Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Dünya Siyaseti

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Venezuela'da, Chavez yanlıları gösteri düzenledi

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski04-11-07, 22:18  #1
fenerbahçeli
 
Giriş Tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 3,963
Venezuela'da, Chavez yanlıları gösteri düzenledi





Başkent Caracas'ta Devlet Başkanı Chavez'in önderliğinde dün sokaklara dökülen yüz binler, ülkede sosyalist dönüşümlerin önünü açan anayasa değişikliği paketine desteğini dile getirdi. Coşkulu kitle 2 Aralık'ta yapılacak halk oylamasında sosyalizme bir adım daha yaklaşma sözü verdi.



DIŞ HABERLER Venezuela'nın başkenti Caracas'ta, emperyalist medya tarafından büyütülerek verilen muhalefet eylemlerinin ardından bu kez de Devlet Başkanı Hugo Chavez yanlıları gösteri düzenledi.

Chavez yanlısı gösterilerde alışık olunduğu üzere kırmızılar giymiş yüz binlerce kişinin ve birçok bakanın da katıldığı dünkü yürüyüş sırasında "Chavez'e evet" sloganları atıldı.

Venezuela Parlamentosu, 2 Kasım'da, ülkede sosyalist dönüşümlerin yolunu açan anayasa değişikliği paketini onaylamıştı. Anayasada toplam 69 değişiklik öngören paket, 2 Aralık'ta halkoyuna sunulacak.

Anayasa değişikliklerinin onaylanması durumunda hükümet, mahkeme kararı olmadan özel mülkiyeti kamulaştırabilecek, Merkez Bankası tamamıyla hükümetin kontrolü altına girecek ve kooperatifler tarafından yönetilen yeni bir mülkiyet türü oluşturulacak.

Devlet Başkanı Chavez, mitingde halka seslenerek, "2 Aralık'ta, hava karardığında dünyaya yeni bir zafer sunacağız; "evet" oylarının zaferini..." diye konuştu.

http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=25690
__________________
Yok!

fenerbahçeli Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-11-07 17:41 .Sebep: linkin içeriğini değiştirdim.
fenerbahçeli is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 00:03  #2
sodalimon
 
sodalimon'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 348

Hava karardığında dünyaya yeni bir zafer sunmanın zamanı geldi!

Bu söze bayılıyorum!
__________________
Yaşasın Milli Mücadele! Yaşasın Mustafa Kemal!
sodalimon is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 09:44  #3
redyellow
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 5,922

ABD'ye karşı dik duruşundan dolayı Chavez'i destekliyorum. ABD kendisine uşak olmayan liderler için uyguladığı politikayı mutlaka Chavez'e karşı da uygulayacaktır.

Ülkeyi karıştıracak, olaylar çıkacak, terör olacak vs.

Venezuela halkı liderlerinin arkasında dik durmalılar.
redyellow is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 18:48  #4
Mütercim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186
CHE GUEVERA RUHU

Devrimin Zaferi"nin 40. yılı olan 1 Ocak 1999 tarihinde Kübanın Santiago şehrindeki Cespedes parkında yapılan ana kutlamalarında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri ve Eyalet konseyleri ve bakanlar kurulu başkanı Fidel Castro Ruz tarafından yapılan konuşmadır.

- Devlet Konseyi Tutanaklarının İngilizce çevirisinden Türkçeye çevrilmiştir.

Santiago Halkı:

Kübanın her yerindeki yoldaşlarım:
. 1 Ocak 1959 gecesini hatırlamaya çalışıyorum; her şey sanki şimdi oluyormuş gibi o günleri yeniden yaşıyor, her detayı ve olan bitenleri gözümde canlandırabiliyorum. Kaderimizin 40 yıl sonra aynı yerde Santiago de Cuba halkına yeniden konuşma nadir onurunu vermiş olması gerçekten inanılmaz.
O gün, günbatımında, baskıcı rejimin diktatörü olan şahsın ve diğer figürlerinin halk güçlerinin karşı koyulamayan zaferleri karşısında ülkeden kaçtıkları haberleri geldiğinde, bir kaç saniye boyunca, içimde garip bir boşluk hissetmiştim. O halde, nasıl olmuştu da 18 Aralık 1956 tarihinden başlamak üzere- birliklerimizin hemen hemen yok olmasına neden olan o yenilgiden sonra- geçen 24 ay içerisinde 800.000 kişilik askeri güç , binlerce eğitimli subay , yüksek moral, çekici öncelikler, hiç bir şekilde sorgulanmayan yenilmezlik duygusu, kusursuz bilgi desteği ve ABD den gelmesi garanti olan lojistik destek karşısında tam tamına 7 adet tüfeği bulmuş ve inanılmaz bir zafer kazanmıştık...Sadece, muzaffer bir halkın kendilerine ait olduğunu ifade ettiği fikirler askeri ve politik bir zafer elde etmişti. Takibeden sonuçsuz denemeler ve sömürücü ve baskıcı bir rejimden geriye kalanları kurtarmaya yönelik gerçekdışı çabalar İsyancı Ordusu, işçiler ve kalan halk tarafından 24 saat içerisinde silinip süpürülmüştü.
Zafer anında üzerimize çöken geçici üzüntü yaşadığımız tecrübelerden geriye kalan bir eskiye özlem, direniş sırasında kaybettiğimiz yoldaşlarımızın akıllarımızdan çıkmayan hatıraları, o gerçekten zor ve izler bırakan yılların bizleri olduğumuzan daha iyi hale getirmiş olduğunun hepten farkına varmamız ve bu tecrübeleri yaşamlarımızın en verimli ve yaratıcı tecrübeleri haline getirmemizdi. Savaşla geçen 761 gününün her birinde, kara yada havadan her an saldırabilecek olan düşman karşısında sürekli olarak dikkat kesilmemiz gereken gergin yaşantılarımızı, dağlarımızı, köylerdeki yaşantılarımızı, vazgeçilmeyen ve yükümlü olduğumuz alışkanlıklarımızı terk etmek zorunda kalmıştık; o günler sağlıklı, saf ve zor, ancak fedakarlıklar ve insanların her insanda bulunan erdemlerinden birisi olan bir sebebe sonuna kadar kendilerini adamaları gibi yüce bir duıygu ile dolu, tam olarak bencilliğinden sıyrılma ve altruism gibi davranışlar, kardeşten de öteye geçip en insancıl yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan tehlikeler karşısında ortak tavırlar alınmış olan günlerdi.
Düşman güçleri ve bizim aramızadaki devasa ekipman ve güç farkı inanılmazı yapmaya zorladı bizi. Düşmanın hemen her askeri harelkatta anında kullanıma giren cephane, zırhlı araçlar, ve özellikle de uçaklarına karşı sadece piyade tüfekleri ve kara mayınlarıyla savaşı kazandığımızı söylemek sanırım herşeyi yeterince açıklayacaktır.

Düşman operasyon timleri ve garnizonları abluka altına alınmış, destek güçleri ya yok edilmiş yada yeterli ekipman ve silah yokluğunde bir çok yaşama mal olan direkt saldırı yerine, çemberi her gün daraltan keskin nişancıların sürekli ateşi altında, susuz ve aç bırakılarak teslim alınmıştı. Çarpışmalarda düşmanın elindeki piyade tüfekleri ve diğer otomatik veya yarı otomatik piyade silahlarını ele geçirdik, ve zırhlı araçlarla piyadelere karşı kullandığımız patlayıcılar ise bazıları infilak etmeyen yoğun bombardımanlardan arta kalanlarla köhne imalathanelerde imal ettiğimiz mermilerdi. Her zaman başarıya ulaşmış olan düşmana hareket halinda iken saldırma taktiği temel faktördü. O güçleri dirençli siperlerinden ve genellikle yarılamayan pozisyonlarından çıkmaya zorlama sanatı komutanlığımızın en büyük becerilerinden birisi haline gelmişti. Dağlarda ve sıkı ormanlık alanlarda öğrendiklerimizi daha aşağıdaki düzlüklerde, asfalt yollarda , narenciye ve meyve bahçelerinin hatta bazan şeker kamışı tarlalalarının siperliğinde silah ele geçirdikçe gittikçe güçlenen ancak her zaman için daha tecrübeli askerlerimizin komutasındaki yeni acemi birliklerimizi kamufle edip, destek güçlerine sürpriz saldırılar yaparak uyguluyorduk. Aynı metod şehirlerdeki belirli bazı garnizonları izole etmek suretiyle oralarda da uygulanmaya başlandı.
İşte palma Sorriano şehri bu şelkilde ele geçirildi ve Santiago de Cuba şehrinde bulunan 5000 asker gücündeki garnizonun komutasının 1200 isyancı tarafından ele geçirilmesi bu şekilde planlanmıştı. Palma da ele geçirilen sişlahlardan 100 tanesi isyanın başlatılması amacıyla, sınırda bekleyen dört bataryanın şehri çembere almak içimn harekete geçmesinden beş gün önce, Santiago Körfezi üzerinden getirilmişti. Uygulanan planın net detaylarını burada anlatmıyorum. Sadece, dört düşman askerine bir adet isyancı askerin düştüğünü söylemekle yetineceğim. Hiç bir zaman için güçlerin bu şekilde dengelendiği bir başka şansımız olmadı.
Muharebe, Bayamo dan bir kaç kilometre uzaklıktaki Guisa"da , asfalt bir yoldan ve düşmanın en iyi askerlerinin konuşlanmış olduğu ve ağır tanklar tarafından desteklenen o şehirde bulunan diğer rotalardan harekete geçmiş olan destek güçlerine karşı savaşacak olan 180 kişi tarafından başlatılmıştı. Guisa, saflarımızın ele geçirilen silahlar ve bir kısım destek ile güçlendiğini gördüğümüz, 11 günlük bir çarpışmadan sonra 30 kasım 1958 de ele geçirildi.
Bu muhabere askerlerimizin edindiği eşsiz savaş kapasitesi ve kusursuz manevralarının bir başka örneğidir. Bundan beş ay önce, aynı yılın haziran ayında düşman Sierra Maestradaki La Plata da bulunan Genel Komutanlığa son ve bilindiği kadarıylada yenilmez saldırısını başlatmıştı. Ancak bizler artık ne 2 Aralık 1956 tarihinde harekete geçen çekirgelerdik nede sayımız bu kadar çoktu. Savunmamız yaklaşık 170 kadar savaşçı yanısıra düşman saldırısının stratejik hedefi olan 1.Ordu pozisyonlarına doğru i
lerleme emri almış olan Che, Camilo, Ramiro ve Almedia tarafından komuta edilen sınırlı sayıda bişrliklerle başlatılmıştı. Böyle olunca, Kuzey Doğu dağlarında buluna ve bizim cephemizi destekleyemeyecek kadar uzakta olan Raul komutasındaki 2. Doğu Cephesi birliklerimiz hariç tüm birliklerimiz bir araya gelmişti. Dört hafta kadar sonra toplam savaşçı sayımız 300 kadardı. daha da ötesi, yüzlerce silahsız genç gönüllü Minas del Frio askeri okulunda eğitilmekteydi.
CAMILO VE CHE"NİN THE SIERRA DAN ESCAMBRAY"A YÜRÜYÜŞÜ
74 gün süren yoğun çatışmalardan sonra düşman safları ölümler, yaralanmalar ve esirler de dahil olmak üzere 1000 kişi kayıp vermişti. 440 ın üzerinde esirimiz vardı ve bir kaç gün sonra Uluslararsı Kızıl haç aracılığıyla bunları teslim ettik. hatırladıklarımı yazdım. Tarihçiler belkide korunmakta olan bizim belgelerimiz ve daha sonra düşman arşivlerinde keşfedilen verilere dayanarak bu konuyu daha da detaylı olarak inceleyebileceklerdir. 500 kadar ordu silahının ele geçirildiğini ve bu arada da acemi askerlerimizin bunlarla silahlandırıldığını teyit edebilirim. Çarpışma biter bitmez sayısı 900 adamı geçmeyen silahlı isyancı birlikleri hiç zaman kaybetmeden, Frank Pais komutasındaki 2. Doğu Cephesinin tamamen kontrolü altında olan geniş doğu kısmı hariç, ordu tarafından kontrol altında tutulan iç kısımlara doğru ilerlemişti. O isyancı b
irlikleri farklı yönlerden işlerleyip hemen geliştirilen yeni savaş cepheleri yaratıyorlardı. Ben ve bir kaç adam gewnel Komuta merkezinde kalmıştık.

Kuzum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 27-11-07 13:05 .Sebep: yazı tipi
Mütercim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 18:49  #5
Mütercim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186
Fidel Kastro-1999) 2)

Devrimin Zaferi"nin 40. yılı olan 1 Ocak 1999 tarihinde Kübanın Santiago şehrindeki Cespedes parkında yapılan ana kutlamalarında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri ve Eyalet konseyleri ve bakanlar kurulu başkanı Fidel Castro Ruz tarafından yapılan konuşmadır.

- Devlet Konseyi Tutanaklarının İngilizce çevirisinden Türkçeye çevrilmiştir.

Santiago Halkı:

Kübanın her yerindeki yoldaşlarım:
. 1 Ocak 1959 gecesini hatırlamaya çalışıyorum; her şey sanki şimdi oluyormuş gibi o günleri yeniden yaşıyor, her detayı ve olan bitenleri gözümde canlandırabiliyorum. Kaderimizin 40 yıl sonra aynı yerde Santiago de Cuba halkına yeniden konuşma nadir onurunu vermiş olması gerçekten inanılmaz.
O gün, günbatımında, baskıcı rejimin diktatörü olan şahsın ve diğer figürlerinin halk güçlerinin karşı koyulamayan zaferleri karşısında ülkeden kaçtıkları haberleri geldiğinde, bir kaç saniye boyunca, içimde garip bir boşluk hissetmiştim. O halde, nasıl olmuştu da 18 Aralık 1956 tarihinden başlamak üzere- birliklerimizin hemen hemen yok olmasına neden olan o yenilgiden sonra- geçen 24 ay içerisinde 800.000 kişilik askeri güç , binlerce eğitimli subay , yüksek moral, çekici öncelikler, hiç bir şekilde sorgulanmayan yenilmezlik duygusu, kusursuz bilgi desteği ve ABD den gelmesi garanti olan lojistik destek karşısında tam tamına 7 adet tüfeği bulmuş ve inanılmaz bir zafer kazanmıştık...Sadece, muzaffer bir halkın kendilerine ait olduğunu ifade ettiği fikirler askeri ve politik bir zafer elde etmişti. Takibeden sonuçsuz denemeler ve sömürücü ve baskıcı bir rejimden geriye kalanları kurtarmaya yönelik gerçekdışı çabalar İsyancı Ordusu, işçiler ve kalan halk tarafından 24 saat içerisinde silinip süpürülmüştü.
Zafer anında üzerimize çöken geçici üzüntü yaşadığımız tecrübelerden geriye kalan bir eskiye özlem, direniş sırasında kaybettiğimiz yoldaşlarımızın akıllarımızdan çıkmayan hatıraları, o gerçekten zor ve izler bırakan yılların bizleri olduğumuzan daha iyi hale getirmiş olduğunun hepten farkına varmamız ve bu tecrübeleri yaşamlarımızın en verimli ve yaratıcı tecrübeleri haline getirmemizdi. Savaşla geçen 761 gününün her birinde, kara yada havadan her an saldırabilecek olan düşman karşısında sürekli olarak dikkat kesilmemiz gereken gergin yaşantılarımızı, dağlarımızı, köylerdeki yaşantılarımızı, vazgeçilmeyen ve yükümlü olduğumuz alışkanlıklarımızı terk etmek zorunda kalmıştık; o günler sağlıklı, saf ve zor, ancak fedakarlıklar ve insanların her insanda bulunan erdemlerinden birisi olan bir sebebe sonuna kadar kendilerini adamaları gibi yüce bir duıygu ile dolu, tam olarak bencilliğinden sıyrılma ve altruism gibi davranışlar, kardeşten de öteye geçip en insancıl yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan tehlikeler karşısında ortak tavırlar alınmış olan günlerdi.
Düşman güçleri ve bizim aramızadaki devasa ekipman ve güç farkı inanılmazı yapmaya zorladı bizi. Düşmanın hemen her askeri harelkatta anında kullanıma giren cephane, zırhlı araçlar, ve özellikle de uçaklarına karşı sadece piyade tüfekleri ve kara mayınlarıyla savaşı kazandığımızı söylemek sanırım herşeyi yeterince açıklayacaktır.

Düşman operasyon timleri ve garnizonları abluka altına alınmış, destek güçleri ya yok edilmiş yada yeterli ekipman ve silah yokluğunde bir çok yaşama mal olan direkt saldırı yerine, çemberi her gün daraltan keskin nişancıların sürekli ateşi altında, susuz ve aç bırakılarak teslim alınmıştı. Çarpışmalarda düşmanın elindeki piyade tüfekleri ve diğer otomatik veya yarı otomatik piyade silahlarını ele geçirdik, ve zırhlı araçlarla piyadelere karşı kullandığımız patlayıcılar ise bazıları infilak etmeyen yoğun bombardımanlardan arta kalanlarla köhne imalathanelerde imal ettiğimiz mermilerdi. Her zaman başarıya ulaşmış olan düşmana hareket halinda iken saldırma taktiği temel faktördü. O güçleri dirençli siperlerinden ve genellikle yarılamayan pozisyonlarından çıkmaya zorlama sanatı komutanlığımızın en büyük becerilerinden birisi haline gelmişti. Dağlarda ve sıkı ormanlık alanlarda öğrendiklerimizi daha aşağıdaki düzlüklerde, asfalt yollarda , narenciye ve meyve bahçelerinin hatta bazan şeker kamışı tarlalalarının siperliğinde silah ele geçirdikçe gittikçe güçlenen ancak her zaman için daha tecrübeli askerlerimizin komutasındaki yeni acemi birliklerimizi kamufle edip, destek güçlerine sürpriz saldırılar yaparak uyguluyorduk. Aynı metod şehirlerdeki belirli bazı garnizonları izole etmek suretiyle oralarda da uygulanmaya başlandı.
İşte palma Sorriano şehri bu şelkilde ele geçirildi ve Santiago de Cuba şehrinde bulunan 5000 asker gücündeki garnizonun komutasının 1200 isyancı tarafından ele geçirilmesi bu şekilde planlanmıştı. Palma da ele geçirilen sişlahlardan 100 tanesi isyanın başlatılması amacıyla, sınırda bekleyen dört bataryanın şehri çembere almak içimn harekete geçmesinden beş gün önce, Santiago Körfezi üzerinden getirilmişti. Uygulanan planın net detaylarını burada anlatmıyorum. Sadece, dört düşman askerine bir adet isyancı askerin düştüğünü söylemekle yetineceğim. Hiç bir zaman için güçlerin bu şekilde dengelendiği bir başka şansımız olmadı.
Muharebe, Bayamo dan bir kaç kilometre uzaklıktaki Guisa"da , asfalt bir yoldan ve düşmanın en iyi askerlerinin konuşlanmış olduğu ve ağır tanklar tarafından desteklenen o şehirde bulunan diğer rotalardan harekete geçmiş olan destek güçlerine karşı savaşacak olan 180 kişi tarafından başlatılmıştı. Guisa, saflarımızın ele geçirilen silahlar ve bir kısım destek ile güçlendiğini gördüğümüz, 11 günlük bir çarpışmadan sonra 30 kasım 1958 de ele geçirildi.
Bu muhabere askerlerimizin edindiği eşsiz savaş kapasitesi ve kusursuz manevralarının bir başka örneğidir. Bundan beş ay önce, aynı yılın haziran ayında düşman Sierra Maestradaki La Plata da bulunan Genel Komutanlığa son ve bilindiği kadarıylada yenilmez saldırısını başlatmıştı. Ancak bizler artık ne 2 Aralık 1956 tarihinde harekete geçen çekirgelerdik nede sayımız bu kadar çoktu. Savunmamız yaklaşık 170 kadar savaşçı yanısıra düşman saldırısının stratejik hedefi olan 1.Ordu pozisyonlarına doğru i
lerleme emri almış olan Che, Camilo, Ramiro ve Almedia tarafından komuta edilen sınırlı sayıda bişrliklerle başlatılmıştı. Böyle olunca, Kuzey Doğu dağlarında buluna ve bizim cephemizi destekleyemeyecek kadar uzakta olan Raul komutasındaki 2. Doğu Cephesi birliklerimiz hariç tüm birliklerimiz bir araya gelmişti. Dört hafta kadar sonra toplam savaşçı sayımız 300 kadardı. daha da ötesi, yüzlerce silahsız genç gönüllü Minas del Frio askeri okulunda eğitilmekteydi.
CAMILO VE CHE"NİN THE SIERRA DAN ESCAMBRAY"A YÜRÜYÜŞÜ
74 gün süren yoğun çatışmalardan sonra düşman safları ölümler, yaralanmalar ve esirler de dahil olmak üzere 1000 kişi kayıp vermişti. 440 ın üzerinde esirimiz vardı ve bir kaç gün sonra Uluslararsı Kızıl haç aracılığıyla bunları teslim ettik. hatırladıklarımı yazdım. Tarihçiler belkide korunmakta olan bizim belgelerimiz ve daha sonra düşman arşivlerinde keşfedilen verilere dayanarak bu konuyu daha da detaylı olarak inceleyebileceklerdir. 500 kadar ordu silahının ele geçirildiğini ve bu arada da acemi askerlerimizin bunlarla silahlandırıldığını teyit edebilirim. Çarpışma biter bitmez sayısı 900 adamı geçmeyen silahlı isyancı birlikleri hiç zaman kaybetmeden, Frank Pais komutasındaki 2. Doğu Cephesinin tamamen kontrolü altında olan geniş doğu kısmı hariç, ordu tarafından kontrol altında tutulan iç kısımlara doğru ilerlemişti. O isyancı b
irlikleri farklı yönlerden işlerleyip hemen geliştirilen yeni savaş cepheleri yaratıyorlardı. Ben ve bir kaç adam gewnel Komuta merkezinde kalmıştık.

Kuzum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 27-11-07 13:06 .Sebep: yazı tipi
Mütercim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 18:51  #6
Mütercim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186
Fidel Kastro 3 (1999)

Devrimin Zaferi"nin 40. yılı olan 1 Ocak 1999 tarihinde Kübanın Santiago şehrindeki Cespedes parkında yapılan ana kutlamalarında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri ve Eyalet konseyleri ve bakanlar kurulu başkanı Fidel Castro Ruz tarafından yapılan konuşmadır.

- Devlet Konseyi Tutanaklarının İngilizce çevirisinden Türkçeye çevrilmiştir.

Santiago Halkı:

Kübanın her yerindeki yoldaşlarım:
. 1 Ocak 1959 gecesini hatırlamaya çalışıyorum; her şey sanki şimdi oluyormuş gibi o günleri yeniden yaşıyor, her detayı ve olan bitenleri gözümde canlandırabiliyorum. Kaderimizin 40 yıl sonra aynı yerde Santiago de Cuba halkına yeniden konuşma nadir onurunu vermiş olması gerçekten inanılmaz.
O gün, günbatımında, baskıcı rejimin diktatörü olan şahsın ve diğer figürlerinin halk güçlerinin karşı koyulamayan zaferleri karşısında ülkeden kaçtıkları haberleri geldiğinde, bir kaç saniye boyunca, içimde garip bir boşluk hissetmiştim. O halde, nasıl olmuştu da 18 Aralık 1956 tarihinden başlamak üzere- birliklerimizin hemen hemen yok olmasına neden olan o yenilgiden sonra- geçen 24 ay içerisinde 800.000 kişilik askeri güç , binlerce eğitimli subay , yüksek moral, çekici öncelikler, hiç bir şekilde sorgulanmayan yenilmezlik duygusu, kusursuz bilgi desteği ve ABD den gelmesi garanti olan lojistik destek karşısında tam tamına 7 adet tüfeği bulmuş ve inanılmaz bir zafer kazanmıştık...Sadece, muzaffer bir halkın kendilerine ait olduğunu ifade ettiği fikirler askeri ve politik bir zafer elde etmişti. Takibeden sonuçsuz denemeler ve sömürücü ve baskıcı bir rejimden geriye kalanları kurtarmaya yönelik gerçekdışı çabalar İsyancı Ordusu, işçiler ve kalan halk tarafından 24 saat içerisinde silinip süpürülmüştü.
Zafer anında üzerimize çöken geçici üzüntü yaşadığımız tecrübelerden geriye kalan bir eskiye özlem, direniş sırasında kaybettiğimiz yoldaşlarımızın akıllarımızdan çıkmayan hatıraları, o gerçekten zor ve izler bırakan yılların bizleri olduğumuzan daha iyi hale getirmiş olduğunun hepten farkına varmamız ve bu tecrübeleri yaşamlarımızın en verimli ve yaratıcı tecrübeleri haline getirmemizdi. Savaşla geçen 761 gününün her birinde, kara yada havadan her an saldırabilecek olan düşman karşısında sürekli olarak dikkat kesilmemiz gereken gergin yaşantılarımızı, dağlarımızı, köylerdeki yaşantılarımızı, vazgeçilmeyen ve yükümlü olduğumuz alışkanlıklarımızı terk etmek zorunda kalmıştık; o günler sağlıklı, saf ve zor, ancak fedakarlıklar ve insanların her insanda bulunan erdemlerinden birisi olan bir sebebe sonuna kadar kendilerini adamaları gibi yüce bir duıygu ile dolu, tam olarak bencilliğinden sıyrılma ve altruism gibi davranışlar, kardeşten de öteye geçip en insancıl yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan tehlikeler karşısında ortak tavırlar alınmış olan günlerdi.
Düşman güçleri ve bizim aramızadaki devasa ekipman ve güç farkı inanılmazı yapmaya zorladı bizi. Düşmanın hemen her askeri harelkatta anında kullanıma giren cephane, zırhlı araçlar, ve özellikle de uçaklarına karşı sadece piyade tüfekleri ve kara mayınlarıyla savaşı kazandığımızı söylemek sanırım herşeyi yeterince açıklayacaktır.

Düşman operasyon timleri ve garnizonları abluka altına alınmış, destek güçleri ya yok edilmiş yada yeterli ekipman ve silah yokluğunde bir çok yaşama mal olan direkt saldırı yerine, çemberi her gün daraltan keskin nişancıların sürekli ateşi altında, susuz ve aç bırakılarak teslim alınmıştı. Çarpışmalarda düşmanın elindeki piyade tüfekleri ve diğer otomatik veya yarı otomatik piyade silahlarını ele geçirdik, ve zırhlı araçlarla piyadelere karşı kullandığımız patlayıcılar ise bazıları infilak etmeyen yoğun bombardımanlardan arta kalanlarla köhne imalathanelerde imal ettiğimiz mermilerdi. Her zaman başarıya ulaşmış olan düşmana hareket halinda iken saldırma taktiği temel faktördü. O güçleri dirençli siperlerinden ve genellikle yarılamayan pozisyonlarından çıkmaya zorlama sanatı komutanlığımızın en büyük becerilerinden birisi haline gelmişti. Dağlarda ve sıkı ormanlık alanlarda öğrendiklerimizi daha aşağıdaki düzlüklerde, asfalt yollarda , narenciye ve meyve bahçelerinin hatta bazan şeker kamışı tarlalalarının siperliğinde silah ele geçirdikçe gittikçe güçlenen ancak her zaman için daha tecrübeli askerlerimizin komutasındaki yeni acemi birliklerimizi kamufle edip, destek güçlerine sürpriz saldırılar yaparak uyguluyorduk. Aynı metod şehirlerdeki belirli bazı garnizonları izole etmek suretiyle oralarda da uygulanmaya başlandı.
İşte palma Sorriano şehri bu şelkilde ele geçirildi ve Santiago de Cuba şehrinde bulunan 5000 asker gücündeki garnizonun komutasının 1200 isyancı tarafından ele geçirilmesi bu şekilde planlanmıştı. Palma da ele geçirilen sişlahlardan 100 tanesi isyanın başlatılması amacıyla, sınırda bekleyen dört bataryanın şehri çembere almak içimn harekete geçmesinden beş gün önce, Santiago Körfezi üzerinden getirilmişti. Uygulanan planın net detaylarını burada anlatmıyorum. Sadece, dört düşman askerine bir adet isyancı askerin düştüğünü söylemekle yetineceğim. Hiç bir zaman için güçlerin bu şekilde dengelendiği bir başka şansımız olmadı.
Muharebe, Bayamo dan bir kaç kilometre uzaklıktaki Guisa"da , asfalt bir yoldan ve düşmanın en iyi askerlerinin konuşlanmış olduğu ve ağır tanklar tarafından desteklenen o şehirde bulunan diğer rotalardan harekete geçmiş olan destek güçlerine karşı savaşacak olan 180 kişi tarafından başlatılmıştı. Guisa, saflarımızın ele geçirilen silahlar ve bir kısım destek ile güçlendiğini gördüğümüz, 11 günlük bir çarpışmadan sonra 30 kasım 1958 de ele geçirildi.
Bu muhabere askerlerimizin edindiği eşsiz savaş kapasitesi ve kusursuz manevralarının bir başka örneğidir. Bundan beş ay önce, aynı yılın haziran ayında düşman Sierra Maestradaki La Plata da bulunan Genel Komutanlığa son ve bilindiği kadarıylada yenilmez saldırısını başlatmıştı. Ancak bizler artık ne 2 Aralık 1956 tarihinde harekete geçen çekirgelerdik nede sayımız bu kadar çoktu. Savunmamız yaklaşık 170 kadar savaşçı yanısıra düşman saldırısının stratejik hedefi olan 1.Ordu pozisyonlarına doğru i
lerleme emri almış olan Che, Camilo, Ramiro ve Almedia tarafından komuta edilen sınırlı sayıda bişrliklerle başlatılmıştı. Böyle olunca, Kuzey Doğu dağlarında buluna ve bizim cephemizi destekleyemeyecek kadar uzakta olan Raul komutasındaki 2. Doğu Cephesi birliklerimiz hariç tüm birliklerimiz bir araya gelmişti. Dört hafta kadar sonra toplam savaşçı sayımız 300 kadardı. daha da ötesi, yüzlerce silahsız genç gönüllü Minas del Frio askeri okulunda eğitilmekteydi.
CAMILO VE CHE"NİN THE SIERRA DAN ESCAMBRAY"A YÜRÜYÜŞÜ
74 gün süren yoğun çatışmalardan sonra düşman safları ölümler, yaralanmalar ve esirler de dahil olmak üzere 1000 kişi kayıp vermişti. 440 ın üzerinde esirimiz vardı ve bir kaç gün sonra Uluslararsı Kızıl haç aracılığıyla bunları teslim ettik. hatırladıklarımı yazdım. Tarihçiler belkide korunmakta olan bizim belgelerimiz ve daha sonra düşman arşivlerinde keşfedilen verilere dayanarak bu konuyu daha da detaylı olarak inceleyebileceklerdir. 500 kadar ordu silahının ele geçirildiğini ve bu arada da acemi askerlerimizin bunlarla silahlandırıldığını teyit edebilirim. Çarpışma biter bitmez sayısı 900 adamı geçmeyen silahlı isyancı birlikleri hiç zaman kaybetmeden, Frank Pais komutasındaki 2. Doğu Cephesinin tamamen kontrolü altında olan geniş doğu kısmı hariç, ordu tarafından kontrol altında tutulan iç kısımlara doğru ilerlemişti. O isyancı b
irlikleri farklı yönlerden işlerleyip hemen geliştirilen yeni savaş cepheleri yaratıyorlardı. Ben ve bir kaç adam gewnel Komuta merkezinde kalmıştık.

Kuzum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 27-11-07 13:06 .Sebep: yazı tipi
Mütercim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 18:52  #7
Mütercim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186
Fidel Kastro (4) 1999

Devrimin Zaferi"nin 40. yılı olan 1 Ocak 1999 tarihinde Kübanın Santiago şehrindeki Cespedes parkında yapılan ana kutlamalarında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri ve Eyalet konseyleri ve bakanlar kurulu başkanı Fidel Castro Ruz tarafından yapılan konuşmadır.

- Devlet Konseyi Tutanaklarının İngilizce çevirisinden Türkçeye çevrilmiştir.

Santiago Halkı:

Kübanın her yerindeki yoldaşlarım:
. 1 Ocak 1959 gecesini hatırlamaya çalışıyorum; her şey sanki şimdi oluyormuş gibi o günleri yeniden yaşıyor, her detayı ve olan bitenleri gözümde canlandırabiliyorum. Kaderimizin 40 yıl sonra aynı yerde Santiago de Cuba halkına yeniden konuşma nadir onurunu vermiş olması gerçekten inanılmaz.
O gün, günbatımında, baskıcı rejimin diktatörü olan şahsın ve diğer figürlerinin halk güçlerinin karşı koyulamayan zaferleri karşısında ülkeden kaçtıkları haberleri geldiğinde, bir kaç saniye boyunca, içimde garip bir boşluk hissetmiştim. O halde, nasıl olmuştu da 18 Aralık 1956 tarihinden başlamak üzere- birliklerimizin hemen hemen yok olmasına neden olan o yenilgiden sonra- geçen 24 ay içerisinde 800.000 kişilik askeri güç , binlerce eğitimli subay , yüksek moral, çekici öncelikler, hiç bir şekilde sorgulanmayan yenilmezlik duygusu, kusursuz bilgi desteği ve ABD den gelmesi garanti olan lojistik destek karşısında tam tamına 7 adet tüfeği bulmuş ve inanılmaz bir zafer kazanmıştık...Sadece, muzaffer bir halkın kendilerine ait olduğunu ifade ettiği fikirler askeri ve politik bir zafer elde etmişti. Takibeden sonuçsuz denemeler ve sömürücü ve baskıcı bir rejimden geriye kalanları kurtarmaya yönelik gerçekdışı çabalar İsyancı Ordusu, işçiler ve kalan halk tarafından 24 saat içerisinde silinip süpürülmüştü.
Zafer anında üzerimize çöken geçici üzüntü yaşadığımız tecrübelerden geriye kalan bir eskiye özlem, direniş sırasında kaybettiğimiz yoldaşlarımızın akıllarımızdan çıkmayan hatıraları, o gerçekten zor ve izler bırakan yılların bizleri olduğumuzan daha iyi hale getirmiş olduğunun hepten farkına varmamız ve bu tecrübeleri yaşamlarımızın en verimli ve yaratıcı tecrübeleri haline getirmemizdi. Savaşla geçen 761 gününün her birinde, kara yada havadan her an saldırabilecek olan düşman karşısında sürekli olarak dikkat kesilmemiz gereken gergin yaşantılarımızı, dağlarımızı, köylerdeki yaşantılarımızı, vazgeçilmeyen ve yükümlü olduğumuz alışkanlıklarımızı terk etmek zorunda kalmıştık; o günler sağlıklı, saf ve zor, ancak fedakarlıklar ve insanların her insanda bulunan erdemlerinden birisi olan bir sebebe sonuna kadar kendilerini adamaları gibi yüce bir duıygu ile dolu, tam olarak bencilliğinden sıyrılma ve altruism gibi davranışlar, kardeşten de öteye geçip en insancıl yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan tehlikeler karşısında ortak tavırlar alınmış olan günlerdi.
Düşman güçleri ve bizim aramızadaki devasa ekipman ve güç farkı inanılmazı yapmaya zorladı bizi. Düşmanın hemen her askeri harelkatta anında kullanıma giren cephane, zırhlı araçlar, ve özellikle de uçaklarına karşı sadece piyade tüfekleri ve kara mayınlarıyla savaşı kazandığımızı söylemek sanırım herşeyi yeterince açıklayacaktır.

Düşman operasyon timleri ve garnizonları abluka altına alınmış, destek güçleri ya yok edilmiş yada yeterli ekipman ve silah yokluğunde bir çok yaşama mal olan direkt saldırı yerine, çemberi her gün daraltan keskin nişancıların sürekli ateşi altında, susuz ve aç bırakılarak teslim alınmıştı. Çarpışmalarda düşmanın elindeki piyade tüfekleri ve diğer otomatik veya yarı otomatik piyade silahlarını ele geçirdik, ve zırhlı araçlarla piyadelere karşı kullandığımız patlayıcılar ise bazıları infilak etmeyen yoğun bombardımanlardan arta kalanlarla köhne imalathanelerde imal ettiğimiz mermilerdi. Her zaman başarıya ulaşmış olan düşmana hareket halinda iken saldırma taktiği temel faktördü. O güçleri dirençli siperlerinden ve genellikle yarılamayan pozisyonlarından çıkmaya zorlama sanatı komutanlığımızın en büyük becerilerinden birisi haline gelmişti. Dağlarda ve sıkı ormanlık alanlarda öğrendiklerimizi daha aşağıdaki düzlüklerde, asfalt yollarda , narenciye ve meyve bahçelerinin hatta bazan şeker kamışı tarlalalarının siperliğinde silah ele geçirdikçe gittikçe güçlenen ancak her zaman için daha tecrübeli askerlerimizin komutasındaki yeni acemi birliklerimizi kamufle edip, destek güçlerine sürpriz saldırılar yaparak uyguluyorduk. Aynı metod şehirlerdeki belirli bazı garnizonları izole etmek suretiyle oralarda da uygulanmaya başlandı.
İşte palma Sorriano şehri bu şelkilde ele geçirildi ve Santiago de Cuba şehrinde bulunan 5000 asker gücündeki garnizonun komutasının 1200 isyancı tarafından ele geçirilmesi bu şekilde planlanmıştı. Palma da ele geçirilen sişlahlardan 100 tanesi isyanın başlatılması amacıyla, sınırda bekleyen dört bataryanın şehri çembere almak içimn harekete geçmesinden beş gün önce, Santiago Körfezi üzerinden getirilmişti. Uygulanan planın net detaylarını burada anlatmıyorum. Sadece, dört düşman askerine bir adet isyancı askerin düştüğünü söylemekle yetineceğim. Hiç bir zaman için güçlerin bu şekilde dengelendiği bir başka şansımız olmadı.
Muharebe, Bayamo dan bir kaç kilometre uzaklıktaki Guisa"da , asfalt bir yoldan ve düşmanın en iyi askerlerinin konuşlanmış olduğu ve ağır tanklar tarafından desteklenen o şehirde bulunan diğer rotalardan harekete geçmiş olan destek güçlerine karşı savaşacak olan 180 kişi tarafından başlatılmıştı. Guisa, saflarımızın ele geçirilen silahlar ve bir kısım destek ile güçlendiğini gördüğümüz, 11 günlük bir çarpışmadan sonra 30 kasım 1958 de ele geçirildi.
Bu muhabere askerlerimizin edindiği eşsiz savaş kapasitesi ve kusursuz manevralarının bir başka örneğidir. Bundan beş ay önce, aynı yılın haziran ayında düşman Sierra Maestradaki La Plata da bulunan Genel Komutanlığa son ve bilindiği kadarıylada yenilmez saldırısını başlatmıştı. Ancak bizler artık ne 2 Aralık 1956 tarihinde harekete geçen çekirgelerdik nede sayımız bu kadar çoktu. Savunmamız yaklaşık 170 kadar savaşçı yanısıra düşman saldırısının stratejik hedefi olan 1.Ordu pozisyonlarına doğru i
lerleme emri almış olan Che, Camilo, Ramiro ve Almedia tarafından komuta edilen sınırlı sayıda bişrliklerle başlatılmıştı. Böyle olunca, Kuzey Doğu dağlarında buluna ve bizim cephemizi destekleyemeyecek kadar uzakta olan Raul komutasındaki 2. Doğu Cephesi birliklerimiz hariç tüm birliklerimiz bir araya gelmişti. Dört hafta kadar sonra toplam savaşçı sayımız 300 kadardı. daha da ötesi, yüzlerce silahsız genç gönüllü Minas del Frio askeri okulunda eğitilmekteydi.
CAMILO VE CHE"NİN THE SIERRA DAN ESCAMBRAY"A YÜRÜYÜŞÜ
74 gün süren yoğun çatışmalardan sonra düşman safları ölümler, yaralanmalar ve esirler de dahil olmak üzere 1000 kişi kayıp vermişti. 440 ın üzerinde esirimiz vardı ve bir kaç gün sonra Uluslararsı Kızıl haç aracılığıyla bunları teslim ettik. hatırladıklarımı yazdım. Tarihçiler belkide korunmakta olan bizim belgelerimiz ve daha sonra düşman arşivlerinde keşfedilen verilere dayanarak bu konuyu daha da detaylı olarak inceleyebileceklerdir. 500 kadar ordu silahının ele geçirildiğini ve bu arada da acemi askerlerimizin bunlarla silahlandırıldığını teyit edebilirim. Çarpışma biter bitmez sayısı 900 adamı geçmeyen silahlı isyancı birlikleri hiç zaman kaybetmeden, Frank Pais komutasındaki 2. Doğu Cephesinin tamamen kontrolü altında olan geniş doğu kısmı hariç, ordu tarafından kontrol altında tutulan iç kısımlara doğru ilerlemişti. O isyancı b
irlikleri farklı yönlerden işlerleyip hemen geliştirilen yeni savaş cepheleri yaratıyorlardı. Ben ve bir kaç adam gewnel Komuta merkezinde kalmıştık.

Kuzum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 27-11-07 13:06 .Sebep: yazı tipi
Mütercim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 18:53  #8
Mütercim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186
Fidel Kastro (5) 1999

Devrimin Zaferi"nin 40. yılı olan 1 Ocak 1999 tarihinde Kübanın Santiago şehrindeki Cespedes parkında yapılan ana kutlamalarında Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri ve Eyalet konseyleri ve bakanlar kurulu başkanı Fidel Castro Ruz tarafından yapılan konuşmadır.

- Devlet Konseyi Tutanaklarının İngilizce çevirisinden Türkçeye çevrilmiştir.

Santiago Halkı:

Kübanın her yerindeki yoldaşlarım:
. 1 Ocak 1959 gecesini hatırlamaya çalışıyorum; her şey sanki şimdi oluyormuş gibi o günleri yeniden yaşıyor, her detayı ve olan bitenleri gözümde canlandırabiliyorum. Kaderimizin 40 yıl sonra aynı yerde Santiago de Cuba halkına yeniden konuşma nadir onurunu vermiş olması gerçekten inanılmaz.
O gün, günbatımında, baskıcı rejimin diktatörü olan şahsın ve diğer figürlerinin halk güçlerinin karşı koyulamayan zaferleri karşısında ülkeden kaçtıkları haberleri geldiğinde, bir kaç saniye boyunca, içimde garip bir boşluk hissetmiştim. O halde, nasıl olmuştu da 18 Aralık 1956 tarihinden başlamak üzere- birliklerimizin hemen hemen yok olmasına neden olan o yenilgiden sonra- geçen 24 ay içerisinde 800.000 kişilik askeri güç , binlerce eğitimli subay , yüksek moral, çekici öncelikler, hiç bir şekilde sorgulanmayan yenilmezlik duygusu, kusursuz bilgi desteği ve ABD den gelmesi garanti olan lojistik destek karşısında tam tamına 7 adet tüfeği bulmuş ve inanılmaz bir zafer kazanmıştık...Sadece, muzaffer bir halkın kendilerine ait olduğunu ifade ettiği fikirler askeri ve politik bir zafer elde etmişti. Takibeden sonuçsuz denemeler ve sömürücü ve baskıcı bir rejimden geriye kalanları kurtarmaya yönelik gerçekdışı çabalar İsyancı Ordusu, işçiler ve kalan halk tarafından 24 saat içerisinde silinip süpürülmüştü.
Zafer anında üzerimize çöken geçici üzüntü yaşadığımız tecrübelerden geriye kalan bir eskiye özlem, direniş sırasında kaybettiğimiz yoldaşlarımızın akıllarımızdan çıkmayan hatıraları, o gerçekten zor ve izler bırakan yılların bizleri olduğumuzan daha iyi hale getirmiş olduğunun hepten farkına varmamız ve bu tecrübeleri yaşamlarımızın en verimli ve yaratıcı tecrübeleri haline getirmemizdi. Savaşla geçen 761 gününün her birinde, kara yada havadan her an saldırabilecek olan düşman karşısında sürekli olarak dikkat kesilmemiz gereken gergin yaşantılarımızı, dağlarımızı, köylerdeki yaşantılarımızı, vazgeçilmeyen ve yükümlü olduğumuz alışkanlıklarımızı terk etmek zorunda kalmıştık; o günler sağlıklı, saf ve zor, ancak fedakarlıklar ve insanların her insanda bulunan erdemlerinden birisi olan bir sebebe sonuna kadar kendilerini adamaları gibi yüce bir duıygu ile dolu, tam olarak bencilliğinden sıyrılma ve altruism gibi davranışlar, kardeşten de öteye geçip en insancıl yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayan tehlikeler karşısında ortak tavırlar alınmış olan günlerdi.
Düşman güçleri ve bizim aramızadaki devasa ekipman ve güç farkı inanılmazı yapmaya zorladı bizi. Düşmanın hemen her askeri harelkatta anında kullanıma giren cephane, zırhlı araçlar, ve özellikle de uçaklarına karşı sadece piyade tüfekleri ve kara mayınlarıyla savaşı kazandığımızı söylemek sanırım herşeyi yeterince açıklayacaktır.

Düşman operasyon timleri ve garnizonları abluka altına alınmış, destek güçleri ya yok edilmiş yada yeterli ekipman ve silah yokluğunde bir çok yaşama mal olan direkt saldırı yerine, çemberi her gün daraltan keskin nişancıların sürekli ateşi altında, susuz ve aç bırakılarak teslim alınmıştı. Çarpışmalarda düşmanın elindeki piyade tüfekleri ve diğer otomatik veya yarı otomatik piyade silahlarını ele geçirdik, ve zırhlı araçlarla piyadelere karşı kullandığımız patlayıcılar ise bazıları infilak etmeyen yoğun bombardımanlardan arta kalanlarla köhne imalathanelerde imal ettiğimiz mermilerdi. Her zaman başarıya ulaşmış olan düşmana hareket halinda iken saldırma taktiği temel faktördü. O güçleri dirençli siperlerinden ve genellikle yarılamayan pozisyonlarından çıkmaya zorlama sanatı komutanlığımızın en büyük becerilerinden birisi haline gelmişti. Dağlarda ve sıkı ormanlık alanlarda öğrendiklerimizi daha aşağıdaki düzlüklerde, asfalt yollarda , narenciye ve meyve bahçelerinin hatta bazan şeker kamışı tarlalalarının siperliğinde silah ele geçirdikçe gittikçe güçlenen ancak her zaman için daha tecrübeli askerlerimizin komutasındaki yeni acemi birliklerimizi kamufle edip, destek güçlerine sürpriz saldırılar yaparak uyguluyorduk. Aynı metod şehirlerdeki belirli bazı garnizonları izole etmek suretiyle oralarda da uygulanmaya başlandı.
İşte palma Sorriano şehri bu şelkilde ele geçirildi ve Santiago de Cuba şehrinde bulunan 5000 asker gücündeki garnizonun komutasının 1200 isyancı tarafından ele geçirilmesi bu şekilde planlanmıştı. Palma da ele geçirilen sişlahlardan 100 tanesi isyanın başlatılması amacıyla, sınırda bekleyen dört bataryanın şehri çembere almak içimn harekete geçmesinden beş gün önce, Santiago Körfezi üzerinden getirilmişti. Uygulanan planın net detaylarını burada anlatmıyorum. Sadece, dört düşman askerine bir adet isyancı askerin düştüğünü söylemekle yetineceğim. Hiç bir zaman için güçlerin bu şekilde dengelendiği bir başka şansımız olmadı.
Muharebe, Bayamo dan bir kaç kilometre uzaklıktaki Guisa"da , asfalt bir yoldan ve düşmanın en iyi askerlerinin konuşlanmış olduğu ve ağır tanklar tarafından desteklenen o şehirde bulunan diğer rotalardan harekete geçmiş olan destek güçlerine karşı savaşacak olan 180 kişi tarafından başlatılmıştı. Guisa, saflarımızın ele geçirilen silahlar ve bir kısım destek ile güçlendiğini gördüğümüz, 11 günlük bir çarpışmadan sonra 30 kasım 1958 de ele geçirildi.
Bu muhabere askerlerimizin edindiği eşsiz savaş kapasitesi ve kusursuz manevralarının bir başka örneğidir. Bundan beş ay önce, aynı yılın haziran ayında düşman Sierra Maestradaki La Plata da bulunan Genel Komutanlığa son ve bilindiği kadarıylada yenilmez saldırısını başlatmıştı. Ancak bizler artık ne 2 Aralık 1956 tarihinde harekete geçen çekirgelerdik nede sayımız bu kadar çoktu. Savunmamız yaklaşık 170 kadar savaşçı yanısıra düşman saldırısının stratejik hedefi olan 1.Ordu pozisyonlarına doğru i
lerleme emri almış olan Che, Camilo, Ramiro ve Almedia tarafından komuta edilen sınırlı sayıda bişrliklerle başlatılmıştı. Böyle olunca, Kuzey Doğu dağlarında buluna ve bizim cephemizi destekleyemeyecek kadar uzakta olan Raul komutasındaki 2. Doğu Cephesi birliklerimiz hariç tüm birliklerimiz bir araya gelmişti. Dört hafta kadar sonra toplam savaşçı sayımız 300 kadardı. daha da ötesi, yüzlerce silahsız genç gönüllü Minas del Frio askeri okulunda eğitilmekteydi.
CAMILO VE CHE"NİN THE SIERRA DAN ESCAMBRAY"A YÜRÜYÜŞÜ
74 gün süren yoğun çatışmalardan sonra düşman safları ölümler, yaralanmalar ve esirler de dahil olmak üzere 1000 kişi kayıp vermişti. 440 ın üzerinde esirimiz vardı ve bir kaç gün sonra Uluslararsı Kızıl haç aracılığıyla bunları teslim ettik. hatırladıklarımı yazdım. Tarihçiler belkide korunmakta olan bizim belgelerimiz ve daha sonra düşman arşivlerinde keşfedilen verilere dayanarak bu konuyu daha da detaylı olarak inceleyebileceklerdir. 500 kadar ordu silahının ele geçirildiğini ve bu arada da acemi askerlerimizin bunlarla silahlandırıldığını teyit edebilirim. Çarpışma biter bitmez sayısı 900 adamı geçmeyen silahlı isyancı birlikleri hiç zaman kaybetmeden, Frank Pais komutasındaki 2. Doğu Cephesinin tamamen kontrolü altında olan geniş doğu kısmı hariç, ordu tarafından kontrol altında tutulan iç kısımlara doğru ilerlemişti. O isyancı b
irlikleri farklı yönlerden işlerleyip hemen geliştirilen yeni savaş cepheleri yaratıyorlardı. Ben ve bir kaç adam gewnel Komuta merkezinde kalmıştık.

Kuzum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 27-11-07 13:06 .Sebep: yazı tipi
Mütercim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski19-11-07, 18:55  #9
Mütercim
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186

Tüm yurtseverler ve özellikle de gençler, sizi temin ederim ki önümüzdeki 40 yıl dünya için çok önemli olacaktır. Önünüzde kesinlikle çok kartmaşık ve zor görevler var. Sizleri yeni zaferler bekliyor; Küba devrimcisi olma onuru bunu gerektirmektedir. Ulusumuz ve insanlık için mücadeleye devam eeceğiz. Ve sesimizi duyurabiliriz, her yere duyuracağız.

Günümüzde mücadele zor ve sertdir. Aynen silahlı muharebelerde olduğu gibi, ideolojik alanda da yara almış olanlar vardır. Herkesin bu zor koşullara ve zor zamanlara dayanma gücü yada cesareti yoktur.

Bugün düşündüm; savaşın ortasında, bombalamalar ve sayısız yokluklar arasında, okula giren genç gönüllülerden sadece onda birisi bunlara dayanabiliyordu; ancak bu bir kişi on, yüz, bin kişiye bedeldi. Bilincin güçlendirilmesi, karakter oluşumu, çağımızın zor koşulları altında gençlerimizin eğitilmesi, sağlam tohumlar atılması, doğruluğu tartışılamaz tartışmalar kullanarak, yaşayan örnekler olarak ve en önemlisi de insanoğlunun onuruna güvenerek her on kişiden dokuzunun muharebe yerinde, bayrağının, Devrimin ve anavatanın yanında olmasını kesinleştirebiliriz.

SOSYALİZM YADA ÖLÜM ...
Patria o muerte...
Zafer Bizimdir.


(AYAKTA ALKIŞLAR)

TERCÜMeMütercim
Mütercim is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Venezuella önderi Chavez müfredatı değiştiriyor fenerbahçeli Dünya Siyaseti 24 26-09-07 23:41
Chavez: "Ölürsem sorumlusu Bush'tur" Antioksidan Dünya Siyaseti 9 11-01-07 22:47
Venezüella'da başkanlık seçimi seha Dünya Siyaseti 6 05-12-06 00:27
Chavez: Donald Rumsfeld savaş köpeği Horozigo Dünya Siyaseti 13 10-10-06 21:37


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 15:05.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz