"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Yargıtay'dan şok karar/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 293
| Başbakanlık İnsan Hakları İzleme Kurulu için hazırladıkları Azınlık Hakları raporundan beraat eden Baskın Oran ve İbrahim Kaboğlu için Yargıtay'dan şok karar. Yargıtay, yerel mahkemenin beraat kararını bozdu ve iki akademisyenin halkı düşmanlığa tahrik ettiğine hükmetti. Dava sırasında Hükümet Avrupa'dan baskı görmüş ve Adalet Bakanlığı, dava açılması için izin vermemişti. Yargıtay'ın kararının ardından bir kez daha yerel mahkemede yargılanacak iki akademisyen önümüzdeki günlerin gündemini belirleyecek gibi görülüyor... ... Yargıtay 8. Ceza Dairesi, “Azınlıklar ve Kültürel Haklar Raporu” ile ilgili davada, eski İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile alt komisyon başkanı Prof. Dr. Baskın Oran'ın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan beraatlerine ilişkin kararı esastan bozdu. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararının temyiz istemini sonuçlandırdı ve yerel mahkeme kararını oy çokluğuyla bozdu. ... İnsan hakları ve düşünce özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelere de yer verilen Yargıtay 8. Dairesi kararında, özgürlük sorumluluğunun gelişigüzel sorumluluk olmadığı ifade edildi. Demokratik rejimlerde devletin, takdir alanının sınırları çizilmiş olarak, nesnel ölçü ve nedenlere dayanarak, düşünce özgürlüğünü sınırlayabileceği ifade edilen kararda, “açık ve yakın tehlike” oluşturan, ulusal güvenliği bozan ifadelerin yasaklanmasının evrensel kural olduğu kaydedildi. ... “RAPOR BİLİNÇLİ HAZIRLANDI” Oran tarafından kaleme alınan raporun 1 Ekim 2004 tarihindeki İnsan Hakları Danışma Kurulu toplantısında onaylandığı anımsatılan kararda, raporun uzun bir çalışma süresi sonunda hazırlandığı, düşünülerek, istenilerek ve bilinçli olarak yapıldığı, gelen yoğun tepkiler üzerine 3 paragrafı çıkartılıp bazı kelimeler ve ifadelerin yumuşatıldığı, ancak rapordaki özün korunduğu kaydedildi. ... Kararda, “Lozan Anlaşması uyarınca Türkiye'deki azınlıkların Müslüman olmayan vatandaşlar” olduğu belirtilerek, şöyle devam edildi: “Raporda, azınlığın etnik, dilsel ve dinsel olmak üzere üç türlü olduğu, Türkiye'de sadece din kıstasının esas alındığından söz edilmiştir. Türkiye'de Müslüman olmayan vatandaşlar dışında azınlık yoktur. Yeni bir azınlık tanımının ve uygulamasının yapılması ve yaratılması, etnik ve kültürel çeşitliliği olan üniter devlet ve milletin bölünmezliğini tehlikeye düşürecek bir sonuca ulaşacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nde sosyal sınıf, etnik köken, ırk, dil, din ve bölge ayrımı yapılmaksızın bütün vatandaşlar yasalar önünde eşittir. (Millet sözcüğü alt kimlikleri ret anlamına gelir) demek, kamu düzeni ve güvenliği için tehlike yaratır. Etnik ve kültürel çeşitliliği barındıran Türkiye'de bu çeşitliliklerden bir veya birkaçı diğerleri aleyhine öne çıkarılır veya daha fazla değer verilirse, barışçı toplumun bir kesimini diğer kesimi aleyhine veya halkı birbirine karşı kamu düzeni, kamu güvenliği için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik suçu oluşur.” http://www.hurriyet.com.tr/gundem/72...d=180&a=341076 AB'den ısmarlama bilim(!)'in düşünce özgürlüğü kapsamında olmaması, doğru karardır diye düşünüyorum. Amacı ve siyasal temeli belli olan bir girişimin hüsranı, beni mutlu etti. __________________
Sükunet. |
|
| #2 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 428
| Kürtleri azınlık diye gösterirsen bölünmeyi başlatırsın.... |
|
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 648
| Yeni bir azınlık tanımının ve uygulamasının yapılması ve yaratılması, etnik ve kültürel çeşitliliği olan üniter devlet ve milletin bölünmezliğini tehlikeye düşürecek bir sonuca ulaşacaktır. Bu yargıtay kararına göre "laikliği savunanlara" azınlık diyenler de suç işliyor ![]() Şaka bir yana çok yerinde bir karar. kürtlere ve alevilere azınlık demek olsa olsa bir ard niyet göstergesi olabilir. Yazık bunlar bir de "bilim adamı" sıfatı ile dolaşıyorlar ortalıkta. Baskın Oran ne demişti: "Türk yoktur Türkiyeli vardır." Aynı Fransalı, Almanyalı, Rusyalı gibi miydi o? İçler acısı durumdayız. Bizlere demokrasi öğretenlerin hali budur işte. Cehalet ! |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 4,797
| Ben Yargıtay kararının "hukuki" değil "siyasi" olduğunu düşünüyorum. Hazırlanan raporu beğenirsiniz, beğenmezsiniz, bu ayrı konudur. Üstelik bu rapor, hükümetin talebi ile hazırlanmış bir rapor. Eğer beğenmezseniz, yapılacak şey, raporu kaale almamak veya başka bir ekibe başka bir rapor hazırlatmaktır. Eğer bu ülkede "demokrasi" veya "düşünce özgürlüğü"nden söz edilecekse, insanların hazırladığı raporlardan ötürü, onlara zulüm yapmak kabul edilemez. Yerel Mahkeme'nin kararı da, bu "düşünce özgürlüğü" kapsamına girer demiyor zaten. Eski TCK'da, yargılamayı yapabilmek için "bakan oluru" gerekiyor, bakan olur vermemiş, bunu sanık lehine yorumlamak gerek diyor. Yargıtay ise, buna bakmıyor, konuya esastan giriyor. Şunu belirtmek isterim ki, Türkiye'de yargı siyasallaşmıştır ve hakimlerin siyasi tercihleri veya hakimler üzerindeki siyasi baskı ile kararlar alınmaktadır. Bu son derece vahim bir durumdur, adaletin ortadan kalkması sonucunu doğuracak bir durumdur. Karar oy birliği ile değil, oy çokluğu ile alınmış. Ayrıca bu karar, eğer 8. daireye değil de, diyelim ki 9. daireye gitse, hakimlerin siyasi görüşüne göre tam tersi bir karar ortaya çıkabilirdi. Bu yalnız Yargıtay bakımından değil, diğer mahkemeler, mesela İdare Mahkemeler ve Danıştay bakımından da geçerli. AKP döneminde kamu personeline büyük haksızlıklar yapılmış ve idare aleyhine binlerce dava açılmıştır. Hükümet baskısı nedeniyle, bu davalara bakılmamaktadır, davalar rafa kaldırılmıştır. Bakılan davalarda da, bir dairenin hakimleri hükümete yakınsa veya baskılara göğüs geremiyorsa davayı reddetmekte, tamamen emsal nitelikteki başka bir davada ise, hakimler hükümet yanlısı olmadığından veya baskılara göğüs gerdiğinden, davacı lehine karar çıkmaktadır. Bu durum son derece vahimdir. Bunun sonunda yargı bağımsızlığı tamamen ortadan kalkar ve esas önemlisi yargıya, adalete kalan son güven duygusu da ortadan kalkar. Hükümetin kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldırma ve yargıyı tamamen yürütmeye bağlama eğilimi olduğu biliniyor. Eğer yeni yapılan anayasa değişikliği sonunda, bir de bu sağlanırsa, hakim ve savcıların bağımsızlığı tamamen ortadan kaldırılırsa, ülkede yargı da, adalet de hepten bitecektir. Bu olayda, hükümet AB baskısı ile, biraz da bu raporu kendisi hazırlattığından, raporu hazırlayanların yargılanması için olur vermiyor. Yeni TCK'da memurların dokunulmazlığının kaldırılması kapsamında, bakan oluru kaldırıldı. Yerel Mahkeme, eski kanun, sanık lehine diye esasa girmiyor, usulden davayı reddediyor. Aslında bu da kıvırtmadır. Ancak Yargıtay'ın davaya usulden bakması gerekirdi. Yani evet usulen yargılanamazlar veya mahkemeye, hayır, bakan oluru gerekmez, sen yargılamanı yap demesi gerekirdi. Ne yapıyor? davaya esastan giriyor. Bunlar düşündürücü konulardır. Mahkeme kararının tam metni yok. Eğer karar, yalnızca "azınlık" nitelemesine dayandırılmış ise, bu da kabul edilebilir değildir. Lozan anlaşması, bir savaş sonrasında, savaşa taraf olan devletler arasında imzalanmış bir anlaşma. Burada kullanılan "azınlık" tabiri, kuşkusuz gayrimüslimler için kullanılıyor. Ancak bilimsel olarak, bazı topluluklara "azınlık" demek için, savaş sonrası imzalanan bir anlaşma referans alınabilir mi? "Azınlık" terimini kullanmak neden illa kışkırtıcılık veya bölücülük olarak görülüyor? Eğer Kürt sorunu tartışılacaksa, bazıları kalkar, hayır Kürtlere azınlık denemez, Kürtler azınlık değil, çoğunluktur, yaşadıkları bölgelerde çoğunluğu oluşturmaktadır, onlar ayrı bir milliyettir de diyebilir. Buna ne diyeceksiniz? Mesele, Kürtlerin, ister "azınlık" deyin, isterseniz farklı bir milli topluluk deyin, farklı bir topluluk olarak demokratik hakları meselesidir. Bunu bölücülük veya kışkırtıcılık olarak nitelemek siyasi bir tavırdır, hukuki bir tavır değildir. Mahkeme de bunun farkında olduğundan, kararı alırken, hukuki bir metin olan Lozan anlaşmasına atıfta bulunmak gereğini duymuş. Kürt sorununda mesele, Lozan anlaşması filan değildir. Raporda, eğer sorun Lozan'a bağlanmışsa, bu yanlıştır tabii. Ancak böyle bile olsa, ancak bunun hatalı olduğu söylenebilir. Kaldı ki rapor, uzun ve kapsamlı bir rapor. Bir tek bu husus mu var? |
|
| #5 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 3
| Sivil Anayasa hazırlandığı dönemde verilen bu karar,sivil bir anayasanın ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. |
|
| #6 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 648
| Alıntı:
Çünkü bu kelimler bana bölücülük, şeriatçılık, sorosçuluk, vatana ihanet vb. iğrençlikleri hatırlatıyor artık. Yani geçici bir süre kapalıyım. Gerkirse de amuda kalkarım hiç sorun değil ![]() | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Karar vermek o kadar da zor değil | Jakoben | Türkiye Siyaseti | 0 | 11-06-07 01:02 |
| Anayasa Mahkemesi Başkanı: Salı ya da Çarşamba karar vereceğiz | harbey | Türkiye Siyaseti | 0 | 29-04-07 21:20 |
| Bosna için vicdan sızlatan bir karar | redyellow | Dünya Siyaseti | 11 | 28-02-07 12:31 |
| Aleviler-Katliamlar-MHP | Roj u hev | Türkiye Siyaseti | 58 | 13-01-07 00:30 |