"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Yaralayan sevgidir belki/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 84
| Yaşlı ve çirkin bir tüccar; karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş... Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki tüccar, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. Onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf ve çirkin bedende hiç yara açılmadığını, can alıcı darbelerin hiç iz bırakmadığını görmüşler.. Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler... Ancak en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile tüccara hiç bir şey yapamıyormuş.... Sonunda korkup kaçmışlar.... Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, ama bu kez 'aşk' adına, tüccarla sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış... Gelgelelim, güzel kadının her dokunuşunda tüccarın bedeninde yeni bir yara beliriyormuş. Dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar... Yaralar, içten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda tüccar kanlar içinde kadının kollarına yığılmış, ölmüş.... Tam da bu türden hayatlar yaşamıyor muyuz ? Aşktan bunca korkmamız da bu yüzden değil mi ? Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz. Çünkü zaten, her yanımız kılıç yaralarıyla dolu. Ama bir şekilde kapanmış, kabuk bağlamış yaralar onlar.... Nasıl yapmışsak yapmışız, üstesinden gelmişiz... Ama biri, o kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında, yaralar tekrar açılıveriyor ve hepsinden oluk oluk kan akmaya başlıyor.... Birine teslim olduğumuzda, kendimizi anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan revan içinde kalıveriyor.... O yüzden değil mi kendimizi tutmamız? Birine teslim olmaktan korkmamız? Tedirgin bir şekilde ortalıkta dolanmamız? "Anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız. "Bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız...." Gabriel Garcia Marquez Hikaye söyleyeceğinı söylüyor.Sonsuz uzaylar açıyor beyinlerimize... Dewreso Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-10-07 20:21 . |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 84
| Bir “Merhaba” yazısı için pek de çalakalem kalan lakin mevsim normalleri çerçevesinde sıcak bulunabilecek bu yazıyı, anlayışla karşılayacağınızı umarak tasarısız, çıplak düşüncelerle yazıyorum. İki seven insan birbirlerine hiç kavuşamadılar. Zalim eller onları ayırdı. En son rüyasında onu çağırırken görmüştü.... Bir daha hiç göremedi ve bu yazıyı yazdı belki birgün okur diye.... (Yazıldı bir kere, okusa ne olur okumasa ne...) Bir rüya gördüm... Sarı saçlarıyla o dünya güzeli oradaydı Onu bir defa görmek için Allah’a çok dua etmiştim ve O o anda karşımdaydı.. Ellerimi uzattım ve yanağına dokundum.. Her şeyiyle o kadar gerçekti ki.. Bana beni ne kadar çok sevdiğini Fakat onunda itiraf edemediğini söyledi.. Belki oda benim gibi çekingendi.. Birden Allah’a içimden şükrettim.., Ve neden bilmiyorum tam o anda rüya gördüğümün farkına vardım... Ve uyanırım diye ödüm koptu... Ya uyanırda onu kaybedersem, Ya uyanırda onu da yanımda bulamazsam Korkusu düştü bir an içime... Fakat gece her zamanki gibi zalimliğiyle o lanetli Sabahı getirdi..yine.. Birden yerimden doğruldum.. İçimde bir buruk acı ile uyanmıştım. Sanki kalbim acıyordu.. Ve şunu anladım ki... rüyası bile aklımı başımdan almaya yetmişti.. (Aklım başıma yarım saat sonra gelmişti...) Şimdi mi? İçimdeki bir buruk acı ile onu her hatırladığımda dua etmeye devam ediyorum.. Bir daha umarım onu rüyamda görürüm diye...Belki o sefer uyanmaktan vazgeçerim.. Yazılarım konusunda benden yana teveccüh gösteren dostlara, teşekkürlerimin ne gibi iç duygular barındırdığı ve yüzümdeki gülümsemeyi niteleyen ön adların neler olduğu sorularının yanıtlarını sizlerin hâyâl gücüne bırakır; sevgi, sağlık ve esin dolu günler dilerim... Hepinize Teşekkürler ..esenle kalın.. |
|
| #3 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 84
| İnanıyordum ona, tüm söylediklerine ve hiç yapmadıklarına. Öyle ki, yenileceğimi bilerek, ama duygularım uğruna savaşmadan vazgeçilecek kadar basit olmadığından, yel değirmenleriyle savaşan o şövalye gibi savaştım aramızdaki imkansızlıkla. Ama iki kişinin olduğu bir sandalda tek başıma kürek çekerken, git gide gücümü ve inancımı yitirerek yorgun düştüm ben de sonunda. O ne aradığını bilmeyen bir balıkçıydı; hangi denizde ne tutulur, hangi balık çıkar, hatta o tutabilir mi? bilmiyordu. Olması gerekenler ve olmaması gerekenler, hangisi ve ne zaman? diye bocalamanın dışında hiçbir şey yapmıyordu. Evet, belki de beni sevemeyecek kadar yufka yürekliydi ve “Eğer bir gün yanına gelmek istersem?” dediğimde bile o yine kendine güvenemedi, benim kadar cesur olamadı! Zamanlarca, öyle hiçbir şey yapmadan, ancak ona yardım edebileceğime inanıp durdu. Yalnızca olduğum için Allah’a, olduğumu öğrendiği için kaderine, beni tanıdığı için şansına ve ona aşık olduğum için sadece beni sevmeyi yeter sandı. Yetmedi bebeğim... İçindeki sevgini her şartta koruyabildiğine inansan da ve uzun yolculukları göze alabildiğini düşünsen de söylesene, aslında hangi düşünü gerçekten yaşamak istedin ve yaşatmak için çabaladın ki sen! İşte bu yüzden ‘ilk görüşte aşk’tın, daha ilk görüşmemizde imkansızlığa dönüşen! Bu aşk sadece bir çıkmaz sokaktı… |
|
| #4 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 84
| Bazen öyle birisi çıkar ki karşınıza, öyle bir zamanda girerki hayatınıza, daha önceki ilişkilerinizde yaşadığınız tüm olumsuzlukları unutturur birden. Ne kadar korusanız da kendinizi birkez daha acı çekmemek için, karşı koyamazsınız duygularınıza. Çok fazla direnmez ve bütün kapılarınızı açarsınız ona. Ve hadi dersiniz "Gel içeri, gel ve aşkını ispatla bana " Her şeye rağmen gerçekten sevmeye ve sevilmeye, aşkın varlığına tekrar inanabilmek için o kadar ihtiyacınız vardır ki. Bu kez herşey çok güzel olacaktır. Beklediğiniz insanın o olduğuna emin olmasanız bile, öyle olmasını istediğiniz için buna kendinizi inandırmışsınızdır bir kere. Tüm canayakınlığı, güzelliği, sempatisi ve sevgi dolu görünüşüyle gelir ve girer sevgiyle açtığınız kapıdan içeriye. Onunla yeniden herşey çok güzeldir işte. Sevdiğiniz zaman tam seversiniz çünkü siz. Sınırı yoktur ve hiçbir zaman olmamalıdır sizin sevginizin. Ya heptir ya hiçtir felsefeniz. Ölmek var Dönmek yoktur. Var oluşunuzun nedenidir sevgi. Hayatınıza girmesine izin verdikten sonra ondan başka hiçbirşey önemli değildir sizin için. Aşk kapınıza gelmiştir bir kez daha. Nereye giderseniz beraberinizde onu da götürür, gözlerinizi kapatınca onu görürsünüz. Öyle içten, yalansız ve çıkarsız sürüyordur ki ilişkiniz, bir gün bitebilecegini aklınıza getirmek istemezsiniz. Her şeyin çok güzel gitmesi, bir sonu olabileceği gerçeğini değiştirmez yine de. Sizin istediğiniz, aşkın varlığını ispatlamasıdır size. Ama onun amacı size aşkın varlığını ispat etmek değildir. Deneme yanılmayla kendisi için uygun insanı arıyordur o aslında. Ve yanılmıştır yine. Aşk için seçtiği yol sizi inciten yanlış bir yoldur ama yanılmış olsa da iyi bir insandır. Sizi kırmadan uzaklaştırmak için kendisinden, klasik "kendinden soğutma" oyunlarını oynamaya başlar sonra. Bu oyunların sizde işe yaramayacağını anlamayacak kadar az tanımıştır sizi. Siz bilmezsiniz o oyunları. Aşka en sahici yolu olarak bakanlardansınızdır siz çünkü. Aşk varsa eğer gerçektir sizin için ya da hiç olmamıştır. Oyunları işe yaramayınca daha fazla dayanamaz ve; "hiç sevmedim seni çok çalıştım ama beceremedim. Beni anla ve affet ne olur. Aslında ne kadar istesemde kimseyi sevemiyorum" der. Yada "Çok düşündüm, sen çok iyi bir insansın, inan seni üzmek istemiyorum. Hayatım çok karışık. Bunu hak etmiyorsun ama bu aralar kendimle bir savaş veriyorum ve bu savaşta yanımda olmanı istiyorum " der. Siz onun için hayatınızı ve geleceğinizi sorgulamaya başladığınız sırada söyler bunu hemde. Sizin için ne kadar inandırıcı olmasada söyledikleri, artık onu kaybetmişsinizdir bir kere yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Aşkta mantıkta yoktur sizin için gururda yoktur, olmamalıdır da. Bu yüzden biraz daha gidersiniz üstüne son bir şans için. Hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıp "Seni hala seviyorum" diye bağırabilmek için her zaman geçtiği yerlerde beklersiniz. Ama göremezsiniz. Görmedikçe ona daha çok bağlanır, uzaklaştıkça daha çok yakınlaşırsınız ona. Ama bütün gemileri yakmıştır o artık. Önce beyninde bitirmiştir ilişkinizi, sonra da kalbinden çıkarıp atmıştır sizi. Çok uzun değil, daha bir gün önce yüzündeki o küçücük tebessümüyle sizi sevdiğini söylerken, gökyüzünden kendisi ve sizin için birer yıldız seçerek hayatınıza küçük anlamlar katan o güzel insan, hayatınızı kabusa dönüştürür aniden. Birdenbire kapatır kalbinin kapılarını, yasaklar kendini size. O acımasız yüzünü gösterir bir kez daha size hayatın. Ne olduğunu anlayamazsınız. Duvara çarpmışsınızdır. Kendinize güveniniz ve bütün güzel duygular altüst olmuştur. Hayatı kendinizde aramaya başlarsınız yine. Öyle ya, eğer yanlış bir şey yapılmışsa bunu hep kendisinde arayanlardansınızdır siz. İyilik ve güzel şeyler için varsınızdır çünkü. Hatalarınızı sorgularsınız bu kez. O size "suç sende değil, kendimle savaş veriyorum, hata bende" dese de bunu kabullenmez ve nerede yanlış yaptığınızı anlayabilmek için çırpınır durursunuz. Sonunda yine bütün hatayı kendinize yüklersiniz. O yüzden her seferinde biraz daha dikkatle ve tereddütle başlarsınız yeni ilişkinize. Bir yanınızı hep korunaklı tutarsınız. Uzun süre açmazsınız kapınızı kimseye. Ve her seferinde daha zor açarsınız kapıyı oradan içeri girmek isteyene. İşte aşkın öteki yüzü... |
|
| #5 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 25
| Sanmıştı,tüketmişti.Bir yol ayıracıydı yazdıkları tükenmez dedikleri ne cabuk kaçmıştı .Ne yapalım şimdi bitsin mi bunlar yağmur yağsa daha mı güzel olacak .Hem anlam yüklediğimiz şeylerden vazgeçip birazda anlam(sız) yazalım imgelerimizi kaçalıp tüm kalabalıklardan ,biz olan bizdedir onu bulamayız mı başka denizlerde. Kaybolur ,yok olur ,parçalanır elleri düşünmeden yazılanlar anlamsız olanlar daha bir anlam katıyor sanki. Bu soruyla başladı bari cevapla bitmesin hayat bir soru olsun soruyla hikayemiz devam etsin diyelim... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bu da benim rüyam! | mayıs | Öykü ve Denemeleriniz | 119 | 07-09-07 22:30 |
| Aşk'a Cevap 2 ! | mayıs | Şiirleriniz | 75 | 24-07-07 20:32 |
| Yazı yazmak... | melnur | Öykü ve Denemeleriniz | 14 | 10-06-06 22:53 |
| Arkadaslar neredeler? Belki de saatler sasiyor... | canugur | Arşiv | 4 | 18-10-05 15:19 |