Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Dünya Siyaseti

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Küresel Isınma nasıl oluşur?

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski20-02-06, 18:19  #1
Benkendim
Guest
 
Mesajlar: n/a
Küresel Isınma nasıl oluşur?



Alıntı:
Gerçekten Türkiye üzerinde gizli oyunlar oynanıyor mu? Cevap "Evet"se sebep ne?

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Anadolu, dünya güç dengelerini etkileyecek sürekli çıkar çatışmalarının odak noktası olmuştur. Çünkü Avrupa, Asya, Ortadoğu, Kafkaslar ve K. Afrika’yı kontrol altında tutabilecek bir noktadadır.

Anadolu’ya hakimiyet ateşle imtihan ister…

Türkiye, üzerinde ve yakın çevresinde dünya geleceğini etkileyecek düzeyde sürekli ve çok yönlü çıkar ve güç çatışmalarına sahne olan hassas bir coğrafi konuma sahiptir.

500 yıl önce haçlı ordusu. Şimdi …

Bush, yaptığı bir resmi konuşmada Ortadoğu daki işgalini “Haçlı Ordusu”na benzetmişti.

İŞTE SİZE BİR SEBEP DAHA:KÜRESEL ISINMA !

ABD’nin tüm Ortadoğu politikasının sadece petrol rezervlerinin kontrolü olduğu tezinden farklı bir şeyler öne sürmek de gerekmektedir. İşin petrol kısmını zaten gazetecisinden strateji uzmanına hatta ilkokul öğrencisine dek herkes sık sık dile getirmektedir.

Peki o zaman başka hangi gerekçeler olabilir ki Emperyalist güçlerin Ortadoğu’yu kontrol altına alma isteklerinin. Bunun cevabı çok farklı bir yerden değil yine Pentagon’un kendi içinden geldi. Askeri Strateji Uzmanı olan ve Pentagon’un sayılı “Şahin”lerinden olan Marshall’ın 2004’te Başkan’a sunduğu ve basına da yansıyan raporuna bakmak gerekir.

Rapora göre önümüzdeki 20 yıl içinde Avrupa’nın kuzeyi aniden çok soğuyacak. İngiltere’nin büyük bir kısmı tamamen buzlar altında kalacak. Hollanda sulara gömülecek. Avrupa’nın İklimi değişecek ve bu yeni “buz devri” insanların göçe, dolayısıyla savaşa zorlayacak. Bu iklim değişiminden Türkiye gibi Güneydoğu Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu etkilenmeyecek.

Peki nasıl olacak da Avrupa 20 yıl gibi iklim değişimi açısından kısacık sayılabilecek bir dönemde buzullarla kaplanacak? Bunu ilk önce şöyle açıklamak gerekir: Bilindiği üzere kuzey yarım kürede ekvatordan kuzeye doğru gidildikçe matematiksel konum gereği güneş ışınları daha az açıyla yeryüzüne çarpar ve sıcaklık azalır. Bu gibi etkilere coğrafya uzmanları kısaca “enlemin etkisi” derler.

Türkiye 36-42 der. Kuzey enlemleri arasında olduğu halde kışın İstanbul’dan yoğun kış görüntüleri geliyor ve sokakta kalanlar donuyorken nasıl oluyor da 50.-58. kuzey enlemleri arasında olan İngiltere’de veya 70. kuzey enlemde bile toprağı olan Finlandiya’daki soğuklarda hala yaşam bulunuyor?
Bunun cevabı şu : KUZEY ATLANTİK AKINTISI.

Peki nedir bu Kuzey Atlantik Akıntısı? Nasıl oluşur? Cevabı şu: Muazzam su kütleleri saatte dokuz kilometrelik bir hızla Karayipler’den Amerika nın doğu kıyısına akıp giden Atlantik’i aşıyor ve son olarak Kuzey Denizi’ne giriyor. Tropik akıntılar Atlantik bölgesine coğrafya kanunlarının vaat ettiğinden daha sıcak bir iklim sunuyor.

Okyanustan Kuzeybatı Avrupa’ya taşınan ısıtma sistemi 250.000 atom santralinin enerjisine eşit. Özelikle de kış ayları bu enerji ihracı olamadan ortalama 5-6 derece daha soğuk olurdu (Buzul çağı ortalaması ile günümüz sıcaklığının ortalaması arasındaki fark 5 derecedir.) Örneğin Norveç’te Alaska soğuğu olur, Almanya Sibirya iklimine döner, İngiltere’de ağaç olmayabilirdi.

Su pompası İzlanda sularındaki dev bir çark tarafından tetiklenmekte. Dünyadaki tüm ırmakların 20 misli suya sahip bir yüzey akıntısı burada hızla soğuyarak ağırlaşır ve 3000 m. derinliğe çökerek güneye doğru akar. Bu şekilde oluşan “dümen suyu” tropikal bölgelerde oluşan sıcak suyu yukarı çeker.

Fakat deniz suyu yeterli tuz içerdiği zaman dibe çökecek kadar ağırlaşarak çarkı tetikleyebilir. Deniz suyu çok daha hafif olan tatlı su ile beslendiğinde “su asansörü” çalışmaz. Yani okyanuslardaki büyük akıntılar felce uğrar. Bu da felaketler zincirini tetikler. İşte iklimbilimciler ve dolayısıyla da Pentagon bundan korkuyor.

Çünkü küresel ısınma yüzünden tropikal bölgelerde daha fazla su buharlaşırsa, kuzeyde daha çok yağmur yağar ve deniz suyunun tuz oranı azalır.
Kuzey Denizi’ndeki sıcaklık motorunun şimdiden arızalandığını düşünen bazı bilim adamları da mevcut. Mesela bundan 3 yıl önce Nature dergisinde, eski ölçümlerle karşılaştırıldığında Kuzey Atlantik teki akıntının %20 oranında zayıfladığını açıklamıştı Danimarkalı araştırmacı Bogi Hensen.

Bir yandan da küresel ısınma buzulları hızla eritmekte tuzlu okyanus sularına karışan tatlı buzullar devamlı tuz oranını düşürmeye devam etmektedir. Yani buzulların erimesi de Kuzey Atlantik Akıntısı’nı durdurucu yönde etki yapmaktadır.

Peki Avrupa’nın küresel ısınma nedeniyle önümüzdeki 20 yıl içinde çok sert bir kış iklimine girmesi siyasi açıdan ne gibi sıkıntılar çıkaracaktır? Cevabı çok basittir. Küresel ısınmadan çok daha az etkilenecek olan Türkiye ve çevresinin bir cazibe merkezi olmaya başlamasıyla başta ABD, daha sonra da İngiltere olmak üzere bu coğrafyalarda “ağabeylik” yapmak isteyeceklerdir. Belki de %30’u kıyılarda yaşayan Avrupa nüfusunun daha içlere göç etme isteği yüzünden yaşanabilir alanlar yüzünden savaşlar çıkacaktır. Tabi ki bu gelişmeleri ABD ve İngiltere kendileri kontrol etmek istemektedirler. O yüzden de yazının başlarında Marshall’ın hazırlattığı küresel ısınma raporundan bahsettik.

Durum ortadadır. Duvar görülmüş, ancak sert mi çarpılacağı yoksa çok sert mi çarpılacağı belli değildir. Bu duvar küresel ısınma ve iklim değişikliğidir. Eğer Kuzey Avrupa 20 yıl içinde buz iklimine girerse gelişebilecek siyasi kaostan Türkiye’nin çok daha az etkilenmesi için küresel ısınmanın savaş sebebi olduğunu bilmesi gerekmektedir. Çünkü dünya bir iklim felaketi yaşarsa Türkiye gibi iç denizler arasında kalmış ülkeler yaşanılabilecek tek yer olacaktır.

Yazan: Murat K.
Bu yazıyı benim e-postama geldi. Sizlerle paylaşmak istedim.

Saygılar
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-02-06, 21:08  #2
ulubatli
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,188

evet, yarından sonra filmini andırıyor. insanların büyük kısmı bilmiyormu. belki bir bilim adamı kadar olmasada biliyor. deprem olacağınıda, özellikle istanbulda olacağını biliyor. kimse çıkıpta 'ya ben bu binanın yapımında usülsüzlük yaptım, çaldım, dayanıksız yaptım' diye söyeyipte hayatını kaybedeceklerin sayısını azaltma yoluna gitmiyor. bir öğrencinin değişiyle:'niye söylesinlerki!'. dünyayı koruma altına alacak bir hukuk yok. ne kadar acı, geleceğin emanetine nasıl bakıyoruz!
ulubatli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski22-02-06, 09:13  #3
dr che
 
dr che'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023

Küresel ısınma da en önemli etken biz insanların kar hırsıyla doğa yı var gücümüzle meta ya cevirmektir.
bilinçli tüketim yerine alabildiğimiz kadar almak,vs.vs.
dünya nın sonunun yarından sonra film i kadar iyi olacağını sanmıyorum.
Saygılar.
__________________
GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE

ERNESTO CHE GUAVERA
dr che is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski22-02-06, 20:57  #4
ulubatli
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,188

bu hırs niye acaba? midesini doldurmaya çalışan gariban da buna etki etmiş olmuyormu? patronlar başsuçlu zaten!! depremde öleceklerin suçlusu kim acaba? kendi evini bile güvenilir yapmayan insanlar var! tüm suç kar etme gayesi gütmekmi? rekabetin dengeli ve adilane olacağı bir durum yoksa bu son gelecek gibi?
ulubatli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-02-06, 12:10  #5
spartaküs
Guest
 
Mesajlar: n/a

bu katliama biz akıllı beyinler hepimiz ortağız
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-02-06, 14:55  #6
dr che
 
dr che'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023

insanın aç gözlülüğü,doyumsuzluğu,medenileşmesi(parfüm olayı)vs.vs doğayı yoketmeye yetti.
__________________
GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE

ERNESTO CHE GUAVERA
dr che is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-02-06, 17:46  #7
Yakamoz
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 7

YazıYORUM


Doğa katliamı ve çevre sorunları toplumumuzda herkes için çok farklı şeyler ifade edip farklı manalar içermektedir.Bunun en büyük nedeni ise gerek fiziksel gerek sosyal boyutta algılandığı için farklılık göstermesidir.
Örnekleme yaparsak;
Hava, deniz,ırmak,göl kirliliği,çeşitli atıklar,orman katliamı,doğal güzelliklerin çeşitli nedenlerle yok edilmesi gibi muazzam bir liste olarak uzayıp gider.
Yukarıdaki sorunların elbette herkesi aynı ölçüde rahatsız etmesi beklenemez.Sorunların nesnel bir boyutu olduğu gibi bu nesnel boyutun ise kişilerden bağımsız olduğuda söylenemez.
Bunlar kişiden kişiye algılama ve öznel değerlendirmesine göre değişir.Belirli sorunlar pekaz bir toplumu rahatsız ediyorsa diğer insanlar ve resmi oteriteler tarafından doğal olarak tabiki ciddiye alınmaz ayrıca bunlar bir toplumsal sorun olarakda değerlendirilmez.
Oysaki yeterli çoğunlukta kişiye veya sayıca az ama etkin baskı guruplarının dikkatini çekip tepki alıyorsa söz konusu olay toplumsal bir sorun olarak değerlendirilir.
20.Yüzyılda artık çeşitli çevre sorunlarından rahatsız olan etkin baskı gurupları ve birçok insan gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde düşüncelerini dile getirip biliçlenmeye başlamıştır.Fakat günümüzde bu bilinçlenme yeterli düzeye ulaşmamıştır.
Sorunların artması doğal yaşam ile insanlığın geleceği konusunda içimizde en iyimser olanlarımızı bile karamsarlığa sürüklemektedir.Yaşanan en büyük sıkıntı ise sorunların giderilmesi için gerekli çalışmanın yapılmaması.
Sorun olarak nitelendirilen konular insanoğlunun somut eylemlerinin sonuçları olarak çıkar,insan etkisi olmaksızın ortaya çıkan doğadaki olaylar birer sorun olarak değerlendirilemez.Buna göre çevre ve doğa kirlenmesi insandan kaynaklandığı için ister istemez acaba insanın kendisimi sorun yoksa insanoğlunun belirli alışkanlıkları ve eylemlerimi sorunlara yol açmaktadır.
Modern hayat dönemini yaşadığımız şu yızyılda teknolojiyi bir güç olarak hem yapıcı amaölarda hemde yıkıcı amaçlarda kullanabilir.Oysaki teknolojik gelişmeler insana kendi amaçları doğrultusunda kullanmaları için verilen bir güç değildir.Doğadaki tüm canlıların yaşamlarını idame edebilmeleri için sorumlulukları ve ödevleri vardır,bu sorumlulukların ev büyüğüde insana düşer.
Ekolojik dengenin korunması ve çevre sorunlarının köklü çözümü için insanların doğayla yanlış ilişki kurmaya sevk eden etkenlerden kurtulması gereklidir.Doğanın bütünlüğü ilkesine göre doğada herşey birbirine bağlıdır,çevreye yapılan herşeyin yan etkileri olacaktır.Doğaya karşı elde edilen her başarının bir bedeli olacaktır.Buda doğanın geri tepmesi ilkesidir.
Peki bu konulara ilişkin toplumlarda ahlaksal duyarlılığı teknoloji attırdığı gibi özellikle telekominikasyon ve medya uzak bölgelerdeki insanlara doğaya karşı yapılan katliyamları tanıtmış fakat bunun yanında insanlara bu konuları bir film seyreder gibi izleme alışkanlığı kazandırmıştır.Bu somut etkiler insanoğlunun duyarlılığınıda etkilemektedir.
Oysaki toplumumuzda geçmiş dönemlerde ahlaki ve kültürel açıdan birçok olumlu çalışmalar yapılmıştır mesela;hayvanların ve bitkilerin yaşamlarına saygı kuş evleri yapılması hayvanların su içmesi için çeşmeler yapılması ağaçları koruma bunun örnekleridir.
Sorunların çözülmesi için yapılması gerekli olan şeylerden biride insanların kafasındaki azgın modern teknolojik gelişme görüşünün silinmesi ve yerine çevremerkezci bir görüşün konulmasıyla olacaktır.
Şunu unutmayalımki doğru dünya görüşü ekolojik ve doğa dengesinin korunması görüşüdür.Bu görüşün toplumun tüm bireylerince benimsenmesi dileğiyle herkese saygılar.
__________________
[SIZE=1][COLOR=Magenta][FONT=Tahoma]Çocuklarınıza Düşünmeyi ve Araştırmayı Öğretin Konuşmayı Nasıl Olsa Öğrenirler...[/FONT][/COLOR][/SIZE]
Yakamoz is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-02-06, 18:19  #8
ulubatli
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,188

Alıntı:
Sayın dr che şöyle demiş:

insanın aç gözlülüğü,doyumsuzluğu,medenileşmesi(parfüm olayı)vs.vs doğayı yoketmeye yetti.
hani yaz ayında sıcak, ter falan diyerek kullanılıyor anladıkta kışın neden kullanılıyor :D
ulubatli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski27-02-06, 09:14  #9
dr che
 
dr che'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023

Alıntı:
Sayın ulubatli şöyle demiş:

hani yaz ayında sıcak, ter falan diyerek kullanılıyor anladıkta kışın neden kullanılıyor :D
Sayın Ulubatli
Kışında herhalde sıcak tutuyor :-)
__________________
GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE

ERNESTO CHE GUAVERA
dr che is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski27-02-06, 15:30  #10
ulubatli
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Ülke / Şehir: konya
Mesajlar: 1,188

Alıntı:
Sayın dr che şöyle demiş:

Sayın Ulubatli
Kışında herhalde sıcak tutuyor :-)
sıcak tutsun, o sıcak kendilerinde kalsın. dünyayı niye ısıstıyorlar arkadaş! :D
sayın dr che, insanlık bindiği dalı kesiyor! ah nasılettin hoca, ah :D
ulubatli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Ne kadar demokratız? Anadolu Türkiye Siyaseti 39 15-12-06 01:53
Hızlandırılmış Türk Vatandaşlığı seha Arşiv 16 18-08-06 22:06
Ekran Kartları Nasıl Çalışır? melek Bilişim 6 12-02-06 02:19


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 15:19.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz