"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,472
| Mehmet Uzun (d. 1953, Siverek-Urfa -ö. 11 Ekim 2007, Diyarbakır ) Kürt asıllı Türk vatandaşı yazar. 1977 yılından beri İsveç'te yaşayan Uzun, Kürtçe, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. 1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan Uzun hakkında Türkiye'de çok sayıda dava açıldı. Mehmet Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı. Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı. Aynı yıl Türkiye Yayıncılar Birliği'nin her yıl verdiği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü'nü, roman sanatına ilişkin belirleyici katkılarından dolayı Berlin Kürt Enstitüsü'nün Edebiyat Ödülünü, edebiyat ve sözün özgürlüğüne ilişkin duruşundan dolayı İskandinavya'nın en önemli ödüllerinden olan Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülünü ve 2002'de İsveç kültür yaşamına sunduğu katkılarından dolayı İsveç Akademisi'nin Stina-Erik Lundeberg Ödülü'nü aldı. Uzun süredir yakalandığı mide kanseri nedeniyle tedavi gören ünlü edebiyatçı Mehmet Uzun,11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi http://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmed_Uzun __________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... Meyman Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-10-07 10:39 . |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,472
| Kendisiyle aynı toprakların insanı olmamız,hatta hemşehirli olmamız bana ayrı bir gurur veriyor.Tüm anadolunun başı sağ olsun.. __________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: Uzak
Mesajlar: 68
| Yitik bir aşkın gölgesinde adlı kitabı yazarın en etkileyici eseriydi. |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2007 Ülke / Şehir: ist.,çorum,samsn
Mesajlar: 882
| kendisini tanmıyorum..daha da bir kitabını okumadım ama bir kitap yazabilecek kadar yazarlığı olan insanları takdir etmek gerek..ayrıca şimdi sizden öğrendim..kitaplarını bulursam okumak isterim.. başımız saolsun..bir yazarı kaybettiğimiz için... saygılarla.. __________________
Tacitus: Devlet ne kadar yozlaşmışsa, o kadar çok kanun olur. Simon Cameron: Dürüst politikacı, bir kere satın alınınca taraf değiştirmeyen politikacıdır |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,579
| Türkiye'nin geçmiş hatalarından biri de hemen her düşünür ve yazarın 12 Eylül nedeniyle ülkeden sürgün edilmesidir. İnsanın memleketinden uzak olması,hatta babasının son günlerinde onun yanında olamaması gerçekten acı verse gerek... Ayrıca kendisinin son açıklamalarına da önem verilmeli.Sanırım kendisi zamanın ona verdiği tecrübe ile mantıklı bir çağrıda bulunmuş... Kendisine Allah'tan rahmet dilerim __________________
Birer birer, biner biner, biner ölürüz Yana yana, döne döne, yine geliriz ay canım Biz dostu da düşmanı da elbet biliriz Vurulup düşenler gülüm, darda kalmasın ay canım |
| #6 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Bende çok üzüldüm.Allah rahmet eylesin.Kalemi çok güçlüydü.Ama söz uçar yazı kalır demişler.Kitaplarıyla yaşayacak... __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,472
| Alıntı:
__________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... Meyman Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-10-07 17:30 . | |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,472
| Derler ki, filler öleceklerine yakın sürüden ayrılır ve bir başlarına, doğduğu topraklardaki mezar yerlerine yürürlermiş. Kendilerinden öncekilerin de yaşamla vedalaştığı anayurtlarına yorgun adımlarla yaptıkları bu son yolculuğun ardından bir mağarada inzivaya çekilir, ölümü beklerlermiş. Asırlar sonra toprak kazıldığında, ille kendi toprağına gömülmek için ölüme yürüyen yaşlı fillerin toplu mezarlığında, kemikleri yan yana, koyun koyuna bulunurmuş. * * * Böylesi bir son yolculuktu Mehmed Uzun'unki... O da uzun bir sürgünde, "içindeki canavar" vücudunu hepten işgal edince anayurduna dönmüş, doğduğu coğrafyada ölmek istemişti. Toprak çağırmıştı sanki... 4 ay önce görüşmüştük, Diyarbakır'daki Hamravat evlerinde... Hazirandı. Şeyhmus Diken'le bizi karşıladığında doktorunun el sıkışma, kucaklaşma yasağını delmişti; içtenliğin karşı konulmaz coşkusuyla... Bir gül bahçesinin ortasında oturmuş, söyleşmiştik. Üzerinde çalıştığı yeni romanı göstermişti, sevinçle... Yasak bir dilde yaşamıştı uzun süre... Anasından duyduğu, rüyasını gördüğü dilde konuşması, yazması yasaktı. Ama o, konuştu, yazdı. Bu yüzden de erken yaşta sürgünle tanıştı. Yasaklanmış, kovulmuş bir dili, sürgünde yaşattı, büyüttü ve nihayet onun sürgün vermesine, salıverilmesine de tanıklık etti. Biz gittiğimizde kendi yurdunda, anadilinde basılmıştı kitapları: Yorgun gözlerinden sıcak ışıklar saçarak "Hep hasretini çektiğimiz şeydi bu" demişti: "Kitapları getirdiklerinde öyle mutlu oldum ki... Bir şarap açtık arkadaşlarla, kutladık." * * * En çok da barışı konuşmuştuk o gün... Uğruna kabristanlar doldurduğumuz o yaralı kuşu... "Hem Türklerin, hem Kürtlerin politikası tıkandı" diyordu. "Eski dar ideolojik kalıplardan kurtulmamız, demokratik bir evrim geçirmemiz, yeni bir heyecan yaratmamız lazım. Kavgaya değil, sükûnete ihtiyacımız var." Bir akil adam sağduyusuyla konuşuyordu. Hem herkese kızarak, hem herkesi kucaklayarak... Farklılıklardan ziyade, ortaklıkların altını çizerek... * * * Lakin, eski bayramların tadı gibi azalıyor paydalarımızın ortaklığı da... Ben ki sevmem, öyle herkesin aynı telden çaldığı, tek tip hassasiyetleri... benzerliklerden ziyade farklılıklara tutkunumdur. Yine de bilirim ki, onca çiçek bunca farklı açıyorsa da, hepsi aynı suyun, aynı toprağın, aynı güneşin mahsulüdür. O sudan, o topraktan, o güneşten mahrum kalırlarsa kururlar. Ve birbirinden farksızdır kurumuş çiçekler... O yüzden ortaklık bağlarını önemserim. Anayasada yazılanların ötesindedir o bağlar... Mesela Babam ve Oğlum'un aynı sahnesinde akan gözyaşındadır. Sarı Gelin başladı mı kendiliğinden mırıldanan dudaktadır. Bir toplu kahkahada, bayramda, güllaçtadır. * * * Çok fark etmesek de, bizi bize bağlayan o kıymetli bağlardan biriydi Mehmed Uzun da... Onu bildiğinden anayurdunda ölmek istemiş, uzun bir yolculuğun ardından doğduğu topraklarda inzivaya çekilip eceli beklemişti. Muhtemelen yokluğunu, varlığından çok hissedeceğiz. Onca arzuladığı barışı göremeden ölmesine kahredeceğiz. Ve yıllar sonra kana doymuş toprak kazıldığında onu da, o yaralı kuş uğruna kabristanlar dolduranlarla birlikte yatar bulacağız; ....yan yana, koyun koyuna http://www.milliyet.com.tr/2007/10/13/yazar/dundar.html __________________
Doğrudur ,biz hayatı severiz ama yaşamaya değil sevmeye alıştığımızdan.... Meyman Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-10-07 17:32 . |
| #9 | |
Uzaklaştırıldı ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: Orasi
Mesajlar: 1,256
| Tüm Kürt halkinin basi saolsun... |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007
Mesajlar: 97
| Barışın destekçisi, Türk ve Kürt yazın dünyasının önemli bir kazanımıydı Mehmed Uzun... Sürgünde yaşadı ama kendi topraklarında can verdi ve Kürtçe dil ve kültürü çok büyük bir kalemini yitirdi... "Aşk gibi aydınlık, ölüm gibi karanlık..." Güle güle git insan dostu... |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ünlü Yazar Mehmet Uzun kansere yakalandı | stran | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 13 | 05-04-08 05:03 |
| Büyük Taşlar | ozkankirim | Arşiv | 4 | 03-07-06 17:34 |
| Büyük Eserler Nasıl Yazılır? | realsnatch | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 0 | 04-03-06 01:25 |