| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
| Yapısal Refromlar:Sömürgeleşme Sürecimizin Dönüm Noktası / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Döviz, Faiz, Borsa |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,156
| Dünyada, Sovyetlerin çökmesi ile sosyalizm korkusunun sol bulması ve sosyal devlet gibi adaletli bölüşüm politikaların gözden düşmesiyle birlikte neo-liberal politikalar gibi emperyalizm araçları daha bir cesaretle uygulanır hale gelmiştir. ülkemizde 24 ocak kararları ile başlayan 5 Nisan kararları ile önemli bir dönemci ardından bırakan dışa açılma politikaları 2001 krizi sonrası bir başka boyuta taşınmıştır.Bağımsız Soyal bilimcilerin bu konuda hazırladığı raporu kısaca size sunmak istedim. öncelikle dış sermayenin temsilcisi IMF ve içteki işbirlikçi sermaye arasındaki ortak çıkar şu şekilde anlatılmaktadır: "....IMF’nin iktisadi tarihimizde oldukça uzun geçmişe dayalı bir yeri olmasına karşın, iktisat politikası içindeki konumu özellikle 1998 Yakın İzleme Anlaşması’ndan bu yana daha da belirginleşmiştir. IMF, 1997 Asya Krizi’nden çıkardığı derslere de dayanarak, Türkiye ekonomisi üzerindeki denetimini bu tarihten sonra daha da derinleştirmek ve bunu daha kurumsal bir niteliğe kavuşturma ihtiyacı duymuştur. Benzer şekilde yerli burjuvazi de, 1989 sonrasında, Türkiye’nin içinde bulunduğu dışa açık makroekonomik yapının rastgele (yaygın medyatik söylemi ile ‘popülist’) politikalar içinde biçimlendirilmesinden rahatsızlık duymuş ve uluslararası yeni işbölümünde Türkiye’nin ‘yeni yükselen piyasalar’ arasında yer almasını garantiye alacak dönüşümlerin bir an önce sonuçlandırılmasını açıkça (ve acilen) arzular hale gelmiştir...Bu girişim, emekçi sınıfların, bir bölümü Cumhuriyet tarihi kadar eski olan tüm geçmiş birikimlerini adım adım tasfiye etme programı olarak da nitelendirilebilir. Bu programın hayata geçirilmesi uluslararası sermaye ile (ve onun üst-örgütleriyle) tam işbirliğiyle mümkün olabilmiştir. Bu işbirliği, Türkiye burjuvazisinin etkili ve egemen öğelerinin “ulusal” ve göreli olarak “bağımsız” özellikler taşıyabilen birikim biçimlerini dönüşü olmayan bir biçimde terk etmiş oldukları anlamına da gelmektedir __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan bozkır Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-09-07 03:52 . |
|
| #2 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,156
| bu işbirliği sonucu türkiyeye düşen rol ise: • Uluslararası ve yerli finans sermayesine sermaye hareketleri üzerine sınırsız serbestlik güvencesi sağlayarak, yüksek finansal getiri sunmak; • İşgücü piyasalarını kuralsızlaştırma ve esnekleştirme yöntemiyle ucuz işgücü deposu hâline dönüştürerek katma değeri düşük teknolojilerde uzmanlaşmak ve sanayiini uluslararası şirketlerin taşeronu olarak geliştirmek; • Üretimde ithal girdi kullanma ve ithal mal tüketme eğiliminin kuvvetlenmesine izin vererek, finansmanı esas itibariyle spekülatif sermaye tarafından sağlanan bir ucuz ithalat cennetine dönüşmek; • Kamu hizmetlerini ticarîleştirerek vatandaşları ‘müşteriye’, kamu hizmeti üreten kurumları ‘ticarî işletmeye’ dönüştürmek; kamu iktisadî kuruluşlarını yerli ve uluslararası özel sermaye şirketlerine doğrudan yabancı sermaye cezbetmek uğruna yok pahasına satmak; • Etkin ve demokratik yönetim, ‘iyi yönetişim’ söylemleriyle, aslında tüm toplumu ilgilendiren stratejik, ekonomik ve siyasî kararların alınmasını ve uygulanmasını demokratik denetim mekanizmalarının dışına çıkarırken, devletin neoliberal anlayışa uygun bir biçimde yeniden yapılandırılmasında toplumun desteğini sağlamaya çalışmak __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan |
|
| #3 | |
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,156
| bu yapıyı kurmak için devlet devre dışı bırakılmıyor tersine bir düzenlem aygıtı haline geliyor. "....Bilindiği gibi, kapitalist dünyada 1980’lerden beri ‘devlet’e yönelik olan sürdürülen ideolojik bir saldırı söz konusudur. Bu saldırının amacı, kökleri Aydınlanma geleneğine dayanan, devletin belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ‘akılcı bir araç’ olarak kullanılması anlayışını itibar kaybına uğratmaktır. Öte yandan, piyasanın daha etkin çalışması için devlet müdahalesine gereksinim olduğu görüşü, 1990’lardan itibaren giderek ağırlık kazanmaya başlamıştır... Dünya Bankası ve IMF’nin ‘etkin devlet’ üzerine geliştirdikleri çeşitlemeler, örneğin ‘birinci ve ikinci kuşak reformlar’ söyleminin de işaret ettiği gibi, piyasa-yanlısı reformların amacı devlet müdahalelerine son vermek değil, müdahalenin niteliğini değiştirmektir...." bununla birlikte devletin siyasal süreçten özerkleşmesi gibi bir icat söz konusudur.bu sayede cevlet sermayenin direk bir aracı haline gelecektir. "...reform sürecinin devamlılığı için, siyasal süreçlerden olabildiğince soyutlanmış bir devletin tahayyül edildiğini söylemek mümkündür. Çarpıcı bir biçimde ifade etmek gerekirse, ‘iyi yönetişim’in yolu ‘özerk devlet’ten geçmektedir. Çünkü kaynak dağıtım süreçlerine siyasal müdahalelerin yarattığı ‘çıkar koalisyonlarının’ olumsuz etkilerinin sona erdirilmesi, salt etkin kaynak kullanımı açısından değil, aynı zamanda reform sürecinin devamlılığı için de elzem görülmektedir. Neoliberal anlayışa göre, piyasanın devletten özerkleşmesi hedeflenir ve siyasetin ekonomiden elini çekmesi gerektiği vurgulanırken, kapitalist düzenin yeniden yapılandırılması açısından gerekli görülen reformlar için karar alıcıların toplumdan özerkleşmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır...." bu noktada neden son dönemde özerk kurumların sayısının fazlalaştığıda malumdur.Devletten bağımsızlaşan kurullar sermayeye bağlanmaktadır.:"...Son yıllarda Türkiye’de de tanık olunduğu gibi, başta Merkez Bankası ve sayıları giderek artan Üst Kurullar aracılığı ile devletin ekonominin yönetiminde doğrudan sorumluluk yüklenmesi, diğer bir deyişle neoliberal reformların taşıyıcısı olması, tam da bu bağlamda anlam kazanmakta, aynı zamanda da, sorunlu bir hal almaktadır...." __________________
...TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME... nuri bilge ceylan bozkır Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-09-07 03:54 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Din ile Bilim'in ortak noktası var mıdır? | analiz | Arşiv | 33 | 26-11-06 12:48 |