"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Antimilitarizm Nedir ?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 144
| Antimilitarizm nedir?-O.Sönmez (Bu yazı 18 Eylül Cumartesi günü Kadiköy Halk Eğitim Merkezinde İTEP(İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu) tarafından organize edilen Panelde yapılan 20 dakikalık konuşmanın metnidir.) Oğuz Sönmez Eğer savaş ve barış, yöneten ve yönetilen ya da birey ve toplum ilişkilerini sorgulayacaksak, antimilitarizm bize sağlam bir dayanak, vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olacaktır. Şimdi antimilitarizmin ilkelerini konu başlıklarıyla ele almaya çalışacağım: 1- Bütün savaşlara karşı çıkmak: “Ama”sız, “fakat”sız, “haklı”-“haksız”, “temiz-kirli” vb gibi gerekçelere dayanmadan bütün savaşların, doğru olmadığını açık ve net bir şekilde savunmaktır. 2- Savaş araçlarının üretim ve transferine karşı çıkmak: 3- Militarizmin tüm yapılanmalarına karşı çıkmak: 4- Vicdani retçileri ve Total retçileri desteklemek: Vicdani ret; kişinin dini, politik ya da ahlaki nedenlerle, ölme-öldürmeye karşı oluşundan dolayı askerlik yapmak istememesidir. Kişi, resmi hizmet karşılığı olarak kendisinden istenen sivil hizmeti de reddediyorsa o artık bir total retçidir. *Vicdani retçi bir asker kaçağı değildir. *Vicdani retçi gücünü bireyin özgür iradesinden alır. *Vicdani ret, bir toplumsal dönüşüm çağrısıdır. *Vicdani ret, savaşın insan kaynağını kurutmayı hedefler ve bu anlamda barış için de somut bir seçenektir. *Vicadni ret bir itaatsizlik eylemidir. 5- Toplumun militarizasyonuna karşı çıkmak: *Militarizm her ne kadar ünüformalı, silahlı bir kurumu ifade ediyor olsa da, toplumsal yaşamın hemen her noktasında, okulda, ailede, işyerinde hatta politik yapılarda bile militairist kültür ve anlayışın yerleşmiş, sürmekte olduğunu görüyoruz. Barışı yakalamak, her türlü otoritenin tahakkümüne dur demek, toplumun üzerimizde oluşturduğu gelenek-görenek baskısına karşı çıkmak istiyorsak, çok uzaklara bakmamıza gerek yok; hayır demeli ve direnmeliyiz. *Militarizmin ideolojisi milliyetçiliktir. Bildiğimiz gibi modern ordular, ulus devletlerle birlikte tarih sahnesinde yerlerini almışlar ve kendilerini sınırların korunması göreviyle ifade etmişlerdir. Bu anlamda kendi varlığını milliyetçiliğe dayandırıp, başka uluslara, hatta aynı sınırlar içindeki azınlık milliyetlere de karşı olmayı ve düşmanlığı körükler. Ulusun varlığının ve sınırların sürekli tehdit altında olduğunu, dışımızdaki hatta içimizdeki herkesin düşman olduğunu vurgular. Şövenizm ve faşizm bu anlayışlardan beslenir. *Militarizm erkekliği yüceltirken, kadın ve eşcinselleri dışlayıp, aşağılayan erkek egemen anlayışa dayanır. *Militarizm ölümü kutsallaştırıp, şehadet gibi kavramlarla toplumun dini duygularının da sömürüsünü yapar. *Militarizm doğa ve çevre ile de barışık değildir. Savaşların yolaçtığı yıkımların yanında, nükleer, biyolojik, kimyasal silahlanmanın ulaştığı boyut, varolan sistemi bir kaç kez yokedecek güce ulaşmış durumdadır. 6- Antimilitarist yapılarda hiyerarşik bir örgütlenme tarzı olmadığı gibi kararlar konsensüs yöntemine göre alınır. Konsensüs bir uzlaşma olmayıp, ortak ve özgür irade temelinde, bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar alabilmektir. Hedef; tahakkümsüz ve şiddetsiz bir yöntem uygulayarak, azınlığın yok sayılmamasını, ezilmemesini sağlamaktır. Her birey diğerinin farklılığını, çözüm önerilerini kabul etmelidir. Ancak böylece saygı, güven ve hoşgörü gelişebilir. Böylece, farklılıkların olumlu bir şekilde değişebilmesi imkanı ortaya çıkabilir. Burada tek ön koşul; grubun benzer bir siyasi anlayışa ve aynı hedefe yönelmiş olmasıdır. 7- Antimilitaristler eylemlerinde itaatsizliği benimser. Bilinen ifade sivil itaatsizlik olmasına rağmen, sivil kelimesinin toplumun diğer (resmi) bir kesimini adeta karşısına aldığı ya da dışladığı için kullanmakatan yanı değiliz. İtaatsizlik, toplumsal değişimin ya da bireyin kendi yaşamını özgürce sürdürme arzusunun önüne geçen/geçirilen gelenek, buyruk, hukuk gibi statükocu anlayışlara karşı galiştirilen bir direnmedir. Hayır demedir. Aslında bu direnme tarih boyunca hep vardı ama itaatsizlik eylemini diğerlerinden ayıran özellikler vardır: *Eylemin kendisi açık olup, öncesinde de, bilinen iletişim yollarıyla topluma açık ve anlaşılır duyurusu da yapılır. Gizlilik ya da yanlış anlamaya yolaçacak davranışlardan sakınılmalıdır. *Eylem şiddet içermez. Şiddetin olmaması, yönetenlere yönelik bir rüşvet olarak algılanmamalıdır. Esas olan tüm toplumun katılımıdır. *Toplumun genel adalet anlayışına dayanır. Bu ise, hem toplumun hem de bireyin çıkarlarının gözetilmesini ifade eder. Bir vicdani retçinin öldürmeme isteği toplumun çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, esasında savaşı topluma dayatmak suç olmalıdır. Bu mantık, birey gibi diğer azınlıklar için de geçerlidir. *Eylemde çifte standart olmaz. (Düşünce Özgürlüğü Girişimi gibi) *Eylem bir sistem projesi sunmaz. Gandi’nin itaatsizlik eylemi başarıya ulaşmışsa da barışçıl bir Hindistan yaratmamıştır. *Eylem meşruiyetini yasalardan değil toplumun adalet anlayışından alır. Bu anlamda yasadışıdır da. Ancak eylemde; gerek bu durum ve gerekse de bu niteliklerin herhangi birinin diğerinin önüne çıkarılmasına izin verilmez. *Eylemciler, eylemin bedellerine katlanacaklarını bilirler. *Eylem, varolan hukuk sisteminin ya da otoritenin kabulünü değil aksine varolan statükoya karşı bir direnmeyi ifade eder.. Kaynak : http://www.savaskarsitlari.org/ |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 144
| Bu başlıkla paralel olarak bence "vicdani red"dinde tartışılması yerinde olur... kurtulush Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 24-09-07 20:35 .Sebep: İmla |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 2,391
| Vicdani red gelişimini tamamlamış, sömürgeciliğe adım atmış ülkelerde insan hakkı olarak görülebilir. Ancak Türkiye gibi toprak bütünlüğünü tehlikeye sokan bir çok düşmanı olan ülkelerde böyle bir haktan bahsetmek bana safça bir istek gibi görünüyor. Komşularımız ayda bir yeni bir harita sunuyorlar basına. Her gün bir başka şehrimiz başka ülkelerin topraklarında gösteriliyor. Ayrıca bir komşumuz yakın zamanda olmayan sebeplerle işgal edilmiş ve diğer ikisi ise tehdit altındayken böyle bir istek elbette kabul görmeyecektir. __________________
ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan sesler, ayak sesleri |
|
| #4 | ||
Felsefe - İnançlar ![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 3,654
| Alıntı:
Neden bir avuc ici kadar ülkelerin parcalanma gibi korkulari yokken, Türkiye'nin bu korkulari var diye hic düsündünüz mü? Bir insan silah tutmak istemedigi halde, onu zorlamanin insan haklari ihlali anlamina gelmeyecegini söyleyebiliyor musunuz? __________________
Turkiye'de yapilan katliamlar unutulmayacaktir... Eger tek bir insan absürd fikir sahibi olursa buna deli diyorlar, bircok insan absürd fikir sahibi olursa buna INANC diyorlar. Robert M. Pirsig | |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,735
| Yugoslavya, Irak, parçalandı. Lübnan bir toparlanıyor bir dağılıyor. Kafkaslar kaynıyor; Gürcistan bile bölünme korkusu yaşıyor. Yüzbinlerce Çeçen, Boşnak ve milyonlarca Iraklı katledildi. İran ve Suriye tehdit altında.... Biz Avrupa'da yaşamıyoruz. Burası Doğu toprakları.... Hani şu Batı'nın hiç aralıksız saldırdığı Doğu toprakları... Vicdani redci olmak Batılılara yakışır. Biraz adam olsunlar da, devletlerinin durmadan Doğu'ya saldırmasını engellesinler. Onlar Doğu'ya saldırıyor ve sömürüden aldıkları payla rahatça yaşıyorlar. Biz Doğulu'yuz, onlar Batılı; onlar vuran biz vurulan.... Hiç Iraklı, Bosnalı, Çeçen vicdani redci olabilir mi ? Biz olabilir miyiz ? __________________
''Kemalist Devrim tamamlanacak (...) Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.'' DENİZ GEZMİŞ, Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7 Gılgamış Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 24-09-07 01:52 . |
|
| #6 | |
İnançlar ve Dinler ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: şarap şişesi..
Mesajlar: 3,033
| Sevişmektir! |
|
| #7 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 144
| Şu ana kadar yazılan yazılardan...Bir insanın özgür iradesiyle savaş karşıtı olmayı tercih edebilmesi hakkınının elinden alınmasının kabul edilir gördüğünüz sonucunu çıkarıyorum...Toplumu geçtim...İnsana bireye güvensizliktir bunun altında yatan... Ben şahsen ifade etmekte hiç bir sakınca görmüyorum ki...O yada bu şekilde insan öldürmeyi öğrenmek istemiyorum.... |
|
| #8 | ||
Admin ![]() Giriş Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 4,543
| Alıntı:
Kaldı ki ''birlikteliği'' silahlar sağlayamaz, sağlamamıştır da. Yugoslavya,Irak parçalandı. Doğru. Ancak Yugoslavya ve Irak'ı da parçalayan silahlardı. Bugün Irak'ta Sünniler ve Şiiler silahlandıkça daha fazla uzaklaşıyorlar. Silahlanan silahlandıranların oyununa gelmiyor mu bu durumda. Daha çok silah Irak'ın bölünmesinin önüne geçebilir miydi ya da Yugoslavya'nın. Sanmıyorum. Peki bu durumda niye silahlanmaya pek bir hevesliyiz ? Birlikteliği silahların sağlayamayacağını söyledik. O halde geriye tek bir seçenek kalıyor. Birlikteliği korkularla sağlamaya çalışmak. Böyle bir birliktelik de pek sağlıklı olmasa gerek. Vicdani red , bu sağlıksız birlikteliğin bir neticesi olarak ülkemizde bırakın kabul görmeyi , resmi olarak tartışılması sakıncalı durumda. Tehdit algıları üzerinden şekillendirilen bir toplumsal yapı içerisinde de bu yapıyı bozacak bireysel tercihlerin kabul göreceğini beklemek saflık olur. | |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,735
| Alıntı:
Doğrudur, silahlarla birlik sağlanmıyor. Korkuyla da olmuyor.... Ama, benim üzerinde durduğum tam olarak bu değil. Eğer Irak'ta, Yugoslavya'da, Lübnan'da birliğin parçaları silahları birbirlerine karşı sıkmada kullanıyorlarsa bir şeyler yolunda değildir. Fakat işgale uğramış ya da işgal tehdidi altındaki bir halkın kendisini savunmak için askerlik yapması anlaşılabilir değil midir ? Şimdi, anası öldürülmüş, kız kardeşi tecavüze uğramış, erkek kardeşi açlıktan ölmüş bir Iraklı'nın ''Ben vicdani redciyim, elime silah alıp ne ailemi ne yurdumu savunamam'' demesi olası mıdır ? Bizimki gibi dört tarafı Batı'nın saldırganlığından dolayı sürekli savaş içinde olan bir ülkede, askerliğin zorunlu olması doğal değil midir ? Yarın öbür gün bu ülke işgale uğradığında, bu ülkeyi hiç askeri eğitim almamışların pek savunabileceğini sanmıyorum. Farz edelim ki, tüm erkek nüfus vicdani redci oldu... Bu ülke işgale uğradığında ''E ama biz bu işten anlamayız. Şurada oturuyoruz güzelce; anam öldürülse ne yazar, aç kalsak ne yazar'' diyebilir miyiz ? Ama Polonya'da, Amerika'da , İngiltere'de oturup vicdani redci olmak haklıdır. Kalkıp taa nerelerden Irak'a geldiler ve yaklaşık 1 milyon insanın kanının döktüler.... Eğer bizim ülkemizde aynı konumda olursa, ben de vicdani red derdim. Fakat bu coğrafya'da zor. Saygılar.... __________________
''Kemalist Devrim tamamlanacak (...) Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.'' DENİZ GEZMİŞ, Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7 Gılgamış Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 24-09-07 23:58 . | |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3,735
| Bu ülkede militaristlerin kralı, ellerindeki Batı silahlarıyla kadın çocuk demeden katillerdir. İzmir'de, Antalya'da, Ankara'da, Dişyarbakır'da dolmuşlara, duraklara, pazaryerlerine bomba koyanlardır. Amerikan M-16'larıyla Mehmetçikler'i vuranlardır. Bunların Kuzey Irak'ta elde ettikleri Amerikan desteğiyle, Bağdatta Amerikan askerleriyle birlikte Iraklı avına çıkanlardan hiçbir farkları da yoktur. __________________
''Kemalist Devrim tamamlanacak (...) Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.'' DENİZ GEZMİŞ, Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7 |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Değeri Nedir? | Godot | Arşiv | 40 | 12-06-07 17:51 |
| İlim nedir ? - Bilim nedir ? | ugurozaltn | Arşiv | 23 | 15-11-05 18:04 |