| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
İnsan toplumunun kökenleri/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 187
| Toplumsal evrimciler adı verilen ilk antropologların bilimsel incelemeleri ile insan toplumunun kökenleri 18.ve 19. yüzyılda ele alınmaya başlamıştı.Bu bilim adamları Adam Ferguson,Lewis H.Morgan,J.J.Bachofen,Edward B.Tylor,Andrew Lang ve J.F.McLennan gibi isimlerden oluşuyordu.Bu bilim adamları herhangi bir topluluğu incelemeye başlarlarken,o topluluğu oluşturan temel birimleri ve bu temel birimlerin birbirleriyle olan ilişkisini göz önünde tutmak zorundaydılar.Bu bakımdan en başta aile kurumu incelemeye alındı.İlkel toplulukların en önemli yönü olan yakınlar arasındaki cinsel ilişkilere ait tabular ile akrabalık gibi temel ve evrensel kurumlar da inceleme alanına giriyordu.Bu araştırmalar ile ilk insan toplumunun modeli kuruldu. * Bütün klasik evrimcileri oluşturan bilim adamları arasında en etkili kuramları ileri süren kişinin Lewis H.Morgan olduğu söylenebilir.1877 yılında kaleme aldığı ‘Ancient Society’ (Eski Toplum) adlı eseri,Marx’çı kuramın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Tribü,ilkel bir topluluk formudur.Bir kişinin bir topluluğun mülkiyetine ortak olması ve üründen bir pay alması için o kişinin Tribü’ye ait olması gerekir.Bir diğer kavram da ‘Kan bağının sınıflandırılması’ olup yakın aile üyelerinin ve daha uzak akrabaların aynı adla çağrılması anlamına gelir ve tribü örgütlenmesinin temelini oluşturur.Morgan, ‘Ancient Society’ adlı eserinde bu iki kavramla, aynı zamanda, daha sonra yapılacak olan antropoloji çalışmalarına etkide bulunacaktır. * İnsan toplumunun kökenleri konusuna önemli katkılarda bulunan diğer bir bilimadamı da Edward B.Tylor olmuştur.Ekzogami denilen dışarıdan evlenme veya grup içi evlenme yasağı evrensel bir uygulamadır.Bu evrensel uygulamanın nedenlerini arayan Tylor,dışarıdan evlenmenin daha geniş bir işbirliği ve yardımlaşma sağladığını iddia ediyordu.Böylece mutlaka kendi üyelerine ve kendi kaynaklarına dayanmak yerine,öteki yerel gruplarla kurulan evlilik bağları ve akrabalık aracılığı ile başkalarını yardıma çağırmak mümkün oluyordu. Tylor’un ileri sürdüğü gibi dışarıdan evlenme, bir ölüm-kalım meselesi olacak derecede önemliydi. * İlk antropologların kısa süre sonra yanlış olduğu ortaya çıkan görüşleri de vardı.Bunlardan birisi toplumsal evrim ile ilgiliydi.Buna göre ilkel insan akıl yoluyla toplumsal kurallar ve gelenekler yaratır,böylece aile aşağıdan yukarıya,veya basitten karmaşığa doğru en yüksek biçime doğru bir evrim geçirir.Yani toplumsal evrim,bir zihin süreci gibi açıklanmıştı.Oysa bugün biliyoruz ki aile kurumu klasik evrimcilerin iddia ettikleri şekilde bir evrimden geçmemiştir.Hatta tam tersi olmuş,eskiden aile tarafından yürütülen işlevler toplumun diğer kurumları tarafından devralınmış,aile daha da basit bir yapıya indirgenmiştir. * İlkel insan nasıl bir tipti,neye benzerdi?Hangi araçları kullanmıştı?Ne yemiş ne içmişti?En azından tarım öncesi dönemde avcılık ve toplayıcılık yaptığı apaçık bir gerçekti.Daha ayrıntılı bilgiler arkeoloji ve fosil araştırmaları ile elde edildi.Diğer taraftan tarım öncesi ilkel yaşamın canlı örnekleri halen varlıklarını sürdürmekte idiler.Kalahari Çölü’nde yaşamakta olan Boşimanlar ile Avustralya’da yaşayan yerliler çeşitli incelemelere müsait canlı müze gibiydiler.Nitekim çalışmalar bu topluluklar üzerinde yoğunlaştı.Evet,bunlar avcı ve toplayıcı idiler.Teorik olarak ileri sürüldüğü gibi ilk bakışta biraz karmaşık gözüken ama evrensel olan insana ait birtakım kurumları sistemli biçimde oluşturmuşlardı.Aile içi yakınlar arası cinsel ilişki tabuydu.Temel olarak belirlenen bir gruptan daha büyük bir grup belirleniyor,bunun haricinde kalan gruplardan evlenme şart koşuluyordu.(Ekzogami)Çeşitli kan bağına dayanan akrabalıklar bir nevi kategori şeklinde belirlenmişti ve insanlar birbirlerine belirli kurallara uygun olarak davranyorlardı.Evlilikler, hem çocukları meşru olan hem de karı kocanın aileleri arasında hısımlık bağları yaratan özellikteydi.Aile kurumu ekonomik alanda temel birimdi.İşbölümü cinsiyete ve yaşa göreydi.Her türlü mal ve yiyecek paylaşıma açıktı. * İlkel toplulukların en can alıcı özelliği olan cinsellik ,klasik evrimcileri oluşturan bilim adamlarını en çok uğraştıran konu olmuştur.Aile üyeleri arasındaki cinsel rekabetin,aile üyeleri arasında özgürce uygulanması durumunda aile örgütünü dağıtacağı,böyle bir rekabetin yıkıcı bir güç oluşturacağı belli bir şeydir.Belki çok eski çağlarda aile içindeki cinsel ilişkiler insan toplulukları içinde çok ciddi sorunlar yaratmıştı.Belki de bu sorun,aile içi evliliği veya aile içi cinsel ilişkiyi yasaklayan tabu ile çözüme ulaştırılmıştı.Zaten şimdi incelenen ilkel topluluklarda durum böyleydi. Evliliğin evrensel bir insan kurumu olduğu her toplumda söylene gelmektedir.Evlilik kurumunun biçimi değişse bile işlevleri bakımından,en basit topluluklardan en karmaşık toplumlara kadar her yerde pek az farklılık göze çarpar.Pek iyi bilinmeyen çok eski insan toplulukları hariç bilinen bütün toplumlarda aile içi evlilik tabusu geçerlidir. * ‘Soya ilişkin Kurallar’ adı verilen bir sosyal kurum eski dönemlere ait bir özelliktir.Ortak bir akrabadan olan erkekler yoluyla oluşmuş baba yanlı soyağacı vardır.Aynı şekilde kadınlar yoluyla oluşmuş ana yanlı soyağacı da mevcuttur.Bu esasa göre çizilen soy şeması,bir kişiyi,üyeliği önemli haklar ve sorumluluklar getiren bir ya da birkaç gruba sokar.Bu şema altında bulunan insanlar aynı soy grubundan olan bir başkasıyla evlenemezler.Baba yanlı sistemde veraset ve aile reisliği erkek yoluyla geçer.Kocanın karısı ve çocukları üzerinde ekonomik hakları vardır. Ana yanlı soy sisteminde ise bir gruba üyelik,ana yoluyla geçer.Ancak bu durum kadınların yönetimi anlamında değildir.Nitekim bu sistemde temel kişi genellikle dayıdır. Çağımızda yaşayan ilkel toplulukların bir başka özelliğine verilecek örnek,iktisadi karakterdedir.Avustralya yerlilerine ait gelenekler,hak ve görevlerin akrabalık statüsüne bağlı olduğunu gösterir.Bir kanguru öldüren avcı,hayvanın belirli parçalarını belirli akrabalarına vermek zorundadır.Örneğin kuyruk ve omurganın bir bölümü ana-babasına,sırtı büyük kız kardeşe,boyun altı küçük kız kardeşe ve arka sağ bacak büyük erkek kardeşe verilir. * İlkel toplulukların içindeki çeşitli grupların kadınlara ve maddi servete ilişkin çatışmaları da tehlikeli görülmüştür.Bu tehlikenin çözümü de dışarıdan evlenmeyle kurulan aile bağları ile sağlanmaya çalışılmıştır.Bu tür bağların en basit biçimi,erkek gruplarının kuşaklar boyunca kız kardeş alış verişinde bulunmalarıdır.Biraz daha karmaşık sistem içeren toplumlarda bir topluluk,kadın aldığı gruba kadın vermez.Bu tip alış veriş için daha fazla sayıda gruba gerek vardır.Böylece daha geniş bir bağlantılar sistemi kurulur. KAYNAK: The Joy of Knowledge Encyclopaedia |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 13
| Bir de söyle düsün. Primatlarin bir kolu, ayakta yürümeye baslayarak, hominid oldu. Bundan yaklasik 7 milyon yil önce. Hominidlerin bir kolu alet yapmayi becererek homo yani insan oldu. Bundan yaklasik 2,5 milyon yil önce. Bu homolarin bir kolu bundan yaklasik alet yapmanin yaninda atesi devamli kullanmayi ögrendiler. Yaklasik 1,5 milyon yil önce. Alet yapma ve ates kullanma dolayiminda soyut düsünme, soyut düsünmenin yol actigi beyindeki organik degisiklikler, bunun kosulladigi dogan cocugun ögrenmesi gereken seylerdeki karmasikligin artmasi buna paralel olarak ana-bakim sürecinin uzamasi ve ek olarak disinin hamilelik, lohusalik döneminin uzamasi disiyi beslenme edimlerinden oldukca gittikce daha uzun uzaklastirdi. Disi o zaman kadar sürü/sosyalite icinde kendisine daha yakin duran erkegi dislayarak sürüden topluma/komüne evirdi cevresindekileri. Komün yavrulu disinin diger disiler tarafinda bir cesit toplumsal korumaya alindigi bir sosyalitedir. Erkegi, onun cinsel ve besinsel saldirilarindan korunmak icin sosyalitenin disinda tutmus ve bu cinsellik ve beslenme yasagini bir totem yoluyla disavurmustur. Yani ilk toplum olan komünler sanilanin aksine kadinli erkekli esitlikci soyalizm filan degildi. Ilk komünler kadin ve cocuklardan olusan erkeklerin komün ceperinde konsulandigi komünlerdi. Yaklasik 500 000 yil. Bu uzun binyillar icinde önceleri 5-15 kisilik olan komünlerin bundan 100 000 yil kadar öncesinde sayilari 100 civarina yükseldi. Önceleri periferideki erkeklerle ister endogami iliskisi kuran kadin, daha sonralari sayinin fazlalasmasi ile cinsellik ve beslenme yasaklarini daha bir gelistirip netlestirmis ve egzomaiye gecmistir. Sayisi cogalan komün yarimlara ve fratrilee bölününce, komünde endogami, ama konünün fratrileri arasinda egzomami uygulamasi baslamistir. Komüne ait olmayanlar ötesi homo türleri ise zaten insan degildir ve yenilebilirler. (yamyamlik) Bu baglamda aile ilk olarak tek ebeveynli ana ailesi olarak ortaya cikmistir. Ciktigi an, Disinin anaya, yavrunun cocuga evrildigi andir. edeni yukarda belirtildigi gibi dogum, lohusalik ve ana-bakim süresinin uzamasi ile yavrunun kendini doguran disiyi, disinin de dogurdugu yavrusunu daha yakindan kognitiv olarak tanimaya baslamasidir. Ilk aile bicimi olan bu tek ebeveynli ana ailesi zamanla, degisik bicimler gecirmis, erkeklerin toplumsal iktidari ele gecirmeleri sonucunda erkek aileleri haline geldi. Yaklasik 7000 yil önce. Anaerkil komünlerden ataerkil komünlere oradan ataerkil antik ve modern uygarliklara gecis ise ayri bir konu. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 187
| Sayın Celali.Benim yazdığım yazı Marx önceki dönem için yapılan çalışmaları içeriyordu.Ben de ilkel toplum için yapılan tarihi maddecilik yöntemini daha uygun buluyorum. |
|
| #4 | ||
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,156
| Alıntı:
İnsanlar arasındaki ilk işbölümü kadın erkek arasındadır.Erkek avlanmaya gide kadın ise meyve toplayıcılığı yapar.İşte kadın bu noktada yere düşen meyvalardan bitki yetiştirmeyi yani tarımı öğrenir.Bu büyük buluş kadını tahta oturtur.Yine av peşinde koşan erkek bir zaman gelir ki bazı hayvanları öldürmeden bakmayı öğrenir.bu sayede iktidarı tekrar alır. Aşiret yada klan tabanlı göçebe örgütlenmelerine gelince sık rastlanan bir durum döl almaşıdır.Klan dışından gelen misafire kadın sunulur.Redderde bazen öldürülebilir bile.Döl almaşının kökeninde yenilenme tazelenme vardır.Yeni dölün klana bereket getirileceğine inanılır. __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan | |
|
| |
| #5 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,617
| sn sedat_sencan alıntısında aile içi ve akrabalar arasında cinsel ilişkilerin tabu olduğundan bahsetmiş. Ve bilim adamları aile içi cinsel ilişkilerin yasaklanmasını bir çeşit güç alışverişi gibi belirtmişler o yazıda. Bunun aileler arasında güç alışverişinden kaynaklandığını sanmıyorum. Aile içerisinde cinsel ilişkiler olduğunda çocuklarının bir kısmının sağlıklı olmadığını görüp bundan vazgeçmiş olmaları daha mantıklı geliyor bana. yani belirtildiği gibi bir güç artırmak için değil de oğuldöllerin hayatta kalmasını bir zorunluluk olarakl gördüklerinden dolayı bu yola gitmişlerdir, daha doğrusu gitmek zorunda kalmışlardır. Bu anlamda da bu davranış biçiminden bir "tabu" olarak bahsedilemez. Çünkü "tabu" kelimesi değiştirilmesi mümkün olan davranışlar için kullanılır. elinizde iki çeşit davranış var ve bu iki davranışın her iksini de yapınca büyük bir zarar görmeyecekseniz, buna bağlı olarak hep aynı davranışı seçiyorsanız işte bu davranışınızdır tabu olan. Biyoloji veya tıpla ilgili bilimsel gerçeklerden bahsederken bu gerçeklerden "tabu" olarak bahsedilemez ki. Bu nedenle ben bu yazıdaki antropolojistlerin basit düşündüklerini sanıyorum. Saygılar. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #6 | ||
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,617
| Alıntı:
Ayrıca hayvancılık tarıma göre çok basit bir uğraştır ve bu iki uğraşın her ikisi de neolitik dönemde ortaya çıkmasına rağmen bildiğim kadarıyla tarıma hayvanların evcilleştirilmesinden sonra başlanmıştır. Bu da tarımın hayvancılıktan daha kompleks ve haliyle daha çok güç getiren uğraş olduğunu gösteriyor. Söylediklerimde bilgi yanlışlığı varsa düzeltirsiniz. Saygıyla... __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI | |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 187
| Sayın esitlik Aile içi cinsel ilişkinin biyolojik sakıncalar sonucu terk edildiği görüşüne katılırım.Belki üretime yönelik aile dışı ek güç takviyesi bundan sonra gelmiştir. Ben tabu kelimesini 'kesin yasak' olarak biliyorum.Tabii ilkel toplumun geleneği çerçevesinde değerlendirerek.Bildiğim kadarı ile kutsal olana dokunmak,kutsal olanı yemek,kutsal olanı kullanmak ve saire...tabu,yani yasak idi.Bir de toplumun sakıncalı bulduğu nesneler veya eylemler de tabu konusudur.İlkel toplumlardaki 'tabu' kelimesini bu anlamıyla ele almıştım. vbmenu_register("postmenu_267996", true); |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gen - İnsan Etiği paralelliği - Gen mutasyonu | ugurozaltn | Doğa Bilimleri | 6 | 19-06-08 17:06 |
| İçine kapanık insan daha çok düşünen insan mıdır? | orkhun | İnsan Bilimleri | 49 | 01-02-08 15:06 |
| İnsan davranışları üzerine | Türesin | İnsan Bilimleri | 3 | 02-09-06 22:39 |
| İrrasyonel ahlak doktrinlerinin içeriği: Altrüizm | Objektivis | Toplum Felsefesi | 15 | 08-01-06 12:46 |
| 7 Renkli İnsan | ugurozaltn | Arşiv | 2 | 26-10-05 22:31 |