| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| Fıkralarım 70li yaslarina gelmis iki yasli adam, bir omur boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuslardi. . Derken birgun bir tanesi agir hasta oldu. Olum dosegindeyken yaninda yine en iyi dostu vardi ve ona fisildadi. ”Bana bir iyilik yap olur mu. . Cennete gittikten sonra orda futbol oynaniyorsa lutfen bir sekilde bana haber ver. “ Oteki “Tamam. . “ dedi. “Butun hayatim boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin icin yapicam. “ ve birkac dakika sonra da adam oldu. . Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadasinin sesini duydu “ Dostum. . . Sana bir iyi bir de kotu haberim var. . “ Oteki hemen sordu: ” Iyi haber nedir?” ” Cennette futbol oynaniyor. . . “ ” Bu harika. . !!! )) peki kotu haber nedir???”” Yarinki macta kalede sen varsin. . “ )))))))) :61 :D |
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| 18 yaşındaki kız, annesine iki aydır adet görmediğini söyler. Annesi, çok tedirgin olur ve eczaneye bir hamilelik testi almaya gider ve sonuçlar kızın hamile olduğunu gösterir. Anne çıldırmıştır, bağırır çağırır ve "bunu yapan hangi domuz? Bilmek istiyorum" der. Kız telefon acar ve yarim saat içinde bir Ferrari evin önünde durur, içinden hafif kırlaşmış saçları ve çok pahalı bir elbisenin içinde manyak yakışıklı bir adam iner ve kapıdan içeri girer. Anne baba ve kızla beraber otururlar. Herif, "kızınız durumu anlattı" der , "kişisel durumumdan dolayı kızınızla evlenemem" der, "ancak tüm sorumluluğu alıyorum" "Eğer bir kız çocuğu doğarsa annesine bir ev, bir yazlık villa ve milyon dolarlık bir banka hesabi, eğer bir erkek çocuk olursa bir kaç fabrika ve bir milyon dolarlık bir hesap, eğer ikiz doğarsa her ikisine de 500 bin dolarlık hesap ve bir fabrika vereceğim" der. Ancak düşük olursa.... O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça adamın omuzuna koyar ve "o zaman tekrar denersin evladım". :D |
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| avrupa birliğinde anket düzenlemişler...almanyaya sormuşlar ..vatandaşınızın miilii geliri nedir? almanya....biz 35oo euro veriyoruz..bunun 2500 nü harcıyorlar ..geri kalan parayı ne yaptıklarını bilmiyoruz... fransaya sormuşlar.. fransa.... biz 4000 euro veriyoruz..3000harcıyorlar..keri kalanı ne yaptıklarını bilmiyoruz.. türkiyeye sormuşlar.. türkiye.... biz 380 lira veriyoruz...geri kalan parayı nasıl buluyorlar bilmiyoruz.. |
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| Ülkede kriz gerçekleşmiş, iki genç Türk gazeteci atmışlar kendilerini yurtdışına...Bir iki hafta barlarda zaman geçirip, hayatın tadını cıkartmışlar. Sonra iş aramak için kapıları çalmaya başlamışlar. Bir gün, iki gün, bir hafta, iki derken, ümitleri iyice kırılmaya başlamış. O sırada bir ilanı görünce gözleri parlamış. Çiftlikte çalışacak işçi aranıyor' Koşarak gitmişler. Çiftlik sahibi, tepeden tırnağa süzmüş bizimkileri,sonra ellerine birer kürek tutuşturmuş, büyükçe bir ahırın kapısına götürmüş. Günde üç öğün yemek, saati 5 Euro karşılığında, ahırdaki gübreyi, 50 metre ilerideki kuyuya taşımalarını istemiş. Yatacak yer de vermiş. Umutsuzluktan umuda ulaşan bizim Genç Türkler bir haftalık işi iki günde bitirivermişler. Ahır pırıl pırıl olmuş. Çiftlik sahibi ağzı kulaklarında, bizimkilerin çalışmalarından son derece memnun, çiftlikte sürekli iş önermiş. Bizimkiler, bir daha sokaklara düşmemek için kabul etmişler. Adam, bu sefer onları tavuk çiftliğine götürmüş. Makinenin başına gelmişler, anlatmış olayı. Düğmeye basın, yürüyen bant çalışmaya başlar. Önünüzde iki kutu var, irileri sağ taraftakine, küçükleri sol taraftakine oyup, kutuları bantlayıp, ait oldukları kolilere yerleştireceksiniz." İş bu kadar basit, anlatmış ve gitmiş. Geçmişler bizimkiler birer tarafa basmışlar düğmeye, bant hareket etmiş, önlerine bir yumurta gelmiş, almışlar ellerine, bakmışlar, bakmışlar, "iyi mi, kötü mü, büyük ü, küçük mü" tartışmaya başlamışlar. Bu arada bant akmaya devam etmiş ve yumurtalar, bantın ucundan çöp tenekesine düşmeye başlamış. Çiftlik sahibi tesadüfen gelmiş yanlarına bakmış, onlarca yumurta boşa gidiyor, bizimkiler hala ellerinde bir yumurta tartışıyor. Durdurmuş bantı, "Ne yapıyorsunuz?" demiş kızgınlıkla... Gençler şaşkın bakınca, Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz?" diye sormuş. "Gazeteciydik!" "Belli" demiş adam, "..k atmayı çok iyi beceriyorsunuz ama, iyiyle kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz!" :D petricli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-02-06 11:13 . |
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| BİR KADININ ÜÇ KIZI VARMIŞ Bir kadının üç tane kız çocuğu vardır. Tesadüfen üçüne de aynı zamanda talip çıkar. Tek bir düğünle üçü de evlenir ve yuvadan uçup giderler. Kızların hepsi de farklı şehirlere gitmişlerdir. Anneleri, El bebek gül bebek büyüttüğü kızlarının evlilik yaşamlarını, ancak özellikle aşk hayatlarını çok merak etmektedir. Ancak kızları yatak olaylarını Açık açık anlatmaktan çekindikleri için bir yöntem geliştirirler. Kızlar annelerine, o günkü Hürriyet gazetesinde çıkan gazete ilanlarına atıfta bulunarak, aşk hayatları hakkında, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir. Evliliğin birinci haftasında büyük kızdan mesaj gelir. Mesajda RUFFLES yazmaktadır. Kadın merakla Hürriyet gazetesini alır ve ilana bakar: "RUFFLES, HEM EGLENCELİ, HEM DE DOYURUCU" Kadın çok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye baslar. Bir süre sonra ortanca kızından bir e-mail mesajı gelir. Mesajda “MAXWELL COFFEE" yazmaktadır. Hemen gazeteyi eline alır ve ilanı bulur: "MAXWELL...HER DAMLADA BÜYÜK ZEVK" Kadın yine çok mutlu olur ve bu kez küçük kızından mesaj beklemeye baslar. Uzun süre mesaj gelmez. Kadın tedirgin olur, ama beklemeye devam eder. En sonunda küçük kızından da beklediği mesaj gelir: "TURKISH AIRLINES" Kadın merak ve heyecanla Hürriyet gazetesini eline alır ve ilanı okuduktan sonra düşüp bayılır: "TURKISH AIRLINES, HAFTADA 7 GÜN, GÜNDE 3 SEFER...ÜSTELİK HER TARAFA" :61 :61 |
| #6 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Ümit, Bu fıkrada benden olsun. :61 Adamcağız hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir. Karısı son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasını sorgulamaya başlar. - Söyle bakalım süpermen, neler yaptın bu akşam? - Valla karıcığım, patronla beraber müşterileri yemeğe çıkarttık. - Eeee, sonra ne yaptınız süpermen? - Oradan striptize gittik... Ben sadece seyrettim. - Yani sen bişeyler yapmadın değil mi, süpermen ??!!! - Ben hiç bişicikler yapmadım, ama sen niye bana ikide bir süpermen diyorsun? - Valla, ben bir seni, bir de süpermen'i gördüm donunu pantolonunun üstüne giyen !!! |
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| Petriçli hocam fıkra süperdi.burda kıkır kıkır gülüyorum. :61 :61 Allah'da sizi güldürsün saygılar |
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 306
| Toyota Bir çocuk kimya konusunda çok meraklıymış.Babasına bir kimya seti alması için yalvarıp duruyormuş.Babasının bir gün canına tak etmiş ve oğluna içinde yok yok olan bir kimya seti almış.Çocuk bugünden itibaren setin başından ayrılmaz olmuş.Bir gece babası uyurken kulağına çivi çakma sesleri gelmeye başlamış.Kalkmış ve bir bakmış ki oğlunun elinde bir çekiç ve çivi var."Oğlum ne çivisi gecenin bu saatinde?" demiş baba."Babacım bu çivi değil ki." demiş oğlu buna karşılık.Babası yaklaşmış ve hakikaten bunun bir çivi olmadığını anlamış.Sormuş:"Peki ne bu?" Cwvabını almış:"Ben bir icat yaptım baba.Bir sıvı buldum.Bu sıvının içine bir solucanı attım ve bu solucan çivi gibi sert oldu."Babası bu buluşu çok sevmiş ve oğlundan bu sıvıdan biraz daha yapmasını istemiş.Eğer sıvı işine yararsa ona bir Toyota alacağını söylemiş.Ertesi gün eve geldiğinde çocuk ne görsün:Kapının önünde son model bir Mercedes var.Çocuk içeri girip babasını bulmuş;niye Toyota değil de Mercedes aldığını sormuş.Babası cevaplamış:"Oğlum bu benim hediyem değil,annenin hediyesi.Toyotan da garajda duruyor"... :61 :61 |
| #9 | |
Guest Mesajlar: n/a
| Sayın Ümit, Çok hoştu. Teşekkürler. :-) Saygılar, |
| #10 | |
Onay bekleyen Yazar Adayı Giriş Tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 70
| Nasreddin Hoca ve BalıkHoca yolculuk sırasında mola verip bir hana gireer, bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca : - Ben balığın sadece başını yiyeceğim der. Hancı bunun nedenini sorar. Hoca da : - Balık başı zekayı artırır, balık başı yiyen insan akıllı olur, der. Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca'ya : - Balık başını niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum,der. Hocada itiraz etmez. Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur. Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya seslenir : - Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun ; ben sadece kafayı yedim, aç kaldım, der.Hoca da bunun üzerine şunu der : - Bak nasıl akıllandın! |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|