| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Yazı Yazmak!/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 43
| Yazı Yazmak!(deneme) İNSAN NEDEN YAZAR? İnsanlar neden yazı yazarlar? Neden yazı yazmak isterler? Bu bir ihtiyaç mıdır? Yoksa sanatsal bir tatmin ya da bir tür ruhsal doyum mu? Bana kalırsa, hepside. Evet hepside. Çünkü insanın yazı yazma tutkusu birkaç sebeple açıklanamaz. En azından o kadar basit bir arzu değildir. İnsanı yazmaya iten bir çok sebep olduğunu düşünüyorum. Bence, insanın yazı yazma tutkusunu araştırmak için çok eskilere, yazının ilk bulunduğu devirlere gitmeli. Şaşırdınız mı? Yok yok, şaşırmayın! Eğer yazıdan bahsediyorsak onun ilk ortaya çıktığı günlere gitmemiz son derece normal. İnsanoğlunun yazıyı bulması bir ihtiyaçtan ileri gelmiştir. Bu ihtiyaç iletişimdir. Evet! İnsanlar iletişim sağlamak, duygu ve düşüncelerini çevrelerindeki diğer insanlara aktarmak, onlarla paylaşmak için yazıyı bulmuşlardır. Yazının bulunuşunda iletişim gereksinimi önemli rol oynamıştır. Yani bu, doğal bir ihtiyaçtır. Yazının bulunmasıyla birlikte yepyeni bir dönem başlamıştır ki, bu da onun insanlık için ne kadar mühim olduğunun bir kanıtıdır. Dünya üzerinde yaşayan birçok farklı kavim, millet ya da toplulukla birlikte yine bir çok farklı alfabe, yazı ve diller meydana gelmiştir. Yazının her yönüyle gelişmesi onu medeniyetler arasında kültürel zenginlik unsurlarının oluşmasında önemli bir etken konumuna getirmiştir. Zamanla yazının çeşitlere ayrılması; hikaye ve romandan tutun da destan ve mitolojik öykülere değin bir dizi kültürel zenginliğin oluşmasını sağlamıştır. Biz bu zenginliğe edebiyat diyoruz. Edebiyat sanatsal bir olgudur. Bir şeyi sanatsal yapan şeylerin en başta geleni onun estetik olması, daha açık bir ifadeyle insana hoş gelmesi, bir beğeni olmasıdır. Bu estetik anlayışı da edebiyatta mevcuttur. Bu durumu ise edebiyatta “edebi” kelimesi ile karşılıyoruz. Sanat insan ruhunu doyuran en güzel uğraşlardan, edebiyat ise sanatın en köklü ve yaygın kollarından biridir. Yazının gerek yazan kişiye gerekse de okuyan kişiye zevk vermesi onun edebi oluşuna, daha doğrusu edebi oluş seviyesine bağlıdır. Ve insanoğlu tarih boyunca hep yazmıştır. Hep daha iyi daha güzel olmasına çabalayarak. Bu durum yazı tarihi boyunca bir sürü mükemmel eserin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Günümüzde ise yazı yazma isteği iletişimden ziyade bir tür biyolojik ihtiyaç haline gelmiştir. Dünya o eski bildiğimiz dünya değildir. Küreselleşme ismini verdiğimiz yeni ortaya çıkan bir değişimle birlikte dünya küçülmüş, dev bir köy halini almıştır. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen bilim ve bunun olağan sonucu olan teknolojik gelişmeler insana sağladığı sayısız kolaylığın yanı sıra beraberinde bir o kadar da problem getirmiştir. Bu değişimlere ayak uydurmaya çalışan insanoğlu bir yandan da farkında olmadan makineleşmiştir. Adeta bir robot gibi olmuştur. Ruhsal ve sanatsal doyuma ulaşmak bir yana, doğru dürüst birbirleriyle konuşamaz hale gelmiştir. Bu konuşamama durumu günümüzün en ciddi problemlerinden olan depresyon ve stres dediğimiz psikolojik ve ruhsal bozuklukları ortaya çıkarmıştır. Bu problem insanı içine kapalı hale getirmiştir. Tamamen içine kapanan insan büyük bir düşünce yoğunluğunun girdabında kaybolmaya başlamıştır. Bu girdap giderek insana daha fazla rahatsızlık vermeye başlamıştır. Çok düşünüp konuşamayan insanın hali büyük kalabalıklar içinde yalnızlık çekme halinden başka bir şey değildir. Kendi kendine konuşan insanın bu iç konuşması bir süre sonra son haddine varır. Düşünce bombardımanı patlak verir. Ve insan yazmaya başlar. Artık onun için yazmaktan başka çare yoktur. Rahatlaması için en iyi yol budur. Bir de bütün bu saydıklarımızın dışında yazı yazmaya iten bir başka sebep vardır. Bu ise yazma tutkusudur. Bazı insanlar vardır, yazı yazmadan duramazlar. Bu tür insanlar başından geçen ya da tanık oldukları her olayı hemen kaleme almaya çalışırlar. Alırlar da. Çünkü onlar yazar ruhludurlar. Bu sanki onların damarlarında dolaşan edebi bir beceridir. Yazmazlarsa, hiç şakası yok; çıldırıp, ölebilirler. Her ne sebeple olursa olsun yazı yazmak güzel şey. İyi ki yazı var. İyi ki yazanlar var. Ne mutlu yazanlara ve tabi ki yazılanları okuyanlara... __________________
SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ? realsnatch Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-03-06 01:37 . |
|
| #2 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 2
| Yazı yazmak yaşamaktır.Ölümsüz olmaktır Yazmadığım günler kayıptır benim için ...Yanarım.Avucumun içinden kayıp giden insanlara sanki...Onları da ölümsüz kılmak isterim sanki.O zaman onları hiçbir zaman kaybetmeyeceğimi zannederim belki.Kimbilir? |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 43
| Kesinlikle katılıyorum lale.... yazı yazmak bir tutkudur.Ne mutlu o tutkunlara ![]() __________________
SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ? |
|
| #4 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Alıntı:
Yazı yazmak birazcık narsist olmaktır. Hayata, karşı koymaktır. Direnmektir. Yaşanan hayata bir şekilde karşı koyamamanın kendi içindeki alternatifini yaratmaktır...yazı yazmak! Ahmet Altan, sanıyorum ilk romanında söyletir kahramanına: "...sevseydim, bir kez olsun sevebilseydim eğer...yazmazdım! Sevmek yeterdi bana!" Yaşayamayanlar, yazmaya çabalıyor, sanıyorum... Johannes gibi... Belki, hepimiz gibi... | |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Yazmak, yaratmaktir. Insan icin, yikici, yok edici her seye karsi bir direnme, bilinmeyenin hismindan korunma ve hayatin yüregine dogru hic kimseyi, hic bir seyi disarida birakmadan kucaklayabilme cesaretidir yazmak. Bedeli olsa dahi... saygilar __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 458
| Yazmak yüzleşmektir. Kendinle yaşadıklarınla yaşamak istediklerinle yaşayabileceklerinle yüzleşmektir. Eski yunanda sanat acının nesnel bir kalıba dökülmesi olarak tanımlanırmış. Yazmak özgür olmaktır. |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 801
| Yazı yazmak BEDEL ÖDEMEKTİR. |
|
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Yazı yazmak özgür düşünceleri gönlünce yazarsan güzeldir. Başkalarını övmek ve yaranmak için ve onlardan övgü alamak adına yapılırsa buna yalakalık denir. Başkalarının kör ve kara düşüncelerini desteklemek adına yazı yazılalırsa buna da kölelik ve körlük denir. Herkese saygılarımla. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023
| Yazı yazmak Anlatma,dinleme,düşünme,eleştirme,kendinle yüzleşme,öz eleştiri yapmaktır. Aslında düşündüğün dünya ile gerçek dünya arasındaki farkları yaşamaktır. Saygılar. __________________
GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE ERNESTO CHE GUAVERA |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 43
| Haklısın, sanat hayatla yüzleşmek ve özgür olmaktır, ancak Eski Yunan'daki "Sanat, acının nesnel bir kalıba dökülmesidir" düşüncesine katılmıyorum. Sanat acıyla birlikte sayısız zıt ve paralel duygunun yansımasıdır. Yani yansıyan tek tema acı değildir. ayrıca, bütün sanat eserlerinde sanatçının duygu ve hayalleri esere farklı oranlarda yansır. sanat eserini sanatçıdan bağımsız düşünemeyiz. Sanatçının kendi iç dünyasının yansımaları eseri biçimlendirir. Bu anlamda sanat; acıların ve birçok duygunun filizlenip, çiçek açmasıdır. Bu çiçeklerin güzelliği nisbetinde eser hayat bulur, klasikleşir ve hatta ölümsüzleşir. __________________
SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ? |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Düşündüren bir yazı | ibra | Öykü ve Denemeleriniz | 2 | 20-12-06 16:57 |
| Başlıksız Yazı | ibra | Konu Dışı | 22 | 10-12-05 12:44 |
| Samimi bir yazı | Antioksidan | Arşiv | 52 | 07-12-05 15:02 |
| Din-Bilim Iliskisi | azadli | Arşiv | 101 | 07-10-05 16:49 |