"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Anadil - 2. Dil (Eşdil) - Yabancı Dil ve 2 Dilli Aileler / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,852
| Anadil: Anadil kişinin annesinin dili değil, kendini en iyi anlatabildiği dildir. Çok dilli ortamda büyüyen çocuklarda, anadil bazen annenin dili, bazen de babanın dili olur. Eşdil (2.dil): Çokdilli toplumlarda, kişinin anadilinden başka, bir de toplumun çoğunluğunca konuşulan, resmi olan dil vardır. Bu durumda, azınlıkta olan kimselerce konuşulan anadilin yanında bir de konuşulan 2. dil vardır. Buna eşdil ya da 2.dil denir. Örneğin: Türkiye'de yaşayan bir kimsenin anadili Kürtçe ise, o kimse için Türkçe ''eşdil-2.dil''dildir. Bu kimseler için Türkçe ''yabancı dil'' değildir. Aynı durum Almanya'da, Bulgaristan'da, Yunanistan'da yaşayan Türkler için de geçerlidir. Yabancı dil: Bir kimsenin içinde yaşadığı toplumda, yurttaşı olduğu ülkede konuşulmayan dildir. Örneğin: Türkiye'de yaşayan ve anadili Kürtçe olan bir kimse için, Türkçe yabancı dil değil, ''2.dil ya da eşdil''dir. Bu kimseler için yabancı dil ''İngilizce'' olabilir;ama Türkçe yabancı dil olmaz. Aynı şey, Türkiye dışında yaşayan ve anadili Türkçe olan diğer insanlar için de geçerlidir. Yine Almanya örneğinden devam edersek: Almanca, Almanya'da yaşayan Türkler için yabancı dil değildir. Yalnız, Almanya'da doğmayan ve bu ülkeye yetişkin olarak gelmiş olan kimseler için durum başkadır. Onlar için yabancı dili Almanca'dır diyebiliriz. 2 dilli aileler: Bizimki gibi, birden çok dilin konuşulduğu ülkelerde ikidilli aile sayısı oldukça fazladır. İkidilli olmanın nedenleri: 1. neden: Ailenin, ülkede azınlıkça konuşulan ve kendi etnik kökeninin dilini evde konuşması ve bunun yanında ülkede çoğunlukça konuşulan dilin de, okullarda ya da toplum içinde öğrenilmesidir. 2. neden: Anne ve babanın anadillerinin farklı olmasıdır. Bu durumda, anne ya da babanın anadili, azınlıkça konuşulan bir halkın dili olabilir. Örneğin: Almanya'daki ikidilli ailelerde bu durum sıkça görülür. Anne Türk, baba Alman ise (ya da tersi), ve bu kimseler her iki dili de evde konuşuyorlarsa, bu aile ikidilli bir ailedir. Ancak bu ailenin çocuklarının anadili büyük olasılıkla Almanca olacaktır. Çünkü her ne kadar ailede 2 dili de konuşuluyorsa da, çocuklar içinde yaşadığı toplumda aralarında Almanca konuştuklarından Almanca baskın hale gelecektir. Bu durumda çocukların kendini en iyi ifade edebilecekleri dil de Almanca olacaktır. Örnek aldığımız ailede, anne Türk olsa bile, çocuğun anadili annesinin dili Türkçe değil, babasının dili Almanca olacaktır. (Bunlar kişisel gözlemlerim ve 2 dillilik üzerine okuduklarımdan çıkardığım sonuçlardır.) Eğer anne Türkçe ve baba Almanca konuşuyorsa, çocuğun her iki dili de aynı ölçüde kullanabiliyor olması mümkündür. Fakat bir şartla: Çocuk yuvaya (kreşe) gitmiyordur. Anne çalışmıyordur ve evde, baba işten gelene kadar çocukla yalnızca Türkçe konuşuyordur. Baba, ancak işten geldiğinde birkaç saat çocukla Almanca konuşabiliyordur. Bu durumda çocuğun annesinin dili, okul yaşına kadar iyice gelişecek ve çocuk kendini annesinin dilinde rahatça ifade edebilecektir. Anne çocuğu okula başladığında bile kendi dilini konuşmaya devam etmelidir. Yalnız, çocuk tüm gün evde annesiyle birlikte kalsa bile, eğer anne çocuğuyla konuşmuyor da, çocuğunu televizyonun önüne oturtuyorsa, çocuğun annesinin dilinde yetkinleşmesi zordur. (Televizyon karşısında çocuklar, dili sadece edilgen olarak alırlar. Dilde yetkinleşmenin kuralı, hem dinlemek hem de konuşmaktır. ) Peki bu durumda babanın konuştuğu dil ne olacaktır ? Çocuk her ne kadar tüm gün annesinden Türkçe duyup, sadece birkaç saat babasından Almanca duysa da, yuvaya ya da okula gittiğinde Almanca'yı konuşa konuşa zaten öğrenecektir. Çocuklar, içinde yaşadıkları toplumda çoğunlukla iletişim dili hangisiyse o dili konuşurlar. Bunu bilinçli olarak yapmazlar. Örneğin, Almanya'daki Türk çocukları kendi aralarında Türkçe konuştukları kadar Almanca da konuşurlar. Hele aralarında Türk olmayan biri varsa, konuştukları dil çok büyük oranda Almanca'dır. 2. dilin çocuklara öğretilebilmesi için, aile içinde her iki dilin de aynı işlevselliği yüklenmiş olması gereklidir. Bu demektir ki, anne çocukla kendi anadilini, baba da kendi anadilini konuşmalıdır. Anne ve babanın da, çocukların yanında, eğer mümkünse aralarında her iki dili de kullanmaları gerekiyor. Bunun yanında, çocuğun toplum içinde azınlık tarafından konuşulan dili iyice pekiştirebilmesi için, çocuğa o dilde kitap okunması yararlı olacaktır. Bunu bizim ülkemiz koşullarına uyarlarsak: Mesela İstanbul'da yaşayan bir ikidilli aile düşünelim. Anne Kürt, baba Türk olsun. Eğer çocuğun her iki dili de öğrenmesi isteniyorsa, çocukla anne Kürtçe, baba Türkçe konuşmalıdır. Özellikle çocuğun ilk 7 yaşı büyük önemdedir. Konuşmanın yanında, annenin ve babanın çocuklarına kendi dillerinde masallar anlatmaları, çocuk şarkılar öğretmeleri, kitap okumaları dilin öğrenilmseinde büyük önem taşır. İleriki yaşlarda da, anne ve baba kendi dillerini aile içerisinde kullanmayı sürdürebilmeleri gereklidir. Burada anne ve baba kendi aralarında da konuşurken her iki dili de kullanabiliyorlarsa oldukça yararlı olacaktır. Anne ve babanın kendi aralarında da iki dili birden kullanmaları, toplum içinde azınlıkça konuşulan dilin, çocuk tarafından iletişim aracı olduğunun algılanmasına yardımcı olacaktır. Ben bir giriş yaptım. Bu konuya ilişkin diğer forumdaşlarımızda yazarsa, başlığın yararlı olacağını düşünüyorum. Siz anadil - 2.dil - yabancı dil kavramlarına ilişkin neler düşünüyorsunuz ? İki dillilik konusunda deneyimleriniz neler ? Katılan herkese şimdiden teşekklürler. Saygılar, selamlar... __________________
Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı omuz omuza.... Gılgamış Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-09-07 16:06 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 34
| Bizim new yorkta oturan tanıdıklarımız var.Baba türk,anne japon.Doğal olarak birbirleriyle anlaşmak için ingilizceyi kullanıyorlar.Şu anda iki çocukları var.Biri altı yaşında ve türkçe,japonca,ingilizceyi çok güzel konuşuyor.Ebeveynler bu üç dili çocuklarına öğretirken,anne çocukla joponca,baba türkçe, ebevenler de kendi aralarında ingilizce konuşmuş.Böylece çocuk dilleri kolaylıkla öğrenmiş. Böyle küçükken birden fazla dil öğrenmenin tek dezavantajı,konuşmayı geciktirmesi.Bunun dışında çok yararlı olduğunu düşünüyorum. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,852
| İki dilli (ya da üç dilli) ailelerde (ya da ortamlarda) yetişen çocuklar, konuşmaya başlamada gecikebiliyorsa da, sonunda açıklarını kapatıyorlar. Öğrendikleri diğer dil(ler) de yanlarına kar kalıyor. ![]() __________________
Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı omuz omuza.... Gılgamış Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-06-08 22:14 . |
|
| #4 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 6
| Forum kurallarına aykırı olmayacağını umarak kendimden örnek vermek istiyorum. İsveççenin konuşulduğu İsveç ülkesinde doğdum,büyüdüm.Aynı şekilde annem de orda doğmuş,eğitim görmüş,meslek sahibi olmuştu.Hem annem hem de babam Türk,İsveç'te büyümüşler.5. yaşıma kadar evde hep Türkçe konuşulurdu,fakat ikisinin boşanmalarından sonra annemle kaldığım için İsveççe konuştum hep ve 10.yaşımda Türkiye'ye tatile geldiğimizde merhabadan başka kelime bilmiyordum.Yani ana dil İsveççe oluyordu sanıyorum,yabancı dil ise Türkçeydi.Gariptir ki;12 yaşımdan itibaren Türkiye'de yaşamaya başladık ve bugüne kadar geçen süreden sonra,bugün kendimi daha iyi ifade edebildiğim dil Türkçe.İsveççeyi sık konuşmadığım için,duymadığım için köreldiğini düşünüyorum.Fakat bir şey daha,kendimi daha yakın hissettiğim dil İsveççedir.Dolayısyla 'anadil'imin İsveççe kabul ederim hala.Anne-dili ile bir bağlantısı olduğunu zannederdim hep,bilgilerinizle aydınlattığınız için teşşekürler ![]() |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 144
| Bizim Almanya'da yaşayan bir tanıdığımız var.Karı-koca Türkler.2 çocukları var.Çocuklar 3'er dil biliyor.Ev içinde TÜrkçe konuştukları ve okulda seçmeli Türkçe dersi gördükleri için Türkçe,Almanya'da yaşadıkları için Almanca ve okulda yabancı dil olarak gördükleri için İngilizce.Ben de üç dil bilmek isterim.Güzel bir şey... __________________
Kendi omzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki! |
|
| #6 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 9
| Sayın Gılgamış, Yazınız için ben de teşekkür ederim. Bana ilginç gelen bir konu "tak tak tak, şlap şlap, ü ürü üüü vs." sözcüklerin farklı dillerde farklı şekilde ifade edilmesi... (Bu tür sözcüklerin bir adı vardı ama hatırlayamıyorum şimdi.) Nermi Uygur'un "Dil Felsefesi" adlı kitabında anlattığı, bu konuyla ilgili bir anısı vardı: Nermi Uygur uzun yıllar Almanya'da kaldığı için hep Almanca'yı kullanmış. Ve bir gün çocuklarla oyun oynarken horoz sesi çıkarması gerektiğinde o da Almanlar gibi "Ku ku ri ku...(!!!Doğrusunu bilen varsa söylesin lütfen)" diye seslendirmiş horoz sesini. İşte bu Nermi Uygur'u düşündürmüş. Beni de düşündürüyor... Benim ailem de Kürt ama ben Kürtçe'yi çok iyi bilmiyorum. Zaten ailem de konuşurken Kürtçe ile Türkçe'yi birbirine karıştırarak konuşuyor, onları anlayabiliyor olmama rağmen ailemden öğrendiğim Kürtçe ile kendimi iyi ifade edemem. Yani altyapım olmasına rağmen şu anda ikinci bir anadilim var diyemiyorum. Fakat olsaydı HOROZ sesini nasıl duyardım ve nasıl seslendirirdim merak ediyorum. Sorumu şaçma bulmamanız dileğiyle... ![]() |
|
| #7 | |||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,852
| Sayın Teessuf şöyle demiş: Alıntı:
![]() Alıntı:
Ama birbiriyle içiçe yaşayan topluluklarda, hayvan seslerinin dildeki yansımalarının benzer olabileceğini düşünüyorum. Eğer gerçekten 2 anadiliniz olsaydı; sanırım hem Kürtçe, hem de Türkçe horoz sesi farklı bile olsaydı, kulağınıza her ikisi de yabancı gelmezdi. Saygılarımla... __________________
Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı omuz omuza.... Gılgamış Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 30-06-08 23:41 . | ||
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 243
| Alıntı:
![]() Her dilin bir tınısı vardır, o dili bilmeseniz de tınısından anlarsınız, meselâ yanınınızda iki Arap, Arapça konuşsa anlarsınız, Almanca'yı, İtalyanca'yı v.b... Günümüzde Türkçe'nin ne yazık ki tınısı da bozulmakta, özellikle gençler hele hele kızlar, Türkçe'deki tüm vurguları İngilzce'deki gibi yapıyorlar, Türkçe'deki sert ve keskin olan R sesini kedi ingilizcesindeki gibi "ar" şeklinde çıkarıyorlar, bunlar gerçekten çok kötü. Bir Alman arkadaşım vardı, o da dillere meraklı biri, ona Türkçe'yi taklit etsene dedim, orada çok Türk var malum, meselâ birinzie Arapça'yı taklit et desem genelde gırtlaktan konuşarak birşeyle söylersiniz, İtalyanca'yı taklit et desem, sözcüklerin sonunu uzatarak nağmeli konuşursunuz v.b.Almabca'yı taklit ederken de haynıngen füyningen falan dersiniz ![]() Ben de bir yabancı acab Türkçeyi nasıl duyuyor diye merak ettim ve Alman arkadaşıma sordum, Türkçe'yi şöyle taklit etti ; "Ügü üglülü gügü, günbüz gügü" böyle birşeyler söylemişti.Gerçekten çok güzel bir tesbit, çünkü Türkçe'de hakim sesler bunlar, diğer dillerde pek bulunmayan ö, ü, ı, özellikle öz Türkçe sözcüklerde çok g geçer, bozgun, bilgin, yazgan gibi... | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|