"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Kendimiz kendimize ışık olacağız.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Dostlar, Bu dünyada önder sayısı çok azdır. Ama izleyici, yani ardıl olanlar ise milyarlarla sayılabilir. Krişna Hindu tanrısı olup koyunları güde, güde, insanların da koyunlar gibi güdülebileceğini görenlerdendi... Ve çok da haklıydı...Pek çok güdücü çıkmış, ve iman adında bir hapisane tasarımlamış ve insanları bu hapisaneye sokmayı da başarmıştır. İşte bu gerçekten istifade ederek, insanları hâlâ binlerce yıl önceki gibi hapisaneye sokmayı başaran uyanıklar var. Pek çoğu bu uyanıkların guru, devi, deva, bhagvan, yarı tanrı, usta, büyük usta, hoca, medyum, şeyh, üstad ve bunun gibi isimler altında insanları kandırmakla ,yani sahtecilikle uğraşmaktadırlar. Biraz deştiğinizde bu sahtecilerin özkişiliklerini de hemen görebilirsiniz. İnsanlar bir arayış içindedirler...Yaşam bu arayışın adıdır. Yalnız arayış esnasında neyi aradığımızı da bilmek zorundayız. Yani farkındalık ön planda olmalıdır. Yoksa yandık gitti! Biri çıkmış yabancı bir ülkede, kendisinin KANAL olduğunu iddia ederek saf ve arayış içindeki insanları utanmadan kandırıyor... İsmi Kryon bir melek ama kanatsız olanlardanmış...Ne saçma dolmalar yedirmekte saflara! Kitaplar yazmış ve yazıyor da, alan olunca daha çok da yazacak. Bizde de var bu dolmacılardan geçenlerde bunlardan birini yakaladılar, müritlerinden topladığı para 300 000 YTL imiş...Onun da kitapları var, kendini yabancı bir profesör olarak tanıtmakta, internette de sitesi bile var...Aslında bir yerli dolmacı... Bu dolmaların içinde sıfır aşı da var. Yani insanlar yeniden bedenlenirken eski alışkanlıklarını da taşımasın diye buna da bir aşı bulmuş bu Kryon. Bizim saf arayış içindeki ruhlarımız da inanıvermişler bu dolmaya... Çünkü dolma tatlı bir tarzda sarılmış... Aslında ne ruh var, ne yeniden doğuş, ne de eski erkarnasyonlar... Bilim bütün bunların masal olduğunu anlatmakta,hatta NOBEL alan bir bilim adamı ribonükleik asitlerle bizden önceki atalarımıza ait bazı önemli ve şiddetli anılarımızın DNA sıstemimizde kodlanarak saklandığını ve bazı durumlarda da bu kodların açılmasıyle,o atalarımızın yaşamış oldukları anıları sanki vaktiyle biz yaşamışız gibi bir duyguya kapıldığımızı bilimsel olarak gerçekleştirmiştir... Gelgelelim bilim ile uğraşmak yerine hikayelere inanarak ve hikaye ve masallardaki kahramanları örnek göstererek sanki bu yanlışlar doğruymuşcasına hayal alemine dalanlar bir gün tek,tek yok olacaktır. Bu bilimsel bir gerçektir. Tek yaşayacak olan gerçek de bilimdir, fendir. Tek yol gösterici...Ve kendimiz kendimize ışık olacağız... Papyrus Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-09-07 23:50 .Sebep: Tamamı koyu |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Dostlar, İnsanların büyük kısmı gerçeği ne merak eder, ne de sorgular. Eğer dediğim yanlış olsaydı, bu derecede milyonlarca Tanrı ve din dünya üzerinde var olur muydu? Gerçeği aramak, ve onu bulmak için yürek ister, güç ister, bilgi ister, arzu ister. Ama hazır olanı alır da, tüm koşullanmaları bir güzel de savunursan, senden iyisi olmaz. Kurtarıverirsin kendini,cennetlerde fıstık gibi yaşamaya devam edersin! Farkındalıkla, |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 187
| Alıntı:
Bunun yanında gerçekten rahatlık içinde düşünmekten kaçan daha doğrusu korkan insanlarda vardır. İşte bu tür zihniyet altındaki insanlar sürü psikolojisine sahiptir... Saygılarımla; __________________
Düşünceler olmuş bir sarp. Mantık olmasa bu ne harp! | |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Mar 2007 Ülke / Şehir: Üsküdar/İSTANBUL-TÜRKİYE
Mesajlar: 104
| Alıntı: Sorular kendinize yönelmenizi ve dikkat kesilmenizi sağlamak içindir. Dediğiniz üzere... Farkındalıkla azizim Ali CANDAN Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-09-07 23:27 . |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Mar 2007 Ülke / Şehir: Üsküdar/İSTANBUL-TÜRKİYE
Mesajlar: 104
| "Herhangi bir şeye ihtiyacı olma"nın ötesine, bir geçelim bakalım azizim. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Alıntı:
Sahte ile uğraşan olmasa, kandırılmasına izin veren olmasa, kurtarılma ihtiyacında olan olmasa sahteciler de olmayacak sanıyorsanız, yanılırsınız. Bakınız hiç bir hırsıza ev sahibi gel de benim evimi soy demez. Ve de bunu istemez. Gelgelelim etraf hırsız dolu. Farkında olmadan bunu idrak etmek de olanaksızdır. Sevecenlikle, | |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| |
|
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Mar 2007 Ülke / Şehir: Üsküdar/İSTANBUL-TÜRKİYE
Mesajlar: 104
| Katılmamak elde değil. "Bir şeye ihtiyacı olma" durumu anlaşılmadan ve aşılmadan, haller anlaşılamaz. Haller anlaşılamadığında da ne bilinç ne de farkındalık bilinemese gerektir, öyle değil mi? |
|
| #9 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Mar 2007 Ülke / Şehir: Üsküdar/İSTANBUL-TÜRKİYE
Mesajlar: 104
| Alıntı:
Bakınız. "İhtiyaç", bedenden kaynaklanan zihinsel bir hal ve durumdur. "Farkındalık" ise, herhangi bir bedenel yapı ile özdeşleştirmeye girilmeden ve duyusal dataları, duyum süzgeçinden yalıtarak varoluşların tümünün varlığı ve kaynağını olduğunu aracısız, direkt görüsüdür. Yani tek "Ben" Bilincinin kendine yönelmesidir. Farkındalık, "Ben-im" bilincinin zihinde yansıması olan bir kişilik ve zihinsel bir hal olan "ben-im"e yönelmesidir. Tabiki bu yönelme durduk yerde olmaz. Bu yönelmenin etkenlerinden biri de bir dürtü olan "ihtiyaç"la gerçekleşir. Sevgi ve saygılarımla; | |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Alıntı:
İhtiyaç, her zaman zihinsel bir hal ve durum değildir. İhtiyaç çoğunlukla bir dürtüdür. ve dürtüler de çoğunlukla irade dışında yani farkında olmadan oluşmaktadır. Diğer taraftan Farkındalık dediğimiz olgu doğrudan bilinç durumunu anlatmaktadır. Öyle zamanlar olur ki, ihtiyacımızın farkında dahi olmayabiliriz. Ve bu ihtiyacımız kendisini farkettirebilmek için değişik şekiller,simgeler alabilir. Ve bilince ancak bu değişik şekillerden biriyle çıkabilir. En güzel örneklerden biri de burada rüyalar olarak gösterilebilir. Rüyalarımızdaki pek tanımadığımız simgeler ihtiyacın giydiği değişik elbiselere benzerler. Tüm çabaları kendilerini bilincin ışığı içine getirebilmektir. Farkındalık bilinç durumuyken, ihtiyaç bilinçli veya bilinçsiz bir dürtü olarak ortaya çıkar... Sevecenlikle, | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hataylı aile evrime ışık tutacak | küçükkarabalık | Doğa Bilimleri | 17 | 05-10-06 19:44 |