"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Öncü Birlik konusu... / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 9,113
| Ülkemizde 68 olayları devlet tarafından çok kanlı bir şekilde bastırıldı. Başta kızıldere ve nurhak olmak üzere pek çok yerde dönemin öğrenci liderleri öldürüldü, denizler ise darağaçlarında can verdiler. Konunun oldukça hassas olduğunu da gözeterek şu konuyu konuşmak gerekiyor. Dönemin gençliğinin hatası neydi? Ya da hatası var mıydı? Silahlı şiddete yönelmekte haklı mıydılar? Uygulamaya çalıştıkları pratik marksist kuramla örtüşüyor muydu? Yazıyaz'ın çeşitli başlıklarında yarım yamalak da olsa, bu konuya değiniliyor. Ama bir başlık altında tartışılması yararlı olacaktır. |
|
| #2 | |
Kayıtlı Okur
Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: Devrimin olduğu her yer
Mesajlar: 843
| Bence Ülkenin şart ve koşullarına göre hazırlıkları yoktu , yani sscb gibi düşünmeleri hataydı halkın dini yapısını ve kültürel yapısını pek hesaba katmadılar diyebiliriz . sonuç olarak corafyadan tutun etnik öğeler bile farklıydı bu ülkede en büyük yanlışlıklardan biri buydu . Silahlanmakta haklıydılar ama silahlı şiddet lafına katılmıyorum , deniz gezmişler kimi öldürdüde silahlı şiddet diyebiliyoruz . |
|
| #3 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 293
| Dönemin gençliğinin Latin Amerika silahlı hareketlerinden etkilenip, silahlı mücadeleye girişmeleri hataydı diye düşünüyorum. Bu ülke koşullarıyla örtüşmeyen bir yöntemdi. Milletimiz, silahlı mücadele öncülüğünde örgütlenebilecek bir yapıda hiçbir zaman olmamıştır. Bu Latin Amerika halklarının yüzyıllardır isyan ruhuyla kavrulmuş kültürlerinin doğal bir sonucuydu. Ancak ülkemizde silahlı mücadeleler, bu türlü bir öncü girişimle hiçbir zaman başlamamış, Kuvva hareketi bile, bizzat halkın kendisinden, dipten gelen bir dalga şeklinde büyümüş, bir toplumsal refleks olarak kendini göstermiştir. Bölgesel direniş kuvvetleri, bizzat, çiftçisi, köylüsü, ırgatı ile Anadolu halkının, işgalcilere karşı koyma güdüsüyle, bir dipdalga şeklinde büyümüştür. Anadolu halkı, hep son ana kadar, vakur ve uzlaşmacıdır. Kültürel kökleri bir yana, dini inançları kuvvetli olan milletimizde, her zaman hoşgörü ve uzlaşma yanlısı olanlar desteklenmiştir.Dolayısıyla, silahlı mücadele gibi bir talep bizzat halkın kendisinden gelmediği sürece, silahlı mücadeleyle örgütlenme fikri toplumumuz için sakat bir fikirdir. Uygulamanın marksist kuramla örtüşmesinden çok, özgül koşullarla örtüşmesi daha çok önem taşır. Marksist kuramı da zaten bu özgül koşullara göre yorumlanan yeni mücadele biçimleri oluşturur. Dolaylı olarak, bu taklitçi girişim, marksist kuramla da bağdaşmamaktadır. Saygılar. __________________
Sükunet. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 375
| Devrim için silahlı mücadele şarttır. __________________
Aslanlar kendi tarihini yazana kadar, doğrular avcılardan yana olacak. |
|
| #5 | ||
Dergi İşçi Günlüğü Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Dünyadan
Mesajlar: 4,358
| Alıntı:
Silahlı mücadele esastır. 68 kuşağı ideolojik farklılıkları olsada siperdaşlık noktasında en iyi tavrı sergilemişlerdir.Faşizm'in sokakta açıktan katlettiği devrimciler silahlı mücadeleyi esas almak zorundadır.Sokakta öldüren Faşistlere Gül atacak değillerdi. __________________
Haziran'da Ölmek Zor!!!!! | |
|
| #6 | ||||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,469
| Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
12 Mart Faşizmi ve faşizmle mücadelede silah kullanılmaz diye kural koymak,oldukça safça bir değerlendirme olur.Kendinden sonra gelen kuşağın gelişmesinde ve büyümesinde bu mücadelenin etkilerini ancak ve ancak Devrimciler anlar. Sandinist bir komutan kendisine sorulan Devrimler'in bittiği bir çağda Devrim'i nasıl başardınız sorusuna halkın eline silahı verdik,sonra onun komutanlığını kabul ettik türünden bir cevap verir.Bu cümle oldukça evrenseldir. Başka bir soruyla devam edelim.Küba ne olacak?Marksizm'in ezberini bozanda Küba oldu. __________________
Şansımı yeryüzünün yoksullarıyla birlikte denemek istiyorum. Jose Marti | |||
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 522
| Sayın rakıbalık şöyle demiş:Dönemin gençliğinin Latin Amerika silahlı hareketlerinden etkilenip, silahlı mücadeleye girişmeleri hataydı diye düşünüyorum. Bu ülke koşullarıyla örtüşmeyen bir yöntemdi. Milletimiz, silahlı mücadele öncülüğünde örgütlenebilecek bir yapıda hiçbir zaman olmamıştır. Bu Latin Amerika halklarının yüzyıllardır isyan ruhuyla kavrulmuş kültürlerinin doğal bir sonucuydu. Ancak ülkemizde silahlı mücadeleler, bu türlü bir öncü girişimle hiçbir zaman başlamamış, Kuvva hareketi bile, bizzat halkın kendisinden, dipten gelen bir dalga şeklinde büyümüş, bir toplumsal refleks olarak kendini göstermiştir. Bölgesel direniş kuvvetleri, bizzat, çiftçisi, köylüsü, ırgatı ile Anadolu halkının, işgalcilere karşı koyma güdüsüyle, bir dipdalga şeklinde büyümüştür. Anadolu halkı, hep son ana kadar, vakur ve uzlaşmacıdır. Kültürel kökleri bir yana, dini inançları kuvvetli olan milletimizde, her zaman hoşgörü ve uzlaşma yanlısı olanlar desteklenmiştir.Dolayısıyla, silahlı mücadele gibi bir talep bizzat halkın kendisinden gelmediği sürece, silahlı mücadeleyle örgütlenme fikri toplumumuz için sakat bir fikirdir. Uygulamanın marksist kuramla örtüşmesinden çok, özgül koşullarla örtüşmesi daha çok önem taşır. Marksist kuramı da zaten bu özgül koşullara göre yorumlanan yeni mücadele biçimleri oluşturur. Dolaylı olarak, bu taklitçi girişim, marksist kuramla da bağdaşmamaktadır." Sayın rakıbalık gerçekten söylediklerinize katılmamak mümkün değil.Solun içine itildiği amaçsız yıkıcı eylem ve söylemlerin aslında evvela solu bitirdiğini hepimiz gördük.Hiçbir hareket arkasında halk desteği olmadan başarıya ulaşamaz.Halkın desteğini almanın yolu sonucunun nereye varacağını bilmeden orayı burayı yıkmak değildir.Halk hareketlerine dayalı siyasi yapı kurmak istediğini söyleyen solcularımız halkın eğilimlerine göre bir solculuk anlayışı oluşturacakları yerde katı ilkelere ve tabulara halkın zorla boyun eğmesini istemektedirler.Bu yanlış, ideolojilerin hangi maddi ve manevi değerlere sahip olursa olsun bütün halklar için aynı şekliyle uygulanması gerektiği gibi yanlış bir inançtan kaynaklanmaktadır. Sizin dediğiniz gibi Sayın rakıbalık bizim halkımızın özgün bir yapısı vardır ve ülkemizde tesis edilmek istenen solcu bir anlayış,milletimizin tarihi birikimlerini,maddi ve manevi değerlerini temsil etmek zorundadır.Biz bir toplumda uygulanan ve başarılı olunan metodların aynısıyla ülkemizde de icra edilmesinin mutlak başarı sağlayacağını zannediyoruz.Halbuki bu yargı doğru değildir.Her toplumun kendine has dinemikleri vardır ve bu dinamikler önüne konulan setler ne olursa olsun onları yıkıp geçerler. Sayın rakıbalık'ın da ifade ettiği gibi hareketlerimizin bir kuramla örtüşmesi yolumuzun doğru olduğunu göstermez,aksine bu hal bizim gözü kapalı olarak birinin yolundan ilerlediğimizi gösterir. Yapılması elzem olan şey kuramlara ve ideolojilere kendi özgün koşullarımızın damgasını vurabilmektir.Evet,hareketlerimiz ideolojilerin değil milletimizin ve ülkemizin şartlarına göre tasarlanmalıdır. vatanım Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-09-07 23:49 . |
|
| #8 | |||
Admin ![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 5,840
| Öncelikle yazıma şu çok yanlış cümlelere muhalefetle başlamak istiyorum. Alıntı:
Öncelikle silahlı mücadeleye gidiş yolunu kavramanın önemine değinmek istiyorum. Silahlı mücadelenin devrimci liderler tarafından benimsenmesi elbette "Özentilik" kavramıyla açıklanmayacak kadar önemlidir. İlk önce 60'lı yıllarda bütün sol kesimleri arkasına alan bir parti olan TİP içindeki tartışmalara bakmak gerekir. TİP içinde sonradan gelişen dönemde kopmaların tam da devrim modelini oluşturmada çıktığının farkına varılması gerekir. Mahir çayan bu konu için aynı Denizler gibi "İşçi sınıfının olmadığı bir mücadele asla antiemperyalist olamaz" görüşünü yine silahlı mücadele ile pekiştimiştir ki burada çok önemli bir nokta vardır. Mahir tezlerinde sürekli devrim içinde gelişecek süreci bu toplumun tarihine, geleneklerne göre düzenlemiş, yani tam olarak bu topraklardan çıkacak bir devrime ulaşmaya çalışmıştır. Mahir'i çok iyi bir teorisyen yapan özelliği tam da budur. O yüzden bu gençleri "Özentilikle" suçlamak akıl karı değildir. Kaldı ki Mahir bütün yazılarında bunun üstünde durmuştur nerdeyse. Silahlı mücadele olması gereken şeydi. Bu asla inkar edilemez. Devrim burjuvazinin çok büyük çogunluğunu oluşturduğu meclisten ve onun bürokratik sisteminden geçmez asla. Üstelik o dönemde TİP'in meclise girişinden sonra ki bürokratikleşme dönemi göz önüne alındığında (İşçileri grevlerden vazgeçirme, öğrencilere sürekli dur denilmesi) öncü partilerin parrlementer düzeyde olamayacağı ve tabandan kopacağı kesinleşmiştir. Zira TİP'in ilerleyen yıllarda TKP kadrolarını, sosyalist devrim isteyenleri ihraç etmesi ve FKF'yi de kendi kuyruguna takıp tam bir iç oportünizm gerçekleştirmesi silahlı mücadelenin ne kadar önemli olduğunun en açık göstergesidir. Solda ilk ayrılığı başlatan Milli demokratik devrim-sosyalist devrim tartışmaları ışığında o dönemli yazıları incelemeden bu konuya atlamak yanlış olacaktır. Özellikle Mihri Belli'ye olan eleştirileri ve TİP'in dönüşümlerini okumak inanın bu konuda bizi doğru düşünmeye teşvik edecektir. Alıntı:
__________________
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet İnsanların Kanatları Yüreklerinde.. Elenorin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-09-07 00:57 . | ||
|
| #9 | |
|
Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,299
| bu konuda söylev çekecek kadar bilgili olmadığım için fazla yazmayayım ama okuduklarımdam çıkardığım bir sonuç şudur ki 70 öncesi hareketlerle 12 Eylüle zemin hazırlayın sağ-sol terör eylemleri arasında belirli bir ayrım yapmak gerekir. 70lerin bir temel özelliği var ki dışa dönük hareketler yoğunlukta.Özellikle Türkiye çalışan Batılı görevlilere karşı yoğun bir tepki var.Temel direngi noktası dış emperyalizme karşı bir direniş.üstelik bu bilinçli bir siyasi söylemek dayanıyor. Oysa 80 öncesi tam bir iç savaş.biraz kör dövüşüne dönmüş.bir bilinçli kavga değil tamamıyle bir intikam savaşı.İster istemez bu kavga 12 eylüle yol açtı.uğur mumcu bir şilinin yakın tarihine değinir ki bizde 80 öncesi olayların aynısı allende devrinde yaşatıulmış.Yani bu bilinçli bir senaryonun uygulatılmasıdır.Bu tuzğa da düşülmüştür.gözden kaçırılmaması gereken şey MİT in özellikle sol örgütler arasına soktuğu kışkırtıcı ajanlardır.Ayırca türkiyenin fakirlik ortamında inanılmaz pahalı silahlar ortada geziniyor.Nerden geldi bu silahlar. __________________
Sensiz camide, namazda işim ne? / Seninle buluşma yerim meyhane. Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı: / İstersen kaldır at cehennemine. En büyük söz Kuran bile / Arada bir okunur besmeleyle. Kadehteyse öyle bir ayet var ki / Okur insan her zaman, her yerde. |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 522
| Sayı bozkır şöyle diyor:"bu konuda söylev çekecek kadar bilgili olmadığım için fazla yazmayayım ama okuduklarımdam çıkardığım bir sonuç şudur ki 70 öncesi hareketlerle 12 Eylüle zemin hazırlayın sağ-sol terör eylemleri arasında belirli bir ayrım yapmak gerekir. 70lerin bir temel özelliği var ki dışa dönük hareketler yoğunlukta.Özellikle Türkiye çalışan Batılı görevlilere karşı yoğun bir tepki var.Temel direngi noktası dış emperyalizme karşı bir direniş.üstelik bu bilinçli bir siyasi söylemek dayanıyor. Oysa 80 öncesi tam bir iç savaş.biraz kör dövüşüne dönmüş.bir bilinçli kavga değil tamamıyle bir intikam savaşı.İster istemez bu kavga 12 eylüle yol açtı.uğur mumcu bir şilinin yakın tarihine değinir ki bizde 80 öncesi olayların aynısı allende devrinde yaşatıulmış.Yani bu bilinçli bir senaryonun uygulatılmasıdır.Bu tuzğa da düşülmüştür.gözden kaçırılmaması gereken şey MİT in özellikle sol örgütler arasına soktuğu kışkırtıcı ajanlardır.Ayırca türkiyenin fakirlik ortamında inanılmaz pahalı silahlar ortada geziniyor.Nerden geldi bu silahlar." 65-70'lerdeki sol hareketler Avrupa tarAfından kontrol altında tutulmakta idi ve ABD karşıtı bir yapıya sahipti.Hatta 12 Mart cuntasını çökerten MİT mensubu Mahir Kaynak cuntanın başta İngiltere olmak üzere yeni bir güç olmak isteyen Avrupa'nın etkisi altında olduğunu söylüyor.ABD solun bu haliyle kendisinin Türkiye'deki çıkarlarına zararlı olacağını bildiğinden hareketi amaçsız bir hizibe ve çatışma oluşturuculuğuna itti.Sonuçta sol yıkımın ve kavgaların sıkça da kendi içinde boğuşmaların sembolü olarak 12 Eylül'ü getirdi.ABD kendisine karşı oluşturulan solu, çatışma ortamıyla tasfiye ederken,Türkiye gibi hayati bir ülkeyi de iyice kontrolüne aldı.Bu kontrolde en büyük katkı 12 Eylül öncesi kaos ortamını oluşturan aktörlerdir. vatanım Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-09-07 01:22 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Nur Cemaati | serserikus | Türkiye Siyaseti | 428 | 11-02-08 18:06 |
| Bu Ülkede ''BİRLİK'' yok. | AYKIRI | Türkiye Siyaseti | 4 | 17-08-07 23:29 |