"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Bu nedir?



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Ustalardan Seçkiler

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Sosyal Ekinci

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski01-09-07, 21:11  #1
Meyman
 
Meyman'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474
Sosyal Ekinci



YİTİK ÜLKE

ÇAĞRI
Düşüncenin sarsılmaz yeraltı kayası
Doğru tavrın çekinmeden sırtını dayadığı
Sevmektir kendinden öte
kendin için, özverinin anlamı

duyduğumuz her çığlık bize yönelmiş bir çağrı demektir.
Ve bu çağrıya doğru
YİTİK ÜLKE’yi aramanın yollarında
sesli düşünmektir şair...

I
YİTİK ÜLKE dedim şiirimde adına
YİTİK ÜLKE demişti şairler
işgal altında kanayan bütün topraklara

Yeni kanunlar çıkarıldı senin için
adının yazılması yasaklandı
Hepsi birbirinden geri
hepsi de küf-pas içinde birer cunta genelgesi

Şimdi
SONSUZLUK ÜLKESİ’NDE diye başlar söylencesine
senin tarafını tutan, senden yana haber veren aydınlar

daha nice güzel şiirler yazacak bu ülkenin şairleri sana
ucuz tütünler sararak geceleri çıkıp kentlerin varoşlarında
tutsaklığına sığınarak şiirin uzun ve yoksul kışlarda
-en zifiri karanlığı bile mecbur ederler
düşlerindeki aydınlığı yaşamaya
-kızılçıraların isli alevlerinde ezberlenmiş
sıcak türküler okunur gülümsemelerinde-

Ve kuşdilinde kekelerden
Cahil-aydın/ büyük-küçük bütün burjuvalar
Yangın yerlerine boşalan uzun sağanaklar gibi
KÜRDİSTAN KÜRDİSTAN diye diye önce onlar çözdüler
Dillerini
Şiirlerine sarıp en güzel düşlerini YİTİK ÜLKE’ye göçtüler
ve uykusuz gözlerinden çiğ tanesi döktüler geceden önce
rüyaları işgal devriyelerince basılan ergen kızların
uçuklamış memelerinde

Ve işgal askerleri
ispirtonun renk verdiği yüzleri
yuvalarından fırlamış kanlı katil gözleri
ve haki
ve yeşil
ve irinli özleriyle
Kürdistan’ın yarasını oydular
Kabukverdi soydular
kabukverdi soydular
kabukverdi kurumadan soydular

Artık ne kuruyabilir
ne de kabuk verir
kızıla kesmiştir de et ve kemik içinden
Oluk oluk akmaktadır yaralar

YİTİK ÜLKE
Ey YİTİK ÜLKE
Ne kadar çok gençoğul vuruldu sende
Adlarıyla kimlikleri birbirine karıştı
-hiçbir dağa konduramam, hiçbir suda arayamam eşgallerini-

Hiçbirinin yeri dolmuyor yüreğimde
Kuşak dedimse gökkuşağı değil öyle
Sen bakarsın, o görünmeden boyverip süzülür
Dile kolay, bir çocuk çeyrek asırda ancak büyür

Bütün dağlar düzlensin istiyorum şimdi
Kesilsin kafaları bütün başıboş suların
Ve özgürlük rüzgarıyla gelen devrim dalgalarından öte
Kanatları bütün fırtınaların

-Nasılsa kıracaklar ökseye gelmemiş yanlarını da
göçebeliğimin-

YİTİK ÜLKE
Ey YİTİK ÜLKE
Ey bütün çağlara eşkıya barındırmış dağlar
Ey gökyüzü YİTİK ÜLKE’nin
Bunca ölümü nasıl kaldırır tanrıların
Bütün yıldızların dilsiz mi senin
Ve bulutların ölüdenizler gibi durgun
Günboyu ateşler içinde bir yanın, bir yanın suskun

Sonun başlangıcını bildiren ilkkurşun daha dün atıldı
Her gün yeni bir KIZILDERE yaşanır
Her gün NURHAK gibi bir dağ ateşler içinde kalır

Bir hayvansı kavga bu Doğu’nun çöl sıcağında
Sermayenin yılansı ağzından çıkıyor bütün buyruklar
Savunmanın imkanı yok bu ormanda kendini tek başına
Ağızların ölüm kanunlarıyla gelir çıngıraklı kuyruklar

Katiller eğlendirmez gece-gündüz hiç durmayan sazların
Ne yazık,
Yeşil aygırların en ucuz vaadlerine kendini satar kızların
-işgal bayrakları çekilerek ilan edilen düğünlerin
hüzünlü halaylarında
mor koyun ve ter kokan KÜRT keçelerinin yumuşaklığında
yağ ve baharatın buharlaştığı çıldırtan saçkavurmalarında
sonra
korkak ve buyurgan emirler eşliğinde dolup boşalan
malak ciğerli adamların itaatkar saldırganlığında
yürekleri ihanetle çarpan ağaların atsırtı zamparalığında

YİTİK ÜLKE
Ey YİTİK ÜLKE
Öldürümün sesidir işte bu sendeki, ihanetin sesidir
Ki savaşı duyan herkesi bir yana çağırır
Ve onu
Ne ırmak, ne bulut, ne güneş, ne de rüzgar kurtarır


-Cahildir halkın, korkaktır
ve üstünde yüzlerce insani kusur
ve talancıların ayak izlerinde adı okunan
bir Osmanlı Sipahisi kadar vahşi ve cesur
ne tam bir ümmeti muhammet’tir, ne de asrını yaşayan bir
ulus
umutsuzluğun resmini yüzlerinde bulursunuz
mutsuzluğun resmini yüzlerinde-

ÖZEL TİM yaldızlarını kuşanıp dağlara çıkan
İnsan avcılarını gördükçe
Gözümdeki bütün renkleri kan alır

-Kana susamış aslan kesildiler
yüreğimden akan kanları toplayıp alınlarına sürerler
oysa ETYEMEZDİ çoğu şehirde
bir kuş için gökyüzümün
kanı akar düşünceye-

insan avcıları
ey insan avcıları
haydi çalın
haydi çalın
çalın artık ellrinizdeki savaşın boynuzborularını
ey yüreklerini ciğerleriyle üfleyen bando mızıkacıları
ey saçları sıfırnumara şişkarınlı soldatlar
parlasın havada kıçlarınızdan sarkan aybaltalar
çalın da
görünsün kemerlerinizden sarkan kanlı kesik kulaklar

ve sonra
patlasın başınızda
direnişin kahreden LULULU’ları karşısında canagelen
ölüme tanık sunaklar
bir kadın Yitik Ülkede
savaş döküntüsü bir cemsenin arkasına
bağlanmış saçlarından
canvermek üzeredir
Kandır bu
İçindeki bu kavganın mahşerinde kurulacak bir divana
Akan
Ölmeden önce tırnaklarıyla kendi göğsüne çizmektedir
Çentiklerini
Kandır bu
Kaynar kızıl boyalardan çıkarılan halı iplikleri gibi süzülen
Kandır bu
Bir zamanlar eldeğmemiş güzeylerde koşarken
Kalçalarını döven kuzgini saçlarından dökülen

Bir çocuk/koşuyor paytak adımlarla
Onbeş aydır büyüyen arsız açlığını bir memeye bağlayan

Ağlıyor
KANI SİL DE EMEYİM
KANI SİL DE EMEYİM diyor

XUNE BI MALE BIMIJIM
XUNE BI MALE BIMIJIM

Analar ki bütün acılarımızın önünde sadece ağlayandı
Ve en haklı kavgalarımızda bile bizi hep arkamızdan vurandı
Ey yeryüzünün gelmiş-geçmiş bütün tanrıları
Gelin de çözün şimdi bu ananın kulaklarımıza üflediği fısıltıları

Kuremen Xetire de
Seni emzirecek yüzlerce meme var, yüreğim paramparça
Paramparça topraklarım ve kül yığınıdır dağlarım
Kızgın lavlar gibi akmaktadır uçurumları doldurmaya
Göğüslerin paramparça ve rahim yok yerinde
Rahmim kıyılmış kanlı et parçaları gibi
Dökülüyor yırtık tumanımdan toprağa

Xetire de
Seni emzirecek yüzlerce meme var
Ve ben ölünce yüzlerce meme sunacaklar sana
Tez-elden tavolup en dolgun göğüslerden birine
Kırlardan balçiçeklerine yapışan arılar gibi
Sarılıp emeceksin
İşte ölüyorum oğul beni nerede gömeceksin

XUNE BI MALE BIMIJIM
XUNE BI MALE BIMIJIM
KANI SİL DE EMEYİM

KANI SİLİN DE EMEYİM
KANI SİLİN DE
KANI SİLİN
KANI SİLİN
KANI Sİ
KANI
KAN! ..

Kuremen xetire de
Bırakıp en yoğun acılar içinde seni/ben ölüme koşuyorum
Ve yürümeyi yeni çözmüş senin yaşta bir çocuk gibi
Coşuyorum
Ayak bastıramadılar diye bana
İhanetin bir yalgın gibi yakınlaşıp uzaklaşan mayınlı sınırlarına
Kesin yüceltti beni bugüne değin öldüğüm bütün ölümler
Yine de istemezdim, son ölümüm olsun
Yaşamak bir ihanet sayılmayaydı eğer


XUNE BI MALE BIMIJIM
XUNE BI MALE BIMIJIM
XUNE BI MALE

Kuremen,
Bir umut ver bana, artık ölmek istiyorum kanım tükendi
Tükendi yıldızımın güneşten aldığı hayat süresi
Bir umut ver
Alfistanlı kızlarımın sevdalı eşlerine ettikleri
Bağlılık yeminleri gibi
Bir umut ver, aykırı düşmesin düşlerimi sıcak tutan dağlarıma
Bir umut ver, o kızlardan biri en çaresiz anlarında
Mezartaşımın hoşgörülü huzuruna sığınarak
Ve utanıp sıkılarak
Zafer şarkılarıyla dönmen için yalvarsın bana

Haydi oğul bir umut ver bana
Bir umut ver de ışıt yolumu
Ve teslimet cesedimi
Onurlu ölümlerin bedel toplayıcılarına

BERDE DAYE BERDE

Xetire de
Ey benim yumuşak tenli yağız gülüm
En büyük felakettir
Üstümüze korku çığlıklarıyla gelen zamansız ölüm
Sabırla büyütülen kara-kızıl bütün umutları bir anda yıkıverir
Ve her anı
Karanlığın uğurlara fırsat verdiği vahşi doğu geceleridir

Kuremen
Yaşam için direnen, sahranın tansık gülleri gibi
Parlayacaksın bir ömürboyu dağlarımda
Ve karanlık karlı bir gecede
Akacaksın toprak olmuş bedenime mutlaka
..........
__________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan....
Meyman is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski01-09-07, 23:39  #2
Serda
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu
 
Serda'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,050

Koşmuşum otuzbeş yıl hiç durmadan
Dolmuş kaslarımdaki bütün boşluklar
Otuzbeş yıl ölüm adlı cellat
asla düşmemiş yakamdan
Sonra gecelerden bir gece
Bir gece işkencesinden sonra
kanlı salyalar akarken ağzından
Kendi DEV AYNASI'nda sarhoş bana benzetmiş tipini
Ve ekleyerek birbirine
boynumdan boşalmış paramparça iplerini
DAL denen derin bir mahzenin tavanından
asmış kendi kendini.

Soysal Ekinci
__________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!!
Serda is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski01-09-07, 23:41  #3
Serda
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu
 
Serda'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,050

Kuşlar bile kafi gelir bu dünyayı sevmeme
Biz başkaydık;korkularım olmasaydı sevgilim ah!...
Sen gülersin;
Martı açar Marmara,Üsküdar'da her sabah
Sen gülersin;
Yüzünün pembe tarlasında yüzlerce krizantem
Dermek için el süremem,toplamaya yetişemem.

Soysal Ekinci
__________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!!
Serda is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski03-09-07, 21:46  #4
Meyman
 
Meyman'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474

Zerresine kâr etmiyor hasretimin, haritasını bedenimle binlerce
kez çizdiğim bu demirler dünyası, bu hücre. Mevsimlerdir serin
ürpertileriyle tenime dokunup geçen; ben mevsimleri görüyorum
sadece, yılların takibi zor.

Sevdam bir kanlı söylentidir, binlercesinin aynıyla yaşanıp
yaratıldığı işkence evlerinde. Özlü türküler besteledim senin için.
Seni özleyip seni çağırdım; çok şeye değerdi senin tanıklığın.
Özlü türküler besteledim senin için ihanet kulelerinde,
dünyamızın mutlu geleceğine dair bütün özgürlük
ütopileri için.
__________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan....
Meyman is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski03-09-07, 21:47  #5
Meyman
 
Meyman'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,474

YOKSA BEN ÖLMEK YERİNE "DURUM ŞİİRLERİ"Mİ YAZSAM


1
İhanetler silsilesinden geçtim
Ne aşk, ne arabesk sevgilim
Ben gerçekten kederdeyim


2
Mart yine soğuk geçti, uzadı sakallarım
Düşman gibi bilinen tarafların ortasında şaşırıp
kaldım
(Eski yoldaşlarım,
Yargısız infaz timleri,
Ve bir de kirletilen doğanın sayrılık melekleri
Üçlü bir ölüm çaprazına aldılar beni...)


3
Ne zaman düşünsem aynı
Ne zaman üşürsem yağmur yağar
Yoksullar koşar sokakta,
Şimşek üstüne yıldırım,
Yıldırım üstüne şimşek iner başıma

4
Sokaklar umutsuz dolaşılmıyor
Şiir desen işsiz ve aç yazılmıyor
(Bozkırda da öyleydi
Yalnız kaldığımda
İki dağ arasında aç ve umarsız
Sular beni çekerdi
Orda; kille yıkanırdım başıboş akan kül nehrinde
Dorukları kimin için boyardım şehvetin kızıllığına
Belli değil sevgilim;
Ben neleri sevmişim, kimlere bağlanmışım bilir miyim
Şimdi ama, tek şey varsa bildiğim;
Ormandaki kuşlarına aşıktım,
Tıpkı tutkunlara edilen ihanetler gibi,
Baharlarına doyamadan ayrıldım
Bütün ömrüm
Ufkun o tatlı renkleri altında geçecek sanmıştım...)


5
Uzun yıllar bu şehirde
İşsizlikle iş arasında gidip geldim,
Cebim para görmedi,
Hangi sofraya baktıysam,
Gözüme emeğin teri kaçtı, yememe gerek kalmadı
Hangi özneye bağlandıysam
Sonunda öteki eliyle beni tokatladı,
Açtığım musluklar
Yüzüme çarpacak bir yudum su akıtmadı...
(Geçtiği yollardan sadece toz çıkarırdı araçlar
Şimdi yağmurda bile koku var;
Mıncıdı çöp, mıncıdı toprak, mıncıdı beton yığınlar)
Evler sokaklar küçüldükçe insanlar iyice domuzlaştı
Okullar paralandıkça medreseler mantar gibi çoğaldı
İşportaya düşmüş bir mal gibi
Caddelere serer oldum kıldığım bütün namazları


6
Dedim ya şiir
Umutsuzken yazılmıyor sevgilim
(Kitaplara bakarken Beyoğlu sahaflarında
Müslüman bir matbaacı
Abi gel hele, gel otur dedi
Sanki benden yüz yıl önce doğmuş gibi;
Biz seni tanırız, yetmedi mi kitaba verdiğin para
Sen işçi değil efendi olacak adamdın ama...
Madem ehli İslamız
Madem birbirimize yardım için varız, dedi,
Ve benzeri bir sürü kocakarı öğüdünden sonra;
Sigortasız bir şapka geçirdi başıma.
Aslında şapka mıydı geçirdiği, kazık mı belli değil,
Belli olan tek şey varsa sevgilim, geceyi gündüze kararacağım
Ve örtüldüğüm bu çöplüğün altında
Sonuna kadar senin için çırpınacağım...)

Sevgilim,
Ah benim yanlışlarım yüzünden, asyada
Ölümünü bile örgütleyip öyle örten sevgilim
Keşke ölmeseydin, keşke ölmeseydin
Sevgilim bu yaştan sonra gulyabani
Bukalemun ve hayalet gibi
Nasıl gezersin bu şehri, nasıl gezerim...


7
Çekin üstümden, bütün ışıkları çekin
Yönümü saptayamıyorum öğle vaktinde bile
Güneş değil batışa sürüklenen benim
Karanlık bir hücreye hapsedin beni
Orda
Işıkla gölgeyi karıştırıp
Resimle yapmalıyım bir zaman
Karda izi okunmayan giz'li bir ceren
Ve sokak fırtınalarında uçmayacak kadar
(Belki bir yer altı kayası gibi) ağır olmalı resimdeki kadınım
Olmazsa simler çekmeliyim üstüme
Bütün aşıklar öldü, bütün aşklar kirlendi madem
Aşksız ve kadınsız
Gebermeliyim bu şehirde

Sabah şebnemi kadar kısa olmalı hikayem
Kürdistan'da kirletilen masum aşiret kızı
Ve dağda düşmüş bir gerillanın kesilmiş hızı gibi
Benliğinizi sarıp, iliklerinize kadar titretmeli sizi

Su istedi, toprak istedi deyin, kurumuş çiçeklerine
Bir kuyu açabilseydi,
Bir kova, çıkrık olabilseydi
Sorabilseydi kuyunun başına gelen herkese
Sorabilseydi
Mutluluk taşırdı onu bizlere...


8
Ne kadar düşünsem aynı
Ne zaman üşürsem yağmur yağar
Yolum değilse bile sevgilim
Benim sonum belli
Sevginin ince tülüyle sarmadıkça ben seni (sen beni)
Yine kana düşerim hiç yoktan
Yine davalar açılır aleyhimde
__________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan....
Meyman is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-11-07, 11:01  #6
Serda
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu
 
Serda'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,050

FİRAR TÜRKÜSÜ

oturmuşum bir köşeye
bir kuş tutsak ellerimde
iki damla yaş dizimde
gözlerimse yok yerinde

kuşu gagasında bir ses
"haydi firar firar!" diye
inansam mı uyansam mı
tenim yapışmış demire

fırladım ayağa kalktım
karşımda bir demir kule
üstünde üç büyük lamba
"sakın!" diyor gözederek

yüksek kulede lamba
nöbet kulesinde memet
lamba bir dakka sönmeli
memet bir rüya görmeli

demir kule büyük lamba
yanıp sönen tuzak ışık
hazırladım her şeyimi
bu gece ben firariyim

demir kule büyük lamba
bana sahte umut verme
şaka değil bu dediğim
bu gece ben firariyim


bir dakika geç yanmazsan
kuledeki büyük lamba
nöbet kulesinde memet
başlar kurşun sağnağına

memet gözünü seveyim
çek tetikten parmağını
üşüyorsun yağan karda
ayşe'yi düşüne çağır
kanın kaynasın damarda

ıpıltılı gözlerinle
ayşe'yi düşüne çağır
uyan ki ben kuş olmuşum
tetik düşür yardım çağır

öyle hüzünlü bakman
küçük kardeşimi andırır
bir anlık bir yanılsaman
bana çok şey kazandırır

karşımda alacaduvar
içimde dost ihaneti
gölgelerden geçeceğim
akbenekli atlar gibi

otuz metredir tünelim
çıkışa vardıktan sonra
bir dakika geç yanarsan
menzili rahat geçerim

işte girdim tünelime
çıkışta beni bekleme
görürsen de sen içinden
"görmedim" de tetik çekme

kızılca parladı güneş
geceki yağmurdan sonra
işte alarma çığlıkları
işte fırtına başladı
haydi yoldaşlar camlara



Soysal EKİNCİ
__________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!!
Serda is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Kemalizmle sosyal demokrasinin farkı nedir? blacktr Türkiye Siyaseti 12 18-11-07 13:32
Seçim sonuç bildirimdir. kemaler Türkiye Siyaseti 0 27-07-07 12:37
Sosyal Darwinizm adil Siyasi İdeolojiler 7 16-06-07 00:49
Robotlara sosyal haklar.... onur0226 Arşiv 5 31-12-06 18:29
Sosyal Faşizm erdi Siyasi İdeolojiler 17 03-10-06 00:48


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 19:20.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz