"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Beden Ve Zihnin Denetimi/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Dostlar, Beden ve zihnin denetimi her insan için önem taşır. İstemeden yaptıklarımızı anımsadıkça, bu denetimin önemi daha da kendini belli eder. Bedenden zihne, ya da zihinden bedene giden emirler, istemler vardır. Ne var ki, bu iletişim çoğunlukla etkili olmayabilir. Ama öyle tanıdığımız kişiler vardır ki, bu iletişimi hayranlık uyandıran bir tarzda kurmayı başarmışlardır. Beden ve zihin arasındaki bu iletişim bir şans işi olmayıp, doğrudan yapılan çalışmaların sonucunda elde edilmektedir. Bu iletişimin kurulmasında ve etkin bir şekilde kullanılmasında değişik yöntemler bulunmaktaysa da ben burada bu yöntemler içinde en tanınmış olanını anlatmaya çalışacağım. Beden ve zihin arasındaki iletişim kurmanın bilinen en eski yöntemi belki de yoga olarak tanınanıdır.Yoga denilince bunun pek çok tarifiyle karşılaşırız. Ben bu değişik görünümlü ama temelde aynı olan tarifler içinde şu tarifi yeğ tutarım. Bana göre yoga beden ve zihin arasındaki etkin iletişimin yani etkin denetimin adıdır. Değişik yoga türleri bulunmaktadır. Ben bunlar arasında Hatha Yoga adıyle tanınanından söz etmek istiyorum. Patanjali isimli usta, yoga nın kurallarını 8 basamaklı bir şekilde derlemiş ve bizlere kadar da iletmiş bir kişi...Bu basamaklar (Sanskritçe olarak) sırasıyle şunlar olmaktadır; 1- Yama (kişinin kendisiyle ilgili uyması gereken ahlaki kurallar) 2- Niyama (kişinin uyması gerken toplumsal kurallar) 3- Asana (Bedensel duruşlar) 4- Pranayama (Nefes çalışmaları) 5- Pratyahara (algılardan sıyrılma çalışmaları) 6- Dharana (odaklanma çalışmaları) 7- Dhyana (Zihni rastgele düşüncelerden alıkoymak, sadece nesnenin varoluşu) 8- Samadhi ( özne ile nesnenin birleşmesi) Bu son 3 çalışma kesinlikle zihinsel denetimi içermekte ve bazı kimselerce bu eyleme Meditasyon adı verilmektedir. Dikkat edilirse tüm çalışmalar, çalışma yapılan ne ise onun denetimini açıkça göstermektedir. Yama ve niyama kişisel ve toplumsal uyumla ilgili denetimleri içerirken, Asanalar bedensel bir çabayla beden üzerinde sağlamaya çalışılan denetimden başka bir şey değildir. Pranayama ise nefesin denetlenmesi olup, çok dikkat isteyen ve dikkatsizce uygulandığında tehlikeli olabilen bir denetleme tarzıdır. Pratyahara da, duyu organlarımızdan gelen algılarımızın denetim altına alınmasını içerir. Meditasyon denilen [ Dharana, Dhyana ve Samadhi ] de tam bir zihinsel denetimi işaret eder. Bazen bedenden zihne, ya da zihinden bedene egemen olmak için davrandığımız olur. İşte bu davranışlardaki aracımız da pranayama dan başka bir şey değildir. Pranayama bedenle, zihin arasında bir menteşe gibi çalışır. Sevecenlikle, sesli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 06-09-07 20:16 . |
|
| #2 | |
Felsefe&Konu Dışı ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,567
| meditasyon ve yoga yapmayı son derece anlamsız buluyorum. İnsan şekilden şekile girerek nasıl ruhsal zindeliği yakalayabilir ki. ruhsal zindelik için sadece düşünsel anlamda kendimizi rahat hissetmemiz ve telaşa kapılmadan elimizden geldiğince çaba göstermemiz yeterlidir diye düşünüyorum. yoga bir düşünce şekli değil miydi yaw? İnsanın kurtuluşu ve manevi refahıyla ilgilenmiyor muydu? İnsanın ruhsal dinginliğe ulaşma yolu değil miydi? Ruhsal dinginliğe ulaşmakla çeşit çeşit hareketler yapmak arasında bir ilgi kuramadım ben. Bu yüzden yogayı da kendimi bildim bileli sevmedim. __________________
"Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise... Ben demokrat değilim!'' AHMET TANER KIŞLALI |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Alıntı:
Sayın Eşitlik, Yogayı sevmeniz veya sevmemeniz hususunda doğaldır ki tümüyle özgürsünüz. Yalnız burada bazı düzeltilmesi gereken deyişleriniz var; yoga bir düşünce şekli değildir. Yoganın pek çok tarifi vardır. Patanjali üstada göre yoga citta vritti nirodha şeklinde ifade edilir. Yani yoga zihnin düşüncelerden arındırılmasıdır...Başka tarifler de var. ve en çok raslananı da, insanın kendisini diğer bütün varlıklarla bütünleştirmesidir...Ya da yoga, bedenle zihnin birleştirilmesidir. Ya da yoga bedenle zihnin denetimidir.Ve daha pek çok geçerli tarif sayılabilir... Bana göre ise, yoga insanın kendisini tanımasıdır. Yoga hakkında pek çok yanlış yapılır. Yoga eğitmeni geçinenler dahi, tutar yoga ve meditasyon der...bu da yanlıştır. Zira meditasyon zaten yoganın içindedir... Yoga yapmayan yogayı anlayamaz...önce yapacaksınız, sonra da ne olduğunu idrak edeceksiniz. Yoksa karşıdan bakarak veya bir iki kitap okuyarak yoga öğrenilmez. Size şöyle söyleyim; Bedenle zihin çok yakın ilişkidedir. Zihnen bezgin ve yorgun kişinin omuzları düşer, kamburu çıkar, yüzünde bir hüzün ifadesi belirir. Ya da, zihnen kendini canlı duyumsayan bir kimsenin bedeni de bu canlılığı göğüsün dışa çıkması, yüzde gülümseme, yerinde duramama gibi bedensel bir tarzda kendini gösterir. Bedenden zihne veya zihinden bedene geçişlerse, aradaki nefeslerle sağlanmaktadır. Farkında olanlar bunu bilirler...Yani nefes, bedenle zihin arasında bir menteşe gibi çalışır. Nefesi kullanarak zihinsel durumdan başka bir duruma geçmek olasıdır... Deneyim herşeyin gerçeğini bize gösterir. Onun için okullarda deneylere çok önem verirlir. Yoksa deneyim olmadan ancak hikayeler anlatılır. Sevecenlikle, | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 153
| Yogalar önce kendi geri kalmış halklarının bedenle, zihnini birleştirsinler, biz de ona göre feyz alırız elbet. Örnek görmemiz lazım. __________________
Düşlemek Bilmekten önemlidir |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Alıntı:
Sayın Sedeften, Yoga bir ideoloji değil. Ve halklara da hitap etmiyor...Siz yogayı herhalde ideolojilerle karıştırdınız... Dalai Lama'yı alın örnek istiyorsanız, ya da Meşhur keman üstadı Yehudi Menuhin, ve daha pek çok ünlü isim sayılabilir... Kendini denetlemek isteyenler için bir yöntem bu. Halkları kurtaracak bir ideoloji değil. Örnek almanız gerekmiyor...Farkında olmak yeterli... Sevecenlikle, | |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 153
| İnsanın, tek başına kendisini kurtarmasına yönelik düşüncelerini aklım almıyor. Mutluluk çoğulsa mutluluk verir. O halklar doğuştan bu felsefenin içinde yer alıyorlar, her birey birer budist. Yogalar, yol göstericileri bir sürü maaşallah. Bu düşünce sistemlerini alan batılı ülkeler ise bunu yine herzamanki gibi bir yan sanayi haline getirip, insanlara yoga kursları, mediyasyon dersleri vs. gibi sunuyorlar. Parası bol olan ve arayış içersinde olan kişilerde bu yogalardan istifade edebiliyor. İnsan oğlunun mutlu olma arzularındaki boşluğunu doyurmaya yetmez diyorum yoga, geçici heveslerdir bence. İnsan mutluluğu ancak hep beraber, haksızlıkların tükendiği, ekonomik ve insan hakları açısından eşitsizliklerin düzeldiği bir ortamda yaşayabilir. Ama diyorsanız ki kendini kurtaran kaptan ne diyeyim. İnançlarınız sizi mutlu eder umarım. Mevlana öğretileri de fena değil derim bu mistizm de huzur arayışlarında olanlar için. Çok uzaklara gitmeye gerek yok bence. __________________
Düşlemek Bilmekten önemlidir |
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Alıntı:
Sizin mutluluk anlayışınıza candan katılmaktayım. Ne var ki, ideolojiler insanları kurtamaya yetmiyor. Koşullanmaları ortadan kaldırmadıkça, tüm öğretiler insanları kurtarmada yetersiz kalmaktadır. İster din olsun, isterse toplumsal bir yönelim, ya da siyasi bir ideoloji. Hepsi de insanları koşullayan birey yerine herkesi aynı gören yani üniforma giydiren öğretiler... İnsan ancak koşullanmalarından kurtulabilirse gerçekleri de görmeye başlar. O bakımdan Budistler olsun Hindular olsun, sufiler olsun herkesi aynı kalıba sokmaya çalışan birer öğreti değiller mi? Ben burada sadece örnek olsun diye Dalai Lama ve Yehudi Menuhin'i ünlü kişiler olmaları nedeniyle gösterdim... Toplumun kurtulabilmesi, herkesin mutlu olması demekse, bu iş bireylerin tek tek farkındalığından geçen bir olgudur. Yoksa önderler ancak belirli bir yere kadar etkin olabilirler. Zira işin özü kişinin kendisindedir. Yani kişi kendini kurtarmadıkça toplum da kurtulamaz. Tarih bunun yaşayan örnekleriyle doludur. Gelişmiş toplumlarda, kişiler gelişmiştir. Geri kalmış toplumlarda ise kişiler geri kalmıştır. Toplumu oluşturan bireyse, önce birey kurtulmalıdır. Gerçek ne yazık ki kendini bu şekilde göstermekte. Size katıldığım bir başka nokta da, bizde ve batıda olan örneklendirdiğiniz tarzdaki yoga adı altında satışı yapılan ticari gösterilerin ve sunumların yoga ile uzaktan veya yakından ilgisi olmadığıdır. Yoga hiç bir zaman para karşılığında öğretilmez. Yama ve Niyama denilen dış ve iç ahlaki kurallar buna izin vermez. Ama bunu kime anlatabilirsiniz ki! Onun için gerçekten kendisini anlamak isteyenler ve koşullanmalarının farkına varmak isteyenler için yoga bence çok değerli bir uğraş...Kendini kurtaramayan toplumu nasıl kurtaracak? Mevlana konusuna gelince, Mevlana Farsça söylemiş, ama Türk olduğunu da Mesnevi'de belirtmiş bir kişi. Kadınları pek tutmayan erkekleri kadınlardan ileri gören, yani ayrımcı bir kişilikten kurtulamamış bir sufi...Tüm eserlerini 6 cilt mesnevi de dahil okudum...-Kim olursan ol gel- diyen de o değil! Mevlana'yı Mevlana yapan Şems-i Tebrizi'dir. Ama Şems'in adı pek geçmez... Onun için ben Mevlana'yı pek önder alınacak cinsten bulmuyorum... Zaten insanlar kendileri olmadıkça, taklitle de bir yere varılamaz diye bilmekteyim... Kendinizi tanıyor musunuz? Tanımıyorsanız, esaslı bir şekilde Hatha Yoga, yani gizli dil'i öğrenmenizi öneririm. Ancak ondan sonra toplum neden bu şekilde idrak etmemiz çok daha kolaylaşmaktadır...Kim olduğumuzun farkına varınca! Sevecenlikle, | |
|
| #8 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 19
| Yoga zihni öldürmek için kullanılmıştır.Zihni öldürmek için nefes kullanılabilir;hassas zihin için sert olabilecek nefes ritimleri vardır,ince nefes titreşimleri vardır.Zihin onlarla tahrip edilebilir.Yogada pekçok kimyasal değişiklikler gerçekleşir.örneğin kafa üstü durursan zihni kolayca yok edersin,çünkü kan sel gibi kafanın içine hücum eder.beyin mekanizması naziktir hücreler kolayca ölebilir.Bu nedenle hiçbir zeki yogiye rastlayamazsın.Bedenleri sağlıklıdır güçlüdür ama zihin ölmüştür.ortada duran sadece iri,hayvansı bir vücuttur ama insan bi şekilde yoktur orda.yoga zararlıdır(nokta). EoS Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 27-10-07 16:29 . |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 2,579
| Alıntı:
Sözleriniz doğrusu yoga hakkında çok yanıltıcı, zihin nasıl ölür acaba? insan ölmedikçe zihin de ölmez...Zihin sadece sakinleştirilir. Zihin tahrip de edilemez. Çünki zihin bir nesne değildir. Ancak beyin tahrip edilebilir. Zihin ve beyin ayrı,ayrı kavramlar. Yoga da zihinle beden birleştirililmeye çalışılır... Zeki yogiden geçilmez. Yeterki gerçekten yogi olsun. B.K.S. İyengar yaşayan en yaşlı ve de deneyimli yogidir. Sanırsam 90 yaşın üstündedir. Kitaplarını alır okursunuz. Zekasını açıkça görmek mümkündür. Zeki olmasa bu yaşta Hindistanda busıcak ülkede Yoga kursları düzenleyebilir miydi? Bir başka zeki yogi, 14. Dalai Lama bu büyük yogi, Nobel dahi aldı. Büyük keman üstadı Yehudi menuhin de bir büyük yogiydi. Bu büyük usta bırakın zeki olmasını Keman çalanlar arsında baş sıralarda gelmekteydi... Yoga yapanların vucutlarını herhalde siz haltercilerle karıştırmış olacaksınız! Yogiler zayıf bir bedene sahiptirler. bedenleri sizin sandığınız gibi iri değildir. Zayıftır. Çünki onlar gereğinden fazla yemek yemezler... Başüstü dediğiniz asanada kan dediğiniz gibi beyine hücüm edemez. Herşey doğa tarafından düzenlenmiş ve de önlemi alınmıştır. Kan hucum edince kan damarları büzülür. Dedikleriniz sadece sizin imgesel sanılarınızdan öte gerçeklik taşımaz...Yoga yapmış olmanızı ve deneyim sonundaki düşüncelerinizi öğrenmek isterdim. Sevecenlikle, | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türküler... | il_bilge | Sahne ve ses sanatları | 61 | 17-10-07 06:42 |
| Beden dili hakkında neler biliyorsunuz ? | CİSESU | İnsan Bilimleri | 16 | 05-08-07 21:28 |
| Tanrı kitap yazdırmaz | Türesin | Arşiv | 181 | 13-03-07 23:42 |