hem yöneten olunamaz. Düz mantıkla bakarsak öğlene kadar direksiyon çevirip öğleden sonra ülkenin ekonomi politikaları yürütülemez. Bu bizzat marx'ın sınıf analizlerine de aykırıdır. Lenin bile "halkın yönetime katılmakta çok isteksiz" olduğundan yakınıyordu. Oysa bu isteksizlik değil münkün olmayan bir şeyi yapmaya çalıştığındandır. Kendi kendini yönetmek diye bir kavram çok saçma gelir bana. Bunun etrafında dönen demokrasi safsataları ,şimdiye kadar, sadece yönetme fikrini meşru kılmaya yaramıştır. Yönetilmek zorunda olduğumuzu varsayar ve halka bunu dayatma amacı güder. En doğrusu yöneten-yönetilen çelişkisini büsbütün yok etmektir. "işçi sınıfının ideolojisi" derken herhalde marksizmi kastediyorsunuz. Ama bunu kantılamış gibi de görünmüyorsunuz. Kim marksizmi "işçi sınıfının ideolojisi" olarak tayin etti ki? İşte burda da marksizmin kendini peşinen bir otorite olarak dayatması görülüyor. Şimdi bu anlayışa sahip olan bir ideoloji hedefine ulaştığında kendini ne olarak ilan edeceğini tahmin etmek zor değil. Eline geçirdiği baskı aracına "işçi devleti" demesi bir şeyi değiştirmeyecektir. Şu an ki devlete de türk devleti diyorlar. Ama bunun "türk" değil "burjuva" devleti olduğunu daha iyi biliyorsunuz. Yazı da yer yer kapitalizmi daha iyi göstermesine katılmıyorum tabi. Her şeye rağmen sosyalist devleti kapitaliste tercih edebilirim. Hiç bir devletin kendini yok etmek istemeyceğini çok iyi bilmeme rağmen... __________________
Bir çıkınca dağlara Bir düşünce toprağa İki olur gerillanın düğünü.. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,178
| Üretim araçlarını yönetmek diye bir şey yoktur. Marksist litaretürde de böyle bir şey yoktur. __________________
Bir çıkınca dağlara Bir düşünce toprağa İki olur gerillanın düğünü.. |
|
| #7 | |||||
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,607
| Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
__________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. | ||||
|
| #8 | ||
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 1
| artena bende senı arıyodum.yazını okudktan sonra senle aynı fikiri savundugum için gururlandım gerçekten harikasın.sana ne kadar teşekkür etsem azdır.yazdıklarını okuya okuya doyamadım. http://www.yaziyaz.com/forum/archive...hp/t-2215.html Alıntı:
| |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: İstanbul-Denizli
Mesajlar: 1,787
| Alıntı:
Devrimden sonra üretim araçları kimin kontrolüne geçer? SAYGILAR... __________________
kağıt bir gemidir devrim kim bilir kaç yunus görmüş kaç DENİZ GEZMİŞ... | |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 34
| selamlar, öncelikle -bence- metnin temel argümanına karşı savlar pek ikna edici değil. "proletarya diktatörlüğü bir devlet biçimiyse orada proletarya kimi yönetir?" sorusuna düzgün bir cevap verilememiş. devlet, engelsin dediği gibi “bizzat silahlı güç halinde örgütlenen halkla artık doğrudan doğruya aynı şey olmayan bir kamu gücünün (kuruluşudur). Bu özel kamu gücü zorunludur; çünkü sınıflara bölünmeden sonra, halkın özerk bir silahlı örgütlenmesi olanaksız duruma gelmiştir” ( Engels, F. (1979). Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni. Seçme Yapıtlar Cilt III (s. 230-407). Ankara: Sol Yayınları, s. 398). yani devlet, azınlık iktidarının kurulması ve sürdürülebilmesi için özel olarak inşa edilmiş hiyerarşik bir aygıt olarak görülmektedir. arkadaşların dikkat çektiği gibi emekçilerin üretim araçlarını veya kendilerini yönetmeleri neden bu yönetimin devlet olduğu meselesine teğet geçiyor. burjuvaziyi veya karşı-devrimcileri yönetmek ise garip. bu unsurlar emekçilerin sovyetlerine, konseylerine, meslislerine vs. karşı savaşyorlarsa tanım gereği yönetilemiyorlar demektir. emekçileri onlara karşı savaşmaktadır, onları yönetememektedir. yönetmek onların emeğindan faydalanmayı gerektirir. işçiler genel greve gittiklerinde burjuvazi artık yönetemez hale geldi demiyor muyuz? "demokratik merkeziyetçi şekilde örgütlenecektir" yani mevcut burjuva demokrasisinden iki adım geriye mi atacağız? tüm mülkiyet devletin, devlet de merkez komitenin elinde... "Proleterya diktatörlüğü sırasında doğrudan demokrasinin önündeki temel engeller sınıf farklılıklarının hala tam anlamıyla giderilmemiş olması, karşı devrim tehlikesi ve dış emperyalist güçlerdir. Devlet, devleti ortadan kaldırabilecek ve bu çıkarına olacak tek sınıf olan proleterya tarafından bu tehlikeleri yok etmeye ve sonrasında devletsiz, sınıfsız tahayyül olan komünizme varmada kullanır. Proleteryanın devleti bir amaç değil araçtır. Devleti ortadan kaldırmayı hedefler." bu argümana da leninist olmayan kimse kolay kolay inanmaz. herkes yönetim ayrıcalıklarının ayrı bir sınıfın oluşumunu tetilediğini ve biraz tarih incelerse de leninizmin itidara geldiği yerlerde devletin sönümlenmeye yüz tutmak bir yana daha da güçlendiğini görebilir. halk kendi kendisini yönetmeye eğitilmesi bu kadar zor bir nesne mi, yoksa eğitme iddiasındakiler statülerini kaybetmekten mi çekiniyorlar? ikicisi daha mantıklı geliyor. "Ama bizler idealistler değilsek, yani ah devlet olmasa ne güzel olur deyip de yahu şu faşistleri emperyalistleri ne yapacağız sorusunu soruyorsak buna cevabı da vermeliyiz. Evet, maaşları emekçiyle aynı olsa da, her an görevlerinden alınabilir olsalar da bu kişilerin kariyerizmin bataklığına saplanmalası tehlikesi vardır. Bunun panzehiri de kuşkusuz yerel yönetimlerin, doğrudan demokrasinin temel güç, baskı aracı olarak devlet mekanizmasının tali güç olarak kılınmasıdır." insnaların silahlı örgütlenmesi devlet aygıtından önce de vardı. insan toplulukları sınıflar ortaya çıkmadan önce de kendilerini savunmak veya saldırmak için silahlı milislere sahiptiler. dolayısyla silahlı zor devlet demek değil, bu zorun engelsin değidiği gibi hiyerarşik kullanımı devlet demek. "sonra ülke doğrudan doğruya halk tarafından yönetilecektir" valla metin devrimden sonra kimn yöneteceği konusunda allak bullak. bi ara "merkezi demokrasi" diye bir kavram ortaya atıldı. sonra "demokratik merkeziyetçilik" uygulanacak dendi. araya da yerel özyönetim ve işçi özyönetimi geçiyor. biraz daha net olmak gerekiyor sanırım. devletsiz yaşama birden geçilmez diyosan, haklısın derim. fakat tarih boyunca bunu iddia edecek kadar sığ biri yok zaten. devletçi olmayan komünistler (örneğin anarko-komünistler veya anarko-sendikalistler) kitlesel ve siyasal örgütlerde ulaşmak istedikleri toplumun apılarını inşa ederek "eskinin içersinde yeninin nüvelerini oluşturmayı" hedeflerler. bu da uzun bi tartışma aslında istersen gireriz şuna bi göz atabilirsin:http://uk.geocities.com/anarsistbaki...2.html#A.02.15 dayanışmayla! __________________
“Sosyalizm olmadan özgürlüğün ayrıcalık ve adaletsizlik olduğuna; ve özgürlük olmadan sosyalizmin kölelik ve barbarlık anlamına geldiğine inandığımız için...” Mihail Bakunin, 1867 |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türk Tarihine Marksist Bakış | bozkır | Tarih | 31 | 31-10-07 23:39 |
| İktidar üzerine | Leonardo | Toplum Felsefesi | 7 | 09-10-07 15:57 |
| Şiir Eleştirileri/İncelemeleri | lakonia | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 2 | 31-08-06 15:56 |